(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 279, 280) (5237 S. K. m. 53, 204)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 Sayılı CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; Dairenin yetkisi, başvuranların hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurularının kabul edilebilir olduğuna ve esas hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek aynı Kanunun 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında yapılan inceleme sonucunda;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, deliller, gerekçe ve istinaf dilekçesi incelendi;
Suç tarihinin 11/06/2010 ve 12/06/2014 arası olarak yazılması gerekirken 26/02/2014 - 09/04/2014 yazılması mahallinde düzeltilebilir nitelikte bulunmuştur.
TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle zimmet suçunu işleyen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince asıl cezanın infazından sonra başlamak üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe istinaf bulunmadığından eleştiri nedeni yapılmakla yetinilmiştir.
Adliyede hizmetli kadrosunda işe alınıp yapılan görevlendirmelerle şoför ve en son Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11/06/2010 tarihli yazısı ile mutemet olarak yetkilendirilen sanığın zincirleme nitelikli zimmet, zincirleme kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık ve zincirleme resmi evrakta sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının kanun yolu denetimine olanak verecek biçimde açık olması ve kanun yolu inceleme ve denetim merciniin bu işlevini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, eylemin ve yüklenen suçun yasal unsurlarının ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken; sanığın zimmet ve kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçuna konu eylemlerinin ne şekilde ayrıt edildiği ortaya konulmadan soruşturma aşamasında sahtecilik yapılan ve yapılmayan evraklar itibarıyla sanığın uhdesinde kalan miktarların hesaplandığı yetersiz bilirkişi raporuna dayalı mahkeme kararı Anayasa'nın 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 34 ve 230. maddelerinde öngörüldüğü şekilde yasal ve yeterli gerekçeyi içermediğinden CMK'nın 289/1-g maddesine muhalefet edilmesi,
Belgede sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu cihetle, sahtecilik suçuna konu evrakların duruşmada incelenip özelliklerinin tutanağa yazılması ve denetime açık olması gerektiği gözetilmeyerek "hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması" itibarıyla CMK'nın 289/1-h maddesine aykırı davranılması,
Nitelikli sahtecilik suçunda TCK'nın 204/2. maddesinde belirlenen "Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen" failin kamu görevlisi olması yeterli olmayıp sahteciliğe konu belgeyi düzenleme yetkisinin de bulunması gerektiğine ilişkin madde unsurlarının tartışılmasız bırakılması,
06/08/2013 tarih ve 28370 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik ve 99.madde ile yürürlükten kaldırılan 01/06/2005 günlü 25832 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmeliğin "İş bölümü" ne ilişkin farklı düzenlemeler getirdiği nazara alınarak hizmetli kadrosunda bulunan sanık hakkında yapılan görevlendirmelerin suç tarihleri ve yönetmelik tarihleri irdelenerek yasal mevzuata uygun olup olmadığının da saptanması suretiyle sanığın uhdesinde kaldığı iddia edilen eylemlerin nitelik ve miktarlarının belirlenmesi, bu itibarla maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından dosyanın tümüyle Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşturulacak bilirkişi kuruluna tevdii ile ayrıntılı rapor alınması,
Uygulamaya göre;
Dosya içeriğinde bulunan görevlendirme yazıları uyarınca, mahkeme tarafından sanığın 11/06/2010 tarihinde mutemet olarak görevlendirildiği kabul edildiği halde soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda 01/01/2010 başlangıç tarihi itibarıyla değerlendirme yapıldığı, raporun 9,11 ve 16. sayfasında 27 numaralı inceleme evrakı olarak gösterilen 07/04/2010 tarihli 1/6529 tahakkuk işlem numaralı sahte imzaya konu ödeme emri, 17-18-19. sayfalarında gösterilen 18/01/2010, 02/02/2010, 01/04/2010 ve 07/04/2010 tarihli Mal Müdürlüğünün ödeme emirlerine istinaden sanığın şahsi hesabına aktarılan meblağların ve 79. sayfada kovuşturma giderleri icmal tablosunun ilk dört sırasında yer alan 19/01/2010, 03/02/2010, 06/04/2010 ve 08/04/2010 tarihli ödemelere ilişkin sanığın uhdesinde kalan tutarların dayanağının belirlenemediği,
Banka çalışanı S. R. K. beyanında adı geçen banka görevlisi Y. B. B.'in dinlenmesi suretiyle noter tasdiki bulunmayan yetki belgesine dayanılarak gerçekleştirilen ödemelerde yapılan uygulama hakkında bilgi alınması,
Milas 2.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/88 Esas sayılı dosyasında "Zincirleme Şekilde Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama" suçundan yargılanan sanık hakkında mahkemenin hukuki ve fiili irtibat sebebiyle birleştirme talebine ilişkin bir değerlendirmede bulunulmadığı,
Milas Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/303 Adli Emanet numarasında gözüken "26/02/2014 tarihli ödeme emri belge aslı ve belgenin 12 sayfadan ibaret asıl belgelerin" emanetin intikal ettiği Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı 2015/433 Adli Emanet numarasında bulunmadığı ve Kriminal incelemeye konu evrak asıllarının Adli Emanet Bürosunda kayıt altına alınmaması sebebiyle Yönetmelik hükümlerine aykırı davranıldığı,
Bu nedenlerle mahkeme hükümlerinin Anayasa'nın 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 34 ve 230. maddelerinde öngörüldüğü şekilde yasal ve yeterli gerekçeyi içermediğinden, savunma hakkı kısıtlandığından kabule göre yapılan hukuka aykırılıklara ilişkin belirtilen sair hususlar da ikmal edilmek üzere CMK'nın 289/1-g ve 289/1-h maddesi atfı ile CMK'nın 280/1-b maddesi dikkate alınarak mutlak hukuka aykırılık hali nedeni ile HÜKÜMLERİN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5271 Sayılı CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 20/02/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)