T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/380
KARAR NO : 2025/1436
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/12/2022
NUMARASI : 2017/724 E. 2022/1090 K.
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
KARAR TARİHİ : 16.10.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 16.10.2025
İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.12.2022 tarih 2017/724 E. 2022/1090 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, davalı şirket hissedarlardan ...'ın 21/11/2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında tek kişi olarak şirketin idaresini üstlendiğini, şirkette her faaliyet döneminden sonra 3 ay içerisinde yapılması gereken olağan genel kurul toplantılarının yapılmadığını, ancak yetkinin sona ermesi sebebiyle 3. faaliyet yılı sonunda toplantının gerçekleştirilmesinin zorunda kaldığını, davacıların toplantının yapıldığından 1 yıla yakın bir süre sonra haricen heberdar olduklarını ve toplantının butlanı için İzmir 1. ATM nin 2017/363 E kayıtlı davayı açtığını, 21/12/2015 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanı ...'ın kendi sahibi olduğu oylar ile kendi yönetim dönemi olan 2012-2013-2014 yılı bilanço ve gelir gider hesaplarının oylamasına katıldığını ve kendi dönemini ibra ettiğini bu durumun TTK 436/2 maddesine aykırı olduğunu ve genel kurul kararının yok hükmünde olduğunu, ibrası gerçekleşen 2012-2013-2014 yılı faaliyet yıllarına ilişkin tablolarda yıllık 3-5 bin TL gibi komik düzeyde kar sağlandığının beyan edildiğinin görüldüğünü, TTK nun 516. maddesi kapsamına uygun olarak düzenlenmeyen yıllık faaliyet raporları ve bilançoların gerçeği yansıtmadığını, şirket yöneticisi ...'ın Karşıyaka 6. Noterliği aracılığı ile 04 Kasım 2016 tarihinde keşide ettiği cevabi yazısı ekinde 21/12/2015 tarihli toplantıya ait hazirun cetveli ve toplantı tutanağını gönderdiğini, gelir gider ve kar zarar tablolarının 22 Ekim 2016 tarihinde kargo aracılığı ile gönderdiğini beyan ettiğini, 2010-2011 yılları faaliyet dönemleri itibari ile de durumun aynı şekilde gerçekleştiğini, şirketin içinin bilinçli bir biçimde boşaltıldığını bu durumun şirket ortaklarından gizlendiğini, bu davranışların kanuna ana sözleşme hükümlerine ve afaki iyi niyete aykırı olduğunu, pay sahiplerinin mali haklarının ihlalinin Anonim Şirketin haklı nedenlerle feshine yol açan nedenler arasında sayıldığını, davacı hissederların uzun yıllardan beridir şirketten kar payı almadığını, yönetici ortağın şirketi dilediği gibi idare edip hali refah bir yaşam sürdüğünü, ortakların uzun yıllar kar payı almamasının Anonim Şirketin feshine yol açan nedenler arasında sayıldığını, şirket yöneticisi ...'ın şirketi idaredeki yolsuz tutumu, şirket kayıtlarının gerçeği yansıtmaması, genel kurulun yıllık dönemler itibari ile düzenli şekilde toplanmaması, toplantıya davetin kanuna aykırı olarak yapılması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali özellikle bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmesi şirketin sürekli makul kabul edilebilecek düzeyde bir kar elde edememesi nedenleri ile TTK 531. maddesi kapsamında şirket sermayesinin en az onda birinden fazlasını temsil davacı azınlık pay sahipleri olarak TTK 531 maddesine göre davalı Anonim Şirketin haklı sebeplerle feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davacı tarafça Genel kurul toplantılarının usulüne uygun yapılmadığı, ortakların toplantılardan haberdar edilmediğinin iddia edildiğini, bu hususta davacı tarafça İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/363 E sayılı dosyasıyla 21/12/2015 tarihli Genel Kurulu hakkında butlanın tespiti davası açıldığını, davanın reddedildiğini, 22/10/2017 tarihinde 2016 yılı genel kurulunun yapıldığını, ortaklara iadeli taahhütlü mektupla çağrı yapıldığını, şirket defterlerinin şirket merkezinde incelemeye sunulduğunu ancak ortaklar ve avukatlarının genel kurul toplantısına katılmadıklarını, genel kurul ile ilgili iddiaların iyi niyetten yoksun olduğunu, davacı tarafça kar payı dağıtılmadığının iddia edildiğini, ortakları kar payı bekleterek mağdur etmemek için her ay huzur hakkı payı dağıtıldığını, şirketin 2 aylık süre içerisinde kazanacağı bedelin masraflar çıktıktan sonra 100 milyon TL olarak hesaplandığını, hesap sonucu ...'a her ay 1.000,00 TL .....'a 1.000,00 TL olmak üzere her yıl 24.000,00 TL ödeme yapıldığını, yaklaşık %25 hissesi olan iki ortağa düşen bu miktarın adil olduğunu, şirketin iyi idare edildiğini, her yıl ortaklara ödenen 100.000,00 TL ye yakın huzur hakkı payının şirketin kar ettiğinin en sağlam kanıtı olduğunu, şirketin borcunun bulunmadığını, banka kredisi kullanmadığını, hakkında 22 senedir tek bir dava açılmadığını, şirketin iyi idare edilmediği iddiasının kötü niyetli olduğunu, şirketin feshi için haklı sebeplerin oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça TTK 531. maddesine göre davalı anonim şirketin haklı sebeplerle feshinin istendiği, davalı şirketin en son sermaye artırımına göre ortaklarının davacı müteveffa ... mirasçıları ......, ...,.....,.... ve .... olduğu, davacı tarafça şirket yöneticisi ...'ın şirketi idaresindeki yolsuz tutum ve davranışları bulunduğu, şirket kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı, genel kurulun yıllık dönemler itibarıyla düzenli şekilde toplanmadığı, toplantıya davetin kanuna aykırı olarak yapıldığı, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlal edildiği, özellikle bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiği, şirketin sürekli makul kabul edilebilecek düzeyde bir kar elde edemediği gerekçeleri ile şirketin feshinin talep edildiği, davalı şirketin yöneticisi konumunda olan dava dışı ortak ...'ın bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere davalı şirket kayıtlarını düzensiz ve özensiz tuttuğu, şirket kayıtlarının tutulması konusunda dava dışı şirket yöneticisinin görev ve sorumluluğunu kanuna uygun biçimde yerine getirmediği, söz konusu durumun davacı pay sahiplerinin hakkını ihlal eder nitelikte bulunduğu, bu husus göz önüne alındığında şirketin haklı sebeple feshine ilişkin yasal koşullarının oluştuğu ancak şirketin halen faal durumda bulunduğu, öz varlığının müspet olduğu, şirketin mali yönden fesih ve tasfiyesini gerektiren bir hususun bulunmadığının bilirkişi kurulu rapor ve ek raporlarında belirtildiği, bu belirlemeler göz önüne alındığında TTK'nun 531 maddesi uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacı ortakların esas sermaye payının davacılara verilerek davacıların ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesinin daha uygun bir çözüm niteliğinde olduğu, davacı ortak ... mirasçısı ......'ın karar tarihine en yakın tarihteki payının gerçek değerinin 4.260.365,78 TL ve davacı ...'ın karar tarihine en yakın tarihteki payının gerçek değerinin 6.577.301,81 TL tutarında olduğu incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ :Davacılar vekili, her ne kadar fesih kararı son çare olarak kabul edilmiş ise de, Mahkemece belirlenen "ortaklıktan çıkarılma" çözümünde davacı azınlığın haklarının gözetilmediğini, şirketin feshi yerine davacı ortakların ortaklıktan çıkarılması yönündeki çözümünün uygun olmadığını, şirketin mali durumu ve yıl sonu bilançoları yönünden bilirkişi heyetince yapılan değerlendirmeye göre şirketin 2010 yılından itibaren her yıl sadece, 5.000 TL-10.000-TL gibi son derece cüzi karlar elde ettiğini, şirket uzun yıllardan beridir sadece bu kar marjı ile çalışabiliyorsa, bu şirketi ayakta tutmaya gayret etmenin beyhude bir çaba olacağını ve her ortağın sahip olduğu payın gerçek değerleri nazara alındığında fesihten başka alternatifler aramaya gerek bulunmadığını, bilirkişi raporlarında özvarlık 41.255.966,15 TL olarak belirlenirken bu tutarın 39.785.000 TL tutarındaki bölümüünn otel binası değerinden oluştuğunu, faaliyeti ile katma değer üretmeyen ve sadece taşınmazının bulunduğu yer ve konum sebebiyle ranta dayalı olarak gerçek pay değerlerinin aşırı yükseldiğini, şirketin işletmesel yönden kazanç elde etmediğini, dava dışı yöneticisi ...'ın şirket kayıtlarını özensiz ve düzensiz tutmasından kaynaklanan, bilgi ve belgelerin gerçeği yansıtmadığını, azınlık pay sahibi müvekkillerinin haklarının ihlal edildiğini, şirketin bu sebeple feshi isteğinin gerçekçi olup, bakaca bir yöntemin araştırılması gerektiğini, bilirkişi raporuna göre şirketin davacı azınlık paylarının gerçek değerini ödeme imkanı bulunmadığını, mahkeme ortaklıktan çıkarma kararına yönelirken, şirketin çıkarılan ortaklara ödeme yapabilme kabiliyetini sorgulaması gerektiğini, bilirkişi raporlarından şirketin bu ödemeyi gerçekleştirebilecek maddi imkanının bulunmadığını, davacının bu alacağını tahsil etmek için icra takibine yönelerek, şirkete ait taşınmazı sattırmak zorunda kalacak ise bu günden tasfiye kararı verilmemesinin hatalı olacağını, mahkemece ortaklığa yeni bir sermaye grubu veya ortaklar alınması davacı paylarının bu kişilere devrinin araştırılması gibi yöntemleri de düşünerek, olmadığında fesih ve tasfiyeye karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin ortaklıktan çıkarılma kararı verirken, belirlediği pay değerine ancak ilamın kesinleşmesinden sonra faiz tahakkuk ettirmesinin TTK m 531 hükmüne aykırı olduğunu, mahkemece tespit edilen gerçek değerin hükmün kesinleşmesine kadar geçecek süreçte değerinin korunmasına ilişkin yöntemlerin mahkemece düşünülmemesinin yasal düzenlemeye açıkça aykırı olduğunu, davacıların paylarının hesap olunan gerçek değerlerinin, karar tarihinden değil, kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesinde isabet bulunmadığını belirtmiştir.
Davalı vekili, TTK. 531. Maddesine göre öncelikle fesih ve tasfiye için haklı nedenlerin mevcudiyeti kanıtlandıktan sonra mahkemenin fesih ve tasfiye yerine çıkmaya hükmedebileceğini, davacının feshi gerektirecek ağırlıkta haklı nedenlerin varlığını ispatla yükümlü olduğu, somut olayda ise, mahkemenin pay bedellerinin ödetilmesi kararı yerine, davacıların yakındıkları konularda alternatif çözüm bulması gerektiğin Otel binasının 30 yıllık bir bina olduğu gerçeği göz önüne alınarak, ekonomik ömrü bulunmayan bu yapı yerine sadece arsa bedeli hesaplanmalı idi. Diğer yandan demirbaşları değersiz olarak tespit eden raporun, ekonomik ömrünü neredeyse tamamlamış olan otel binasına 41.255.966 TL gibi son derece fahiş değer biçildiğini, emsal rayiç araştırması yapılmadığını, taşınmazın 6 aylık sürede iki misline yakın bir artış göstermeyeceğini, değerlemeye konu taşınmazın ömrü de dikkate alındığında bu hesaplamanın hatalı olduğunu, şirket değerinin hiçbir kuşkuya mahal vermeksizin net bir şekilde belirlenmediğini, bunun da şirketin ödemeye mahkum edildiği pay değerlerine yansıdığını, şirketi finansal yönden felce uğrattığını, davacıların müvekkil ile aralarında aile şirketi olması nedeniyle bir takım şahsi husumetleri bulunmasının anonim şirkette fesih sebebi yapılamayacağını, davacıların iddialarının araştırılmadığını, davalı şirketin feshine yol açacak ağırlıkta herhangi bir haklı nedenin bulunmadığı, davacılar için TMK.2 gereği ortaklığın devamına karşı kendilerinden beklenemeyecek derecede ve ağırlıkta bir sebebin mevcut olmadığı, mahkeme gerekçesinde yer verilen ''şirket kayıtlarının düzenli ve özenli tutulmaması, buna dair yasal yükümlülüklere uyulmaması''nın ispatlanamadığı gibi, haklı neden de teşkil etmeyeceğini belirtmiştir.
Davalı vekili 04.09.2025 tarihli dilekçesi ile istinaf talebinden feragat ettiğini belirtmiştir.
GEREKÇE : Dava, TTK'nun m 531. Maddesi uyarınca anonim şirketin feshi talebine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davacıların pay bedellerinin ödenerek ortaklıktan çıkartılmalarına karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davalı vekilince 04.09.2025 tarihli dilekçeyle istinaf talebinden feragat edildiği anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf talebinin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
TTK. 531. maddesinde haklı nedenlerin varlığı halinde, mahkemece şirketin feshine veya fesih yerine, davacı pay sahiplerine, payların karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip, pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına da karar verilebilir.
Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalı şirketin yöneticisi konumunda olan dava dışı ortak ... tarafından davalı şirket kayıtlarının düzensiz ve özensiz tutulduğu, şirket kayıtlarının tutulması konusunda dava dışı şirket yöneticisinin görev ve sorumluluklarını kanuna uygun biçimde yerine getirilmediği, söz konusu durumun davacı pay sahiplerinin haklarını ihlal eder nitelikte olduğu göz önüne alındığında şirketin haklı sebeple feshine ilişkin yasal koşulların oluştuğu, ancak şirketin halen faal durumda olup, öz varlığının müspet olduğu, şirketin mali yönden fesih ve tasfiyesini gerektiren bir hususun bulunmadığının bilirkişi kurulunun rapor ve ek raporlarında belirtildiğinden TTK'nun 531 maddesi uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacı ortakların esas sermaye payının davacılara verilerek davacıların ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesinin daha uygun bir çözüm olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacı şirket ortaklarının karar tarihine en yakın tarihteki pay değerlerinin ödenmesine karar verilmiştir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarındaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine, davalı vekilinin istinaf itirazlarının ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilince 04.09.2025 tarihli dilekçeyle istinaf talebinden feragat edildiği anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf talebinin feragat nedeniyle reddine,
3-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 89,95 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan istinaf harcının talep halinde yatırana iadesine
5-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.