T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/37
KARAR NO: 2025/334
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08.11.2024
NUMARASI: 2024/287 E.
TALEBİN KONUSU: İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ: 26.02.2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 26.02.2025
İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.11.2024 tarih 2024/287 E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TALEP : İhtiyati tedbir isteyen vekili, davalı şirketin 05/04/2024 tarihli genel kurul toplantısının 4. Nolu gündem maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin kararın davacının muhalefeti ile oy çokluğu ile, önceki yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın oy birliği ile kabul edildiğini, genel kurulun 5. Nolu gündem maddesi ile alınan yönetim kurulu üyeliği sona eren davacıya 1 Nisan 2024'ten itibaren ücret ödenmemesine, yeni seçilen yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın davacının muhalefeti ve muhalefet şerhi ile birlikte oy çokluğuyla kabul edildiğini, ayrıca ortaklar arasındaki niza hali gözetilerek davalı şirket yönetiminin tedbiren re'sen belirlenecek bir kayyım heyetine bırakılması gerektiğini belirterek davalı şirketin 05.04.2024 tarihli genel kurulunda alınan gündemin 4. maddesinin yokluğunun tespitine, bu yerinde görülmez ise butlanına, bu talep de yerinde görülmez ise iptaline ve yürütmesinin geri bırakılmasına, 5. maddesinin butlanına yerinde görülmez ise iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 27.05.2024 tarihli tensip tutanağı 9 nolu ara kararı uyarınca TTK 449.maddesi gereği davalı şirket yönetim kurulunun ihtiyati tedbir talebi hakkında görüşü alındıktan sonra tedbir talebinin değerlendirilmesine karar verilmiş, yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ...'in beyanı alınmış, Mahkemece 27.06.2024 tarihli ara kararı ile davaya konu 05.04.2024 tarihli genel kurulda alınan 4 ve 5 nolu kararların yürütülmesinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir ile şirkete kayyım atanması talebinin reddine karar verilmiş, mahkemece 08.11.2024 tarihli duruşmada taraf beyanları alınmış, 6100 sayılı HMK'nun 389. ve devamı maddelerinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş, bu kapsamda 390/3.madde uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede; Genel Kurul ile seçilen yönetim kurulu görevinin başında olup, şirket yönetimine müdahalenin bu aşamada gerekli görülmemesi nedeniyle yönetim kurulu seçimi ve huzur hakkı ödenmesine ilişkin genel kurul kararının durdurulması ve şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması konusundaki ihtiyati tedbir isteminin bu aşamada yerinde görülmediği gerekçesiyle yönetim kurulu seçimi ve huzur hakkı ödenmesine ilişkin genel kurul kararının durdurulması ve şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması konusundaki ihtiyati tedbir isteminin bu aşamada yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davada üç farklı konuda yürütmenin geriye bırakılması isteminde bulunduklarını, ...'ya net 110.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine, ... ve ...'e huzur hakkı ödenmemesi şeklinde yürütmesinin geri bırakılmasına, yönetim kurulunun 05/04/2024 tarihli genel kurul öncesindeki hali ile teşekkül ettirilmesi şeklinde yürütmesinin geri bırakılmasına, ortaklar arasındaki uyuşmazlık hali gözetilerek davalı şirket yönetiminin tedbiren re'sen belirlenecek bir kayyım heyetine bırakılmasını istediklerini, ilk derece mahkemesinin tedbir taleplerini gerekçelerine değinmeksizin hukuka aykırı biçimde reddettiğini, tedbir taleplerinin esasına yönelik açıklamalarla itirazlarını ileri sürdüklerini, yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkının 4 ayda iki defa zamma tabi tutulduğunu, ayrıca da ... ve ...'in her ne kadar yönetim kurulu üyesi olarak görevli iseler de gerçek bir yöneticilik yapmadıklarını şirketin tek gerçek yöneticisi ...' olduğunu, dava dilekçesinde de açıkladığı üzere davalı şirketin davacı haricindeki bu üç ortağı, davacı şirketin ve şirket yönetiminden dışlayarak kendilerine fahiş huzur hakları tayin ettiklerini, nitekim bu yöneticilere zaten 01/01/2024 tarihinde zam yapılmışken genel kurulla kendilerine ikinci bir zam yaptıklarını ve davacıya ödenmesi gereken kar payını şirketten çekip almayı hedeflediklerini, davalı şirket ile dava dilekçesinde gösterdikleri ticari ve ekonomik bütünlük içerisindeki şirketlerde yönetici ücretlerinin zaten kar payı avansı ilave edilerek ödenmekte olduğunu, bu şirketlerde genel kurullar öncesinde tüm ortakların yönetici pozisyonunda görev aldıklarından yahut yönetici olmasalar dahi kendilerine genel kurul kararıyla ücret ödendiğinden ortaklar arasında hakkaniyete aykırı bir durum meydana gelmediğini, huzur hakkı içerisinde kar payı bulunduğuna dair mail kayıtları ilk derece mahkemesine sunulan uzman görüş raporu içerisinde de irdelendiğini ve gerçek yönetici ücretinin 110.000,00 TL olduğunun ortaya konulduğunu, davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ortaklarından ... ve ..., bu iktisadi bütünlük içerisindeki diğer iki şirketin daha yöneticisi pozisyonunda bulunarak buralardan da ücret aldığını, üç şirketten kişi başı toplam aldıkları huzur hakkı ve müdür maaşı miktarlarının ise aylık net 820.000,00 TL olduğunu, bu ortakların böyle bir maaşı hak edecek emek ve mesaiyi bu şirketlere ayırmaları imkan dahilinde olmadığını, ayrıca da yöneticilerin uyuşmazlığa konu genel kurulda kendilerine tayin ettikleri ücretin, davalı şirketin brüt satış karının %40'ına tekabül ettiğini, talep ettikleri tedbirin, davalı şirket ve yöneticileri açısından da telafisi güç yahut imkansız zararlar doğuracağının da düşünülemeyeceğini, zira zaten ortaklardan ikisi iktisadi bütünlük içerisinde toplamda 820.000,00 TL net ücret aldığını, yönetici maaşının daha az ödenmesinin şirket tüzel kişiliğine de zarar verici olmadığını, ilk derece mahkemesinin reddettiği diğer tedbir taleplerine ise itiraz etmediklerini, şirket yönetiminin kayyıma bırakılması isteminin, şirketin organsızlığından kaynaklı değil taraflar arasında uyuşmazlık doğmuş olduğundan yöneltildiğini, şirket yönetiminin 05/04/2024 tarihi öncesindeki haliyle teşekkül ettirilmesi istemlerinin ise davacının azline dair karar olmaması, zımnen azledildiyse de bu azlin gerekçesiz olması dolayısıyla olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Talep, anonim şirket genel kurulunda alınan kararların iptali davasında, yönetim kurulu seçimi ve yönetim kurulu üyelerine ücret/huzur hakkı ödenmesine dair kararların yürütmesinin geri bırakılması ve davalı şirkete denetim kayyımı atanması yönünde açılan davada ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. HMK'nın 390/3 maddesinde, ihtiyati tedbir isteğinin kabul edilebilmesi bakımından, ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, yasanın gerekçesinde de belirtildiği üzere yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimâl de olsa aksinin mümkün olduğu ihtimâlini de gözardı edemez. Dava açılmış olması tek başına ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirmez. Karar tarihi itibariyle davacının ileri sürdüğü deliller tam olarak toplanmamış ve incelenmemiş ise yargılama aşamasında delillerin toplanıp incelenmesinden itibaren tedbir istemleri konusunda tekrar mahkemenin yaklaşık ispat şartları çerçevesinde talep üzerine değerlendirme yapabileceği açıktır. Talep ve karar tarihi itibariyle, yönetim kurulu seçimi ve önceki yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin karar ile yeni seçilen yönetim kurulu üyelerine ayrı ayrı aylık net 300.000,00 TL ücret/huzur hakkı ödenmesine dair kararın yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığının belirlenmesine, şirkete yönetim kayyımı atanması talebi yönünden dosyadaki mevcut deliller ile davanın mahiyeti, davalı şirkette organ boşluğunun bulunmaması, yaklaşık ispat kuralıyla birlikte değerlendirildiğinde bu yönde de ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı, Dairemizce verilen 05.12.2024 tarih 2024/1521 E. 2024/2067 K. sayılı ilamı ile verilen karardan sonra 17.07.2024 tarihli davalı vekilinin tanık ve delillerini içeren dilekçe ibraz etmekle birlikte henüz delillerin toplanılmadığı, Dairemizin vermiş olduğu 05.12.2024 tarihli kararımızdan sonra dosyaya yeni delil kazandırılmadığı, sadece 08.11.2024 tarihli celsede dosyanın bilirkişi heyetine tevdi ile rapor alınması hususunda ara karar oluşturulduğu, bu ara karar gereği 26.11.2024 tarihli bilirkişi teslim tutanağı ile dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği ancak henüz raporun ibraz edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
İstinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına ve yaklaşık ispatın yerine getirilememesine göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati tedbir isteyen (davacı) vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir isteyen (davacı) yönünden istinaf karar harcı olan 1.013,90 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 586,30 TL'nin ihtiyati tedbir isteyen (davacı)dan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir isteyenin (davacının) yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 26.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.