T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/2032
KARAR NO: 2025/640
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09.07.2024
NUMARASI: 2024/186 E. - 2024/491 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 18.04.2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 18.04.2025
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.07.2024 tarih 2024/186 E. - 2024/491 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, müvekkili ile ...bank A.ş arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ve ferileri nedeniyle banka tarafından, müvekkili şirket aleyhine 13.622.365,68 TL üzerinden 4/10/2018 tarihinde icra takibi başlatıldığını, müvekkil şirket ile davalı ... şirketi arasında müvekkilinin icra dosyasındaki borcununun kapatılması karşılığında müvekkiline ait fabrikayı teminat olarak ... şirketine devredeceği konusunda anlaşma sağladığını, iş bu inançlı işlem gereği müvekkili şirket ile ... A.Ş. arasında 16/02/2021 tarihinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, 05/10/2021 tarihinde ... şirketine tapunun bedelsiz olarak devredildiğini, müvekkilinin ...’e 13.622.365,68 TL ödediğinde, devredilen taşınmazların iade edeceğini, sözleşmede açıkça belirtildiği üzere; dava konusu taşınmazın icra borcunun ödenmesi karşılığında teminat olarak verildiğini, davalının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmeyip, fabrika tapusunu da organik bağlı diğer şirketlerine devredince; müvekkilinin davalının mal kaçırma eylemine son verdirmek amacıyla Menemen 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2023/137-138 E sayılı dosyaları ile dava açtığını, davalı da müvekkilişirket yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın şirketin davalı tarafa devredildiği döneme ait cari hesap ilişkisinden kaynaklı borç miktarı konusunda olduğu, Menemen Cumhuriyet Başsavcılığı 2023/3838 soruşturma numaralı dosyası kapsamında 25/09/2023 tarihinde tesis edilen bilirkişi raporunda davalı tarafın alacak bedelinin 5.779.559,60 TL olarak belirlendiğini, davalının her seferinde farklı ve çok daha yüksek bedeller talep ettiğini, davalı şirketin cari hesaba ödediği bedelleri de teminat olarak devraldığı tapu için yaptığını iddia ederek adli makamları aldatma gayesinde olduğunu, ödeme dekontunda açıklama belirtilmeyen ödemelerin belirli bir borç ve cair hesap için ödenmiş sayılacağını belirterek, cari hesaptan kaynaklı borcun tespitine, tespit edilen cari hesap borcunun davalıya ödenmek üzere mahkeme veznesine depo edilmesine, akabinde müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili, davacının hiçbir şekilde ödeme ya da uzlaşma amacıyla kenidilerine ulaşmadığını, davacının tüm iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafından dava bedeli 100.000 TL gösterilmiş ise de; dava dilekçesinde Menemen CBS.nin 2023/3838 Sor. nolu dosyasında alınan bilirkişi raporunu dayanak gösterilerek borç miktarının 5.779.559,60 TL olduğunu iddia ettiği, bu bedel üzerinden eksik harcın tamamlatılması gerektiğini, davacının iddia ettiğinin aksine; davacının müvekkili şirkete borçlu olduğunu ve tüm malların müvekkile ait olduğunu, faturaları kesilerek, bedellerinin ödendiğini, müvekkilinin beş milyondan fazla alacağının bulunduğunu, haksız ve mesnetsiz tapu iptal ve tescil davası ile ilgili olarak Menemen 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/137 E sayılı dosyasında görevsizlik kararı verilerek, yargılamanın devam ettiği Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/237 E sayılı dosyasıyla da karşı görevsizlik kararı verildiğini ve dosya olumsuz görev uyuşmazlığı yönünden incelenmek üzere İzmir BAM'a gönderildiğini, 16.02.2021 tarihinde yapılan sözleşmede açık şekilde; davacı ...'nin davaya konu taşınmazı borçlarının teminatı olarak ...bank A.Ş.'ne devrettiği ve geri alım hakkı kapsamında bankanın taşınmazı kendisine geri devredeceği, devreder etmez de satıcı ...'nin 1 işgünü içerisinde alıcı ... adına devredeceğinin açıkça yer aldığını, ... ve ... iki tüzel kişi şirket ile yapılan sözleşmenin taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olduğunu, yapılan sözleşmedeki devir satış değil teminat amacı taşısa, basiretli iki tacirin buna ve şartlarına ''nasıl ...'den ...bank'a devredilirken aralarında buna dair protokol yapılarak şartlarına detayıyla yer verilmiş ise, ... ve ...'ın da halihazırda akdettikleri yazılı sözleşmede teminat verilse idi satış değil teminat olarak açıkça yer verecekleri izahtan vareste olduğunu, davacının mahkemeyi yanıltmak için ispata yarar tek bir delil sunmadan İzmir 13. İcra Dairesi 2018/12213 E nolu dosya borcunu ödeme kaydı ile devrettiğini söylese de; taraflar arasında alım satıma ve devir zamanına açıkça yer verilerek akdedilen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi'nden de açıkça görüleceği üzere 1. devirde devralan life herhangi bir icra dosyasının borcunu ödemeyi taahhüt etmediğini, ödeneceği sözleşmeye konu edilerek taahhüt edilen borç sözleşmede de açıkça yer aldığı üzere icra dosya borcu değil, banka ile davacı arasında akdedilen protokoldeki geri alım şartına ilişkin olan edimi oludğunu, özetle davacı icra dosya borcum ödenmedim taşınmazım geri verilsin derken, ... ile ...'ın iradesi; aralarında akdedilen yazılı sözleşmede açıkça yazdığı üzere ...'nin kendisine ödenen satış bedeli ile bankaya geri alım kapsamındaki borcunu ödeyerek taşınmazı life'a devri olduğunu, life devir bedellerini doğrudan ...'ye ödemiş olup, bankaya geri alım kapsamında ödemeyi yapıp taşınmazı geri almak ...'nin yükümlü olduğunu, sunulan delillerle de görüleceği üzere satışa şart koşulan ödeme 08/2021’de gerçekleşmiş ve ... ŞTİ. bir gün içerisinde devir yapması gerekirken taahhüdünde gecikmişse de 05.10.2021’de devir borcunu yerine getirildiğini, davacının kötüniyetli olduğu, aradan 3 yıla yakın bir süre geçtikten sonra böyle bir iddia ile dava açmasıyla da sabit olduğunu, ... tarafından ... a.ş.’de faaliyeti tek çatıda toplamak için ...’ye ait tüm teçhizat ve ürünün birlikte alımını yaptığını ve 16.08.2021’de de gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine istinaden 3.714.000 TL, şubattan başlayarak mayıs 2021’e kadar 2-3 ay içinde de parça parça 4.000.000 TL direkt olarak ... hesabına ödediğini, geri alım kapsamında, ... adına ödemenin ... tarafından yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda; davacı tarafından, davalı şirket ile aralarında cari hesap ilişkisi nedeniyle ne kadar borçlu olduğunun bilirkişi marifetiyle tespiti istemiyle dava açıldığı, davalı şirket tarafından davacı şirkete borç miktarının belirtildiği ve talep edildiği herhangi bir ihtarnamenin veya bildirimin gönderilmediği, var ise borç miktarı bakımından davacı şirketin temerrüde de düşürülmediğini, usul hukukuna göre eda davası açılması gereken hallerde olumlu tespit davası açılmasının mümkün olmadığı, taraflar arasında davacı tarafından devredilen fabrika binası için inanç sözleşmesi iddiası ile açılan tapu iptali tescil davasının bulunduğu hususu da gözetildiğinde, bir davada defi olarak ileri sürülecek herhangi bir hususun bir başka davaya konu yapılamayacağı, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, taraflar arasındaki anlaşmaya göre borç ödediğinde, davalıya devredilen taşınmazın tekrar davacıya devredileceği, ancak davalı şirketin sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmeyip, fabrikayı da mal kaçırma amacıyla organik bağ içinde bulunduğu şirketlere devrettiği,söz konusu muvazaalı uşlem nedeniyle Menemen 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2023/137-138 E sayılı dosyaları ile dava açıldığını, davalı tarafça her ne kadar taşınmaza el koyma sebebi olarak cari hesap alacağı olarak gösterilmiş ise de, tapu iptal ve tescil davasının sebebinin cari hesap alacağı değil, inançlı işlemin oluşturduğunu, tarafların hukuken husumetli olup, müvekkilinin yalnızca teminat amaçlı yapmış olduğu bir inançlı işlemden doğan Mağduriyetini gidermeye çalıştığını, huzurdaki davanın müvekkili üzerindeki tehditlerin son bulması, davalının ceza yargılamalarına delil yaratma gayesinden vazgeçmesi ve müvekkilin ödeme niyetinin ispat ederek güncel ve muhtemel tüm tehlikeler ile belirsizliğin son bulması amacıyla açıldığını, taraflar arasında, şirketin davalı tarafa devredildiği ve davalı tarafından faaliyet gösterdiği döneme ait cari hesap ilişkisinden kaynaklı borç miktarı konusunda uyuşmazlık bulunduğunu, davalı tarafça, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarında görülen bedelin ödenmesini kabul etmeyerek fazlaya ilişkin taleplerde bulunduğunu, davalının, cari hesap ilişkisinden kaynaklı alacağının kapatılmasına yanaşmadığını, alacağını sürekli tehdit olarak kullanarak savcılık dosyalarına konu ettiğini, davacının borcunu ödeme niyetinde olup, borcunu ödemek için dava ikame etmek zorunda kaldığını, hukuki yararının mevcut olduğunu, davalının fazlaya ilişkin taleplerinin hem ticari hayatta, hem de hukuki anlamda davacıyı yıldırdığını, davacının borcu olandan fazlasını ödemekle sürekli olarak tehdit edildiğini,
buna ilişkin hususların ceza yargılamalarına konu edilerek davcının mağdur edildiğini, davacı hakkında soruşturma, istihkak, tapu iptal ve tescil gibi birçok dava açılarak davalı tarafından zor durumda bırakıldığını ve korunmaya değer hukuki yararının olduğunu, davacının ilama dayalı iş bu tespit ile kendini tüm bu tehlikelere karşı korumaya alacağını, davacının bir hakkı veya hukuki durumunun ciddi tehdit sebebiyle belirsizlik içinde bulunması nedeniyle hukuki yaranın bulunduğunu, taşınmaz satış vaadinden kaynaklı tapu iptali ve tescil davasının huzurdaki cari hesap alacağının tespiti davasıyla bağlantısı bulunmadığını, tapu iptal ve tescil davasının konusunu inançlı işlem gereği müvekkile devredilmesi gerekirken ancak devredilmeyen ve yine davalıya ait başka bir şirkete muvazaalı şekilde devredilen taşınmazın oluşturduğunu, borçlunun ödemek zorunda olmadığı bir borç ile tehdit edilmesi durumunda hukuksal yararın varlığının kabulü gerektiğini belirterek, müvekkilin hukuki belirsizliğini ve bulunduğu tehlikeyi sonlandıracak çarenin mahkeme ilamı olduğunun açık olup tüm bu sebeplerle davacının hukuki yararının varlığının kabulü gerekirken eksik inceleme ile tesis edilen yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklı borç miktarının tespiti ile, davacı tarafça söz konusu borcun mahkeme veznesine depo edilmesi sorasında, davacının söz konusu cari hesap ilişkisi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacı vekili, Müvekkil şirketin ...bank A.ş'den kullandığı genel kredi nedeniyle ilgili banka tarafından müvekkili şirket aleyhine 13.622.365,68 TL değerinde 04.10.2018 tarihinde İzmir 13. İcra Dairesi 2018/12113 E sayılı İcra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bunun üzerine davalı şirket ile yapılan anlaşmaya göre davacı şirketin icra takibine konu borcunun davalı tarafça kapatılması karşılığında davacı şirketin ticari faaliyetini fabrikayı davalı şirkete devredeceği konusunda anlaşma sağladıkları ve taraflar arasında 16.02.2021 tarihinli Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi imzalandığı, buna göre fabrika tapusunun bedelsiz olarak davalıya devredildiğini, bu konuda taraflar arasında bir inançlı temlik söz konusu olduğunu, söz konusu fabrikanın iadesi konusunda davalı aleyhine Menemen 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2023/137-138 E sayılı dosyaları ile tapu iptali ve tescil davası açıldığını, gerçekte söz konusu fabrikanın davalıya teminat amacıyla devredildiğini, davalı tarafça her ne kadar taşınmaza el koyma sebebi olarak cari hesap alacağı olarak gösterilmiş ise de,tapu iptal ve tescil davasının sebebinin cari hesap
alacağı değil, inançlı işlemin oluşturduğunu, taraflar arasında davacı şirketin faaliyetlerini sürdürdüğü fabrikanın davalı tarafa devredildikten sonra davalı tarafından faaliyet gösterilen döneme ait cari hesap ilişkisinden kaynaklı borç miktarı konusunda uyuşmazlık bulunduğunu, davalının bu alacağını sürekli tehdit olarak kullanarak savcılık dosyalarına konu ettiğini, davacının borcunu ödeme niyetinde olup,
borcunu ödemek için dava ikame etmek zorunda kaldığını belirterek taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklı borç miktarının tespiti ile, davacı tarafça söz konusu borcun mahkeme veznesine depo edilmesi sorasında, davacının söz konusu cari hesap ilişkisi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili ise, taraflar arasında yapılan sözleşmenin taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olduğunu, söz konusu devrin satış değil, teminat amacı taşıdığını basiretli davranma yükümlülüğü altında bulunan davacı tarafça kanıtlanması gerektiğini, zira sözleşmede taşınmazın davacı tarafından ...bank'a devredilirken aralarında buna dair protokol yapılarak şartlarına detayıyla yer verilmiş iken, davacı tarafından davalıya devrine ilişkin sözleşmede teminat amacıyla verildiğinin açıkça yer verilmesi gerektiğini, bedelsiz devrin söz konusu olmadığını, tüm malların faturaları kesilerek, bedellerinin ödendiğini, müvekkilinin beş milyondan fazla alacağının bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından, davalı şirket ile aralarında cari hesap ilişkisi nedeniyle ne kadar borçlu olduğunun bilirkişi marifetiyle tespiti istemiyle dava açılmış ise de, davalı şirket tarafından davacı şirkete borç miktarının belirtildiği ve talep edildiği herhangi bir ihtarnamenin veya bildirimin gönderilmediği, borç miktarı bakımından davacı şirketin temerrüde de düşürülmediğini, usul hukukuna göre eda davası açılması gereken hallerde olumlu tespit davası açılmasının mümkün olmadığı, taraflar arasında davacı tarafından devredilen fabrika binası için inanç sözleşmesi iddiası ile açılan tapu iptali tescil davasının bulunduğu hususu da gözetildiğinde, bir davada defi olarak ileri sürülecek herhangi bir hususun bir başka davaya konu yapılamayacağı, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, mahkemece yapılan tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, özellikle de taraflar arasında davacı tarafından devredilen fabrika binası için inanç sözleşmesi iddiası ile açılan tapu iptali ve tescil davasının bulunduğu hususu da gözetildiğinde, o davada defi olarak ileri sürülebilecek bir hususun bir başka davaya konu yapılamamasına, bu itibarla davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı olmadığının tespit edilmiş olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 18.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.