T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/219
KARAR NO: 2024/1596
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12.10.2021
NUMARASI: 2014/1361 E. - 2021/811 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat
DAVA TARİHİ: 15.09.2014
KARAR TARİHİ: 26.09.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 26.09.2024
İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.10.2021 tarih 2014/1361 E. - 2021/811 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacılar vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve ZMMS olduğu aracın karıştığı kazada davacıların oğlu ve kardeşi olan ...'in vefaat ettiğini, olay nedeni ile davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını, maddi ve manevi zarara uğradığını, kusurun karşı tarafta olduğunu, davalıların oluşan zararı karşılaması gerektiğini, belirterek; fazlaya ilişkin hakkları saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacak davası olarak toplam 1.000,00-TL maddi 9.000,00-TL manevi tazminatınn tahsiline karar karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında değer artırım dilekçesi ile talebini 9.736,23-TL maddi, 35.000,00-TL manevi tazminat olacak şekilde artırmıştır.
CEVAP : Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, kazaya karışan aracın davalı tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında gerçek zarar nispetinde teminat limiti ile sorumlu olduğunu, müteveffanın kusur oranında zararın teminat dışı kaldığı, müteveffa kardeşlerinin destekten yoksun kalma tazminatı talep etme haklarının bulunmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili, belirsiz alacak davası açılmayacağını, davalı sürücünün kusurunun bulunmadığını, müteveffanın müterafik kusurunun bulunduğunu, destekden yopksun kalma tazminatından davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, müteveffa kardeşlerinin destekten yoksun kalma tazminatı talep etme haklarının bulunmadığını, tazminat taleplerin fahiş olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; olayın oluşumunda müteveffanın % 75 davalı sürücünün ise % 25 oranında kusurlu olduğu, davacı kız kardeşlerin anne ayrı baba bir kardeşler olduğu, kız kardeşlerin müteveffanın gönderdiği paralar ile geçimlerini sağladıklarına dair kesin ve yeterli bir delil bulunmadığı, kusur indirimi ve SGK tarafından bağlanan rücuya tabi PSD mahsup edildikten ve gelire girmiş olduğu anlaşılan diğer 5 çocuğundan alacağı destek de gözetilerek davacı baba ...'in 1.167,65-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 250,00-TL cenaze ve def’in gideri olmak üzere toplam 1.417,65-TL tazminata hak kazanacağı, davacılar için ayrı ayrı 1.250,00,00-TL manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği, belirtilerek; davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar ile davalılar ... ve ... tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, bu durumun ceza dosyasında verilen mahkumiyet kararı ile kesinleştiğini, mahkemece yapılan kusur tespitinin yerinde olmadığını, müteveffanın kardeşleri davacılar ... ve ...'un desteği olduğunu, davacılar ile mütevefa arasındaki destek ilişkisinin tanık beyanları ile ispatlandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı babanın diğer çalışan çocuklarının desteğini alması ihtimaline binaen hesaplamada indirime gidildiğini, ancak gelire girmiş beş kardeşin bakmakla yükümlü oldukları eşleri ve çocukları olup olmadığı dikkate alınmadığını, manevi tazminatların çok düşük belirlendiğini, davacıların elem ve ızdırabının karşılığı olamayacağını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, manevi tazminatın ıslah yolu artırılmasının mümkün olmadığını, olayın oluşumunda mütevefanın asli kusurlu olduğunu, müteveffa ile davacılar arasında destek ilişkisi bulunmadığını, destekden yoksun kalma tazminatı koşulların oluşmadığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, işletenin hukuki sorumluluğu ve ZMMS kapsamında trafik kazası nedeni ile davacıların tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2.6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 341. maddesi uyarınca 2021 yılı için ilk derece mahkemeleri tarafından verilen miktar veya değeri 5.880,00-TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin kararlar kesin olup, istinaf yoluna başvurulamaz. Kesinlik sınırı kamu düzenine ilişkin olup sınırın belirlenmesinde dava konusu alacağın değeri dikkate alınır. Eş söyleyişle alacak davalarında istinaf kesinlik sınırı belirlenirken, yalnız alacağın aslı yani asıl talep nazara alınır; faiz, icra tazminatı, ihtarname, delil tespiti ve yargılama gideri gibi giderler hesaba katılmaz. Davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup davacıların birlikte dava açması zorunlu değildir. Aynı davacının, aynı davalıya (davalılara) karşı birden fazla asli talebini aynı dava dilekçesiyle ileri sürdüğü ve her bir talebinin diğerlerinden bağımsız olarak hüküm altına alınmasını talep ettiği durumda, 6100 sayılı HMK 110 maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kavramı gündeme gelecek, bu nedenle de her bir talep bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekecektir. İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar bakımından istinaf sınırı her bir davacının talebi ve her bir davacı lehine hükmedilen tazminat miktarı bakımından ayrı ayrı belirlenecektir. ( Yargıtay 4. HD'nin 01.11.2022 tarih ve 2021/25 E. - 2022/14039 K. ) Eldeki dava dosyasında her bir davacının maddi tazminat istemi yönünden kabul ve red edilen dava değeri anılan Kanun hükmü uyarınca istinaf sınırının altında kaldığından maddi tazminat yönünden kararın istinafı kabil değildir. Bu nedenle, tarafların kabul ve red edilen maddi tazminat ve ferilerine yönelik istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddi gerekir.
3.Manevi tazminatın amacı, zarar görenin kişilik değerlerinde ve bedensel bütünlüğünün iradesi dışında ihlali hallerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. ( Yargıtay HGK'nun 01.03.2006 tarih ve 2006/2-14 E. - 2006/26 K.) Manevi zarar, haksız eylemin sonucunda, uğranılan kişilik değerlerindeki azalmanın karşılığı olması ve zarar gören tarafından da takdir ve tayin edilebilir bulunması nedeniyle birden fazla bölümler halinde istenemez. Bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığı olduğu için, haksız eylemin meydana geldiği anda gerçekleşir. Acı ve elemin bölünerek bir kısmının açılacak kısmi dava ile, kalanının açılacak başka bir davada talep edilmesinin manevi tazminatın özüne ve işlevine aykırılık oluşturacağından;manevi tazminat davasının, "manevi tazminatın bölünemezliği" kuralına aykırı bir biçimde dava değeri sonradan bedel artırım ya da ıslah yolu ile arttırılamaz, sonradan tekrar talepte bulunulamaz,talepte bulunulsa bile arttırılan kısım mahkemece dikkate alınmaz. ( Yargıtay 4. HD'nin ( 27.09.2021 tarih ve 2021/3466 E. - 2021/5483 K. )
4.6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini isteyebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminattır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.(Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K.) Olay nedeni ile davacıların manevi zarara uğrayacağı yadsınamaz bir gerçekliktir. Maddi zararda olduğu gibi manevi tazminatta kesin bir hesabın yapılması olanaksızdır. Bunun için tazminat miktarı, somut olayın özelliği, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak M.K.nun 4. maddesi uyarınca hakim tarafından takdir ve tayin edilir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak gösterilmelidir. Bu itibarla, davacıların, maruz kaldığı bu acı ve elem ile yaşadığı sıkıntılar nedeniyle oluşan manevi zararına karşılık, davacıların yakınlığına göre tüm davacılara da eşit olarak takdir edilen manevi tazminat anılan ilke ve esaslar çerçevesinde maddi olay ile uyumsuz olup özelikle müteveffanın babası olan davacı ... yönünden daha fazla miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.
5.O halde, manevi zarara uğrayan davacılarda bir huzur duygusunun oluşabilmesi için tarafların kusuru, sosyal ve ekonomik durumu, davacının maruz kaldığı acı, hakkaniyet ve manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi gözetilerek (talep ile bağlı şekilde) manevi zararın karşılığı olarak takdiren davacılar ... için 3.000,00-TL diğer davacılar için ayrı ayrı 1.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı işletenler ... ve ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmesi gerekirken aksi şekilde verilen kararda isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden istinaf başvurusu yerindedir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran tarafların maddi tazminat yönünden istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle reddine, manevi tazminat yönünde ise istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının ise reddine, karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar ile davalılar ... ve ...'un maddi tazminat ve ferilerine yönelik istinaf başvurularının kararın istinafı kabil olmadığından kesinlik nedeniyle REDDİNE,
2-Davacılar ile davalılar ... ve ...'un manevi tazminata yönelik istinaf başvurularının KISMEN KABULÜ ile İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.10.2021 tarih 2014/1361 E. - 2021/811 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere;
Maddi tazminatlar yönünden;
Davacı baba ... yönünden davanın kabulü ile 651,19-TL destekten yoksun kalınan tazminatın davalılardan ... ve ... yönünden kaza tarihinden itibaren davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacı ...'e verilmesine,
Davacılar ... ve ...'in destekten yoksun kalınan tazminat taleplerinin reddine,
Manevi tazminatlar yönünden;
Davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile, ... için 3.000,00-TL, ..., ..., ..., ..., ..., ... için ayrı ayrı 1.000,00-TL olmak üzere toplam 9.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 28.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle bu davacılara ayrı ayrı verilmesine,
492 Sayılı Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 659,27-TL harçtan ıslah ile alınan 593,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 66,07 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, (davalı sigorta şirketinin bu miktarın 4,41 TL'lik kısmından sorumlu tutulmasına)
Davacılar tarafından yatırılan 593,20-TL ıslah harcının davalılardan alınarak davacılara verilmesine, (davalı sigorta şirketinin bu miktarın 39,62 TL'lik kısmından sorumlu tutulmasına)
Davacı baba ... yönünden kabul edilen maddi tazminat üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesap edilip takdir edilen 651,19.-TL vekalet ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya verilmesine,
Davacılar ... ve ... yönünden reddedilen maddi tazminat üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesap edilip takdir edilen 4.080,00-TL vekalet ücretinin bu davacılardan tahsili ile davalılara verilmesine,
Manevi tazminat üzerinden davacılar kendini bir vekille temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesi hükümleri gereğince hesap edilip takdir edilen 4.080,00.-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
Yapılan yargılama gideri olarak davanın ilk açılış gideri olan 12,80.-TL, 177,50.-TL keşif harcı, tebligat, posta ve bilirkişi ücreti gideri 3.028,70- TL olmak üzere genel toplam 3.219,00.-TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesap edilen ve taktir olunan 1.641,69-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, (davalı sigorta şirketinin bu miktarın 109,66-TL'lik kısmından sorumlu tutulmasına) bakiye masrafın davacılar üzerinde bırakılmasına,
Kullanılmayan gider avansının kalan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptıkları giderlerin takdiren kendi üzerlerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.