T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/84
KARAR NO: 2024/150
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20.10.2023
NUMARASI: 2023/678 E.
TALEBİN KONUSU: İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ: 24.01.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 24.01.2024
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.10.2023 tarih 2023/678 E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, başkan ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, müvekkili şirketin Aydın 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/108 E.sayılı dosyasında konkordato talebinde bulunduğunu, talebin kabul edilerek borçların ödenmesine karar verildiğini, ödemelerin davalı banka dahil 2023 yılı Haziran ve Eylül aylarında yapıldığını, ancak davalı bankanın Aydın 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/108 E. 2023/154 K.sayılı ilamı ile tasdik edilen konkordato projesinde belirtilenden yaklaşık 919.846,34 TL daha fazla alacaklı olduğu iddiası ile kararı istinaf ettiğini, bu alacağın tahsili için Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/535 E.sayılı dosyası ile alacak davası açtığını, hukuka ve sürece aykırı olarak müvekkilinin hesaplarına bloke koyduğunu, toplam blokenin yaklaşık 3.038.275.TL olduğunu, bu alacak iddiası ve bloke işleminin mahkeme ilamı, ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararına dayanmadığını, aynı zamanda blokenin HMK'nın 2.maddesi ile de bağdaşmadığını ileri sürerek, haksız bloke nedeniyle paranın tasarruf edilmemesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemi ile açılan davada ayrıca hesapları üzerinde blokelerin kaldırılması hususunda tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca yaklaşık ispat şartlarının oluşmadığı, iddianın yargılamayı gerektirdiği kanaatiyle tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili, dava dilekçesini içeriğini aynen tekrar ederek tedbir talepleri reddedilirken dilekçedeki beyanlarının dikkate alınmadığını, hesaplarına hukuka aykırı şekilde konkordato projesinde belirlenenden hariç bloke koyulduğunu, yaklaşık 3 katı tutarında bir paraya dayanak gösterilmeksizin bloke işlemi uygulandığını, konkordato dosyasında komiserlikçe şirketin geçici mühlet tarihinden önce gecikmiş borcu olmadığının tespit edildiğini, bankanın başlattığı süreci dahi beklemeden hukuka ve hakkaniyete ve konkordato projesinde aykırı olarak bloke işlemi uyguladığını, tedbirin orantısız ve ölçüsüz hale dönüşmemesi gerektiğini, davalı tarafın çekişmeli nitelikteki alacak iddiası ve bloke işlemlerinin hukuki dayanaktan yoksun olup bir ilama ya da tedbir veya ihtiyati haciz kararına da dayanmadığını, bu işlemle müvekkili şirketin mülkiyet hakkının dahi önemli ölçüde kısıtlandığını, yaklaşık ispat koşulunun oluştuğunun sabit olduğunu, eksik ve hatalı değerlendirme sonucunda tedbir talebinin reddine karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf incelemesi, istinafa başvuran tarafın istinaf başvuru dilekçesinde bildirdiği sebeplerle ve kamu düzeniyle sınırlı olarak yapılmıştır.
HMK'nın 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Somut uyuşmazlıkta, ihtiyati tedbir talep eden vekili, bankacılık uygulaması gereğince açmış olduğu maddi ve manevi tazminat talepli davada hesaplarına konulduğu iddia olunan blokenin ihtiyati tedbir kararı yoluyla kaldırılmasını talep etmiştir. Talep tarihi itibariyle taleple eki belgeler birlikte değerlendirildiğinde henüz davanın başı olup, tedbir kararı verilebilmesi için HMK 389 maddesinde aranan davadakli haklılık durumu konusunda yaklaşık ispat koşulu henüz oluşmadığı, yargılama aşamasında deliller toplanıldıkça anılan konuda talepte bulunulması halinde tekrar durumunun değerlendirilebileceği ancak talep tarihi itibariyle dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesi gerekçesinde olduğu üzere yaklaşık, başka bir anlatımla belirli bir ölçüde ispat şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından talebin reddedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamıştır.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacı yönünden istinaf karar harcı olan 704,50 TL'den peşin alınan 444,60 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 259,90 TL harcın ihtiyati tedbir talep edenden davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeni ile ihtiyati tedbir talep eden davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24.01.2024