T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/174
KARAR NO: 2024/1529
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16.11.2021
NUMARASI: 2020/549 Esas 2021/1001 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 18.09.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 18.09.2024
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.11.2021 tarih 2020/549 Esas 2021/1001 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, 21/03/2016 tarihinde davacı sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin önünde seyreden sürücü ...sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin kusurlu hareketleri sonucunda bu motosiklete çarpmamak için yoldan çıkması ve su kanalına düşmesi sonucunda davacının yaralandığını, yaralanmalı ve maddi kasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza ile ilgili olarak Menderes Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/1539 nolu soruşturma dosyası açıldığını ve olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini belirterek maluliyet oranı ve tazminat yönünden fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, sıfat yokluğundan davanın karar verilmesini talep ettiklerini, maddi tazminat taleplerinin davacıya açıklattırılması gerektiğini, davacı taraf davalı şirkete yapmış olduğu başvuruda eksik evrak ile başvuru yapmış olduğundan davanın usulden reddini talep ettiklerini, sigorta poliçesinin bir zenginleşme aracı olmayıp, sadece gerçek zarar tutarını teminat altına aldığını, meydana gelen kazada sigortalının dahil olmadığından davalı şirketin sorumluluğunun doğmayacağını, davaya konu kazada asli kusurlunun davacı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminata ilişkin olduğu, dava konusu üzerinde tarafların serbestçe tasarruf edebileceği, davacı ... vekilinin mahkemeye sunduğu 02/07/2021 tarihli dilekçesinde davadan feragat ettiklerini beyan ettiği, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin 06/07/2021 tarihli dilekçe ile davacı tarafın feragat istemine muvafakat ettiklerini ve herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama giderleri taleplerinin olmadığını beyan ettikleri anlaşılmakla, davacı vekilinin dava dosyasına sunmuş olduğu vekaletnamesinde davadan feragate ilişkin özel yetkisinin bulunduğu, davadan feragat beyanın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, her ne kadar kısmi dava açılmış ise de yargılama süreci içerisinde tarafça tazminat istemi ferileri ile birlikte kabul edilerek bu miktarın tazmin edildiğini ve davacının tazminat talebinin karşılandığını, yani davalı tarafın da davada davacının haklılığını kabul ettiğini, tazminat hesaplaması ve sonrasında ödeme yapıldığını, davalı tarafça yapılan bu ödeme nedeniyle davanın devamı sırasında davadan feragat ettiklerini, dolayısıyla davalı tarafın davada haksız olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, davadan önce 7155 Sayılı Yasa gereğince başvurulan arabuluculuk dava şartı yolundaki arabulucuya ödenen vekalet ücretinin de yargılama giderlerinden sayılması gerektiğini ve buna göre bu ücretin davaya sebebiyet veren davalıdan tahsil edilmesi gerektiğini, söz konusu arabuluculuk ücretinden davacının herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, arabuluculuk ücretinin davalı tarafa yüklenmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, 21.03.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
21.03.2016 günü saat 17:30 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile Menderes istikametinden Seferihisar istikametine seyir halinde iken karayolunun 12+900 km'sindeki eğimli ve virajlı yol bölümüne geldiğinde, arkasından seyretmek olan sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin kendisini sollamak isterken önüne doğru yönelmesi sırasında direksiyon hakimiyetini kaybedip yolun sağından yol dışı kalması sonucu dava konusu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır.
Dosyada alınan 28.04.2021 tarihli Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın raporunda, davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile iki yönlü yolda seyir halinde iken geldiği olay mahalli eğimli ve virajlı yol bölümünde, hızını yol durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamadığı, mahal şartlarının üzerinde bir hızla seyrettiği, bu haliyle, arkasından aynı istikamette seyretmekte olan motosikletin kendisini sollamak isterken önüne doğru yönelmesi sırasında direksiyon hakimiyetini kaybedip yol dışı kalması sonucu meydana gelen olayda, %30 oranında tali kusurlu olduğu, sürücü ...'in sevk ve idaresindeki motosiklet ile iki yönlü yolda seyir halinde iken geldiği olay mahalli eğimli ve virajlı yol bölümünde mahal şartlarının üzerinde bir hızla seyrettiği, viraja yaklaşırken hızını azaltması gerekirken aksine hareket ettiği, bu haliyle önünde aynı istikamette seyretmekte olan motosikleti kurallara aykırı şekilde sollamak isterken hatalı şekilde bu motosikletin önüne doğru yöneldiği esnada, seyir durumunu bozduğu motosikletin direksiyon hakimiyetini kaybedip yol dışı kalmasına sebebiyet verdiği olayda %70 oranında asli kusurlu olduğunun rapor edildiği görülmüştür.
01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı yasanın 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesine eklenen 5/A- 1 maddesinde " Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmüne, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 2. Fıkrasında ise "davacı arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içerir davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
TTK'nın 4. maddesi uyarınca tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın bu kanunda düzenlenen hususlardan çıkan uyuşmazlıklar mutlak ticari davayı, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklar ise nisbi ticari davayı teşkil eder. Davanın konusu TTK hükümleri içerisinde düzenlenmiş bulunan sigorta sözleşmelerinden kaynaklanmış olup TTK 4 maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğindedir, bu nedenlerle 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 Sayılı Yasa uyarınca arabuluculuk dava şartına tabidir. Davadan önce davacı tarafça 7155 Sayılı Yasa uyarınca arabuluculuk başvurusunun yapılıp bu şartın yerine getirildiği ve taraflar arasında anlaşılamama tutanağı tutulduğu sabittir.
Somut olayda; dava arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, buna göre arabuluculuk aşamasında oluşan arabuluculuk giderinin de bir yargılama gideri olarak sayılması gerektiği değerlendirilmelidir. Yargılama aşamasında davacı taraf vekilinin dosyaya sunduğu 02.07.2021 tarihli dilekçesinde davalı ile anlaşmaları nedeniyle feragat isteminde bulunulduğu görülmüştür. Aynı şekilde davalı vekilinin 06.07.2021 tarihli dilekçesinde de yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını, davacı vekilinin feragat beyanı doğrultusunda davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesini beyan ettiği görülmüştür. Açıklanan bu dilekçeler birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın doğrudan doğruya feragat isteminde bulunmadığı davalı taraf ile hükümden önce anlaşmaları sonucu feragat dilekçesi sunduğu belirlenmiş olmakla davalı tarafın davaya sebebiyet verdiği anlaşılmıştır. Esasen dava açıldıktan sonra davalı tarafça sulh olunması nedeniyle davanın feragat ile sonuçlandığı, her ne kadar davacı ile davalı dilekçeleri içeriğine göre bu feragatın karşılıklı sulh olunması nedeniyle gerçekleştiği, HMK 307 maddesi gereğince feragat edilmiş ise de yargılama aşaması ve davacının feragat dilekçesi içeriğine göre bu feragatin davalı tarafın davanın devamı sırasında yapmış olduğu ödeme nedeniyle gerçekleştiği içerik itibariyle davanın konusuz kalması nedeniyle bu dilekçenin verildiği ve davalı tarafın dosya kapsamı ve delil durumuna göre dava açılmasına sebebiyet verdiği gözetildiğinde davadan önce 7155 Sayılı Yasa gereğince başvurulan arabuluculuk dava şartı yolundaki arabulucuya ödenen ücretin de yargılama giderlerinden sayılması gerektiği ve buna göre bu ücretin davaya sebebiyet veren davalıdan tahsil edilmesi gerekirken, yanılgıya düşülerek davacıdan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Bu durumda, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.11.2021 tarih 2020/549 Esas - 2021/1001 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın Feragat Nedeniyle Reddine,
Harçlar Kanunu'nun 22. maddesine göre davadan feragat ön inceleme duruşmasından sonra gerçekleştiğinden, karar tarihindeki maktu ve karar ilam harcının 2/3'ü oranına isabet eden ve bu orana isabet edip alınması gereken harç olan 285,06-TL harçtan peşin alınan 54,40-TL harcın düşülmesi ile eksik kalan bakiye 230,66-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Tarafların karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Tarafların yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
3-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
4-İstinaf karar harcının talep halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
5-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.