T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/152
KARAR NO: 2025/570
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
EK KARAR TARİHİ: 21.11.2024
NUMARASI: 2005/97 E. - 2005/710 K.
TALEBİN KONUSU: Tasfiyenin Kapatılması
KARAR TARİHİ: 28.03.2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 28.03.2025
İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.11.2024 tarih 2005/97 E. - 2005/710 K. Sayılı ek kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TALEP:Tasfiye memuru ... 12.06.2024 tarihli dilekçesi ile; 07.07.2008 tarihi itibariyle mahkemece ...'ne önceki tasfiye memuru ...'in istifası üzerine kendisinin tasfiye memuru olarak atandığını, tasfiyesine karar verilen şirketin 2000 yılında 5 yıllığına kurulduğunu ve sözleşme esasıyla 2005 yılı sonunda süresinin bittiğini, ortakların anlaşmazlığı nedeniyle tasfiye memuru atamasının mahkeme kararıyla olduğunu ve tasfiye süresince açılan peş peşe davalar nedeniyle tamamlanamayan tasfiye sürecinin bu döneme kadar uzadığını, bu tarih itibariyle davaların bittiğini ve tasfiye işlemlerinin de bitirildiğini, ortaklara ulaşılıp ortaklar kurulu kararı alınamaması nedeniyle tasfiye işleminin bitirilerek Torbalı ...'ne verilmesi için tarafına yetki verilmesi gerektiğini, şirketin devam eden davasının bulunmadığını bildirmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Bilirkişi raporu ve bilirkişi ek raporu ile tasfiye memurunun sunduğu belgeler ve tüm dosya içeriğine göre TTK'nın 542/1-d maddesine göre tasfiye memurlarının tasfiyenin uzun sürmesi halinde her yıl sonu için tasfiyeye ilişkin finansal tabloları ve tasfiye sonunda da kesin bilançoyu düzenleyerek genel kurula sundukları, kanunda kesin bilançoyu onaylamak üzere genel kurul toplanamaması halinde nasıl bir yol izleneceği konusunda bir açıklık bulunmadığı, Yargıtay 11. HD'sinin 09/07/2007 tarihli, 2006/8224 E-2007/10774 K sayılı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2017 tarihli, 2017/433 E-2017/456 K sayılı; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 20/11/2017 tarihli, 2017/1029 E-2017/1318 K sayılı kararları ile "eğer genel kurul toplanamayacak durumda ise, bu işlemler için mahkemeye başvurulacağı ve bilirkişi incelemesinden sonra bu son ve kesin bilanço hakkındaki tasdik kararıyla ortaklığın sicilden silineceği" hususunun vurgulandığı, tüm dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda; ...'nin genel kurulunun toplanma olanağının olmadığı, getirtilen kayıtlara göre şirketin SGK ve vergi borçlarının bulunmadığı, şirket adına kayıtlı taşınmazın olmadığı, taşınır malları olan taşıtlarının vergi dairesince satıldığı, şirketin bilançosunda aktif ve pasifinin "0 TL" olduğu, tasfiye memuru tarafından kapanış bilançosunun hazırlandığı anlaşıldığından, tasfiye işlemlerinde bir usulsüzlüğe rastlanmadığı ve üçüncü kişileri zararlandırıcı işlem olmadığı hususları gözetildiğinde tasfiyenin usulüne uygun şekilde tamamlandığı gerekçesiyle, tasfiye memurunun isteğinin kabulü ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/12/2005 tarihli 2005/97 Esas ve 2005/710 Karar sayılı kararıyla tasfiyesine karar verilen ...'nin tasfiye işlemleri tasfiye memuru tarafından usulüne göre yapılıp sonlandırıldığından, son ve kesin bilançonun onaylanmasına, TTK'nın 545. maddesi uyarınca şirketin kapanış ve sicilden silinmesi işlemlerinin tasfiye memuru ... tarafından yerine getirilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:Davalılar vekili, yerel mahkemenin 28.06.2024 tarihli ek kararı ile ... Şirketinin tasfiyesinin usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, üçüncü kişileri zararlandırıcı işlemlerin olup olmadığı, tasfiye sonucu bilançosunun onaylanmasının gerekip gerekmediği konusunda aldırılan 12.08.2024 ve 21.10.2024 tarihli iki bilirkişi raporunun denetlenmesinin mümkün olmadığını, 21.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda da "tasfiye memurunun 07.07.2008 tarihinde görevlendirildiği, 2008 yılından 30.06.2024 tarihine kadar olan tüm işlemlerin rapora dahil edilmesinin mümkün olmadığı, kayıtların tamamının görülmek istenilmesi halinde tasfiye memurundan 2008-2024 arası yıllara ait yasal defterlerinin talep edilmesi gerektiğinin" belirtildiğini, bunun üzerine yerel mahkemeden 2008-2024 arası yıllara ait yasal defterlerin celp edilmesinin talep edilmesine karşın, bu defterler celp edilmeden tasfiyenin usule uygun olduğuna karar verildiğini, 2008-2024 arası yıllara ait yasal defterler olmaksızın tasfiyenin usulüne uygun yürütülüp yürütülmediğine karar verilemeyeceğini, tasfiyeye giriş bilançosu görülmeksizin çıkış bilançosu hakkında bir değerlendirme yapılamayacağını, tasfiye memuru tarafından da tasfiye sürecine ilişkin bilgilendirmeler yapılmadığını, ara bilançolar hazırlanıp dosyaya sunulmadığını, tasfiyeye giriş bilançocu ile ara bilançolarının öncelikle dosyaya kazandırılması ve çıkış bilançosunun gerçeği yansıtıp yansıtmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, bu bilançoların dosyaya kazandırılmadığını, tasfiyeye başlandığı sırada şirket üzerinde makine, taşıt, demirbaş, araç ve gereçler bulunmasına rağmen, tasfiyenin sona erdiği anda şirket bünyesinde bu araç ve gereçlerin bulunmadığını, bu malvarlıkları tasfiye memuru tarafından satılmış ise bu satışların kime, ne fiyata satıldığı, bu bedellerin ve şirket kasasında bulunan paraların nereye harcandığının açık olmadığını, tasfiye memuru tarafından şirket bünyesinde bulunan bu araç gereçler ve paralar ile ilgili hiç bir bilgilendirme yapılmadığını, bu hali ile bilirkişi raporunun ve tasfiyenin usule uygun olup olmadığını, tasfiye memurunun davacı şirket ile birlikte hareket ettiğini, tasfiye sürecini usulüne uygun yürütülmediğini belirtilmiştir.
GEREKÇE :Dava, tasfiye halindeki şirket genel kurulunun toplanamaması nedeniyle tasfiye işleminin bitirilerek ...'ne verilmesi konusunda tasfiye memuruna yetki verilmesi talebine ilişkin olup, mahkemece aldırılan bilirkişi raporu sonucunda son ve kesin bilançonun onaylanmasına ve TTK'nun 545. maddesi uyarınca şirketin kapanış ve sicilden silinmesi işlemlerinin tasfiye memuru tarafından yerine getirilmesine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda, tasfiye halindeki şirket ortaklarına ulaşılıp ortaklar kurulu kararı alınamaması nedeniyle tasfiye işleminin bitirilerek Torbalı ...'ne verilmesi için Tasfiye memurunca tarafına yetki verilmesi talebiyle eldeki davanın açıldığı, yerel mahkemenin 28.06.2024 tarihli ara kararı ile şirketin tasfiyesinin usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, üçüncü kişileri zararlandırıcı işlemlerin olup olmadığı, tasfiye sonucu bilançosunun onaylanmasının gerekip gerekmediği konusunda bilirkişi raporu aldırılmasına karar verildiği, bu kapsamda bilirkişiden 12.08.2024 ve 21.10.2024 tarihli iki bilirkişi raporu aldırıldığı, 12.08.2024 tarihli raporda, şirketin herhangi bir varlığı ve alacağı kalmadığı ve bilançoda özvarlık hesabının eksi bakiyede olup, tasfiye sonunda kalan özvarlık tutarının ortaklara paylaştırılması ile şirketin bilançosunda aktif ve
pasifin “0 TL” olduğu, bu şekilde tasfiyenin usulüne uygun şekilde yapıldığı, üçüncü kişileri zararlandırıcı işlem olmadığı,
şirketin Ticaret Sicil kaydının silinmesi için tasfiye sonu bilançosunun onaylanarak karar
alınarak ...’ne yapılacak başvuru ile tasfiye işlemlerinin tamamlanacağının bildirildiği, itiraz üzerine alınan 21.10.2024 tarihli ek raporda tasfiye halindeki şirketin 2008 yılından başlamak üzere 30.06.2024 tarihine kadar hazırlanan
17 yıllık bilançolarının rapora dahil edilerek tasfiye dönemi kayıtlarının detaylarının açıklandığı, davalı tarafça istinaf itirazları olarak ileri sürülen hususların, daha önce aynı gerekçelerle asıl bilirkişi raporuna karşı itiraz olarak da ileri sürüldüğü, davalı itirazların ek bilirkişi raporuyla değerlendirilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi rapor ve itiraz üzerine alınan ek raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, özellikle de, kanunda kesin bilançoyu onaylamak üzere genel kurulun toplanamaması nedeniyle tasfiye memurunca mahkemeye yapılan başvuru sonrasında mahkemece bilirkişiden alınan asıl ve ek bilirkişi raporlarıyla üçüncü kişileri zararlandırıcı işlemlerin olmadığının, şirketin herhangi bir varlığı ve alacağı kalmadığının ve bilançoda özvarlık hesabının eksi bakiyede olup, tasfiye sonunda kalan özvarlık tutarının ortaklara paylaştırılması ile şirketin bilançosunda aktif ve pasifin bulunmadığının tespit edilmiş olmasına, bu şekilde tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru tarafından usulüne göre yapılıp sonlandırıldığından, son ve kesin bilançonun onaylanmasına ve TTK'nın 545. maddesi uyarınca şirketin kapanış ve sicilden silinmesi işlemlerinin tasfiye memurunca yerine getirilmesine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı tarafça ileri sürülen istinaf itirazlarının daha önce bilirkişi raporuna karşı itiraz olarak da ileri sürülmesi ve söz konusu davalı itirazlarının ek bilirkişi raporuyla değerlendirilmiş olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalılar yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 28.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.