T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/606
KARAR NO: 2026/1057
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/07/2025
NUMARASI: 2024/947 Esas - 2025/732 Karar
DAVANIN KONUSU: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
KARAR TARİHİ : 18/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 18/06/2026
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/07/2025 tarih 2024/947 Esas 2025/732 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :Davacı vekili, TTK'nun 34/1 maddesi uyarınca tescil ile menfaatleri ihlal edilen kişilerin, TTK'nun 34.maddesi kapsamında ilgili olarak kabul edilmesi gerektiğini, .... A.Ş. ile müvekkili şirket arasında 14.03.2024 tarihli tedarikçi sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket tarafından sözleşme kapsamında .... A.Ş.'ye avans olarak 20.127.764,40 TL ve 54.198,85 USD ödendiğini, ancak .... A.Ş.'nin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini hiç yerine getirmediğini ve müvekkili şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, tarafların sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin ifası için onlarca kez görüşme gerçekleştirdiklerini ancak tüm bu görüşmelere rağmen karşı taraflarca yükümlülüklerin yerine getirilmemesi üzerine sözleşmenin feshi ve tasfiyesine dönük olarak 02.09.2024 tarihli Tedarikçi Sözleşmesi Fesih Protokolü imzalandığını, fesih protokolü ile en geç 06.11.2024 tarihinde 20.127.764,40 TL ve 54.198,85 USD bedelin müvekkili şirkete iade edileceğinin taahhüt edildiğini, fesih protokolü'ne uygun olarak en geç 06.11.2024 tarihine kadar müvekkili şirket tarafından ödenen avans bedellerinin müvekkiline iade edilmesi amacıyla müvekkili tarafından 27.09.2024 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, ......Şirketi tarafından keşide edilen 04.10.2024 tarihli cevabi ihtarname ile 20.127.764,40 TL ve 54.198,85 USD'nin en geç 06.11.2024 tarihinde ödeneceğinin açıkça ikrar edildiğini, bütün bunlara rağmen müvekkilinin, alacağının ödenmeyerek önemli ölçüde zarara uğratıldığını, bunun üzerine, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/181 D. İş sayılı dosyasında müvekkilinin talebi üzerine ....Şirketi hakkında ihtiyati haciz kararı verildiğini, tescile konu olan işlemin müvekkilinin menfaatlerini ihlal etmesi nedeniyle bu dava bakımından müvekkilinin ilgili sıfatını taşıdığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığını, borçlu .....Şirketinin, borcunun vadesinin yaklaştığı dönemde hızlı bir işlemle bölünme yoluna gittiğini ve malvarlığının önemli bir kısmını üçüncü bir şirkete taşıdığını, bu çerçevede, mal varlığının önemli ölçüde azaldığını, bölünme işlemi ile müvekkilinin de aralarında olduğu alacaklılardan mal kaçırma amacı taşıdığının açık bir şekilde görüldüğünü, TTK'nın 174. maddesinin, bölünme işlemi neticesinde şirket malvarlığı azalacağı için alacaklıları koruma maksadıyla alacaklılara çağrı yapılması ve alacaklıların talebi üzerine teminat gösterilmesi zorunluluğunu düzenlediğini, TTK'nın 174 ve 175. maddeleri ile Kanunun bölünme işlemlerinde alacaklıkların korunması maksadıyla Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yedişer gün aralıklarla üç defa ilan yapılmasını zorunlu tuttuğunu, emredici olan bu hükmün herhangi bir istisnasının da bulunmadığını, itiraza konu tescil edilen bölünme işleminde alacaklılara herhangi bir ilana çıkılmadığını ve bildirimde bulunulmadığını, bu yönüyle söz konusu bölünme işlemi açık bir şekilde TTK'nın 174 ve 175. maddelerini ihlal ettiğini, ilanların yapılmaması nedeniyle ....Şirketinden alacaklı olan müvekkilinin teminat talep etmesi ve alacağını koruması imkanının ortadan kaldırıldığını, bu yönüyle tescil edilen bölünme işleminin hem TTK'nın açık hükümlerine hem de kamu düzenine açıkça aykırılık arz ettiğini, borçlu .....Şirketinin mallarının önemli bir kısmını kaçırdığını ve üçüncü kişi üzerine geçirdiğini, bu işlem neticesinde hem müvekkilinin alacağını elde etmesinin zorlaştırıldığını hem de TTK'nın açık hükümlerine rağmen müvekkilinin menfaatlerinin ihlal edildiğini, borçlu şirketin mallarının önemli bir kısmını yeni kurulan .... Şirketi'ne devredildiğini, kuruluş esnasında, ... . Şirketi paylarının sahibi .....Şirketi olsa da, bu şirkete karşı sahip olduğu sorumluluk dolayısıyla başlatılacak hukuki işlemlerin zaman alacak olmasının müvekkilinin alacağını elde etmesini imkansız hale getireceğini,.....Şirketi paylarının üçüncü kişilere devri ile beraber müvekkili aleyhine telafisi güç hatta imkansız zararlar meydana geleceğini bildirmiş, .....'nün 05.11.2024 tarihli .....Şirketinin, 28.10.2024 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile bölünmesine ilişkin işlemin iptaline, .....Şirketi paylarının üçüncü kişilere devrinin, öncelikle teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili,......Şirketinin, 28/10/2024 tarihli, 2024 yılı olağanüstü genel kurul toplantısı ile şirketin aktifinde yer alan üretim işletmesinin yeni kurulacak olan .... Şirketi'ne kısmi bölünme yoluyla devrine ve kısmi bölünmeye ilişkin bölünme planının kabulüne karar verildiğini, tescil talebine esas olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 167. maddesinde düzenlenen hususları içeren bölünme planının incelenmesinde ise kısmi bölünmeye konu malvarlığının yeni kurulacak .....Şirketine devri ve devir alan şirketin tek hissedarının da bölünen şirket olan ......Şirketi olacağının kararlaştırıldığını, TTK'nun 174 ve 175.maddelerinde alacaklıların, alacaklarının teminat altına alınmasının sağlanmasının amaçlandığını, 75. maddenin ikinci fıkrasında, "bölünme ile alacaklıların, alacaklarının tehlikeye düşmediğinin ispatı halinde, teminat altına almak yükümü ortadan kalkacağı" hükmüne yer verildiğini, kısmi bölünme işlemine dayanak olan 25/10/2024 tarihli Serbest Muhasebeci Mali Müşavir raporunda da 30/09/2024 tarihli bilançoya göre yapılan inceleme ile bölünmenin tescili ile bölünen şirketin özvarlığını koruyacağının ve alacaklıların, alacaklarının tehlikeye düşmediğinin tespit edildiğini, kısmi bölünme neticesinde bölünen şirketin, devir alan şirketin tek ortağı olup, yeni kurulan şirkette iştirak hissesi elde ettiğini, dolayısıyla bölünen şirkette herhangi bir sermaye azaltımı olmadığı gibi alacaklıların, alacaklarının tehlikeye düşmediğinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir raporu ile de tevsik edildiğini, ticaret sicili müdürlüklerinin Ticaret Bakanlığı gözetim ve denetiminde işlem tesis ettiğini, kısmi bölünme işlemlerine ilişkin olarak dilekçe ekinde yer alan Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü'nün görüşlerinde de kısmi bölünme sonucunda devralan şirkete yapılan malvarlığı devri karşılığında kısmi bölünen şirketin iştirak hissesi elde etmesi ve mevcut sermaye miktarının korunması nedeniyle, TTK'nun 175.maddesinde öngörülen üç aylık sürenin beklenmesine gerek bulunmadığı ve 174. maddesinde belirtilen ilan yükümlülüğü aranmaksızın kısmi bölünme işleminin gerçekleştirilebileceğinin değerlendirildiğini, kısmi bölünen şirketin yeni kurulan şirkette iştirak hissesi elde etmiş olması, bölünen şirketin sermayesini ve özvarlığını koruması, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir raporu ile de alacaklıların alacaklarının tehlikeye düşmediğinin tevsik edilmesi nedeniyle 12/11/2024 tarihli kısmi bölünme tescilinde herhangi bir hukuka aykırı husus bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacı tarafça, itiraza ve tescile konu bölünme işlemi ile davacı şirketin menfaatlerinin ihlal edildiği, telafisi güç hatta imkansız zararların meydana geleceği iddia edilmiş ise de, TTK'nun 174.maddesinde düzenlenen bölünmeye katılan şirketlerin alacaklıları için, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, yedişer gün aralıklarla üç defa yapılacak ilanla ve sermaye şirketlerinde ayrıca internet sitesine de konulacak ilanla, alacaklarını bildirmeye ve teminat verilmesi için istemde bulunmaya çağrılmalarına ilişkin düzenlemelerin, muaccel veya müeccel olsun tüm alacaklıların, bölünme işleminden haberdar olmalarını ve alacaklarını bildirmelerini, bununla birlikte bölünmeye katılan şirketlerin, şirket kayıtlarında yer alsın almasın tüm alacaklılardan ve alacaklardan haberdar olmalarını da amaçladığı, 175/1.maddesi hükmü gereği bölünmeye katılan şirketlerin, 174. maddede öngörülen ilanların yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde, yalnız istemde bulunan alacaklıların alacaklarını teminat altına almak zorunda bulundukları, bir başka deyişle bu konuda istemde bulunmayan alacaklılar yönünden bir yükümlülük getirilmediği gibi teminatın türü ve niteliği açısından da bir sınırlama öngörülmediği, 175/2.maddesinde ise bölünme ile, alacaklıların alacaklarının tehlikeye düşmediğinin, ispatı hâlinde, teminat altına almak yükümülüğünün ortadan kalkacağının amir hüküm olarak düzenlendiği, buna göre bu durumun ispatı halinde alacaklıların 175.maddenin 1.fıkrası hükmü gereği teminat gösterilmesi talebinde bulunamayacakları, bu hükümler çerçevesinde bir başka alacaklının tescil işlemine itiraz etmemesi karşısında davacının, bölünen şirketten mevcut alacağının bölünme nedeniyle tehlikeye düştüğünü kanıtlaması gerektiği, davacı tarafça bu yönde hiçbir delil ve belge örneği ve haklı görülebilecek bir gerekçe ileri sürülmediği gibi davacının, bölünen şirketten olan alacağının muaccel olduğu konusunda hiçbir tereddüt olmadığı gibi tescil işleminden önce Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/181 değişik iş sayılı dosyasında verilen ihtiyati haciz kararı ile alacağın tamamının teminat altına alındığı, bu karara bağlı olarak davacının alacağına yeter miktarda bölünen şirketin tüm mal varlığı, hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz uygulaması yapmasının mümkün hale geldiği, bunun yanında tescile konu bölünme planında yeni kurulacak.....Şirketinin tek hissedarının da bölünen şirket olan .....Şirketi olması ile 25/10/2024 tarihli Serbest Muhasebeci Mali Müşavir raporunda 30/09/2024 tarihli bilançoya göre bölünmenin tescili ile bölünen şirketin özvarlığını koruyacağının ve alacaklıların, alacaklarının tehlikeye düşmediğinin tespit edildiği, itiraza konu kısmi bölünme sonunda bölünen .....Şirketinin, devir alan ....Şirketinin tek ortağı olup, yeni kurulan şirketteki tüm hisselerin bölünen şirkete ait olduğu, buna bağlı olarak bölünen şirkette herhangi bir sermaye azaltımı olmadığı gibi bölünen şirketin tüm mal varlığı, hak ve alacaklıların ihtiyaten haczi konusunda davacının tescilden önce ihtiyati haciz kararı aldığı, böylece somut olay açısından tescil tarihi itibariyle ve öncesinde davacının alacağının tehlikeye düşmesine ilişkin maddi vakıaların varlığının bulunmadığı, bu gelişmelere göre TTK'nun 175.maddenin 2.fıkrasında düzenlenen istisnai hale ilişkin maddi ve hukuki koşulların varlığının mevcut olup, ilgili Bakanlık Genel Müdürlüğünün dosyada birer örneği bulunan her iki yazısında da belirtildiği gibi 175.maddede öngörülen üç aylık sürenin beklenmesine gerek bulunmaksızın ve 174.maddede belirtilen ilan hükümlülüğü aranmaksızın kısmi bölünme işleminin ve tescilinin yapılması konusunda davacının alacağı yönünden yasal bir engel bulunmadığı, davalı tarafça yapılan tescil işleminde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla itirazın reddine, mahkememiz kararının istinaf edilmesi sonrasında hatalı bulunarak kaldırılması halinde davacının alacağı yönünden sakıncalı bir halin doğmaması ve alacağın tahsilinin imkansızlaşmaması açısından davanın açılışı ile birlikte verilen ihtiyati tedbirinin kararın kesinleşmesine kadar devamına karar verilmiştir.
Karara karşı Davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ :Davacı vekili, ...".... A.Ş.’nin gerçekleştirdiği kısmi bölünme işleminin, şeklen kanuni bir şirket işlemi görünümünde olsa dahi, maddi sonuçları itibariyle alacaklılardan mal kaçırma sonucunu doğurmaya elverişli olduğu izahtan varestedir. Özellikle Müvekkil Şirket’in yüksek tutarlı, muaccel hale gelmiş ve borçlu şirket tarafından açıkça ikrar edilmiş alacağı dikkate alındığında, borçlu şirketin ödeme yükümlülüğünü yerine getirmek yerine malvarlığını başka bir tüzel kişilik bünyesine taşımasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı gibi, Türk Ticaret Kanunu’nun bölünme işlemlerinde alacaklıları korumaya yönelik emredici düzenlemeleri karşısında da korunmasının mümkün olmadığı açıktır. TTK'nın 174. Maddesi, bölünme işlemi neticesinde şirket malvarlığı azalacağı için alacaklıları koruma maksadıyla alacaklılara çağrı yapılması ve alacaklıların talebi üzerine teminat gösterilmesi zorunluluğunu düzenlemektedir... Somut olayda alacaklılara çağrı yapılmaması, yalnızca şekli bir eksiklik veya giderilebilir bir usul kusuru olarak değerlendirilemez. Aksine, bu eksiklik doğrudan doğruya Müvekkil Şirket’in kanundan kaynaklanan korunma imkanlarını ortadan kaldırmıştır. Zira TTK m. 174 kapsamında ilana çıkılmamış olması nedeniyle, yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere .... A.Ş.’den alacaklı bulunan Müvekkil Şirket’in, alacağını bildirmesi, teminat talep etmesi ve bölünme işleminin alacağı üzerindeki etkilerine karşı yasal koruma mekanizmalarından yararlanması fiilen imkansız hale getirilmiştir. Kanunun açıkça tanıdığı bu koruma imkanının, bölünmeye katılan şirket ve sicil müdürlüğü işlemi ile bertaraf edilmesi kabul edilemez. Bu itibarla, ..... tarafından, İzmir 27. Noterliği’nin 05.11.2024 tarih ve 17072 sayılı tasdiki ile sunulan .... A.Ş.’nin 28.10.2024 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Kararı’na dayanılarak tescil edilen bölünme işlemi; hem TTK’nın 174 ve 175. maddelerinde yer alan açık ve emredici hükümlere, hem alacaklıların korunmasına ilişkin temel şirketler hukuku ilkelerine, hem de hukuk devleti ve kamu düzeni anlayışına açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Zira ticaret sicili müdürlüğü, kanunun aradığı zorunlu prosedürler yerine getirilmeksizin yapılan bir bölünme işlemini tescil ederek, Müvekkil Şirket’in kanundan doğan korunma imkanlarının bertaraf edilmesine sebebiyet vermiştir. Üstelik bu aykırılık, sırf sicil işleminin şekli yönüne ilişkin olmayıp; doğrudan Müvekkil Şirket’in mevcut, muaccel ve yargısal korumaya konu edilmiş alacağının tahsil kabiliyeti üzerinde etkili olan, maddi sonuç doğuran bir aykırılıktır. Sonuç olarak; Müvekkil Şirket’in, bölünme işlemine konu şirketten olan yüksek tutarlı ve muaccel alacağı karşısında, kanunun emrettiği çağrı ve teminat mekanizması işletilmeksizin gerçekleştirilen bölünme tescili, Müvekkil Şirket’in hukuki menfaatlerini doğrudan ihlal eden bir sicil işlemidir. Bu nedenle, söz konusu sicil müdürlüğü işlemine karşı Sayın Mahkemeniz nezdinde itiraz edilmesi ve hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen tescil işleminin iptalini" istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :Dava, TTK'nun 34. Maddesi gereğince Ticaret Sicil Memurluğu kararına itiraz istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacı şirket, dava dışı .... A.Ş. ile imzaladığı tedarik sözleşmesi kapsamında bu şirkete yüksek miktarda avans ödemesi yaptığını, ancak karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine sözleşmenin feshedilerek borcun iadesinin taahhüt edildiğini, söz konusu alacağın tahsil edilememesi nedeniyle borçlu şirket aleyhine ihtiyati haciz kararı alındığını, ancak borçlu şirketin, bu süreçte mal varlığının önemli bir kısmını kısmi bölünme yoluyla yeni kurulan ..... A.Ş.'ye devrettiğini, bu kısmi bölünme işleminin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından 12.11.2024 tarihinde tescil edilmesine karşın, TTK'nun. 174 ve 175. Maddeleri uyarınca yapılması zorunlu olan alacaklılara çağrı ilanlarının usulüne uygun yapılmadığını, alacaklarının tehlikeye düştüğünü ve bu tescilin iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek sicil müdürlüğünün tescil kararına itiraz etmiştir
TTK'nun 34. Maddesine göre ilgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerdeki ticari davalara bakmakla görevli Asliye Ticaret mahkemesine itiraz edebilirler. Mahkeme, evrak üzerinde inceleme yaparak dosya üzerinden karar verir, gerektiğinde ilgilileri de dinleyebilir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; SMMM raporları ve mizan incelemelerine göre; bölünme sonucunda borçlu şirketin özvarlığının korunduğu, yeni şirkete iştirak hissesi elde edildiği ve herhangi bir sermaye azaltımı yapılmadığının tespit edildiği, davacının, borçlu şirket aleyhine almış olduğu bir ihtiyati haciz kararıyla ile alacağını zaten teminat altına alındığını, dolayısıyla bölünme nedeniyle alacağın tehlikeye düştüğünün ispatlanamadığı, TTK'nın 175/2. maddesine göre, bölünmeye katılan şirketlerin alacaklıların alacağının tehlikeye düşmediğini ispat etmeleri halinde teminat verme yükümlülüğünden kurtulacaklarını, somut olayda dava dışı şirketin mevcut mal varlığı, hakları ve davacının elindeki ihtiyati haciz kararı neticesinde alacağın tehlikede olmadığının kabulü gerektiği, bu şekilde, davacının bölünme nedeniyle alacağın tehlikeye düştüğünü kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.