T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/51
KARAR NO: 2025/333
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 20.11.2024
NUMARASI: 2024/140 E. - 2024/269 K.
DAVANIN KONUSU: Markaya Tecavüzün Önlenmesi, Maddi-Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 26.02.2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 26.02.2025
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 20.11.2024 tarih 2024/140 E. - 2024/269 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, Türkiye ve dünya genelinde yüksek tanınırlığa ve geniş bir müşteri kitlesine sahip olan ve bugün 1400'den fazla dünya markasını bünyesinde bulunduran davacı şirketin kendi koleksiyonlarının sınıfının en iyisi olarak kabul edildiğini, davacı şirketin yarattığı "..." ibareli markalar ile yüksek kalite ve özel tasarıma yönelik koleksiyonlarını sadece kendi mağazalarında ve e-ticaret sitesinde satışa sunduğunu, davacı şirkete ait "..." markasının TPMK nezdinde T/00143 numara ile tanınmış marka olarak korunmakta olduğunu, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2024/54 D. İş dosyası kapsamında verilen 09.07.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının devamı niteliğinde davalıların davacı şirketin markalarını taşıyan ürünlerinin satışının engellenmesi ve anılan ihtiyati tedbir kararı uyarınca el koyulan ürünlerin huzurdaki dava kesinleşene yediemin olarak taraflarınca muhafazasına ilişkin ihtiyati tedbirin devamına karar verilmesini, davalıların eylemleri neticesinde oluşan marka haklarına tecavüzün tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, davalının hukuka aykırı eylemlerinin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, davalıların eylemleri nedeniyle marka haklarına tecavüz edilen davacı şirketin uğradığı zararlar nedeniyle şimdilik belirsiz alacak davası olarak ikame ettiklerini belirttikleri bu davada 1.000,00 TL'nin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2024/54 D. İş dosyası kapsamında gerçekleştirilen 13.05.2024 tarihli yerinde inceleme tarihinden itibaren işletilecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalılardan alınarak ve TBK madde 50 ve 51 ile SMK m.151/4 maddesi uyarınca kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir pay eklenerek davalılardan tahsiline, davacı şirket tarafından yıllardır yapılan uzun ve pahalı tanıtım ve yatırım sürecinde oluşturulan ... markasının ve vekil edenin ticari itibarının, marka imajının zedelenmesi sebebi ile bu açıdan da davacı şirketin manevi zararının tazminine, bu kapsamda 100.000,00 TL manevi tazminatın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2024/54 D. İş dosyası kapsamında gerçekleştirilen 13.05.2024 tarihli yerinde inceleme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, davacı şirketin tanınmış ve tescilli ... markalarına tecavüz nedeni ile, 6769 sayılı SMK'nın 150/2 maddesi uyarınca 50.000-TL tutarındaki itibar tazminatının İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2024/54 D. İş dosyası kapsamında gerçekleştirilen 13.05.2024 tarihli yerinde inceleme tarihinden işletilecek kısa vadeli kredilere uygulanan en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dosya üzerinden yapılan araştırma sonucunda Kemeraltı Vergi Dairesinin 19/11/2024 ve 20/11/2024 tarihli cevabi yazıları ile davalı adresinde herhangi bir faaliyetin bulunmadığı, ... sok. No: ... .../... adresinde ... Şti. olduğunun bildirildiği, davalılar adına vergi kaydı vs. belge bulunmadığından davanın geçerli hısıma yöneltilmediği gerekçesiyle dava şartının eksik olması nedeniyle HMK 114/1-d maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, huzurdaki dosyanın doğru taraflara yöneltildiğini ve davalıların da bildirdikleri adreste faaliyet gösterdiğinin değişik iş dosyası kapsamında gerçekleştirilen yerinde inceleme, bilirkişi raporu ve icra dosyası kapsamında tutulan tutanak ile sabit olduğunu, mahkemece davalılara tebligat çıkarılmaksızın, gerekli inceleme yapılmaksızın davanın usulden reddine karar verilmesinin açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalıların adresi olarak belirtilen “... Sok. No:... ....-...” adresinin öncelikle davalıların sosyal medya paylaşımlarında yer alan kendi beyanlarından tespit edildiğini, akabinde gerek İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/54 D. İş dosyası kapsamında 13.05.2024 tarihinde davalıların adresinde gerçekleştirilen yerinde inceleme; gerek İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/54 D. İş dosyası kapsamında alınan 20.06.2024 tarihli bilirkişi raporu ve gerek ise İzmir 20. İcra Dairesinin 2024/6852 E. sayılı dosyası kapsamında düzenlenen haciz tutanağı ile sabit olduğu üzere davalıların “.. Sok. No:... ...-...” adresinde faaliyet göstermekte olduğunu, mahkemece yalnızca Vergi Dairesinden gelen müzekkere cevabı doğrultusunda usule aykırı şekilde davanın usulden reddine karar verildiğini, Vergi Dairesince bildirilen bu şirketin yetkilisinin kim olduğunun dahi araştırılmadığını, davanın HMK madde 114'te sayılan dava şartlarını taşıdığını, hakimin HMK'nun 31.maddesinde düzenlenen davayı aydınlatma ödevine uygun davranmadığını, somut olayda bir eksiklik bulunduğunu kabul anlamına gelmemek şartı ile, mahkemece eksikliğine kanaat getirilen hususun tamamlanması için taraflarına süre verilmediğini, davalılara tebligat dahi çıkarılmadığını, hiçbir inceleme yapılmaksızın davanın usulden reddine karar verildiğini, bu kararın aynı zamanda davacı şirketin hak arama hürriyetinin ve mahkemeye erişim hakkının ihlali olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, davalı taraflarca davacının markasına tecavüzde bulunup bulunmadığı, ihlalin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve davalıların hukuka aykırı eylemlerinin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına ilişkin maddi -manevi zararın ve itibar tazminat koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların talep ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı dinlenebilir olmadığından reddetmesi gerekir. Mahkemece, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır; taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Dava şartı noksanlığının tespit edilmesi hâlinde davanın usulden reddine karar verilir, ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için ilgili tarafa kesin süre verilecek olup, bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilecektir.
Somut olayda, davacı yanca davalılar aleyhine davacının markasına tecavüzde bulunup bulunmadığı, ihlalin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve davalıların hukuka aykırı eylemlerinin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına ilişkin maddi -manevi zararın ve itibar tazminatı istemiyle açılan davada, davalılar ..., ..., ... ve ...'nın davalı sıfatıyla yer aldığı, davacı yanca delil olarak dayanılan İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/54 D. İş dosyası kapsamında 13.05.2024 tarihinde “... Sok. No:... ...-...” adresinde yapıldığı anlaşılan keşif sonrasında alınan 20.06.2024 tarihli bilirkişi raporunun tanzim edildiği, bilahare 09.07.2024 tarihli tedbir kararı yönünden İzmir 20. İcra Dairesi'nin 2024/6852 E. sayılı dosyası kapsamında “... Sok. No:... ....-...” adresi itibariyle ... huzuruyla haciz tutanağının tanzim edildiği görülmekle, İDM'ce dava dilekçesinin davalılara usulünce tebliği sağlanmadan, işin esasına girilerek taraf delilleri toplanmadan, 06.08.2024 tarihli tensip zaptı uyarınca, davalılar adına vergi kaydı vs. belge bulunmadığından davanın geçerli hısıma yöneltilmediği gerekçesiyle dava şartı eksikliğinden HMK 114/1-d maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 20.11.2024 tarih 2024/140 E. - 2024/269 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 26.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.