T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/835
KARAR NO : 2025/1800
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29.05.2018
NUMARASI : 2017/839 Esas 2018/602 Karar
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 12.12.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 12.12.2025
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.05.2018 tarih 2017/839 Esas 2018/602 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, Müvekkili şirketin Muğla ilinde madencilik işi ile uğraştığını, birçok firma ve şahıs ile ticari ilişkisinin olduğunu, davaya konu İzmir 5.İcra Dairesinin 2017/8200 Esas sayılı dosyasının dayanağı çekin de müvekkiline,çekin önyüzünde lehtar olarak ismi bulunan .../.... şirketinin temsilcisi olarak tanıtan ... isimli kişi tarafından getirildiğini, çekin arka yüzünde ilk cirantanın .../.... isminin bulunduğunu,ancak müvekkilinin daha sonra yaptığı alışverişte kullanmak üzere çeki ciroladığını, bu çek karşılığında mal tesliminin istendiğini, ancak henüz sipariş edilen mal ... şirketine teslim edilmeden siparişi veren ...'ın müvekkiline gelerek siparişi iptal ettiğini ve çeki geri istediğini, müvekkilinin çek üzerindeki cirosunu silmeden çeki ...'a teslim ettiğini, İzmir 5.İcra Dairesinin 2017/8200 Esas sayılı dosyasından aleyhlerine takip başlatıldığını öğrendiklerini, çekin keşidecisi ... ile yaptıkları görüşmede, keşidecinin çekin karşılıksız çıkması üzerine çek bedelini ... isimli kişiye ödediğini ancak çekin kendisine iade edilmediğini beyan ettiğini, anılan çekin ... tarafından kanuna aykırı şekilde tedavüle koyularak kullanıldığını, ... Bankasının kendisine tahsil cirosu ile devredilen ve karşılıksız kalmış olan çeki kendisine tahsil cirosu ile devreden ...'e iade etmeyip, çekin hamiliymiş gibi işlem yaptığını, yetkili hamil olarak çeki elinde bulundurmayan... Bankasının yetkili hamilmiş gibi çek ile ilgili olarak ica takibi başlatmasının yasal olmadığını beyan ile kötüniyetle açılan takibin durdurulması ile iptaline, İzmir 5.İcra Dairesinin 2017/8200 Esas sayılı dosyasına konu çek nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile çekin iptaline, davalı bankanın %20den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, açılan davanın haksız, hukuka aykırı ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, söz konusu çekten dolayı başlatılan icra takibini engelleyecek ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, müvekkili bankanın dava konusu çeke temlik cirosu ile yasal hamil olduğunu, dava konusu çekin ciranta ... tarafından kredi kullanabilmek amacıyla çek teslim tutanağı ile borç ödenmediğinde, kullanmış olduğu ve kullanacağı krediler nedeniyle doğmuş ve doğacak borçlarına karşılık tahsil edildiğinde, borçtan mahsup edilmek kaydıyla ve temlik cirosu ile müvekkili bankaya teslim edildiğini, müvekkilinin iyi niyetle iktisap eden 3.kişi konumunda olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu beyan ile haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddine, haksız ve kötü niyetli davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine ve yargılama harç ve giderleriyle birlikte avukatlık vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 687 maddesinde “Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya varolan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.” hükmüne yer verildiği, bu hüküm uyarınca davacının öncelikle alacaklı olan .../...'a karşı borçlu olmadığını ispat etmesi, daha sonra da hamil olan davalı bankanın senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunu ispatlaması gerektiği, somut olayda davacı tarafça mahkemeye bu yönde herhangi bir yazılı delil sunulmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkeme değerlendirmesinin aksine müvekkili tarafından icra dosya alacaklısı ...bank aleyhine def'i ve itirazların ileri sürülebileceği, ciranta konumundaki ....'un davalı bankadan kullandığı 23.07.2013 tarihli kredi sözleşmesinin teminatı olarak takip konusu çeki vermesi nedeniyle çekteki ..... cirosunun rehin cirosu olduğu ve dolayısıyla cirantaya yöneltilecek bedelsizlik iddiasının .....banka da ileri sürülmesi gerektiği, bununla birlikte talebe rağmen kredi sözleşmesinin .... tarafından ödemesinin yapılıp yapılmadığı yönünde bir inceleme olmadığı, kredi sözleşmesinde karşılıksız çıkan teminatın borçlu hamilden tahsil edileceği yönündeki 9/4.maddesi ile hüküm bulunmasına rağmen aksi yönde mahkeme değerlendirmesinin yerinde olmadığı, tanık ve ticari defterler ile banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan ve bu kapsamda delil toplanmadan yapılan değerlendirmenin de eksik bir değerlendirme olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, İzmir 5.İcra Dairesinin 2017/8200 Esas sayılı dosya konusu çekten kaynaklı olarak menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait olup, alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği borçlu tarafından, aynı mahiyette bir belgeyle borçlu olunmadığının ispatlanması gerekmektedir.
Bununla birlikte 6102 Sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkması halinde, çek eline geçen yeni hamilin ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde çeki geri vermekle yükümlü olacaktır.
Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 687 maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î niteliğindedir. Bedelsizliğin keşideci tarafından iddia edilmesi halinde; bu iddia kural olarak lehtara karşı ileri sürülebilecekken, hamilin çeki kötüniyetli iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu olduğunu kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’î ileri sürebilecektir. Bu itibarla keşideci öncelikle senedin lehtarına karşı çeklerin bedelsiz olarak verildiğini ispat etmeli, bunu ispat ettikten sonra da hamil konumunda olanın dava konusu çeki kötüniyetli iktisap ettiği veya iktisapta ağır kusurlu olduğu hususunu ispat etmelidir. Ciranta konumundaki taraf yönünden de aynı durum olmakla birlikte o da kendisinden sonraki ciranta konumundaki taraf yönünden bedelsizlik iddiasını şahsi defi olarak ona karşı yöneltebilecek, çek bir başka şahsa ciro edilmiş ise ona karşı ancak az önce de belirtildiği gibi kötüniyetli iktisap veya iktisapta ağır kusur varlığının kanıtlanması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta çekin şekli incelemesinde; dava dışı ..... tarafından keşide edilmekle lehtar sıfatıyla ...-.....'a verildiği, lehtar tarafından davacı lehine cirolandığı, lehtar üzeri karalanmakla lehtar tarafından ...-....'a ciro edildiği, ciranta tarafından ...'e ciro edildiği, adı geçen tarafından davalı yana ciro yolu ile devir edilmekle birlikte ibraz üzerine karşılıksızlık işlemine tabi tutulduğu görülmüştür.
Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; yerleşik uygulamada belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede, davanın bedelsizlik iddiasına dayanan menfi tespit istemine ilişkin olmasına, konu çekten kaynaklı açılan iş bu menfi tespit davasında ispat külfetinin davacı borçlu üzerinde bulunduğu yönündeki tespitin yerinde olmasına, senede karşı ileri sürülen her türlü iddia ve def'inin yazılı delille kanıtlanması zorunlu olup ispat külfeti üzerinde bulunan davacının senede karşı ileri sürdüğü bedelsizlik iddiasının da ancak yazılı delille ispatlanması gerekmesine, takibe konu bonoda herhangi bir şekli noksanlık bulunmamasına, üzerine düşen ispat külfeti kapsamında bedelsizlik iddiasının yazılı delil ile ispat edilememesine, her ne kadar çekin tahsil cirosu yolu ile verildiği yönünde bir beyanda bulunulmuş ise de senet üzerinde bu şekilde bir ciro bulunmadığı gibi bu anlama gelebilecek bir kayıt da bulunmamasına, bu nedenle cironun temlik cirosu olarak kabul edilip buna göre değerlendirme yapılmasının da yerinde olmasına, davalı yana çekin verilme sebebinin kredi ilişkisi sebebiyle olduğu, kredi sözleşmesinde kambiyo yönünden kayıt olduğu ve bu nedenle de cironun rehin cirosu olduğu belirtilmiş ise de kredi sözleşmesi ile takip dayanağı çekin illetten mücerretliğini kaldıracak mahiyette doğrudan bir ilişki kurulamamasına, bu nedenle de bu yönden bilgi ve belgenin kazandırılması ve buna göre inceleme ve değerlendirme yapılmasına gerek olmamasına, davacının çekteki kaydın aksine yetkili hamili olduğunu, davalının çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlayamamasına göre tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı yan istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 12.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.