T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/44
KARAR NO: 2024/1482
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03.11.2021
NUMARASI: 2018/358 Esas 2021/682 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ: 12.09.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 12.09.2024
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03.11.2021 gün ve 2018/358 Esas 2021/682 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacılar vekili, 24.07.2017 tarihinde müvekkili ...'ın eşi, diğer davacıların babası müteveffa ...'ın yaya olarak karşıdan karşıya geçtiği sırada davalı şirketin ZMMS sigortacısı, davalı ...'in maliki ve davalı ...'in sürücüsü olduğu ... plakalı aracın çarpması sonucu ağır yaralandığını ve 24.08.2017 tarihinde vefat ettiğini, İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/829 E. sayılı dosyasında davalı ...'in tali kusurlu olduğunun belirlendiğini, ancak bu kusur oranının kabul etmediklerini, davalı sigorta şirketine 09.10.2018 tarihinde müvekkili ... yönünden başvuru yaptıklarını, ancak davalı sigortalının kazada kusursuz olduğu gerekçesiyle ödeme yapılmadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca davacı ... için 20.000,00 TL, diğer davacılar için ayrı ayrı 15.000,00'er TL olmak üzere toplam 65.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sürücü ve işletenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 11.10.2021 tarihli değer arttırım dilekçesi ile, davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talebini 72.666,46 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP: Davalı ... ve ... vekili, davacıların murisinin kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, araç trafiğini gerektiği şekilde kontrol etmeden dikkatsiz ve kontrolsüz bir şekilde yolu enine doğru kat ettiğini, müteveffanın kaza tarihinden önceki ağır hastalık durumunun kaza ile ölüm arasındaki illiyet bağını kopardığını, işletenin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %70 oranında asli, müteveffanın ise %30 oranında tali kusurlu olduğu; aktüerya bilirkişi raporuna göre davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı alacağının müteveffanın kusuruna göre 72.666,46 TL olduğu, müteveffanın KOAH hastalığının yaşam süresini kısaltıp kısaltmayacağının tespit edilmesinin mümkün olmadığının bildirildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile maddi tazminata ilişkin taleple bağlı kalmak suretiyle davacı ... için 72.666,46 TL destekten yoksun kalma tazminatının 1.000,00 TL'sinin davalı sigorta şirketinden poliçe limiti aşılmamak kaydıyla başvuru tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, ıslah edilen 71.666,46 TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminata ilişkin talebin kısmen kabulü ile davacı ... için 15.000,00 TL, diğer davacılar ...,... ve ... için ayrı ayrı 7.000,00'er TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nce düzenlenen kusur raporunun müvekkili şirkete veya vekiline tebliğ edilmediğini, ilk derece mahkemesince HMK'nın 280. maddesine aykırı şekilde savunma haklarının kısıtlandığını, 05.10.2020 tarihli celsede itirazlarının reddedildiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilebilmesi için dosyanın kusur incelemesi yönünden Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Kürsüsünden seçilecek 3 kişilik yeni bir uzman bilirkişi heyetine gönderilmesi gerektiğini, kaza tespit tutanağında davalı sürücünün kusurunun bulunmadığının, müteveffa yayanın asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ceza dosyasında alınan kusur raporunda sürücünün tali, müteveffanın asli kusurlu bulunduğunu, müvekkili şirketçe dosyaya sunulan 03.03.2021 tarihli uzman mütalaasında ise kaza anı görüntüleri de incelenerek sürücünün %25 oranında tali kusurlu bulunduğunu, buna rağmen ilk derece mahkemesince alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda müvekkili sürücünün %70 oranında kusurlu bulunmasının çelişki doğurduğunu, müteveffanın kaza öncesinde akciğer rahatsızlığının bulunduğunu, mesane kanseri sebebiyle tedavi gördüğünü, vefat tarihinde ilerlemiş yaşı da gözetildiğinde bakiye ömrünün sağlıklı bir insan ömrüne göre daha az olabileceği ihtimalinin bulunduğunu, bakiye ömür süresinin görmüş olduğu tedavi süreci sebebiyle kısalmasının mümkün olabileceğinin tespiti ve ne kadar kısalabileceği hususunda somut bir değerlendirme yapılması için göğüs hastalıkları alanında yeni ve uzman bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla TRH 2010 tablosuna göre teknik faiz oranı %1,8 esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, gerekçeli kararda müteveffanın %70 kusurlu olduğunun belirtilmesine rağmen yapılan hesaplamada %30 indirim yapılmasının hatalı olduğunu, dosyada yer alan raporlarda ve kaza tespit tutanağında müteveffanın asli ve tam kusurlu bulunduğunu, bakiye yaşam süresinin hatalı belirlendiğini, müteveffanın mesane kanseri ve KOAH hastası olduğunu, bilirkişi raporunda müteveffanın yaşam süresinin mevcut hastalıklar dahilinde kısalıp kısalamayacağı konusunda hesaplama yapılamayacağına dair görüşü kabul etmediklerini, bu kadar ağır hastalığı bulunan müteveffanın sağlıklı bir insan gibi düşünülüp bakiye ömür hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, SGK tarafından davacılara gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılmadığını, müteveffanın kazanın meydana gelmesinde ağır kusurlu olduğunu, sorumluluğu kuran uygun illiyet bağının mevcut olmadığını, bu nedenle müvekkili işletenin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak düzenlenen kaza tespit tutanağında, sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken yolun karşısına geçmek için aniden yola fırlayan yaya ...'a çarptığı, kazanın meydana gelmesinde yaya ...'ın KTK 68/1-B-3 maddesi gereğince asli ve tam kusurlu olduğu belirtilmiştir. İzmir C. Başsavcılığının 2017/87851 sayılı dosyasında trafik bilirkişilerinden alınan 03.10.2017 ve 26.02.2018 tarihli raporlarda müteveffa ...'ın yolu kontrol etmeden karşıdan karşıya geçmeye çalışarak KTK 68-b maddesini ihlal etmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu, davalı sürücünün ise yolun düz ve görüşe açık olduğu güzergahta kaldırım üzerinden yola inen yayayı zamanında fark edip klakson ikazı ile derhal fren tedbirine başvurmayarak KTK 52/1-b maddesini ihlal etmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Eldeki dosyada ilk derece mahkemesince trafik bilirkişisinden alınan 16.09.2019 tarihli raporda da kazanın meydana gelmesinde müteveffanın %70 oranında asli kusurlu, davalı sürücünün %30 oranında tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Taraf vekillerinin itirazları üzerine mahkemece bu kez ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 20.01.2020 tarihli raporda, davalı sürücünün sevk ve idaresindeki kamyonet ile seyri sırasında görüş alanını kontrol altında bulundurması, kavşağa yaklaşırken hızını her an tedbir alabileceği asgari seviyeye düşürmesi, karşıdan karşıya geçmek için kaplamaya giren yayayı gördüğünde aracını güvenle durdurup geçiş yapmakta olan yayaya ilk geçiş hakkını bırakması gerekirken bu hususlara riayet etmemesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde %70 oranında asli kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...'ın kavşak mahallinde karşıdan karşıya geçtiği esnada yaklaşan davalı sürücü yönetimindeki kamyonete karşı etkili korunma tedbiri alması gerekirken bu hususa riayet etmediği, dikkatsiz ve kontrolsüz bir şekilde karşıdan karşıya geçmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde %30 oranında tali kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Görüldüğü gibi, kaza tespit tutanağı, savcılık aşamasında alınan kusur raporları ve eldeki dosyada alınan ilk kusur raporunda kazanın düz ve görüşe açık yol güzergahında meydana geldiği kabul edilmiş iken, ATK'dan alınan raporda kazanın kavşak mahallinde meydana geldiği kabul edilmiş olup, raporlar arasında özellikte kazanın meydana geldiği nokta ve dolayısıyla tarafların kusurları yönünden çelişki bulunmaktadır.
İlk derece mahkemesince mahallinde bir fen bilirkişi ve trafik bilirkişisi refakatinde keşif yapılarak, kaza tespit tutanağı, dosya kapsamındaki kusur raporları ve olay yeri görüntüleri de incelenmek suretiyle, çarpma noktası ile kavşağın başlangıç noktasının birbirlerine olan uzaklığı fotoğraflanıp kroki ile tespit edilmesinden sonra, daha önceki raporlar arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette, ... Üniversitesinde görevli alanında uzman trafik bilirkişilerinden oluşan bir heyetten yeni bir kusur raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır. Davalı ... Sigorta A.Ş. ile davalılar ... ve ... vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
Mahkemenin kabulüne göre de, gerekçeli kararın hüküm kısmında, maddi tazminatın ıslahla artırılan kısma ilişkin bentte ıslah tarihinin açıkça gösterilmemesi ve bu suretle infazda tereddüt yaratabilecek biçimde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenenlerle;
1-Davalı ... Sigorta A.Ş. ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03.11.2021 tarih ve 2018/358 Esas 2021/682 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde istinaf yoluna başvuranlara iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.