T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/325
KARAR NO : 2025/1322
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25.11.2022
NUMARASI : 2016/333 Esas 2022/980 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 03.10.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 03.10.2025
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.11.2022 tarih ve 2016/333 Esas 2022/980 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, müvekkili bankanın Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Şubesi ile dava dışı .... Şti arasında Genel Nakdi Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesinin imzalandığını ve şirkete krediler kullandırıldığını, davalıların bu sözleşmeleri “müteselsil kefil” olarak imzaladıklarını, kredilerin vadesinde ödenmediğini, asıl borçluya ve müteselsil kefillere Karşıyaka 4. Noterliği'nin 05/08/2015 tarihli, 24787 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini ancak borcun ödenmediğini, davalılar hakkında İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/925 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararı dayanak tutulmak suretiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların borca itiraz ettiklerini, itirazın dayanaksız ve takibi uzatmaya yönelik olduğunu belirterek, davalıların itirazlarının iptaline, toplam 2.690.197,62 TL tutarındaki alacağın şimdilik 1.000.000,00 TL tutarlı ana para kısmına ilişkin itirazın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla iptaline, takibin bu miktar ana para ve takip tarihinden itibaren faiz ve diğer fer'ileriyle birlikte devamına, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP : Davalılar vekili,davanın kısmi olarak açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, davacının isteğinin alacak davası mı yoksa itirazın iptali davası mı olduğunun anlaşılamadığını, alacağın likit olmadığını, kredi sözleşmesiyle hesap kat ihtarnamesinin ve davacı tarafın diğer delillerinin kendilerine tebliğ edilmediğini, davacı tarafın belirttiği şekil ve şartlarda bir kredi sözleşmesinin imzalanmadığını, kefiller tarafından kefillik şartları, sorumlu olunan borç miktarının kendi el yazıları ile yazılmadığını, kefil olunan miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefalet durumunda bu anlama gelen bir ifadenin kefilin el yazısı ile yazılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte ortada böyle bir sözleşme var ise de sözleşmede geçerli kefalet ilişkisinin kurulmadığını, sözleşmeyi kabul anlamına gelmemek üzere müvekkillerinin kefaletlerinin geçerli olabilmesi için kefalet miktarının belirli olması gerektiğini, kefilin sadece imzaladığı sözleşmeye istinaden geri ödemesi yapılmamış kredilerden sorumlu olacağını, her bir müvekkilinden aynı şekilde ve miktarda borcun ödenmesinin istendiğini, bu şekildeki bir isteğin hukuken geçerli olmadığını, dava dışı borçlu şirkete husumet yöneltilmeden böyle bir takiple istekte bulunulmasının mümkün olmadığını, ayrıca davaya konu kredi sözleşmesi ile ilgili olarak asıl borçlu lehine verilmiş ipoteklerin de bulunduğunu, ipotek miktarının toplam borcu karşıladığını, bu hali ile müvekkilleri hakkında devam eden bu takibin mükerrer olduğunu ve müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını ayrıca müvekkillerine gönderilmiş geçerli bir muacceliyet ihtarının bulunmadığını, müvekkillerinin, davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadığını belirterek, davanın öncelikle usulden, bu mümkün olmadığı takdirde esastan reddine, müvekkili yararına % 20'den az olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı asıl borçlu ... Şti arasında 21.08.2014 tarihli ve 3.000.000,00 TL bedelli imzalanan genel nakti- gayrinakti kredi sözleşmesi kapsamında davalıların bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, her birinin kefalet limitinin 3.000.000,00 TL olduğu, davalılar kefaletinin 6098 sayılı yasanın 583.maddesine göre uygun ve geçerli olduğu, kredi sözleşmesinde faiz oranının belirlendiği ve tevdi üzerine kazandırılan alacağa yönelik yaptırılan bankacı bilirkişi vasıtasıyla sunulan 28.05.2018 tarihli rapor ve davalılar yönünden ileri sürülen kefil yazılarının müvekkillerine ait olmadığı belirtilerek, sözleşmedeki yazıların aidiyeti yönünden inceleme talep edilmesi üzerine İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi'nden alınan 25.02.2021, 27.10.2021 ve 24.05.2022 tarihli raporlar hükme esas alınmakla davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalılar vekili, alınan bankacı bilirkişi raporunun eksik olduğu, eksik evrak tamamlanmadan ve ipotek takibi sonuçlanmadan yapılan hesaplamanın yerinde olmadığı gibi muacceliyet ve faiz oranı yönünden de değerlendirmenin yerinde olmadığı, davalılardan ....Ltd. Şti ile birleşen davalı ...A.Ş kredi borcuna yönelik teminat için kendi taşınmazına ipotek vermekle birlikte bu taşınmazlar yönünden takipler başlatıldığı ve bu dosyalar üzerinden rehin açığı belgesi almadan dava konusu takibin başlamasının yerinde olmadığı, bilirkişi tarafından muacceliyet tarihi ve tebliğ tarihine yönelik değerlendirmenin yerinde olmadığı, somut olayda tebligatın sözleşme adresine çıkarılmakla birlikte usule uygun olarak tebliğ edilmediğinden temerrüt durumunun gerçekleşmediği, sözleşmelerin ferilerinden müvekkillerinin sorumlu olmadığı, ... haricindeki diğer müvekkiller yönünden yeterince inceleme yapılmadığı, yazı örneklerine ilişkin bazı hatalı incelemeler olduğu, ... yönünden itirazların hiçbir şekilde karşılanmadığı, alınan kefaletin yasa şartlarına uygun olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili istemi ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 586/1 maddesi gereğince Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Bu çerçevede, borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmamaktadır. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almamaktadır. Bu itibarla, hem asıl borçluya hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir. ( Yargıtay 11. HD'nin 01.11.2016 tarih 2016/12120 E. - 2016/8556 K. )
Banka nezdindeki kayıtlı adresine çıkartılan kat ihtarnameleri iade edilmiş olsa da adres değişikliğinin bankaya bildirilmemesi halinde sözleşmede belirtilen adres ile ticaret sicil / mernis kayıtlarındaki adrese yapılan bildirimlerin geçerli sayılacağın kararlaştırtmış olması karşısında, ihtarnamede belirtilen sürenin sonunda borcunun tamamın asıl borçlu, müşterek borçlu ve müteselsil kefil yönünden muacceliyet kesbedeceğinin kabulü gerekir. Hesabın kat edilmesi, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın muacceliyeti için yeterlidir, ayrıca ihtarın tebliği şartı da aranmaz.( Yargıtay 11. HD'nin 07.06.2023 tarih ve 2022/91 E. - 2023/3569 K. ) Davacı banka tarafından kredi hesabının kat edilmesiyle birlikte davalı kefillere bir ihtar yapılmasa bile borç muaccel hale gelirsede davacı banka gönderdiği ihtarnameyle borçlulara ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonraki bir gün için atıfet tanıyarak alacağını imhal etmiş, diğer bir söyleyişle muacceliyeti atıfet süresinin sonuna kadar ertelemiştir. ( Yargıtay 19. HD'nin 03.04.2019 tarih ve 2019/4707 E. - 2019/2247 K. ) Bu durumda verilen atıfet süresi sona ermeden ve ertelenen muacceliyet süresi bitmeden icra takibine de geçilemez. ( Yargıtay 11. HD'nin 02.11.2022 tarih ve 2021/3428 E. - 2022/7729 K. )
6098 sayılı TBK'nun 589/1. maddesi gereğince kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Kefil asıl borçlunun, asıl borcu ile temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumludur. Ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur. Temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır. Asıl borçlu yönünden sözleşmede, belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün gerçekleşeceğine ilişkin hüküm konulmuş olması halinde İİK. 68/b maddesi uyarınca asıl borçlu yönünden temerrüt oluşur ise de bu hükmün kefil yönünden uygulanması mümkün değildir. ( Yargıtay 19. HD'nin 07.12.2015 tarih ve 2015/3357 E. - 2015/16301 K. )
6098 sayılı Borçlar Kanununun 117. ( 818 sayılı BK'nun 101.) maddesine göre muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Somut olayda, hesabın katı ihtarnamesinden davalı kefillerden ...Ltd. Şti ile ...A.Ş.' ye kat ihtarının tebliğ edilemeyip iade edildiği anlaşılmıştır. İhtarnamenin tebliğ edilmemiş olması durumunda temerrüdün takiple gerçekleşeceği kuşkusuzdur. Adı geçen davalı kefillere hesap kat ihtarı tebliğ edilemediğinden temerrüdün takip tarihi itibariyle başlayacağı gözetilmeden kefillerin durumunu ağırlaştırıcı sözleşme hükümleri doğrultusunda temerrüt tarihinin tespiti ve takip öncesi işlemiş faiz ile sorumlu tutulması mümkün değildir. ( Yargıtay 19. HD'nin 20.06.2013 tarih ve 2012/14421 E. - 2013/11529 )
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından, yukarıda adı geçenler yönünden dosyanın önceki rapor sunan bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdisi ile takibe konu kredi sözleşmesi kapsamında adı geçen davalılar yönünden sorumluluklarını gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak, varsa rapora yönelik itirazlarda giderilerek oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilere infaza elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;
1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.11.2022 gün ve 2016/333 Esas 2022/980 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 03.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.