T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/149
KARAR NO: 2024/1535
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/10/2021
NUMARASI: 2021/134 E. 2021/824 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 19.09.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 19.09.2024
İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.10.2021 tarih 2021/134 E. 2021/824 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, 16.09.2020 tarihinde, davalı şirketin ZMMS sigortacısı olduğu ... plakalı aracın müvekkiline ait ... plakalı araca çarpması sonucunda müvekkilinin aracında maddi hasar ve değer kaybı meydana geldiğini, davalıya yapılan başvuru sonucunda hasar dosyası açıldığını, sigorta şirketince 07.10.2020 tarihinde 5.597,00 TL ödeme yapıldığını belirterek, bakiye hasar bedeli için şimdilik 100,00 TL'nin 07.10.2020 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline, ayrıca aracın uğradığı değer kaybı nedeniyle şimdilik 100,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, eksper ücreti olan 354,00 TL'nin yargılama giderine dahil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davacıya 07.10.2020 tarihinde onarım bedeli olarak 5.597,22 TL ödeme yapıldığını, davacının bakiye talebinin reddinin gerektiğini, davacının değer kaybı talebenin ise genel şartlar ekinde yer alan teminat dışı haller ve hesaplama yöntemi gözetilerek reddinin gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın meydana gelmesinde davalı tarafa ait araç sürücüsünün %100 oranında tam ve asli kusurlu olduğu, davacı araç sürücüsünün bir kusurunun bulunmadığı, mevcut hasarların nitelik ve boyut anlamında kaza tespit tutanağını doğrular şekilde uyumlu olduğu, sigorta eksper raporunda değişmesi gerekli yedek parça fiyatlarının ve işçilik bedellerinin piyasa rayiç değerlerine uygun olduğu, davacıya ait araçta, kaza nedeniyle yedek parça ve işçilik olmak üzere toplam KDV dahil 10.561,00 TL hasar meydana geldiği, davalı sigorta şirketinin, davacı tarafa hasar tazminat bedeli olarak 07.10.2020 tarihinde 5.597,22 TL ödeme yaptığı, davalı sigorta şirketinin bakiye hasar tazminat yükümlülüğünün 4.963,78 TL olduğu, araçta 4.000,00 TL değer kaybı meydana geldiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.963,78 TL bakiye hasar bedelinin 07.10.2020 tarihinden, ayrıca 4.000,00 TL değer kaybı bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacı tarafa kaza nedeniyle aracın onarım bedeli olarak 5.597,22 TL tazminat ödendiğini, davacının bakiye onarım bedeli ve değer kaybı bedeli taleplerinin kabulünün haksız olduğunu, ekspertiz raporuna göre dava konusu aracın kaza nedeniyle herhangi bir değer kaybına uğranmadığının tespit edildiğini, davacı tarafın müvekkili şirkete hiçbir aşamada ibraz edilmeyen, davacının kişisel başvurusu ile düzenlettirdiği ekspertiz raporuna dayanarak bakiye onarım bedeli ve değer kaybı talep etmesinin haksız olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından sunulan eksper raporunun onarım bedelinin tespiti için yeterli sayıldığını ve hurda bedeli tenzili dışında gerçek onarım bedelinin tespiti bakımından herhangi bir değerlendirme ve inceleme yapılmadığını, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda itirazlarının gözetilmediğini, değer kaybı bedelinin Trafik Sigortası Genel Şartları ekindeki formüle göre hesaplanması gerektiğini, aracın anlaşmalı serviste onarılması halinde sigorta “şirketlerine tanınacak indirimlerin uygulanmaması nedeniyle fahiş hesaplama yapıldığını, davacı tarafça fatura ibraz edilmediğinden tazminata KDV'nin dahil edilmemesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan değer kaybı bedelinin fahiş olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle bakiye hasar bedeli ve değer kaybı zararının karşı aracın ZMMS sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davacıya ait ... plakalı araçta kaza nedeniyle yedek parça ve işçilik olmak üzere toplam KDV dahil 10.561,00 TL hasar meydana geldiği, davalı sigorta şirketinin davacı tarafa hasar tazminat bedeli olarak 07.10.2020 tarihinde 5.597,22 TL ödeme yaptığı, davacının bakiye hasar tazminatı alacağının 4.963,78 TL olduğu, davacıya ait aracın kazadan önceki ikinci el piyasa rayiç değerinin 80.000,00 TL, kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değerinin 76.000,00 TL olduğu, böylece araçta 4.000,00 TL değer kaybı meydana geldiği tespit edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak ... hesaplanır" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K. sayılı ilamı) Somut olayda, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda az yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre davacıya ait araçta 4.000,00 TL değer kaybı meydana geldiği tespit edilmiş olmakla, ilk derece mahkemesince bu tutarın davalılardan tahsiline karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, işletenler ile sigorta şirketi tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarih 2014/9038 E. - 2014/9078 K.). Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre orjinal parçalara göre belirlenecek gerçek zararın ödenmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda kaza ile araçta meydana gelen hasarın birbiri ile uyumlu bulunduğu belirtilmiştir. Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere davalı sigorta şirketi ile anlaşmalı ya da yetkili servisleri arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanması davacıyı bağlamayacağı, davalı tarafın iskonto indirimi yapılmadan ve KDV dahil edilerek davacının gerçek zararından sorumlu bulunduğu gözetilerek, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde bulunmamıştır.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 612,31 TL'den peşin alınan 188,38 TL'nin mahsubu ile bakiye 423,93 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.19.09.2024