T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/372
KARAR NO: 2024/1621
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02.12.2021
NUMARASI: 2018/102 E. - 2021/1081 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 27.09.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 27.09.2024
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02.12.2021 gün ve 2018/102 E. - 2021/1081 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:Davacı vekili; 24/04/2016 tarihinde müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu ... idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken geçirdiği kazadan kaynaklı geçici ve kalıcı maluliyetinin tespiti ile HMK 107 maddesi gereği fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.000,00 TL maluliyet tazminatı olmak üzere toplam 2.000,00 TL tazminatını davalıdan başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, ... plakalı aracın 25/02/2016-2017 vadeli poliçe ile zmms poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, kusur durumlarının tespiti ve ayrıca kazaya ilişkin maluliyet iddiaları ile maluliyetin kaza ile illiyetinin değerlendirilebilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesini talep ettiği, SGK'dan rücuya tabi bir ödeme alınıp alınmadığının alınmış ise bu tutarın tazminat hesabından mahsup edilmesini, davanın sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kaza yapan araç içerisinde yolcu konumunda olduğu, kazanın meydana gelmesinden araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, davacının kemer takıp takmadığının belirlenememiş olması nedeniyle davacının müterafik kusurunun bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, davacının bakiye yaşam ömrünün TRH 2010 tablosuna göre yapılan hesaplama üzerinden %20 hatır taşıması indirimi yapılarak, reddedilen miktar üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 47.377,53-TL daimi iş göremezlik tazminatı, 1.560,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 48.937,53-TL tazminatın 17/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, kaza tarihi 24.04.2016 olarak belirtilmesine rağmen davacının kazanın ardından olay yerini terk ettiği ve polis tarafından tutanak 28.04.2016 tarihinde sadece ifadelere dayanarak tutulduğunu, araçtaki sürücü olduğu belirtilen kişi dışındaki herkesin alkollü olduğunu, sürücünün tespiti gerektiğini, davacının araçtaki konumunun belli olmadığını,01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arasındaki kazalarda uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor hazırlanması gerekirken, 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasındaki dönemde uygulanması gereken meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre belirlendiğini, diğer yandan; tedavi gideri taleplerinin SGK'ya yöneltilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik zararı sağlık giderleri teminatına alındığını, davacının müterafik kusuru dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, sigortalı araca atfedilen kusuru kabul etmediklerini, tazminat hesaplamasında TRH 2010 hayat tablosunun ve %1,8 teknik faizin esas alınmasının TBK'ya aykırı olmadığını, davaya konu kazada iş kazası olup olmadı, SGK tarafından peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılmadığını, ayrıca davacı tarafça 23/02/2021 tarihli dilekçe ile 76.355,57 TL sürekli iş göremezlik, 1.950 TL geçici iş göremezlik tazminatı üzerinden dava ıslah edildiğini, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesine karşın, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, yine gelecek dönem zararına geçmiş tarihten faiz işletilmesinin kabul edilemeyeceğini, bu nedenle ıslah tarihinden itibaren; bu talep kabul görmez ise rapor tarihinden faiz işletilmesi gerekirken 17.10.2017 tarihinden itibaren hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu belirtmiştir.
GEREKÇE :Dava, 24/04/2016 tarihinde meydana gelen tek taraflı kazada oluşan kalıcı ve geçici iş gücü kaybı zararının ZMMS poliçesi kapsamında tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.)
Diğer taraftan haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası yönünden, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir.(Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve 2022/1706 - 2022/9633). Bununla birlikte 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasındaki dönem itibarıyla çalışma gücündeki kayıp oranının en az %60'ın altında kalması halinde 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin uygulanması gerekecektir.
Somut olayda, 24/04/2016 tarihinde meydana gelen kazada oluşan maluliyet oranının 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arasındaki kazalarda uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tespit edilmesi gerekirken, 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasındaki dönemde uygulanması gereken meslekte kazanma gücü kaybı yönetmeliğine göre belirlenmesinin hatalı olduğu değerlendirilmiştir.
Esasen, haksız eylem nedeniyle meydana gelen zararda ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüt oluşmuş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi gereğince, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde, sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekecektir. Islah edilen miktar yönünden de temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir.(Yargıtay 4. HD'nın 30.06.2022 tarih ve 2022/1725 E. - 2022/9741 K. )
Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K)
Diğer taraftan, davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumludur. Davalı nezdinde düzenlenen zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinde kaza tarihi itibariyle teminat limitinin belirlenmesi gerektiği, poliçenin düzenlenme tarihinden sonra, yani kaza tarihi itibarıyla limitin yükseltilmesi halinde yazılı teminat tutarları da her hangi bir işleme gerek kalmaksızın yeni limit üzeriden geçerli olacağı, hükmün infazında tereddüte neden olmaması amacıyla poliçe limitini aşmayacak şekilde poliçe limiti belirtmek suretiyle davalının sorumluluğu cihetine gidilmesi gerekmektedir.
Kabule göre de; mahkemece hatır indirimi yapılan kısma ilişkin davalı yararına vekalet ücretine taktir edilmemesinde isabetsizlik bulunmamakta ise de, bu kısım haricindeki reddolunan miktar yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabet bulunmamıştır.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.12.2021 tarih 2018/102 E. - 2021/1081 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 27.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.