T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/285
KARAR NO: 2024/1643
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/11/2021
NUMARASI: 2020/633 E. 2021/782 K.
BİRLEŞEN İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2020/744 E.SAYILI
DOSYASINDA
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 03.10.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 03.10.2024
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.11.2021 tarih 2020/633 E. 2021/782 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
ASIL DAVA : Davacı vekili, İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2011/8897 E. sayılı dosyasıyla, dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin kullandığı kredi sebebiyle davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesine dayalı olarak, davacının da aralarında olduğu borçlular aleyhine takip başlatıldığını, davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla icra dairesince hesaplanan borç tutarını 16/05/2012 tarihinde icra dosyasına ödediği halde, davalı tarafından davacının çek yaprakları bedelinden de sorumlu olduğu iddiasıyla takibe devam edilmesi üzerine davacı tarafından menfi tespit davası açıldığını, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/163 E., 2018/502 K. sayılı dosyasıyla görülen menfi tespit davasında, davalı tarafın 07.05.2015 tarihli davaya cevap dilekçesinde çek yaprakları sebebiyle sadece asıl borçlu şirketin sorumlu olduğunu, kefillerin sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilmiş olup mahkemece davanın kabulü ile davacının 33.921,35-TL borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, karara karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. H.D.'nin 10.07.2020 T. 2018/1817 E. 2020/641 K. sayılı kesin olan kararıyla, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüyle, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/163 E., 2018/502 K. sayılı kararının ortadan kaldırılmasına, davacının davasının kabulüne, 36.675,40-TL borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, kesin olan bu kararda ayrıca, davacının sorumlu olduğu borcun tamamını 16.05.2012 tarihinde ödediği ve hatta 2.014,64-TL fazla ödemek suretiyle borcunu bitirmesine rağmen, 22.02.2015 tarihinde de 2.134,50-TL fazladan ödeme yaptığının tespit edildiğini, davacının icra dosyasına toplam 4.149,14-TL fazladan ödeme yaptığını bu kararla öğrendiğini, davalı bankanın davacının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla yersiz olarak yapmak zorunda kaldığı 4.149,14-TL fazladan ödeme oranında sebepsiz zenginleştiğini, arabulucuya başvurulmuş ise de, arabuluculuk aşaması anlaşmazlıkla sonuçlandığından işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu belirterek davanın kabulü ile 4.149,14-TL alacağın, 2.014,64-TL'sına ödeme tarihi olan 16.05.2012 tarihinden, 2.134,50 TL'sına ödeme tarihi olan 22.02.2015 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA : Davacı vekili, İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2011/8897 E. sayılı dosyasıyla, dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin kullandığı kredi sebebiyle davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesine dayalı olarak, davacının da aralarında olduğu borçlular aleyhine takip başlatıldığını, müşterek borçlu ve müteselsil kefiller olan ... ile davacı ...'nun sorumlu oldukları borcun aynı olduğunu, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan borçlulardan ... tarafından İcra Dairesince hesaplanan borç tutarı 16.05.2012 tarihinde icra dosyasına ödediği halde, davalı tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefillerin çek yaprakları bedelinden de sorumlu olduğu iddiasıyla takip ve haciz işlemlerine devam edildiğini, bunun üzerine müşterek borçlu ve müteselsil kefil ... tarafından menfi tespit davası açıldığını ve İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/163 E., 2018/502 K. sayılı dosyasıyla görülen davasında, davalı tarafın 07.05.2015 tarihli davaya cevap dilekçesinde çek yaprakları sebebiyle sadece asıl borçlu şirketin sorumlu olduğu, kefillerin sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilmiş olup mahkemece davanın kabulü ile ...'nun 33.921,35-TL borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, karara karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. H.D.'nin 10.07.2020 tarih 2018/1817 E. 2020/641 K. Sayılı kesin olan kararıyla, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı ...'nun istinaf başvurusunun kabulüyle, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/163 E., 2018/502 K. sayılı kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kabulüne, müşterek borçlu müteselsil kefil ...'nun 36.675,40-TL borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, kesin olan bu kararda ayrıca, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan borçlulardan ...'nun sorumlu olduğu borcun tamamını 16.05.2012 tarihinde ödediği ve hatta 2.014,64-TL fazla ödemek suretiyle borcunu bitirmesine rağmen, 22.02.2015 tarihinde de 2.134,50-TL fazladan ödeme yaptığının tespit edildiğini, icra dosyasında, müşterek borçlu ve müteselsil kefiller olan ... ile davacı ...'nun sorumlu oldukları borç aynı olup, müşterek borçlu müteselsil kefillerin sorumlu olduğu borç tutarının borçlulardan ... tarafından ödenmesiyle, davacı yönünden de dosya borcunun sona erdiğini, davacının haciz tehtidi altında olduğundan 29.07.2020 tarihinde 6.026,33-TL tutarı yersiz olarak icra dosyasına ödemek zorunda kaldığını, arabulucuya başvurulmuş ise de, arabuluculuk süreci anlaşmama ise sonuçlandığını belirterek davanın kabulü ile, davacının borçlu olmadığı halde ödediği 6.026,33-TL'nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte istirdat hükümleri çerçevesinde davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davalı banka ile dava dışı ... San. ve Tic. Ltd.Şti. arasındaki ilişkinin, dava dışı şirketin davalı bankadan kullandığı kredili mevduat hesabından kaynaklandığını, davacının ise bu krediye müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, söz konusu krediye ilişkin İzmir 29. Noterliği'nin 01.10.2010 tarihli ve 07317 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2011/8897 Esas sayılı dosyasından genel haciz yolu ile takip başlatılmış olup takibe itiraz olmaksızın takibin kesinleştiğini, takibe devam edilmiş ve bu sırada bazı tahsilatların da sağlanmış olduğunu, takip işlemleri devam ederken; 22.01.2015 tarihinde davacı tarafça İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/163 E. Sayılı dosyasından menfi tespit davası ikame edildiğini, işbu davada davacı tarafın sadece söz konusu takipten dolayı borcunun kalmadığının tespitini talep ve dava ettiğini, davacının işbu davada herhangi bir başka talebi olmadığını, esasen takipten yıllar önce haberdar olan davacının süresi içerisinde menfi tespit davasını ikame etmemesine rağmen davanın görüldüğünü ve mahkemenin 2018/502 Karar ve 17.04.2018 tarihli kararı ile davacının 2.289,81 -TL dava borcunun olduğuna karar verildiğini, işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduklarını, davacı tarafça da katılma yolu ile istinafa başvurulduğunu, söz konusu davanın Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/1817 E., 2020/641 K. ve 10.07.2020 tarihli kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine ve davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek yeniden hüküm tesis edildiğini, söz konusu istinaf incelemesinde davacı banka alacaklı iken borçlu konumuna düştüğünü, oysa yerel mahkemenin almış olduğu tüm bilirkişi raporlarında davalı bankanın davacıdan alacaklı olduğunu, istinaf mahkemesinin ise başkaca rapora ihtiyaç duymaksızın davalı bankayı borçlu çıkarttığını, bu kararın miktar yönünden temyiz sınırının altında olması sebebi ile kesin hüküm niteliğinde olduğunu, bu sebeple temyiz edilemediğini, davacının 22.01.2015 tarihinde süresinde olmamasına rağmen menfi tespit davası açtığını ve bu davada borçlu konumunda olduğunu, dava dilekçesinde borcunun tespitini istediğini ve yerel mahkemece de borcun büyük bir kısmının ödendiğine dair karar verildiğini, istinaf mahkemesi eksik inceleme yapmasına rağmen temyiz edilemediğini, hal böyle iken açılan menfi tespit davası ödemenin tespiti neticesine istirdat davasına dönüşerek iade edilecek miktar var ise bu miktarın talebinin yine menfi tespit davasında tespit edilmesi gerektiğini, davacının da istirdat hükümleri uyarınca söz konusu davadan alacağını talep etme hakkı kazanacağını, davacının ancak ve ancak istirdat davası açma hakkına sahip olup bu tarihten sonra işbu davayı da ikame etmesinin mümkün olmadığını, davacının bu davayı ikame etmekte hukuki yararı ve hakkı da olmadığını, ayrıca tüm bilirkişi raporlarında davacının halen davalı bankaya borçlu olduğunun tespit edildiğini, davacının menfi tespit davasında da faize ve temerrüde itirazının mevcut olmadığını, istinaf mahkemesinin resen yapmış olduğu incelemelerle davalı bankayı borçlu çıkarttığını, davacının da bu davada yapılan tespiti sanki fazladan ödeme yapmışçasına işbu davaya taşıdığını, davacının işbu davayı açmakta kötüniyetli olduğunu belirterek davacının davasının öncelikle usulden reddine, bu talepleri kabul görmez ise hukuki yarar yokluğu sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, bu talepleri kabul görmez ise davanın reddine, haksız ve kötüniyetli ikame edilen davada davacının % 20 den az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, davanın açılmasına davalı banka sebebiyet vermediğinden ve herhangi bir kusuru olmadığından, davanın kabulü halinde davalı banka aleyhinde masraf ve vekalet ücretine hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2011/8897 E. sayılı dosyasıyla, dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin kullandığı kredi sebebiyle davacıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesine dayalı olarak takip başlatıldığı, davacı ... tarafından menfi tespit davası açıldığı, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/163 E., 2018/502 K. sayılı dosyasıyla görülen menfi tespit davasında mahkemece davanın kabulü ile davacının 33.921,35-TL borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 10.07.2020 tarih 2018/1817 E. 2020/641 K. Sayılı kesin olan kararıyla, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/163 E., 2018/502 K. sayılı kararının ortadan kaldırılmasına, müşterek borçlu müteselsil kefil ...'nun 36.675,40-TL borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, kesin olan bu kararda ayrıca, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan borçlulardan ...'nun sorumlu olduğu borcun tamamını 16.05.2012 tarihinde ödediği ve hatta 2.014,64-TL fazla ödemek suretiyle borcunu bitirmesine rağmen, 22.02.2015 tarihinde de 2.134,50-TL fazladan ödeme yaptığının tespit edildiği, asıl ve birleşen davanın davacılarının taleplerinin esasının bir mahkeme ilamı ile borçtan fazlasına dair ödeme sebepli hukuki temel ve gerekçeleri itibari ile sebepsiz zenginleşmeye dair olduğu anlaşılmış olup taleplerinin ana borcun son bulmuş olması ve buna dair mahkeme ilamının varlığı şeklinde maddi ve hukuki delillerin mevcut olduğu münakaşasızdır. Esasen davalı tarafça da ilgili veriler ışığında safahat ve toplanan deliller kabul gördüğü, önceki yargılama süreci ile zamanaşımına yönelik savunmaların getirildiği, evvelki icra ve takip dosyaları ile yargılama süreçleri, mevcut davadaki deliller ile beraber ayrıca ödeme belgelerinin sunulması ile alacağın varlığı-miktarında münazaa, ihtilaf bulunmaması sebepli bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olup toplanan deliller ışığında dava konusu meblağın miktar bakımından ihtilafsız olduğu tespit edildiği, Borçlar Kanunu 82.madde mucibince "Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar."; bu bağlamda mezkur hükmün dava konusu hadisede tatbik ve tefsiri açısından; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 10/07/2020 tarih 2018/1817 Esas 2020/641 Karar sayılı ilamıyla her iki davacı taraf açısından da fazla ödemenin yapılması ve bundan kaynaklı olarak da "geri isteme hakkı"nın doğmasının başlangıç tarihi olmaktadır. Teknik manada birleşen davanın ödeme yapılmış olması sebepli istirdat, asıl davada temel ilişkiye istinaden 2 parça ödemenin iadesi bağlamında alacak olarak açılması neticeyi değiştirmediği, zira davaların hukuki sebebi ihtilafın özü itibari ile sebepsiz zenginleşme teşkil ettiği, keza sebepsiz zenginleşmeye konu alacak kalemleri muhtelif alacak kalemi hesaplamaları sonrası ortaya çıkan fark bedeller olduğundan başlangıçta bilinme ,değerlendirilme imkanı bulunmadığı gibi ayrıca Borçlar Kanunu 154-157.maddeleri mucibince işbu dava konusu alacakların bağlı olduğu temel borç açısından da asıl alacağın evvelce de ihtilafa, yargılamaya konu olması ve bu yargılamadaki kesici muamelelerin varlığı nazara alındığında asıl borç için kesici muamelenin fer'i borçlar için de teşmil edilebilir olduğu dikkate alındığında zamanaşımının davacılar aleyhinde dolmadığının kabulünün yerinde olacağı, icra dosyasında müşterek borçlu ve müteselsil kefiller olan ... ile ...'nun sorumlu oldukları borç aynı olup, müşterek borçlu müteselsil kefillerin sorumlu olduğu borç tutarının borçlulardan ... tarafından ödenmesiyle borcun itfasının sabit olduğu, idfa-tediye sebepli sona erdiği ve buna rağmen farklı tarihlerde 2 kalem fazla alacak sebepli ödeme yapıldığı, ... yönünden de dosya borcunun sona ermesine rağmen haciz tehtidi altında olduğundan 29.07.2020 tarihinde 6.026,33-TL tutarı icra dosyasına ödemiş olduğu ve işbu ödeme kaleminini de netice itibari ile hakka, sebebe dayanmayan ödeme olduğu anlaşılmakla asıl ve birleşen davanın kabulü ile, asıl dava yönünden 4.149,14 TL alacağın; 2.014,64 TLlik kısmının ödeme tarihi olan 16/05/2012 tarihinden itibaren, 2.134,50 TL'lik kısmının ödeme tarihi olan 22/02/2015 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden 6.026,33 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili, mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ve davanın reddi gerektiğini, menfi tespit davasının istirdat davası olarak devam edilmesi gerekliyken davacının sonradan sebepsiz zenginleşmeye dayalı eldeki bu davaları açmasının ve yerel mahkemece bu davaların reddedilmeyerek kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının 22.01.2015 tarihinde süresinde olmamasına rağmen menfi tespit davası açtığını ve borcunun tespitini istediğini ve yerel mahkemece de borcun büyük bir kısmının ödendiğine dair karar verildiğini, ödemenin tespiti neticesinde istirdat davasına dönüşerek iade edilecek miktar var ise bu miktarın talebi yine menfi tespit davasında tespit edilmesi gerekmekte iken davacıların ayrı bir dava ile sebepsiz zenginleşmeye dair dava ikame etmelerinin hukuka uygun olmadığını, Yerleşik Yargıtay kararları uyarınca da menfi tespit davasında fazla ödeme ortaya çıkarsa davacıya davasını istirdat davasına dönüştürüp dönüştürmediği sorularak ve verilecek cevaba göre istirdat davasına dönüşüp dönüşmeyeceği açıkça ortada iken böyle bir dava ile davalı aleyhine hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının menfi tespit davasında ne faize ne temerrüte ne de var ise başkaca itirazlarını dile getirmediğini ve dava etmediğini, hiç dava açmamış gibi sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak bu davayı ikame ettiğini, davacının icra dairesince yapılan yanlış işlemlere karşı İİK md. 16 hükmü uyarınca icra mahkemesine şikayet hakkı varken bu hakkını kullanmadığını ve ödemeyi yaptığını, banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak yeniden hesaplama yapılması gerekmekteyken mahkemece yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verildiğini, kaç kez alınan bilirkişi raporlarında davalı banka alacaklı konumda iken, istinaf mahkemesinin resen yapmış olduğu inceleme ile borçlu konuma düştüğünü, düzenlenecek bilirkişi raporu ile de tespit edileceği üzere davalı bankaca fazla tahsilat yapılmadığını, yapılan tahsilatların da icra dairesi kapak hesabına göre olup, davalı bankanın kusurunun bulunmadığını, mahkemenin davacının davasının kabulünün yanında ticari avans faizine hükmetmesinin de hukuka aykırı olduğunu, çünkü mahkeme davanın kabulünü sebepsiz zenginleşmeye dayandırdığını, ancak 6098 Sayılı TBK'nun 117/2. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmede, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşeceğini, ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirimin şart olduğunu, davacı birden fazla yol var iken en masraflı yolu seçerek kanunen tanınan dava açma hakkını açıkça kötüye kullandığını, bu durumu ise açık açık kanunda ifade edildiği üzere hukuk düzeni korumayacağını, davalı bankanın hiçbir kusurunun bulunmadığını, hiçbir kusuru bulunmadığı halde davalı aleyhine yargılama masraf ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti. ile davalı banka arasında akdedilen 28.01.2008 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ve çek taahhütnamesi nedeniyle sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan asıl ve birleşen dava davacısının borca ilişkin yapmış oldukları ödemelere dayalı alacak istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Yerel Mahkemece taraf delillerinin toplanıldığı, bu bağlamda İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2011/8897 E. sayılı dosyasıyla, dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin kullandığı kredi sebebiyle davacıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesine dayalı olarak borçlu şirket ve davacılar aleyhine 25.07.2011 tarihinde 7.473,04 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 14.021,57 TL üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren %75 oranında temerrüt faizi ve gider vergisi ile ayrıca 37 adet çekten dolayı 600,00 TL'den 22.200,00 TL çek sorumluluk tutarının depo edilmesi istemiyle ilamsız yolla takibe girişildiği, bu takip sebebiyle davacı ... tarafından menfi tespit davası açıldığı, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/163 E., 2018/502 K. sayılı dosyasıyla görülen menfi tespit davasında mahkemece davanın kabulü ile, davacının 33.921,35-TL borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 10.07.2020 tarih 2018/1817 E. 2020/641 K. Sayılı kesin olan kararıyla, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/163 E., 2018/502 K. sayılı kararının ortadan kaldırılmasına, müşterek borçlu müteselsil kefil ...'nun 36.675,40-TL borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, kesin olarak verilen ilam nedeniyle müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan borçlulardan ...'nun sorumlu olduğu borcun tamamını 16.05.2012 tarihinde ödediği, ilaveten 2.014,64-TL'yi fazla ödemek suretiyle borcunu bitirmesine rağmen, 22.02.2015 tarihinde de 2.134,50-TL fazladan ödeme yaptığının tespit olunduğu, keza aynı borca dayalı olarak birleşen dava davacısı ...'nun da 29.07.2020 tarihinde bu borç nedeniyle 6.026,33 TL tutarında ödemede bulunduğu icra dosyasından alınan tahsilat makbuzundan anlaşılmıştır.
Asıl dava yönünden davalı bankanın istinaf isteminin incelenmesinde; 6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 341. maddesi uyarınca ilk derece mahkemeleri tarafından verilen miktar veya değeri 1.500,00 TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin kararlar kesin olup, anılan miktar aynı yasanın Ek 1. maddesi uyarınca 01.01.2021 tarihi itibariyle 5.880,00 TL'dir. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebin kabul edilmeyen bölümünü geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. Asıl dava davanın kabul edilen 4.149,14 TL alacak yönünden davanın kesinlik sınırının aşmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin miktar yönünden reddi gerekmiştir.
Birleşen dava yönünden istinaf isteminin irdelenmesinde ise; İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2011/8897 Esas sayılı dosyasında bu şekilde müşterek borçlu ve müteselsil kefiller olan ... ile ...'nun sorumlu oldukları borcun müteselsil kefaletten kaynaklanan aynı borç olup, müşterek borçlu müteselsil kefillerin sorumlu olduğu borç tutarının borçlulardan ... tarafından ödenmesiyle borcun itfasının sabit olduğu, itfa sebepli sona ermesine karşın davacı ... ... tarafından farklı tarihlerde iki kalem fazla alacak sebepli ödeme yapıldığı, birleşen dava davacısı ...'nun icra dosya borcunun sona ermesine rağmen haciz tehdidi altında 29.07.2020 tarihinde 6.026,33-TL'yi icra dosyasına ödediği bedel yönünden alacak isteminde bulunmasında hukuki yararı olduğu değerlendirilmekle, kesinleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/163 Esas 2018/502 Karar sayılı dosyası ve dava dosyasına sunulan tahsilat makbuzlarına nazaran birleşen davanın kabulü yerindedir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekilinin asıl dava yönünden istinaf dilekçesinin kesinlik nedeniyle, birleşen dava yönünden istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf dilekçesinin HMK'nın 341. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE,
2-Davalı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
3-Davalının asıl davaya yönelik yatırdığı istinaf karar harcının talep halinde istinaf yoluna başvurana iadesine
4-Davalının birleşen davaya yönelik istinaf karar harcı olan 411,66-TL'den peşin alınan 102,91-TL'nin mahsubu ile bakiye 308,75-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf başvurusu nedeniyle asıl ve birleşen davada davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.