T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/17
KARAR NO: 2024/1360
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 10.11.2021
NUMARASI: 2020/74 E. 2021/241 K.
DAVANIN KONUSU: Markaya Tecavüzün Durdurulması, Maddi-Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 11.07.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 11.07.2024
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 10.11.2021 tarih 2020/74 E. 2021/241 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, 12/01/2016 tarihinde kurulan, müvekkili şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2004/05836 numarası ile kayıtlı "..." markasının hak sahibi olduğunu, 25/06/2016 tarihinde ... Tic. A.Ş'nin tüm hisselerinin müvekkili şirkete devredildiğini, müvekkili şirketin tek ortağı ve pay sahibi olduğu ... firması tarafından yürütülen ticari faaliyet kapsamında saç kasa ve palet depolama rafı, kumlama makinesi, kutular ve gitterbox denilen ... lisanslı tel kafes taşıma kasası gibi ürünlerin üretimi ve satışının yapıldığını, bu ürünlerin "..." markası yazılı etiketler ile piyasaya sürüldüğünü, www.....com alan adlı internet sitesi üzerinden satışa sunulduğunu, 2020 Haziran ayında müvekkilinin hak sahibi olduğu ... markası yazılı etiketi bulunan mor renkli saç kasanın görseli ile birlikte davalı şirkete ait www......com alan adlı internet sitesinde yayınlanarak satış gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, davalı şirket ile gerçekleşen görüşmenin sonuçsuz kaldığını, davalının müvekkilinin maddi zarara uğramasına sebep olduğunu iddia ederek, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz, ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile durdurulmasına, şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminata ve marka hakkına tecavüz nedeniyle 10.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 10.11.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, davalının müvekkilinin haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil eden fiilleri sebebiyle müvekkili lehine 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, müvekkilinin 2017/83115 tescil numarası ile kayıtlı "..." markasının hak sahibi olduğunu, dava konusu yarım kapaklı metal kasanın ticaret piyasasında anonim nitelikte olduğunu, kimin tarafından tasarlandığı ve patentinin kime ait olduğunun belli olmadığını, hem Türkiye'de hem de dünya ticaret piyasasında satıldığını, davacının 20/04/2004 tarihinde kurulduğunu, dava konusu ürünün ise bu tarihten önce üretilmiş olduğunu, maddi tazminatın söz konusu olabilmesi için davacının ne şekilde ve hangi şartlar altında zarara uğradığını tam ve kesin olarak ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, Karşıyaka 5. Noterliği'nin 15137 yevmiye numaralı 09.06.2020 tarihli e-tespit tutanağında yer alan "...” isimli ürün görselinin sol üst köşesinde bir etiket bilgisi olduğu anlaşılsa da, etiketin üzerinde yer alan işaret net olarak görünmediği için, davacı adına tescilli olan 2004/05836 sayılı markasıyla iltibas veya iktibas teşkil eden herhangi bir durum olup olmadığı hususunda teknik karşılaştırma tespitinin mümkün olmadığı, davacının www.....com alan adlı internet sitesinde yayınladığı, eser niteliğini haiz olmayan, mor ve bej renkli olmak üzere 2 adet sac kasa ürün fotoğrafının tıpatıp aynısının davacının mor renkli ürününün sol üst köşesinde yer alan ancak net olmadığı için okunamayan etiket bilgisiyle birlikte ve herhangi bir ayırt edici işaret, marka, ibare vb. kullanılmadan davalıya ait olduğu ileri sürülen www....com alan adlı internet sitesinde aynen yayınlandığı, tarafların faaliyet alanlarının aynı olduğu, dosya içeriğinde kullanıma izin verildiğine dair bilgi ve belgeye rastlanmadığı, dava konusu kullanımların FSEK md. 84'ün yollamasıyla haksız rekabet teşkil ettiği, haksız rekabet dolayısıyla zararın net olarak tespit edilemediği, olayın işlenişine ve sonucuna göre TBK m.50/2 uyarınca 5.000,00 TL tazminatın uygun olacağı, taleple bağlı kalınarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı lehine 1.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, davacının manevi tazminat talebini marka hakkına tecavüzden kaynaklı talep ettiğinden dosya kapsamında mevcut delillerle marka hakkına tecavüz tespit edilemediğinden manevi tazminat talebinin uygun görülmediği, her ne kadar davacı 10/11/2021 tarihli dilekçesi ıslah talebinde bulunmuş ise de, 27/10/2021 tarihinde HMK.m.186 uyarınca tahkikatın bitirilerek sözlü yargılama aşamasına geçildiği, davacı vekilinin talebi üzerine sözlü yargılama duruşmasının ertelendiği, HMK.m.177/1 uyarınca ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılacağı, davacının ıslah talebini sözlü yargılama aşamasında yaptığı anlaşılmakla ıslah talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının internet sitesinde yer alan mor ve bej renkli 2 adet sac kasa fotoğraflarının davacı ürünlerine yönelik haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, durdurulmasına, fotoğraflarının internet sitesi üzerinden ve muhtelif platformlardan kaldırılmasına, yayından men edilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın 09/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının manevi tazminat ve sair taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkilin ıslahının kabul edilmemesinin hukuki dinlenilme ve HMK’dan doğan haklarının kısıtlanmasına neden olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, harç tamamlama konusunda taraflarına süre verilmeden tahkikatın bittiğinin bildirildiğini, sözlü yargılama duruşmasının ertelenmesini talep ettiklerini, mahkemece bu talep kabul edilerek duruşmanın 10.11.2021 tarihine ertelendiğini, bu süre içersinde müvekkili şirket ile görüşmeler sağlandığını, müvekkili şirketten maddi tazminat talebinin arttırılmaması yönünde talimat alınsa da, bilirkişi raporunda belirlendiği üzere, haksız rekabet kapsamında, müvekkili şirket lehine manevi tazminata hükmedilebileceği yönünde hüküm kurulduğundan, dava dilekçesi talep sonucunun tam ıslah yolu ile değiştirildiğini, “Marka Hakkına Tecavüz teşkil eden fiilleri” ifadesinin "Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet teşkil eden fiileri sebebiyle manevi tazminata hükmedilmesine" şeklinde ıslah edildiğini, ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edilmediğini, mahkemenin sözlü yargılama aşamasında ıslah dilekçesi verildiği yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, mahkemece 27.10.2021 tarihinde sözlü yargılama duruşmasının 10.11.2021 tarihine ertelenmesini kabul ettiğini, haksız rekabet fiilerinden de kaynaklanan manevi tazminat istemlerini içeren tam ıslah dilekçesini mahkemeye 09.11.2021 tarihinde UYAP sistemi üzerinden gönderdiklerini, ancak mahkemenin 27.10.2021 ile 10.11.2021 tarihleri arasındaki süreci sözlü yargılama aşaması olarak değerlendirerek ıslah talebini reddettiğini, HMK'nın 186. md göre sözlü yargılama duruşmasının tek bir duruşmadan ibaret olduğunu, bu kavramın bir süreç olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalının kullandığı görseller ile müvekkilinin internet sitesinde yer alan görseller karşılaştırıldığında, hangi görselin hangi sitede yayınlandığı hakkında herhangi bir fikir yürütülemeyeceğini, marka ve sınai haklar kapsamında evrensel kuralın görüntünün tüketicide bıraktığı etki olarak değerlendirildiğini, davalı firmanın müvekkili firmanın ürünlerini satıyormuş gibi bir hava oluşturulduğunu, mahkemece davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin belirlendiğini, manevi tazminat taleplerinin dar yorumlandığını, yalnızca marka hakkına tecavüz hususu yönünden değerlendirilerek reddedildiğini, mahkemece her bir talep sonucu ayrı değerlendirilerek vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE: Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile markaya tecavüz nedeniyle manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle, markaya tecavüzün tespiti ve buna bağlı manevi tazminat isteminin reddine, haksız rekabetin tespiti ile bu eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine, maddi tazminat isteminin dava dilekçesindeki değer üzerinden fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
6100 sayılı Yasa’nın 184. maddesine göre, hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Tahkikatın bittiğinin tefhiminden sonra, sözlü yargılama aşamasına geçileceği konusunda şüphe yoktur. Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Sözlü yargılama 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 186. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, "Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir." hükmünü amirdir.
Bu maddede, taraflara davetiye çıkarılacağı belirtilmiş ise de, HMK'nın 184. maddesine uygun olarak, tarafların tamamının hazır olduğu yargılama sırasında, hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verip, tarafların bütün tahkikat hakkındaki açıklamalarını dinleyip, tahkikatı gerektiren bir hususun kalmadığını belirledikten sonra, yüzlerine karşı tahkikatın bittiğini tefhim etmişse, sözlü yargılama hakkında da görüşlerini sorması gerekir.
Tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği duruşmada, taraflardan bir kısmının hazır olmaması veya hazır olan taraflardan biri ya da tamamının, mahkemeden sözlü yargılama için duruşma günü tayin edilmesini istemeleri halinde, sözlü yargılama için HMK'nın 186. maddesine uygun olarak duruşma günü belirlenmesi ve bu durumun duruşmada olmayan taraflara meşruhatlı davetiye ile tebliğ edilmesi gerekir.
Tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği duruşmada, tarafların tamamının hazır ve sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini istemediklerini beyan etmeleri halinde, bu husus duruşma tutanağına yazıldıktan sonra, sözlü yargılamaya geçilir, taraflara HMK'nın 186/2. maddesine göre son sözleri sorulur, son sözleri dinlendikten sonra, mahkeme hükmünü verir. (Yargıtay 11. HD 14/11/2019 tarihli 2018/1662 E. 2019/7226 K.)
Somut olayda, taraf vekillerinin hazır bulundukları 27.10.2021 tarihli duruşmada mahkemece tarafların bilirkişi raporuna itirazlarının reddine karar verilerek, tahkikatın bittiği ve sözlü yargılamaya geçildiği taraf vekillerine bildirilmiş, davacı vekilinin sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini talep etmesi üzerine mahkemece duruşma 10.11.2021 tarihine bırakılmıştır. 10.11.2021 tarihli duruşmaya yine taraf vekilleri katılmış olup, bu arada davacı vekili aynı gün ıslah dilekçesini mahkemeye sunmuştur. HMK'nın "Islahın zamanı ve şekli" başlıklı 177. maddesi gereğince ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceğinden, ilk derece mahkemesince sözlü yargılama aşamasında yapılan ıslah talebinin reddi ile dava dilekçesindeki talepler yönünden yargılama yapılarak karar verilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davacının https://....com/tr/ alan adlı internet sitesinde yer alan ve davalı tarafından kullanıldığı ileri sürülen 750 Kg. kapasiteli sac kasa ürününün Karşıyaka 5. Noterliği'nin 15137 yevmiye numaralı 09.06.2020 tarihli e-tespit tutanağında yer alan “...” ve ...” isimli ürün görselinin sol üst köşesinde bir etiket bilgisi olduğu ancak, etiketin üzerinde yer alan işaret net olarak görünmediği için, davacı adına tescilli olan 2004/05836 sayılı "..." markasıyla iltibas teşkil eden herhangi bir durum olmadığı; davacının kendisine ait olan ve internet sitesinde yayınlandığı sac metal kasa ürününe ilişkin fotoğrafların kendisinden izin alınmaksızın davalı tarafından internet sitesinde yayınlandığını iddia ettiği, davacının bu iddiasını Karşıyaka 5. Noterliği'nin 15137 yevmiye numaralı 09.06.2020 tarihli e-tespit tutanağına dayandırdığı, davacının www.....com alan adlı internet sitesinde yayınladığı, eser niteliğini haiz olmayan, mor ve bej renkli olmak üzere 2 adet sac kasa ürün fotoğrafının tıpatıp aynısının davacının mor renkli ürününün sol üst köşesinde yer alan ancak net olmadığı için okunamayan etiket bilgisiyle birlikte ve herhangi bir ayırt edici işaret, marka, ibare vb. kullanılmadan davalıya ait olduğu ileri sürülen www.....com alan adlı internet sitesinde aynen yayınlandığı, tarafların faaliyet alanlarının aynı olduğu, dosya içeriğinde kullanıma izin verildiğine dair bilgi ve belgeye rastlanmadığı, dava konusu kullanımların FSEK md.84'ün yollamasıyla haksız rekabet teşkil edebileceği, davacının seçimine bağlı olarak SMK md. 151/2-b'ye göre (09.06.2020-14.09.2020 arası) maddi tazminat miktarının 6.924,11-TL olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece bu rapor doğrultusunda haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, davacının markaya tecavüzün tespiti ve markaya tecavüz nedeniyle manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL'den peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.11.07.2024