T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1778
KARAR NO: 2024/2138
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04.09.2024
NUMARASI: 2024/581 Esas
TALEBİN KONUSU: İhtiyati Haciz - Tedbir
KARAR TARİHİ: 13.12.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 13.12.2024
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.09.2024 tarih 2024/581 Esas sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati haciz - tedbir isteyen davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TALEP: Davacılar vekili, 12.10.2023 tarihinde, davalı ...'nin maliki, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin ZMMS sigortacısı ve davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın yolun karşısına geçmek isteyen müteveffa ... ile davacılar ... ve ...'e çarptığını, davacılar ... ve ...'in yaralandıklarını, müteveffa ...'in ise vefat ettiğini, kaza tespit tutanağına göre kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli kusurlu, müvekkillerinin ve müteveffanın ise tali kusurlu olduklarının tespit edildiğini, ancak müteveffa ve müvekkillerinin kusurlarının bulunmadığını iddia ederek; davacı eş ..., davacı küçük ... ve davacı anne ... için ayrı ayrı 1.000.000,00 TL olmak üzere toplam 3.000.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilleri için ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, ayrıca küçük ... için 100,00 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden (hastaneye gidiş-geliş yol, yeme içme vs masraflar ile bakıcı masrafı) kaynaklı maddi tazminatın, 100,00 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, davalılar adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar üzerine ihtiyati haciz konulmasını; ihtiyati haciz talepleri uygun görülmediği taktirde, müvekkillerinin alacak haklarının zayi olmaması için davalılar adına kayıtlı tüm taşınmazlar ve araçların kayıtları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dava konusu trafik kazasına ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında davalı sürücü ile davacılar ... ve ...'nin ve müteveffa'nın kusurlu olduğunun tespit edildiği, her iki tarafın da kusurlu olduğunun belirtilmesi karşısında tarafların kusur oranının tazminat tutarının belirlenmesinde esas teşkil ettiği ve hali hazırda davalı araç sürücüsünün kusur oranı ve bu kapsamda sorumlu olduğu tazminat tutarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden davacıların talep edilen tutarda maddi ve manevi tazminat alacağının var olduğu yönünde yaklaşık ispat koşulları bulunmadığı, bu nedenle ihtiyati haciz talebinin yerinde olmadığı; Davalıların taşınmazları ve araçları dava konusu olmadığından ihtiyati tedbir talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak davacılar vekilinin ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, dava konusu kazada, davalı sürücü ...'ın kusurlu olduğunun sabit olduğunu, yargılama sırasında kusur oranları değişebilecek olsa da her halükarda karşı taraf aleyhine belli bir miktar tazminata hükmedileceğini; davalıların mal kaçırma ihtimalinin bulunduğunu, böyle bir durum olduğunda müvekkillerinin alacaklarını tahsil etmesinin imkansız hale geleceğini, müvekkillerinin yeniden mağdur olacaklarını ve telafisi imkansız zararlara uğrayacaklarını, hak arama özgürlüğünün kısıtlamayacak miktarda uygun görülecek bir teminat mukabilinde tedbir mahiyetinde davalılar adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul malları üzerinde uygulanmak üzere ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, bu talepleri uygun görülmediği taktirde, müvekkillerinin alacak haklarının zayi olmaması için davalılar adına kayıtlı taşınmazların ve araçların kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Talep, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemli davada ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
İİK'nın ihtiyati haciz koşullarını düzenleyen 257. maddesinde, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği düzenlenmiştir. Aynı Yasa'nın 258. maddesi uyarınca alacaklının, alacağın varlığı ile haciz sebepleri hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterli olup, buradaki ispat, asıl davadaki gibi tam bir ispat değil yaklaşık ispattır.
Dava, trafik kazası nedeniyle desteklerinin ölümünden kaynaklı davacılarda oluşan maddi ve manevi zararın tazmini, ayrıca davacı ... için sürekli iş göremezlik tazminatı ve tedavi gideri istemine ilişkindir. Davaya konu olay nedeniyle davalıların sorumlulukları 2918 sayılı KTK ve 6098 sayılı TBK hükümleri ile ZMMS poliçesi kapsamında sürücünün kusuru oranındadır. Davacıların ileri sürdüğü zarardan davalıların sorumlu tutulabilmesi için kazaya karışan sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusurlu bir davranışı bulunması, davacıların bir zararının oluşması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının varlığı gerekli olup, dava dosyasının bulunduğu aşama itibariyle belirtilen hususlar yargılamayı gerektirmektedir.
HMK'nın 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Somut olayda, davacılar vekili, maddi ve manevi tazminat istemli açtığı davada davalıların taşınmaz malları ve araçları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir. Tazminat istemine ilişkin davada davalıların taşınmaz malları ile araçları uyuşmazlık konusu olmayıp ihtiyati tedbir talep şartları bulunmamaktadır.
Dosya kapsamındaki mevcut delil durumuna göre ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamakla, davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına ve İİK'nın 257. maddesindeki şartların somut olayda bulunmamasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir isteyen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir isteyen davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 704,50 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 276,90 TL harcın ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir isteyen davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir isteyen davacılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 13.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.