T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/303
KARAR NO : 2025/1388
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/12/2022
NUMARASI : 2022/243 Esas - 2022/863 Karar
DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat
KARAR TARİHİ : 09/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 09/10/2025
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/12/2022 tarih 2022/243 Esas 2022/863 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili, davacı tarafından dava dışı ....Kooperatifi'ne karşı açılan alacak davası neticesinde davacının dava dışı kooperatiften alacaklı olduğuna hükmedildiğini, söz konusu ilâmın icra takibine konu edildiğini, takip dosyası kapsamında kooperatifin tasfiye sürecine girdiğini, kooperatifin herhangi bir malvarlığının da kalmadığını, takibin tasfiye memurları tarafından semeresiz bırakıldığından kurucuların yönetim kurulu üyelerinin yöneticilerin ve tasfiye memurlarının kusurlu eylemleri ile sebebiyet verdikleri bu zarardan sorumlu olmaları gerektiğini, tasfiye süreci hakkında bilgi alabilmek alacağın ödenmesi için gerekli işlemlerin yapılıp yapılmadığını öğrenmek amacıyla davalılara tarihli ihtarname gönderildiğini, davalıların ihtarnameyi tebliğ almalarına rağmen cevap vermediklerini, husumetin kusurlu eylemleri ile davacının zarara uğramasına sebebiyet veren tasfiye memuru statüsündeki yönetim kurulu üyelerine yöneltildiğini, zarar ve kusur arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğunu, kusurlu eylemleri ile davacının zarara uğramasına sebebiyet veren tasfiye memurlarının bu zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, belirterek; belirsiz alacak davası şeklinde zararın yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, vkarar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalılar vekili, dava dışı kooperatifin malvarlığının olup olmaması ya da davacının alacağının tahsil kabiliyetinin olup olmamasının davacının alacağını davalılarda tahsil etme hakkı vermeyeceğini, ilam borçlusu kooperatifinin tasfiye edilmediğini, kooperatifin halen tasfiye halinde olup bu borcun da kooperatifin ödemeler listesinde yer aldığın, dava dışı kooperatifin üyelerinden aidatlarını tahsiletmeye çalıştığını, davalılara husumet yöneltilemeyeceğini, yetkili mahkemenin Karşıyaka Asliye Ticaret mahkemesi olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davalılar aleyhine dava dışı ....Kooperatifi arasında sonuçlanan İzmir 2. ATM'nin 2012/93 Esas 2019/604 Karar sayılı dosyasında görülen alacak davası sonunda davacının dava dışı kooperatiften alacaklı olduğuna karar verildiğini, kararının İzmir 8. İcra Dairesinin 2019/9418 Esas sayılı icra dosyasında ilamlı icra takibine konu edildiği, İzmir 2. ATM'nin söz konusu kararının Yargıtayca bozulması üzerine mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda İzmir 2. ATM'nin 2022/51 Esas 2022/330 Karar sayılı 26/04/2022 tarihli kararıyla davanın 172.539,54-TL üzerinden kısmen kabulüne karar verildiği, kararın kesinleşmediği, kooperatif yöneticilerine karşı tazminat davası açılabilmesi için davacının öncelikle dava dışı tasfiye halindeki kooperatiften tazminat alma olanağının kalmadığının sabit olması gerektiği, ancak davacı tarafça aynı konuda dava dışı kooperatif aleyhine açılan davada İzmir 2. ATM'nin 2022/51 Esas 2022/330 Karar sayılı kararı ile verilen kararın kesinleşmediği nazara alındığında henüz şartları oluşmadan davanın erken açıldığı belirtilerek; erken açılan davanın bu nedenle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, borçlu kooperatif adına kayıtlı haczi kabil mal bulunmadığını, aciz halinin oluştuğunu, takibin 10.07.2019 tarihinde kesinleşmesinin ardından 12.07.2019 tarihinde haciz işlemlerine başlamak amacıyla UYAP sistemi üzerinden sorgulamalar yapılmış ise haczi kabil mal varlığı bulunamadığını, bekletici mesele talebi reddedilmiş olmasına rağmen kararda davacı ile dava dışı kooperatif arasında İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/51 E. sayılı dava dosyasının kesinleşmediğinin hükme gerekçe gösterildiğini, davalıların hukuki sorumluluğu bulunduğunu, hukuka uygun ve denetlenebilir bilirkişi raporunda ayrılmayı gerektirir hiçbir neden olmadığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, kooperatif tasfiye memurlarının sorumluluğundan kaynaklanan zararının tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2.1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollamasıyla olaya uygulanması gereken dava tarihinde yürürlükte olan TTK’nın 553/1. maddesi ‘Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.’ hükmünü içermektedir. Yönetim kurulu üyelerinin yapmış olduğu işlemlerden dolayı kusurlu olduklarının ispatı halinde zarardan sorumlu olacakları ilke olarak belirlenmiştir. Kural olarak, TTK'nın 541. Maddesi gereğince tasfiye memurlarınca alacaklı oldukları şirket defterlerinden veya diğer belgelerden anlaşılan ve yerleşim yerleri bilinen kişiler taahhütlü mektupla, diğer alacaklılar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve şirketin internet sitesinde ve aynı zamanda esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde, birer hafta arayla yapılacak üç ilanla şirketin sona ermiş bulunduğu konusunda bilgilendirilirler ve alacaklarını tasfiye memurlarına bildirmeye çağrılacağı amirdir. Dolayısla bu kurala aykırı davranan tasfiye memurlarının diğer koşuların bulunması halinde sorumluluğu söz konusu olabilecektir. Ancak, bu tür bir zarardan, zararın oluştuğu tarihte görevde olan tasfiye kurulunun sorumlu tutulması gerekeceğinden davacıların zararının oluştuğu icra takibinin kesinleştiği tarihte görevde olan tasfiye/yönetim kurulu üyelerinin tespit edilmesi gerekmektedir. ( Yargıtay 6. HD'nin 06.02.2024tarhi ve 2022/4371 E. - 2024/530 K., 12.11.2024 tarih ve 2023/1474 E. 2024/3979 K.)
3.Eldeki davada, davacı tarafından dava dışı kooperatiften alacaklı olduğundan bahsile ilama dayalı şekilde dava dışı kooperatif hakkında yapılan takibin davalı tasfiye memurları tarafından semeresiz bırakıldığını ileri sürerek olaşan zaradan tasfiye memurlarının sorumluğuna karar verilmesi talep edilmesi üzerine ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde kooperatif yöneticilerine karşı tazminat davası açılabilmesi için davacının öncelikle dava dışı tasfiye halindeki kooperatiften tazminat alma olanağının kalmadığının sabit olması gerektiği ve takibe konu alacağın dayanağını oluşturan ilamın eldeki dava tarihinden sonra kesinleştiğinden bahisle davanın erken açıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; takibe konu alacağın kesinleşmeden icraya konulabilecek ilamlardan olması nedeniyle davacı tarafından eldeki dava tarihinden önce dava dışı kooperatif hakkında söz konusu ilama dayalı olarak takip yapılması ve ilamın dayanağını oluşturan kararın da eldeki dava dosyasının yargılaması sırasında kesinleşmesi dikkate alındığında; artık mahkemece yargılamaya hakim temel ilkelerden biri olan usul ekonomisi ilkesi gereğince, davacının kesinleşen ilama konu alacağını dava dışı tasfiye halindeki kooperatiften alma olanağının kalmadığı, bir başka ifade ile davalı kooperatifin aciz halinde olduğu hususunun yargılama sırasında tamamlanması mümkün olup davacıya bu husustaki eksikliği gidermek üzere kesin süre verilmesi gerekirken, aksi yönde varılan hukuki kabulde isabet görülmemiştir. Nitekim, Hâkim; insana, tabiata, gerçeğe, olağana sırt çevirmeden ve katı kalıplar içinde sıkışıp kalmadan uyuşmazlığa insan kokusu taşıyan bir çözüm getirmek zorunluluğundadır. Bu nedenledir ki, Hâkim olaylara, adalet hizmetine çözüm odaklı yaklaşmalı, şekilci olmamalıdır. (Yargıtay 1. HD'nin 19.03.2023 tarih ve 2022/4777 E. - 2023/4273 K.)
4.Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından davacının ilama konu alacağı dava dışı kooperatiften alma olanağının kalmadığının gösterir belgeleri sunmak üzere davacıya kesin süre verilerek oluşacak sonuca davanın esasına girilerek tarafların dayandığı tüm deliller ispat kuralları çerçevesinde eksiksiz şekilde toplanıp göre gerekiyorsa tarafların iddia ve savunmalarını karşılayacak şekilde varsa davalıların kusur ve sorumluluklarını ile sorumlu oldukları dönem ve sorumluluk miktarları gösterir şekilde ayrıntılı, açıklamalı denetime elverişli yeni bir bilirkişi raporu da dosyaya kazandırılıp, rapora yönelik itirazlarda giderilerek, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek infaza elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla; ilk derece mahkemesince dava şartı hakkında hatalı şekilde karar verilmiş olması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/12/2022 tarih 2022/243 Esas 2022/863 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere 09/10/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.