T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/692
KARAR NO: 2024/1123
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17.12.2021
NUMARASI: 2021/377 E. - 2021/1161 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 03.06.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 03.06.2024
İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.12.2021 tarih 2021/377 E. - 2021/1161 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." adı altında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı, ruhsatları tam olan bir okul olduğunu, davalının anaokulunun karşısında 11/09/2020 tarihinden itibaren " ..." şeklinde pankart astığını, asılan bu pankartın öğrencilerin ve velilerinin huzurunu bozduğunu ve şirketin müşteri kaybına da sebebiyet verdiğini belirterek davalı tarafından "..." anaokulunun karşısına asılan afişin TTK 54 ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil etmesi ve daha fazla zarara neden olmaması adına kaldırılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL maddi tazminat ve 1 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, görevli mahkemelerin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin ifade özgürlüğü çerçevesinde medeni bir tepki gösterdiğinden haksız rekabetin söz konusu olmadığını, müvekkilinin Asliye Hukuk Mahkemesinde komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi için dava açtığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda TBK'nun 57.maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'nun 54 v.d maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, buna göre haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması gibi hususların şart olmadığı, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olmasının sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında tazminatın belirlenmesinde rol oynadığı, bu nedenle gerçek kişi olan davalının tacir olup olmamasının veya kusurlu olup olmaması ile yarar sağlayıp sağlamadığının somut uyuşmazlıkta haksız rekabetin men-i talebi yönünden herhangi bir etkisinin bulunmadığı sadece davacının maddi ve manevi tazminat talebi yönünden dikkate alınabileceği, davacıya hiçbir uyarı veya ihtar gönderilmeden, davalı tarafından pankartla duyuru yapıldığı, haksız rekabetten bahsedilebilmesi için bu açıklamanın yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalar içerip içermediğinin incelenmesi gerektiği, davalı tarafından doğrudan davacının müşterilerini hedef almayan pankartın içeriğinde yer alan hususların davacıyı kötüleme boyutunda olmadığı, davacının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici unsurlar içermediği, uyarı ve yakınma niteliğinde olduğu ve şikâyet hakkı kapsamında kaldığı ve haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, varlığı iddia edilen sesin desibel düzeyinin yasal sınırlar içerisinde olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, yerel mahkeme davanın herhangi bir aşamasında bu kuruma başvurulmadığını, oysa bunun hakkaniyet ölçütünde belirlenmesi gerektiğini, mahkemece mahallinde keşif dahi yapılmadığını, keşif yapılması halinde müvekkili davacı aleyhine oluşacak zararın gözlemlenebileceği, yapılan eylemin sadece uyarı ve yakınma boyutunda kalmadığının anlaşılabileceğini, mahkemece iddia ve savunmaların doğruluğu araştırılmadan evrak üzerinden dayanaksız bir gerekçe ile verilen hükmün hakkaniyete aykırı olduğunu, Mahkemece, davalının eylemi TTKm.55 çerçevesinde değerlendirerek haksız rekabet şartının oluşmadığını; oluşan durumun şikayet hakkı kapsamında tutulması gerektiğine hükmedilmiş ise de, davalının salt değer yargısı barındıran açıklamayı mütemadi bir şekilde açık tutarak eylemini muhafaza altına aldığını, yalnızca yargı barındıran ve gerçeğe aykırı olan bu hareket sonucunda müvekkili şirketin zarar gördüğünü, müvekkili şirketin kişilik hakkına net bir şekilde saldırı yapıldığını, ifade özgürlüğünün sınırı olan '' bir diğer kişinin sınırı''nın ihlal edildiğini, kamuya açık bir şekilde yapılan herhangi bir ifade tarzının dayanağa sahip olması ve bu dayanağın ise doğru olması gerektiğini, İzmir 13.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin derdest olan 2020/396 E sayılı dosya ile davalı tarafından komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi davasında talep olarak ''gürültünün giderilmesi için gereken tedbirlerin alınması; gürültüyü önleme imkanı yok ise söz konusu işletmenin faaliyetlerinin durdurulması''nın istendiği, alınan bilirkişi raporunda okulun bulunduğu konum itibari ile 60 DB esas alınarak yapılan ölçümler sonucu söz konusu şikayetçi konutta gürültü niteliğine sahip bir durumun oluşamayacağının ifade edildiğini, gürültü düzeyinin oldukça az olması da dikkate alındığında davalının şikayet hakkını kötüye kullandığı sabit olup; müvekkil şirketin kişilik haklarının zedelemesinin yanında davalı tarafından buna devam edilmesinin kötüye kullanılan hakkın hukuk nezdinde korunmayacağını, davalının salt bireysel tutumu hasebiyle haksız rekabet ortaya çıkmış olup; yanıltıcı ve yanlış bilgi verilerek ticari kimliği zedelendiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürülmüştür.
GEREKÇE :Dava TTK'nun 55. Maddesi uyarınca haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılıma sonucunda TTK'nun 55/1. Maddesi gereğince gereğince davalının eyleminin haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, TTK'nun 55. Maddesinde sayılan haksız rekabete ilişkin koşulların somut olayda bulunduğunun kanıtlanamamasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.