T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2023/627 Esas
KARAR NO: 2023/941
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ: Av. ... -....
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 27/09/2023
KARAR TARİHİ: 20/12/2023
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalının sahibi olduğu ... plakalı ... Marka ... Model ... Şasi No’lu aracı 10/03/2023 tarihinde noter satış sözleşmesi ile kendi işletmesinde kullanmak için satın aldığını, satış tarihinden kısa bir süre sonra aracın motor arızası uyarısı verdiğini ve aracın bir daha çalışmadığını, müvekkili şirket çalışanlarının aracı çekici vasıtası ile tamiri için bulunduğu yerden kaldırdığını, müvekkili şirket tarafından yaptırılan kontrollerde, aracın arızasının motordan kaynaklandığını, motor yatak sarması olduğu yani motorun pert olduğunu, bitik durumda olduğunun öğrenildiğini, müvekkili şirket tarafından satıcıya haber verildiğini, araçta arıza olduğunun bildirildiğini fakat davalı tarafça müvekkili şirkete olumlu veya olumsuz hiçbir dönüş yapılmadığını, satın alınan araçtaki bu ayıbın, gizli bir ayıp olduğundan müvekkili şirketin bunu aracı alırken bilebilmesinin mümkün olmadığını, .... D. İş ve ... sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde "Araç motorunun satın alınmadan önce revizyon gördüğü bu revizyon işleminin tekniğine uygun olarak yapılmadığı için ortalama 200-300 km yol yaptıktan sonra yatak sarması sonucu araç motoru ve elemanları hasarlı vaziyete geldiği için, aracın ayıplı bir araç olarak satıldığı ve bu ayıbın gizli ayıp niteliği taşıdığı," şeklindeki tespit ile satın alınan araçta gizli ayıp olduğu saptandığını ve yine aynı raporda "Araçtaki gizli ayıp nedeniyle meydana gelen zarar mktarının 102.535,00 TL’sı (KDV Dahil) olduğu," belirlendiğini, ancak müvekkili şirket aracın arıza vermesi üzerine yapmış olduğu çekici masrafları, aracın tamirde geçirdiği sürede ikame bir araç kiralamaları nedeniyle de harcamalar yaptığını, her ne kadar bilirkişi raporunda araçtaki ayıp nedeniyle meydana gelen zarar 102.535,00 TL olarak hesaplanmışsa da, aracın parça ve işçilik bedelleri için müvekkili tarafından 109.176,00 TL ödeme yapıldığını, şirketi için kiraladığı araca ise iki aylık süreçte 53.000,00 TL ödeme yaptığını, müvekkili şirketin toplam zararı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 165.244,00 TL olduğunu, söz konusu bilirkişi raporunun davalı tarafa tebliğ edildiğini, davalı tarafın herhangi bir itiraz da bulunmadığını, bunun üzerine taraflarınca davalı aleyhine .... sayılı dosyasından esas alınarak icra takibi açıldığını, davalı tarafın icra takibine haksız ve hukuka aykırı bir biçimde itiraz ettiğini belirterek davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Dava, ayıp nedeniyle uğranılan maddi zararın tazminine istemli olup, davacı şirket tarafından davalıdan ... plaka sayılı aracın satın alındığı, satış tarihinden kısa bir süre sonra araç motor arızası uyarısı verdiğini, aracın arızasının motordan kaynaklandığını, motor yatak sarması olduğu yani motorun pert olduğu, bitik durumda olduğu, zararının tahsili için davalı hakkında icra takibi başlattığını, davalıca takibe haksız olarak itiraz edildiğini belirtilerek, itirazın iptalini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Araca ait noter satış sözleşmesi, ruhsat ve ekspertiz raporları incelendiğinde; Davaya konu olan aracın kullanım amacının hususi olarak yazıldığı hususu sabittir.
Bilindiği üzere, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5'inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir.
Buna göre, somut olay değerlendirildiğinde; davalının tacir olduğuna ilişkin bir delilin bulunmadığı, öte yandan dava konusunu oluşturan aracın kullanım şeklinin ''Hususi'' olarak kayıtlı olduğu, bu nedenle davanın nispi ticari dava olarak değerlendirilemeyeceği, öte yandan TTK'da hüküm bulunmaması nedeniyle mutlak ticari dava olarak da kabulünün mümkün olmadığı, buna göre ticari mahiyette olmayan işbu dava bakımından Ticaret Mahkemesi'nin görevli olmadığı, genel yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, davanın dava şartı (Görev) yokluğundan usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114. maddesinin 1. fıkrasının c bendi ve 115. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi gereğince mahkememiz görevsiz olduğundan dava şartı noksanlığı nedeni ile USULDEN REDDİNE,
2-Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi durumunda Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20. maddesinin 1. fıkrası gereğince dava dosyasının görevli .... Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına KARAR VERİLMESİNE,
3-Yargılama giderleri hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanununun 331. maddesinin 2. fıkrası gereğince davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde o mahkeme tarafından, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve talep olması halinde mahkememiz tarafından KARAR VERİLMESİNE,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/12/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır