T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/315
KARAR NO : 2025/1319
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02.11.2022
NUMARASI : 2020/643 Esas 2022/880 Karar
DAVANIN KONUSU : Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali
KARAR TARİHİ : 03.10.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 03.10.2025
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.11.2022 tarih 2020/643 Esas 2022/880 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davalı Kooperatif Yönetim Kurulu tarafından 24.08.2020 tarihinde üye çıkışı hakkında alınan 26 numaralı karar uyarınca kooperatifte mevcut üyeliği bulunan müvekkillerinin, gerçeği yansıtmayan ve taahhütlerini yerine getirmedikleri ve 2016-2017-2018-2019-2020 yıllarına ilişkin olağan ve olağanüstü genel kurul aidat ve giriş aidat borçlarını ödemedikleri gerekçesiyle üyeliklerine son verilmesine ilişkin karar alındığını, ihraç kararlarının 25.08.2020 tarihli 06577 yevmiye numaralı ihtarnameler ile 31.08.2020 tarihinde alınan tebliğler ile müvekkillerine bildirildiğini, ihraç kararlarının haksız, hukuka aykırı ve gerçeklikten yoksun olduğunu, müvekkili ...'in, 23.11.2016 tarihli kooperatif hisse devri-taahhütü ile kooperatif eski üyesi ...'den 80 ortaklık numaralı, b blok, 14 no.lu hissenin tamamını 170.000,00-TL bedel ile 23.11.2016 tarihli hisse devri sözleşmesi ile devraldığını, ardından kooperatiften üyelik devrinin talep edildiğini, davalı kooperatifin 23.11.2016 tarihli ve 110 sayılı karar ile müvekkiline üyelik verdiğini, davacı ...'in de 23.11.2016 tarihli, kooperatif hisse devri-taahhütlü ile davalı kooperatif eski üyesi ...'den, davalı kooperatifteki 81 ve 82 ortaklık numaralı, b blok, 17 ve 18 no.lu hisselerin tamamını 340.000,00-TL bedel ile 23.11.2016 tarihli hisse devri sözleşmesi ile devraldığını, aynı gün kooperatiften üyelik talebinde bulunduğunu, davalı Kooperatif tarafından 23.11.2016 tarihli 110 sayılı karar ile üyelik verildiğini, müvekkillerinin hisseleri devir aldığı ...'in ise söz konusu hisselere kooperatif eski yönetimi tarafından inşaat işinin taşere edildiği, ...Ltd. Şti.'den devraldığı ...ın ise bu hisselere hak edişe binaen devralındığı, kooperatif ile ... arasında imzalanan inşaat yapım sözleşmesi ile kooperatifin ... ili, ... ilçesi ... ada .... parselde bulunan A,B,C bloklarının inşaatlarından A ve B blok inşaatlarının yapımı ile ... parseldeki 3000 metrekare inşaat alanlı d blok inşaatları ile her türlü alt yapı ve çevre düzenlemesi işlemlerinin yapılması hususunda anlaşıldığının, sözleşmenin 5.maddesi son cümlesinde, ödemeler yapılmadığı takdirde kooperatiften müteahhite daire seçme hakkı verilmek suretiyle daire alınması hususunun düzenlendiğinin, 07.11.2016 tarihinde kooperatif yönetim kurulunun toplanarak, kooperatif müteaahit firması ...a iş yapan kişilerin hakedişe masuben üye yapılması hususunda karar aldığının, davacılara ait hisselere ilişkin kooeratife aidat ve herhangi başkaca bir borç olmadığının ayrıntılı olarak bildirildiğini, kooperatif tarafından verilen taahhüt - ibranamede davacıların kooperatif nezdinde herhangi başkaca aidat, giriş aidat borcunun olmadığı ve kendilerinin gayrikabil rücu ibra edildikleri, davacıların peşin bedelli üyelik sıfatına sahip olması nedeniyle kazandığı bu hakların kooperatif tarafından verilen karar ile ellerinden alınmasının doğru olmadığı, davacıların üye olmadan itibaren 4 yılı aşkın sürede kendilerinden hiçbir aidat ve giriş aidat talebinde bulunulmadığı bu uygulama ve ibraname karşısında davacıların peşin bedelli üye olarak kabulünün gerektiği belirtilerek davacılar yönünden alınan ihraç kararının iptali talep ve dava edilmiştir.
CEVAP : Davalı yana usulüne uygun tebligat yapılmış ise de cevap verilmemekle birlikte ileri sürülen iddiaların duruşmada kabul edilmediği beyan edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tevdi üzerine bilirkişi incelemesine yönelik kök ve ek rapor alınmakla birlikte davalı yan yönünden birtakım bilgi ve belgeler dosyaya sunulmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde davacıların aldığı hisselerin yüklenici ve kooperatif arasındaki sözleşme hükmü ve hak ediş bedeli karşılığı yapılmış olması nedeniyle peşin bedelli üyelik tahsisi niteliğinde olduğu, hisse devir bedellerinin muvazaalı olarak yapıldığına yönelik iddiayla ilgili herhangi bir davanın dahi açılmadığı, taraflar arasındaki hisse devrine ilişkin bedelin ödenip ödenmemesi durumunun muhatap tarafları ilgilendirir bir durum olduğundan yargılamadan dinlenmesinin mümkün görülmediği gibi kooperatif tarafından yükleniciye verilen hisselerin bedelsiz yahut karşılıksız verildiğine dair bir dava açılmadığı gibi hisse devrine yönelik alınan bir iptal kararının da olmadığı, kooperatif tarafından verilen taahhüt -ibraname başlıklı belgede peşin ödemeli ortaklık yönünden bir açıklamaya yer verilmemiş ise de, içeriğindeki cümlelerin peşin ödemeli ortak olarak kabul edilmesi niteliğinde olduğu, 2016 üyelik tarihinden ihraç tarihine kadar 4 yıllık bir süre içinde üyeliklerin usulüne uygun yapılmadığı hususunun dile getirilmediği gibi kendilerinden herhangi bir aidatta talep edilmediği göz önüne alınmakla, bilirkişi değerlendirmesinin aksine davacıların peşin bedelli ortak oldukları kanaatine varıldığı, bunun yanında davacılara gönderilen ihtarname içeriklerinde somut olarak tutarların hangi miktarlardan oluştuğu ayrı ayrı gösterilmediği gibi aylık yada yıllık üyelik aidatına ilişkin olduklarının da gösterilmediği bu hususun denetime imkan verecek nitelikte olmadığından usul ve yasaya aykırı ihtarnamelere bağlı olarak verilen ihraç kararının da yerinde olmadığından davanın kabulü ile ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davalıların peşin ödemeli üye olduğunu gösterir herhangi bir delil olmadığı, peşin ödemeli üyeliğin istisna bir durum olup, genel kurul tarafından bu yönde karar alınmasının yasa gereği şart olduğu, davacılar yönünden üyeliğin kabulüne ilişkin verilen 23.11.2016 tarih ve 110 sayılı Yönetim Kurulu Kararında peşin ödemeli üye olduklarına yönelik herhangi bir hususun belirtilmediği, yaklaşık 4 yıldır kendilerinden aidat istenmemesi durumunun ise eski kooperatif yönetimi ile davacıların danışıklı olarak hareket etmelerinden kaynaklandığı, eski yönetim hakkında İzmir CBS'nin 2019/123694 sayılı dosyası üzerinden kooperatif zararı ve zimmet suçundan soruşturma yürütüldüğü, dolayısıyla herhangi bir aidat istenmemesi olgusunun zımni olarak kabul niteliğinde değerlendirilemeyeceği, bilirkişi tarafından bazı belgelerin hukuken değil yalnızca tarafların çıkarı doğrultusunda verildiğinin tespitinin yapıldığı, ödenmesi gereken borçların ihtarnamede açıkça yazıldığı, davacıların üyeliğine dair hisse ödemelerinin hiçbirinin banka kanalıyla yapılmadığı, bu durumun dahi muvazaa iddiasını desteklediği, davacıların üyelik süreçlerinin hukuka uygun yürütülmediği yasal olarak çift imza kuralı geçerli ise de davacıların üyelik kararlarında yönetim kurulundan 2 üyenin imzasının olduğuna dair dosyada delil olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, davacılar aleyhinde alınan kooperatif üyeliğinden ihraca yönelik genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16/3- 4. maddelerinde ''Ortak, çıkarma kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. Tebliğ edilen karar yönetim kurulunca verilmiş ise ortak üç aylık süre içinde genel kurula da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır. Üç aylık süre içinde genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarılma kararları kesinleşir'' hükmüne yer verilmiştir. Dava açılmasına ilişkin bu süre hak düşürücü nitelikte olup, mahkemece de re'sen dikkate alınması gerekir.
1163 sayılı yasaya göre kooperatif üyesi olabilmek için belirli bir sermaye payı taahhüdü gerekir. Somut olaydaki gibi "peşin ödemeli üyelik", üyelik başvurusunda bulunan kişinin taahhüt ettiği sermaye payının veya konut maliyet bedelinin büyük bir bölümünü ya da tamamını peşin ödeyerek kooperatife kaydedilmesi halidir. Bu ortaklık türünde taahhüt edilen sermayenin tamamı peşin ödenmiş ise amaca ulaşmak için genel yönetim ve alt yapı giderleri dışında kooperatife başkaca hiçbir ödeme yapılmayacaktır.
Somut olayda davalı kooperatife ait taşınmaz üzerinde yapılan inşaaata yönelik dava dışı yüklenici ....Ltd. Şti ile davalı kooperatif arasında imzalanan sözleşmenin 5. maddesinde "...ödemeler yapılmadığı takdirde kooperatiften müteahhide daire seçme hakkı verilmek suretiyle daire alınması" şeklinde daire karşılığı ödemenin yapılmasının kararlaştırıldığı, dava konusu hisselerin kooperatif tarafından hak edişler karşılığı adı geçen dava dışı şirkete tahsis edilmekle birlikte ....Ltd. Şti ile dava dışı ... arasında 31/10/2016 tarihinde yapıldığı anlaşılan "taşınmaz alım satım protokolü" çerçevesinde dava konusu hisselerin 510.000,00 TL bedel ile ... tarafından satın alındığı ve 07/11/2016 tarihli karar ile ....Ltd. Şti'ne iş yapan yapan kişilerin hak edişe mahsuben üye olmasına karar verilmekle ...'ün üye olduğu ve adı geçen tarafından da B bloktaki 14 nolu bağımsız bölüm davacı ...'e, 17 ve 18 nolu bağımsız bölüm ise ...'a hisse devri yolu ile devir edilmekle birlikte davacı ... 80 nolu, .... ise 81 ve 82 nolu ortak olarak yönetim kurulunun 23/11/2016 tarih ve 110 sayılı kararı ile kayıt edildiği, davalı yanca 01/07/2020 tarihli ihtarnameler ile 2016-2020 yıllarına ilişkin genel kurul aidat ve ilk aidat giriş toplamının ödenmesinin ihtar edildiği, 20/07/2020 tarihli ikinci ihtarnameler ile bu sefer borcun ifası için süre verilmekle birlikte ihraç kararının alınacağının bildirildiği ve neticede 24/08/2020 tarih ve 26 sayılı karar ile ihraç edildikleri ve bunun davacılara 25/08/2020 tarihli ihtarnameler ile tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında; davacılar yönünden söz konusu devir yahut kayıtlarda peşin ödemeli üyeliğe dair herhangi bir ibare olmadığı, genel kurul tarafından bu yönde alınan bir karar olmadığı anlaşılmakla birlikte somut olaydaki gibi uzunca bir süre davacılardan üyelik aidatı istenmediği gibi davalı tarafından verildiği sabit olan 23/11/2016 tarihli taahhütname-ibraname başlıklı belge içeriğine göre davacıların aidat ya da başkaca ödeme yükümlülüklerinde olmadığının beyan edilmesi ve üyelik kaydından ihraç kararına kadarki süre boyunca bilançoda, hesap cetvelinde, faaliyet raporunda, genel kurulda bu yönde bir borcun varlığından bahsedilmediği olgusu karşısında üyeliğin peşin ödemeli üyelik olarak kabulüne yönelik mahkeme değerlendirmesi dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşılmakla davalı yanca bu kapsamda ileri sürülen istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 23 HD'nin 2016/2959 esas ve 2019/332 karar sayılı ilamı)
Şahsi nitelik taşıyan ihraç kararların bağlayıcı olabilmesi için tebliği gerekmekle birlikte çıkarma kararının onaylı örneğinin tebliği ile kararın niteliğinin ve üyenin hangi gerekçelerle ihraç edildiğinin öğrenilmesi sağlanmış olur. Bu nedenledir ki ortağın ihraç kararının tüm unsurları ile içeriğini bildiğini kanıt yükü davalı kooperatiftedir. Bu kapsamda her ne kadar yukarıda da belirtildiği üzere davacılara borcun bulunduğu hususu 01/07/2020 ve 20/07/2020 tarihli ihtarnameler ile bildirilmiş ise de söz konusu ihtarnamelerin hangi döneme ait olduğu, nasıl hesaplandığı ve yasal dayanaklarının eksik olduğu anlaşılmakla borcun varlığının denetlenebilir olmadığından borçlu oldukları kanıtlanamadığı kabul edilerek bu yönden de gönderilen ihtarnamelerin usulsüz olduğu yönündeki mahkeme değerlendirmesi dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşılmakla davalı yanca bu kapsamda ileri sürülen istinaf talebi de yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 03.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.