T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/634
KARAR NO: 2026/1073
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/01/2026
NUMARASI: 2024/471 Esas - 2026/43 Karar
DAVANIN KONUSU: Zayi Belgesi Verilmesi
KARAR TARİHİ : 19/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 19/06/2026
Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/01/2026 tarih 2024/471 Esas 2026/43 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 26/03/2014 tarihinde kurularak Turgutlu Vergi Dairesi'ne ... vergi kimlik numarası, Turgutlu Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne 6011 ticaret sicil numarası ile kayıtlı olduğunu ve .... Mahallesi ... Sokak No:.... adresinde aktif şekilde faaliyetini sürdürdüğünü, anılan şirket merkezinde 27/05/2024 tarihinde çıkan yangın sonucunda binanın kullanılamaz hale geldiğini, yangın nedeniyle kuruluş tarihinden bu yana tutulan yevmiye defteri, defter-i kebir, envanter defteri, ortaklık pay defteri, genel kurul toplantı ve müzakere defteri, yönetim kurulu karar defteri ile e-defter ve berat kopyaları başta olmak üzere tüm ticari defter ve belgelerin zayi olduğunu belirterek TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca zayi belgesi verilebilmesi için tacirin saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin kanuni saklama süresi içinde yangın gibi bir afet nedeniyle zayi olduğunun ve zayi olduğu iddia edilen defter ve belgelerin varlığının somut delillerle ortaya konulmasının zorunlu olduğu, yargılama kapsamında Turgutlu Vergi Dairesi'ne, Turgutlu Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne, Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'na ve ilgili noterliklere müzekkere yazıldığı, tanıklar ... ve ...'ın beyanlarının alındığı, SMMM bilirkişisinden rapor ve ek rapor aldırıldığı; bilirkişi raporlarında UYAP ve dosya kapsamındaki noter kayıtları esas alınarak 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait defterlere ilişkin noter tasdik kayıtlarının somut olarak tespit edilebildiği ve bu defterlerin yangının meydana geldiği tarihte şirket merkezinde bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunun değerlendirildiği, 2019 yılına ilişkin ise davacı vekilince bildirilen yevmiye numarasına Turgutlu 1. Noterliği'nden gelen müzekkere cevabında herhangi bir kayıt bulunamadığının bildirildiği ve bu nedenle 2019 yılına ait defter tasdikinin somut yazılı delille doğrulanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; noter tasdik bilgileri tespit edilebilen ticari defterler bakımından zayi belgesi verilmesine, 2019 yılına ait defterler dahil somut yazılı delille varlığı ispatlanamayan defterler yönünden ise talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin 2014-2018 ile 2020-2024 yılları için zayi belgesi verdiği halde aynı yangında yok olan 2019 yılı defterlerini bu kapsamın dışında bırakmasının hayatın olağan akışına ve mantık kurallarına aykırı olduğunu, Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'nın 27/05/2024 tarihli yangın raporunda büro malzemeleri ve çeşitli evrakların yanarak zarar gördüğünün resmi olarak tespit edildiğini, dinlenen tanıkların arşiv odasında tüm defterlerin bir arada tutulduğunu ve yangında tamamen yandığını doğrudan görgüye dayalı olarak beyan ettiğini, dava dosyasında 10 yıllık ticari sürekliliğin sabit olduğu ve ticari faaliyetlerin kesintisiz sürdüğü tabloda 2019 yılına ait defterlerin tutulmamış sayılmasının eşyanın tabiatına aykırı olduğunu, Turgutlu 1. Noterliği'nden gelen olumsuz yazının defterin hiç var olmadığı anlamına gelmeyip noter kayıtlarındaki bir yevmiye numarası hatasına ya da sistemsel bir uyumsuzluğa işaret ettiğini, TTK'nın 82/7. maddesinin zayi belgesi verilebilmesi için defterlerin noter tasdikli olmasını zorunlu ön şart olarak öngörmediğini, çekişmesiz yargı niteliğindeki bu davada HMK'nın 385/2. maddesi uyarınca re'sen araştırma ilkesinin uygulanması gerektiğini ve mahkemenin noterden gelen tek bir olumsuz yanıtla yetinmeyip 2019 yılına ilişkin vergi dairesi beyannameleri ve diğer yan delilleri re'sen toplaması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın bu yön itibarıyla kaldırılmasını ve 2019 yılı ticari defterleri için de zayi belgesi verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca 27/05/2024 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle zayi olan ticari defter ve belgeler için zayi belgesi verilmesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, 2019 yılına ait defterler dahil somut yazılı delille varlığı ispatlanamayan defter ve belgeler yönünden ise talebin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca zayi belgesi verilebilmesi için tacirin saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin kanuni saklama süresi içinde yangın gibi bir afet nedeniyle zayi olduğunun yanı sıra zayi olduğu ileri sürülen defter ve belgelerin varlığının da somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir. Anılan hükmün amacı, mevcudiyeti ispat edilen defterlerin mücbir sebeple yok olması karşısında tacire hukuki güvence sağlamak olup, varlığı hiç ispatlanamayan bir defterin zayi belgesiyle tescil edilmesi düzenlemenin özüyle bağdaşmaz. Bu nedenle, ticari defterler bakımından zayi belgesi düzenlenmesini talep eden tarafın, zayi olduğunu iddia ettiği defterlerin mevcudiyetine karine teşkil edecek somut bilgi ve belgelerden yoksun olmaması gerekmekte; salt tanık beyanının yazılı delil yerini dolduramayacağı da gözetilmelidir.
Somut olayın incelenmesinde; mahkemece noter tasdik bilgilerinin somut olarak tespit edilebildiği 2014-2018 ve 2020-2024 yıllarına ait defterler yönünden zayi belgesi verilmesine hükmedildiği, 2019 yılına ilişkin ise davacı vekilinin bildirdiği yevmiye numarasına Turgutlu 1. Noterliği'nden gelen müzekkere cevabında herhangi bir kayıt bulunamadığı bildirildiği ve SMMM bilirkişisinin de bu olumsuz noterlik cevabı karşısında 2019 yılına ait defter tasdikini tespit edemediği görülmüştür. Dolayısıyla 2019 yılına ait defterlerin varlığını ortaya koyacak usulünce doğrulanmış herhangi bir yazılı delil dosyaya kazandırılamamıştır.
Davacı vekili, yangın mahallinde tüm arşivin bir arada bulunduğunu ve tamamen yandığını bildiren tanık beyanlarına dayanmaktaysa da, tanık beyanları zayi belgesi davalarında defterlerin fiziken nerede muhafaza edildiğine ilişkin maddi vakıanın kabulünde destekleyici nitelik taşısa da, defterin bizzat var olup olmadığını ispat eden yazılı delil işlevi göremez. Nitekim ticari defterler bakımından noter tasdik kayıtları ve benzeri resmi belgeler, o defterin hukuki varlığını kanıtlayan temel araç niteliğindedir; bu araçların yokluğu tanık beyanıyla telafi edilemez.
Davacı vekili, şirketin 2019 yılında da faaliyetini sürdürdüğünü ve vergi beyannameleri verdiğini öne sürmekte ise de bu durum o yıla ait ticari defterlerin noter tasdikine tabi olarak usulünce kullanıma açıldığını kanıtlamaya yetmemektedir. Tacirin her yıl defter tutmak zorunda olması ile belirli bir yıla ait defterin hukuki anlamda varlığının somutlaştırılmış delille ispatlanmış olması birbirinden farklı olgulardır. Öte yandan, mahkemece ilgili noterliklere müzekkere yazılmış, bilirkişiden rapor ve ek rapor alınmış olması re'sen araştırma yükümlülüğünün yerine getirildiğini göstermektedir. Çekişmesiz yargı niteliğindeki bu davada re'sen araştırma ilkesi, mahkemenin zayi iddiasını destekleyen tüm kaynaklara başvurmasını gerektirmekle birlikte, sonucunda da defterin varlığının somut delille ortaya konulamaması hâlinde talebin reddi zorunlu hale gelir. Kaldı ki, ilk derece mahkemesince 2019 yılı ticari defterlerle ilgili noter tasdiklerinin celbi hususunda birçok kez müzekkere yazılmasına karşın bu hususta bir tespit yapılamadığı, davacı vekilinin 02.09.2025 tarihli itiraz dilekçesi içeriğinde 2019 yılı ticari defterlerinin Turgutlu 1.Noterliği'nin 20.12.2019 tarih 19416 yevmiye numarası ile onaylandığının bildirildiği, mahkemece bu hususta ilgili noterliğe yazılan müzekkereye verilen cevapta ilgili noterliği 2019 yılında son yevmiye numarasının 15742 olduğunun görüldüğü, dosya kapsamına göre esasen 20.12.2019 tarih 19416 yevmiye numarasıyla yapılan tasdikin Turgutlu 3.Noterliği'nin 2020 yılı hesap dönemi için envanter defteri onayına ilişkin olduğu açıkça görülmekte olup, ilk derece mahkemesince gerek re'sen gerekse davacı vekiline gerekli belgelerin getirtilmesi hususunda müzekkere yazılacak yerlerin bildirilmesi hususunda süre verildiği ancak 2019 yılı ticari defterlerinin mevcudiyetini gösterir yazılı bir delilin tespit edilemediğin anlaşılmaktadır.
Bu durumda gerek yargılama aşamasında gerekse istinaf aşamasında 2019 yılı ticari defterlerinin mevcudiyetine ilişkin somut ve yazılı bir delil gösterilmediği, davacı tarafça 2019 yılı ticari defterlerinin açılış onayına ilişkin somut bir delil sunulamamış olmakla birlikte davanın hasımsız dava niteliğinde olduğu ve verilen kararın kesin hüküm sonucu doğurmayacağı, elde olmayan nedenlerle bugüne kadar temin edilemeyen bir delilin sonradan tespit edilmesi halinde ise bunun yargılamanın iadesi sebebi olarak değerlendirilebileceği, yargılama sırasında ilk derece mahkemesince resen araştırma ilkesi çerçevesinde makul ölçüde araştırmanın yapılmış olduğu ve davacı tarafça istinaf aşamasında eksik inceleme yapıldığını gösterir somut bir istinaf sebebi gösterilemediği anlaşılmakla aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere 19/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.