T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/570
KARAR NO: 2026/1006
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 23.12.2025
NUMARASI: 2025/129 E.
TALEBİN KONUSU: İhtiyati Tedbire İtiraz
KARAR TARİHİ: 12.06.2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 12.06.2025
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23.12.2025 gün ve 2025/129 E. sayılı ara kararın istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TALEP : İhtiyati tedbir talep eden vekili, Müvekkilinin, .. ili ... ilçesinde yerleşik bir işletme olarak, yıllardır yiyecek-içecek sektöründe hizmet verdiğini ve “...” markası altında ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkilinin, markasının korunması amacıyla 15.04.2015 tarihinde başvuruda bulunmuş ve 14.03.2016 tarihinde “...” markasını 43. sınıfta tescil ettirmdiğini, davalı ..., aynı coğrafi bölgede benzer bir ticari faaliyet yürüttüğünü, müvekkilinin markasına tecavüz teşkil eden eylemlerde bulunduğunu, müvekkilinin, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet eylemlerinin önlenmesi amacıyla 27.09.2016 tarihinde bir dava açtığını ancak ilk derece mahkemesi olan İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11.04.2019 tarihli kararıyla dava reddedildiğini, Mahkeme, ret gerekçesi olarak, davalının 29.06.2012 başvuru tarihli “2012/59381 .... * Şekil” markasının, müvekkilinin markasına göre daha eski bir tescil tarihi taşıdığını ve bu nedenle davalıya öncelik hakkı tanıdığını belirttiğini, müvekkilinin bu karara karşı istinaf başvurusu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi”nin 07.10.2022 tarihli ve 2019/2769 E., 2022/1414 K. sayılı kararıyla da onandığını, Ancak, işbu davanın reddedilmesine temel teşkil eden ve mahkemeler tarafından davalının lehine öncelik hakkı olarak kabul edilen “2012/59381 .... * Şekil” numaralı marka, yenileme süresi içerisinde yenilenmediği için hükümsüz kaldığını, dava sırasında mevcut olmayan ve davanın esası üzerinde etkili, yeni bir hukuki olgu olduğunu, davalının önceki davanın reddine dayanak gösterdiği yasal koruması ortadan kalkmış olduğunu, müvekkilinin aleyhine verilen kararların temelini oluşturan hukuki dayanak artık mevcut olmadığını, davalının bu öncelik hakkının hukuki dayanağını oluşturan tescilli marka, süresinde yenilenmediği için hükümden düştüğünü davanın temelini oluşturan ana unsurun kökten değişmesi anlamına geldiğini, davanın esasını etkileyen ve yeni bir dava açılmasını haklı kılan bir hukuki olgu olduğunu müvekkilinin, uzun yıllardır emek verdiği ve tanınan bir marka haline getirdiği “....” adını koruma altına almak için yasal yollara başvurduğunu, 15.04.2015 tarihinde yaptığı başvuruyla 2015/32373 numaralı “....” markasını 43. Hizmet sınıfında tescil ettirdiğini, müvekkilinin 21.06.2016 tarihinde yaptığı başvuruyla 2016/54359 numaralı “....” markası da 35. Hizmet sınıfında tescil edildiğini, Son olarak, müvekkilinin 22.02.2019 tarihli başvurusuyla, "...." ibaresi 30, 35 ve 43. sınıflarda korunduğunu, 2019/18021 başvuru numaralı "..." markası, 30, 35 ve 43. sınıflarda tescil edilerek, müvekkilimizin markayı davalıdan çok daha önce kullanmaya başladığına dair somut bir kabul ve tescil niteliği taşıdığını, Tüm bu belgeler, davalının önceki davada ileri sürdüğü "öncelikli tescil hakkı" iddiasının fiili duruma aykırı olduğunu kanıtladığını, asıl öncelikli kullanım hakkı, ticari faaliyetini 1994 yılından beri sürdüren ve bu unvanı kamuoyuna tanıtan müvekkiline ait olduğunu, markasının önceki tarihli olması, mahkemece öncelik hakkı gerekçesiyle dikkate alınmış ve bu nedenle müvekkilinin marka hakkına tecavüz iddiası reddedildiğini, davalının bu haksız kullanımları sadece fiziki mağazasıyla sınırlı olmadığını, davalı, ....sitesi ve ....— ile .... adreslerindeki sosyal medya hesaplarında müvekkilinin markasını taklit ettiğini, Bu online platformlar aracılığıyla da marka tecavüzü fiilleri ısrarlı ve sistematik bir biçimde sürdürdüğünü, davalının, müvekkilinin markasının aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini, aynı ve benzer mal ve hizmet sınıflarında kullanmaya devam ettiği açık olduğunu, davalının hem online platformlarda hem de fiziki işletmesi aracılığıyla müvekkiline ait markasından ayırt edilemeyecek kadar benzer markayı kullandığı, Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/53 D. İş numaralı delil tespiti dosyasıyla sabit olduğunu, aynı adreste ve aynı şekilde kullanıma devam edildiği için yeniden bir tespit alınmasına gerek duyulmadığını, İlgili delil tespiti dosyasında yer alan bilirkişi raporu ve görseller detaylıca incelendiğinde, davalının söz konusu "...." ibaresini; müvekkilinin kullanımıyla birebir aynı olacak şekilde ve ticari kazanç sağlama amacıyla kullandığı açıkça görülebileceğini, belirtmiş bu nedenle davalının tecavüzünün tespitine, menine ve define, davalı aleyhine tedbir kararı verilmesine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasının talep edildiği görülmüştür.
Mahkemece 04/11/2025 tarihli ara karar ile, "...tescilin varlığı konusunda sunulan kanıtlar ile ön kanaat edinilmekle ihtiyati tedbir isteminin 350.000 TL nakit veya kesin banka teminat mektubunu ibraz etmesi halinde kabulüne, .... ... sitelerine ve iki adreste bulunan 1) ...Mah. ... Sk. ..... 2) ... Mah. ... Sk. No:... davaya konu ürünlerin kaldırılmasına ve satışının önlenmesine, reklam vasıtası, basılı evrak tabela, broşür, katalog ve ürünlerin toplatılmasına, el konulmasına ve yediemin olarak davacıya bırakılmasına," şeklide tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, söz konusu karara yönelik davalı yanca itirazda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İTİRAZ : İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, davalı ....'nın davacı ile 1993 yılında .... İli ..... İlçesinde pide salonu işletmeye başlayıp kısa süre sonra aynı ortaklar ile ....İli ... ilçesinde işletmeyi işletmek üzere ...'deki pide salonunu kapattıkları, ...'yi 1994-1998 yılları arası ...'de işlettikleri, 10/03/1998 tarihinden itibaren aynı adreste sözü geçen işletmenin davalı yanca işletildiği ve bu süre boyunca ... markasının davalı yanca çekişmesiz olarak kullanıldığı, davacının ise davalı yanında sigortalı olarak çalıştığı, tüm ...de markanın bilidir halde olduğu, 31/05/2012 tarihinde davalının eşi ... adına işletme açması sebebiyle önceki pide salonunu kapattığı ve mülkü davalı adına olan taşınmazı taşıyarak halen .... olarak çalışmasına devam ettiği, davacının daha önce de İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/18 esas sayılı dosyası üzerinden davacı aleyhine benzer sebepler ile markaya tecavüzün önlenmesi ve maddi ve manevi tazminat istemleri ile açılan davada mahkemece 2019/67 karar saylı ilam ile davanın reddine karar verilmekle istinaf ve temyiz incelemesinden geçen kararın kesinleştiği dolayısı ile ünlü pide markasının davalı yanca kullanılmasının haklı bulunduğu belirtilerek tedbir kararının kaldırılması talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İTİRAZ ÜZERİNE VERDİĞİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, yapılan itiraz üzerine 23/12/2025 tarihli ara karar ile; Mevcut delil durumu, bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirilerek verilen ihtiyati tedbir kararının dosya kapsamına ve yaklaşık ispat kurallarına uygun bulunduğu, bu kapsamda ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yer ve gerek bulunmadığı hususlarında mahkemede vicdani kanaat oluştuğu belirtilerek verilen tedbir kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı yanca bu anlamda ileri sürülen itirazın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, davacı yanca daha evvelden İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/18 Esas ve 2019/67 Karar sayılı benzer iddialar ile açtığı davanın esastan reddedilip Yargıtay denetiminden geçmesi ile kesinleştiği ve bunun sonucunda davalının önceye dair markayı haklı bir kullanımının olduğu ortaya çıktığı, kaldı ki .... markasının davalı tarafından kullanıldığı gibi davacı tarafın kullandığı marka ve model ile farklı olduğu, davacı tedbir talebinin yasal koşullarının oluşmadığından tedbire itirazın kabul edilerek kaldırılması gerekmesine karşılık itirazın reddi yönünde verilen kararın yerinde olmadığı belirtilerek 23.12.2025 tarihli tedbire itirazın reddine dair ara kararın istinaf incelemesi neticesi kaldırılmasının talep edildiği anlaşılmıştır.
GEREKÇE : Talep, marka hakkının tecavüz niteliğindeki iş ve eylemlerden kaynaklı verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına dair talebin reddine yönelik kararın kaldırılması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda davacı yanca marka tecavüzüne ilişkin açılan tespit, men ve defi isteminin yanında talep konusu maddi ve manevi tazminat istemli iş bu davada mahkemece marka ve patent vekili, gıda mühendisi ve bilişim uzmanı bilirkişi heyetinden 23/10/2025 tarihli rapor alınmakla talep üzerine 04/11/2025 tarihli ara kararla davacı yan tedbir isteminin kabulüne karar verildiği, yapılan itiraz üzerine 23/12/2025 tarihli ara kararla tedbire itirazın reddine karar verildiği, bilirkişi raporuna yapılan itirazlar yönünden ise bilirkişi heyetince 02/02/2026 tarihli ek rapor alındığı görülmüştür.
Dosyaya sunulu 23/10/2025 tarihli kök raporda özetle; davacının 2015/32373 ve 2019/18021 tescil nolu Türk Patent sicili nezdindeki korumasının halen devam ettiği, davalı kullanımları ile davacının tescille markası arasında sınıfsal iltibas olduğu gibi ortalama tüketici seviyesinde de iltibas olduğu, davalının 2012/59381 tescil nolu markasının 18/01/2024 tarihinde geçersiz hale geldiği, taraflar arasındaki adi ortaklığın 2012 yılında sona ermesinden sora da davalının marka kullanıma devam ettiği yönünde görüş ve kanaatte bilindiği, sözü edilen bilirkişi heyetince sunulan 02/02/2026 tarihli ek raporda ise davacının marka koruması ve iltibas değerlendirmeleri yönünden kök rapordaki tespitleri yineledikleri, bunun yanında davacı markasının esasen 29/06/2022 tarihinde geçersiz hale geldiği ve kuruma 18/01/2024 tarihinde işlendiği, taralar arasındaki İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/18 esas ve 2019/67 karar sayılı ilamının gerekçesinde davalının 1998 yılına uzanan fiili kullanımına atıf yaptığı, taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin kabulü halinde ise marka kullanımının her iki tarafça da yapılabileceği, davacının işletme ve markayı devir aldığına ilişkin delilin dosyada bulunmadığı ile davacı yaranına tazminat hesabının yapıldığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
İhtiyati tedbir bir dava olmayıp, geçici hukuki korumadır. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
İhtiyati tedbir isteminde davanın esası açısından haklılığın yaklaşık olarak, ispat edilmesi ve tedbirin uyuşmazlık konusu hususa ilişkin olması gerekir. Geçici hukuki koruma olan ihtiyati tedbirin, davanın yerine ikâme edilmemesi ve uyuşmazlığın esasını çözecek mahiyette olmaması, başka bir deyişle yargılamanın sonunda elde edilecek menfaatin ihtiyati tedbirle elde edilmemesi gerekir. Aksi halde ihtiyati tedbir hukuki kurumu ile getirilmesi amaçlanan hükümlerle bağdaşmayacaktır. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse veya yasanın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir.
Her ne kadar mahkemece kök bilirkişi raporu doğrultusunda davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiş ise de kök raporun alınmasından sonra dosyaya sunulan bilgi ve belgeler kapsamında ek rapor alınmasına karar verildiği ve ancak ek raporun dosyaya kazandırılmasından evvel davalı yanın ihtiyati tedbire itirazının reddine karar verildiği görülmüş ise de ek raporda da bahsedildiği üzere her ne kadar yenilenmemekle geçersiz hale gelmiş ise de İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/18 esas ve 2019/67 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere davalı markası yönünden önceye dair kullanım hakkının olduğunun anlaşılmasına göre davacının açtığı bu davada talep konusu edilen ihtiyati tedbir istemi bakımından önceye dair kullanıma ilişkin mahkemece bir değerlendirme yapılmadığı gibi ek rapor sonucu beklenmeden tedbire itirazın reddine yönelik mahkemece yapılan değerlendirmenin de yerinde olmadığı anlaşılmakla, bu yönden eksik incelemeyle itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla açıklanan sebepler, dosyaya kazandırılan bilgi ve belgeler ile ek rapor kanaatleri bir bütün olarak değerlendirilerek tedbire itiraz konusunda mahkemece değerlendirme yapılması gerekirken yanılgı gerekçeyle itirazın reddine karar verilmiş olması kaldırma sebebi olarak kabul edilmiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği mütala olunur.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;
1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2025/129 esas sayılı dosyası üzerinden verilen 23/12/2025 tarihli ara kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına
5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12.06.2026