T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/842
KARAR NO : 2025/1760
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18.01.2023
NUMARASI : 2022/23 E. - 2023/8 K.
DAVANIN KONUSU : Patent Hakkına Tecavüzün Tespiti Haksız Rekabet
KARAR TARİHİ : 10.12.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 10.12.2025
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 18.01.2023 tarih 2022/23 E. - 2023/8 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, müvekkili adına Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescil edilen, 10.05.2013 rüçhan, 05.03.2014 başvuru tarihli 2020 10853 tescil numaralı patentin, 10.05.2013 rüçhan, 05.03.2014 başvuru tarihli 2014 14661 tescil numaralı patentin, 10.05.2013 rüçhan, 09.05.2014 başvuru tarihli 2015 02675 tescil numaralı patentlerin sahibi olduğunu, davalıya ait ... mağazasında satışı yapılan ürünlerin müvekkili şirketin patent haklarına tecavüz eden ve haksız rekabet yaratan ürününün taklidi olduğunu belirterek, bu ürünlerin davalıya ait optik mağazası üzerinden satışa sunulduğunun tespitini, satış yapılıyorsa kaç adet satış gerçekleştiğinin ve satış fiyatının tespitini, ürünlere tedbir konulmasını ve patent hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, patent hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu iddia edilen ürünün müvekkiline ait optik işletmesinde mevcut olmadığını, satışa da sunulmadığın, müvekkilinin işletmesinde satışa sunduğu tüm ürünlerin UTS kayıtlı ve resmi şekilde sistemde yer alan, kaydı, faturası ve numarası bulunan ürünler olduğunu, fiş içeriğinde sadece rakam yer aldığını, ürünün ne olduğunun belli olmadığını, müvekkiline ait işletmede 31.03.2022 tarihinde yapılan keşifte söz konusu ürünün satışına ilişkin herhangi bir tespit de yapılmamış olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait 2014/14661 tescil numaralı patentin yine davalıya ait .... marka gözlüklerde kullanıldığı, davalı tarafa ait iş yerinden davacı tarafça söz konusu patentin kullanıldığı ürün satışına ilişkin fişin dosyaya sunulduğunu, söz konusu fişte satış yapılan ürüne ilişkin olarak "çerçeve" şeklinde açıklama ve 250 TL bedel bulunduğu, bilirkişi marifetiyle tespit edilmiş ayrıca satışa ilişkin ürünün cam ve sapında "target" ibarelerinin yer aldığı, davalı tarafın, bu satış işleminin davacıya ait patente konu ürün olmadığını iddia etmiş ise de, bu savunmaya itibar edilmediğini, davalı tarafın ticari defterlerinde alış ve satış kayıtlarında target marka veya başka herhangi bir markaya ilişkin kayıt bulunmamakta ve genel ibarelerle alış ve satış kayıtları bulunmakta ise de, davacının alışverişe konu ürünün kendi patentli ürünü olduğunu iddia ederek huzurdaki davayı açmasının bir pratik sonucu bulunmadığı, davacının dava açmadan önce davalı taraftan satın aldığı ürünün dosyaya sunulan ürün olduğu kanısı oluştuğundan bahisle 6769 sayılı SMK'nın 149 ve devamı maddelerinde düzenlenen Sınai Mülkiyet Hakkına tecavüz fiilinin ve 6102 sayılı TTK 56. Maddede düzenlenen haksız rekabet olgusunun somut olayda gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının patent hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüz ve haksız rekabetin men'ine, önlenmesine, kaldırılmasına, davalının, davacının tescilli patent hakkına konu ürünleri satması, dağıtması veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkarması yada bu amaçlar için ithal etmesi, ticari amaçla elinde bulundurmasının önlenmesine, davacının patent hakkına konu ürünlerin toplanması ve davacıya teslimine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı vekili, mahallinde keşif sonrasında düzenlenen 31.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda "iş yerinde dava konusu ürün bulunmadığı"nın belirtildiği, işyerinde bulunan tüm ürünlerin ÜTS kaydı bulunup, resmi yollardan satışa sunulduğunu, her ne kadar davacı bir adet fiş ve bir adet patent ihlali olduğunu iddia ettiği ürün sunmuş ise de sunulan fiş ile patent ihlali olduğu iddia edilen ürünün satın alındığını kanıtlamadığı, müvekkiline ait iş yerinde yüzlerce ürün bulunduğunu, ve sunulan fiş ile dükkandan herhangi bir ürün satın alınmış olabileceğini, yine patent ihlali olduğu ve müvekkile ait iş yerinden alındığı iddia edilen ürünün de herhangi bir yerden satın alınmış olabileceği, davacı tarafından sunulan fiş ile davacının patent hakkı ihlali iddiasının bağdaştırılabilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca ticari defterlerde alış ve satış kayıtlarında target marka veya başka herhangi bir markaya ilişkin kayıt bulunmadığını, bu durumun müvekkili aleyhine olacak şekilde yorumlanmasının hatalı olduğunu, husumet itirazının değerlendirilmediğini belirtmiştir.
GEREKÇE : Dava, patente tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
6769 Sayılı Kanun'un dokuzuncu kısmının, patent hakkına tecavüz, patent veya faydalı model hakkına tecavüz sayılan fiiller başlıklı 141. maddesinin birinci fıkrasının b bendinde, "Kısmen veya tamamen taklit suretiyle meydana getirildiğini bildiği ya da bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla üretilen buluş konusu ürünleri satmak, dağıtmak veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak ya da bu amaçlar için ithal etmek, ticari amaçla elde bulundurmak, uygulamaya koymak suretiyle kullanmak veya bu ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunmak", c bendinde ise "Patent sahibinin izni olmaksızın buluş konusu usulü kullanmak veya bu usulün izinsiz olarak kullanıldığını bildiği ya da bilmesi gerektiği hâlde buluş konusu usulle doğrudan doğruya elde edilen ürünleri satmak, dağıtmak veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak ya da bu amaçlar için ithal etmek, ticari amaçla elde bulundurmak, uygulamaya koymak suretiyle kullanmak veya bu ürünlerle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunmak" fiilleri, patent veya faydalı model hakkına tecavüz fiilleri arasında sayılmıştır.
Patent hakkına tecavüz bakımından son kullanıcı, kısmen veya tamamen taklit suretiyle meydana getirildiğini bildiği ya da bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla üretilen buluş konusu ürünü ya da ürünleri, ticari amaç dışında kullanan kişidir. Bu çerçevede son kullanıcı, tüketici olabileceği gibi ticaret erbabı da olabilir. Burada önemli olan husus, tecavüz yoluyla üretilen buluş konusu ürünün ya da ürünlerin, ticari faaliyete etki edecek şekilde doğrudan kullanılıp kullanılmadığıdır. (Yargıtay 11. HD'nin 12.12.2024 tarih ve 2023/5583 E. 2024/8992 K.)
Davacı dava dilekçesinde patent yanında haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ref'i taleplerinde de bulunmuştur. İddianın ileri sürülüş şekline göre davacının ihlal edildiğini iddia ettiği patent hakkı Türkpatent nezdinde tescilli olup 6769 sayılı Kanun ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere de dayanmış olduğundan patent koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olup, özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, somut olay bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'ine dair talepler yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Yargıtay 11. HD'nin 13.01.2025 tarih ve 2024/1738 E. 2025/58 K.14.03.2022 tarih ve 2019/5189 E. -2022/1852 K. 22.04.2021 tarih ve ve 2021/89 E. 2021/3054 K. )
Somut olayda, davacının patent hakkı sahibi olduğu ürünlerin davalı tarafça, izinsiz olarak satılması, ithal edilmesi veya ticari amaçla elde bulundurmasının patent hakkına tecavüz ve haksız rekabeti niteliğinde olduğunun tespiti ve işbu ihlallerin önlenmesi ve durdurulması talebiyle açılan davada, dosyaya sunulan 16.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafça dosyaya sunulan 05.01.2022 tarihli fişte satın alınan ürünün "çerçeve" açıklaması içerdiği, ürünün özelliklerinin belirtilmediği, ürünün alış faturalarında ve irsaliyelerinde "Target " ibaresi yazılı olarak satın alınmadığı, ticari defter ve faturalar ile ödeme kaydedici cihaz satışlarında ürünün belirleyici olarak kayıtlı olmadığının tespit edildiği, bu durumda dosyaya sunulan faturanın numune olarak satın alınan gözlük için düzenlendiği hususunda ispat yükünün davacı üzerinde olduğu da gözetilip, mahkemece mahallinde yapılan keşif sırasında ihlale konu ürünün davalının işyerinde bulunamadığı da nazara alınarak, 6769 Sayılı Kanun'un 141. maddesinde aranan yasal şartların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği herhangi bir şüpheye mahal bırakmazsızın tespit edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılı gerekçeyle belirtilen şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. (aynı yönde Dairemizin 2023/293 E-2025/1321K sayılı kararı)
Kabule göre de; Uyap kayıtlarında yapılan kontrolde, davacı tarafından aynı hukuki nedene karşı başkaca davalılara karşı açılan davaların yapılan İstinaf incelemesi sırasında davacı tarafça dayanılan patentlerin hükümsüzlüğe ilişkin Gebze 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/49 E. ve Kocaeli 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/46 E. sayılı derdest davalar bulunduğu ve bu davalarda hükümsüzlük kararı verilmesi halinde kararın geçmişe etkili olacağı anlaşılmakla söz konusu dava dosyaları getirtilip, davacının dayandığı patentlerin bu davalarda konu edilip edilmediği, hükümsüzlük iddiasının bulunup bulunmadığı netliğe kavuşturularak, gerekiyorsa bu davaların sonucun bekletici mesele yapılması gerekir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 18.01.2023 tarih 2022/23 E. - 2023/8 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.