T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/471
KARAR NO : 2025/1529
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06.12.2022
NUMARASI : 2021/242 E. - 2022/1021 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 31.10.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 31.10.2025
İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.12.2022 tarih 2021/242 E. - 2022/1021 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, 13.04.2019 tarihinde, davalı şirketin ZMMS sigortacısı, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın davacının sürücüsü olduğu ... plakalı araca çarptığını, Turgutlu 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/394 E. - 2020/508 K. sayılı dosyasında alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda kazanın oluşumunda karşı araç sürücüsünün asli kusurlu, davacının alt düzeyde tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ancak müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, ceza dosyasında dava dışı karşı araç sürücüsünün mahkumiyetine karar verildiğini, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığını, davalı ... şirketine başvuruda bulunduklarını, ancak ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL tutarındaki geçici iş göremezlik tazminatı ve 900,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, 27.10.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatı istemini 3.970,16 TL'ye, sürekli iş göremezlik tazminatı istemini 166.170,17 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe uygun düzenlenmiş sürekli engel oranını bildirir rapor alınması gerektiğini, davacının Karayolları Trafik Sigortası Genel Şartları gereğince eksik evrak ile başvuru yaptığını, bu nedenle temerrüt oluşmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, geçici işgöremezlik, geçici bakıcı giderleri taleplerinin teminat kapsamında olmadığını, davacının SGK'dan gelir sağlayıp sağlamadığının tespitinin gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapora göre davacının %8 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu, davalıya sigortalı aracı kullanan sürücüsü ... %90 oranında asli kusurlu, davacının %10 oranında tali kusurlu olduğu, davacının, davalının kusur oranına isabet eden talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının Yargıtay'ın yerleşen uygulamaları ile benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto, TRH 2010 tablosu esasına dayalı) yöntemi ile yapılan bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre 166.170,17 TL, bakiye geçici iş göremezlik zararının 3.970,16 TL olduğu, davacıya SGK tarafından sürekli iş göremezlik geliri bağlanmadığı, SGK tarafından yapılan geçici iş göremezlik ödemelerinin rücuya tabi olan kısmının aktüer bilirkişi raporunda mahsubunun yapıldığı, bilirkişi hesap raporunun Yargıtay yerleşik uygulamalarına uygun olarak düzenlendiği ve hüküm kurmaya yeterli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 3.970,16 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 166.170,17 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 170.140,33 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, KTK'nın 97. maddesi uyarınca davadan önce müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmamış olduğunu, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, maluliyet tespitinin sadece dosyada mevcut belgeler üzerinden yapıldığını, davacının gerçek maluliyet oranının ancak bizzat güncel muayenesi ile mümkün olacağını, dosya kapsamına alınan birden fazla maluliyet raporu bulunduğunu, davacının maluliyetine ilişkin çelişki bulunduğunu, işbu raporları düzenlemeye yetkili kurulun İstanbul ATK 3. İhtisas Kurulu olduğunu, davacının maluliyet oranının yüksek tespit edildiğini, davacının maluliyetine ilişkin özellikle ortopedi uzmanının değerlendirme yapmış olması gerektiğini, ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusur oranının %90 olduğuna dair tespitinin hatalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelişinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ceza dosyasında sigortalı araç sürücüsünün %75 kusurlu bulunduğunu, davacı ehliyetsiz olarak motosiklet kullandığını, meydana gelen maluliyetinde kendi etkisinin bulunduğunu, ayrıca kask/koruyucu tertibat takıp takmadığının belirsiz olduğunu, bu nedenle tazminat tutarından %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faizin esas alınması gerektiğini, müvekkili şirkete usulüne uygun maluliyet raporu ile başvuru yapılmamış olduğundan ve müvekkili şirket bakımından temerrüdün gerçekleşmediğini, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik tazminatından poliçe kapsamı gereği sorumlu olmadığını, bu zararların SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, davacını SGK'dan gelir sağlayıp sağlamadığının tespiti gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davalı vekili, davacının gerekli belgeler ile birlikte başvuru şartını usulüne uygun şekilde yerine getirmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir. (Yargıtay 4. HD 2021/3042 E.- 2021/1562 K. sayılı içtihatı). Kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş kesin ve sürekli maluliyet oranına ilişkin sağlık kurulu raporu davacı tarafça kısa sürede alınıp tamamlanamayacağından, davalı ... şirketinin bu istemi davacının haklarının sürüncemede kalmasına yol açacaktır. Yargılama aşamasında kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınarak eksiklik tamamlanabileceğinden, davacının başvurusunun sonuçsuz kaldığı, anılan maddede düzenlenen başvuru dava şartının gerçekleştiği kabul edilerek, davalı vekilinin dava şartının gerçekleşmediği yönündeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili, hükme esas alınan maluliyet oranlarının hatalı belirlendiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, hükme esas alınan sağlık kurulu raporunda, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirme yapıldığı ve bu oranın aktüerya raporunda esas alındığı anlaşılmakla, bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin kusur oranlarının hatalı olduğuna ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 18.08.2021 tarihli raporunda, kazanın meydana gelmesinde dava dışı sigortalı araç sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki kamyonet ile seyir halinde iken olay mahalli kavşağa geldiğinde ilk geçiş hakkını düz seyir halinde olan araçlara bırakması, ardından kontrollü bir şekilde yola katılması gerekirken bu hususlara riayet etmediği, dar bir açık ile yetersiz kontrol ile sola manevra ile yola katılmak istediği esnada davacının sürücüsü olduğu motosikletin seyir alanına girdiği, bu nedenle kazanın meydana gelmesinde %90 oranında asli kusurlu olduğu, davacının ise sürücüsü olduğu motosiklet ile seyir halinde iken olay mahalli kavşağa yaklaştığında seyrini müteyakkız bir şekilde sürdürerek yolun sağındaki sokaktan çıkan sürücü idaresindeki kamyonete karşı etkin tedbir alabilmesi gerekirken bu hususlara riayet etmemesi nedeniyle %10 oranında tali kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, tespit edilen kusur oranlarının dosya kapsamındaki delillere göre, kaza tespit tutanağı ve ceza dosyasında alınan kusur raporları ile uyumlu olmasına göre, davalı vekillerinin kusur oranlarına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili, davacının ehliyetinin bulunmadığını, kaza sırasında kaskının takılı olup olmadığının tespit edilemediğini, bu nedenlerle müterafik kusur incelemesi yapılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüş ise de, ehliyetsizlik durumunun kazaya doğrudan etkisinin bulunmadığı; kaza tespit tutanağında davacının kaskının takılı olup olmadığının tespit edilemediği, ancak davacının yaralanmasının ayak bileğinde gerçekleştiği gözetildiğinde, kask takmaması ile illiyet bağının bulunmadığı sonucuna varılarak, davalı ... vekilinin bu istinaf sebebi de reddedilmiştir.
Davalı vekili, aktüerya raporunda tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faizin kullanılması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. HD 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K) Davalı vekilinin bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının SGK'nın sorumluluğunda olduğuna dair istinaf sebebinin incelenmesine gelince; 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98. maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır.
Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; Anayasa Mahkemesi'nin KTK 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alınıp TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici iş göremezlik zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. (Yargıtay 4. H.D 10.03.2022 tarih 2021/12001 E, 2022/4532 K ve 24.03.2022 tarih 2021/22793 E, 2022/5790 K sayılı kararları). Davalı ... vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının SGK'nın sorumluluğunda olduğuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin davadan önce temerrüte düşürülmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmakla, bu istinaf sebebinin de reddi gerekmiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf yoluna başvuranın davalı taraf olmasına rağmen istinaf harçlarının davacı tarafça yatırıldığı görülmekle istek halinde bu harçların yatıran tarafa iadesine,
3-11.622,29 TL istinaf karar harcı ile istinaf yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 31.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.