T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/358
KARAR NO : 2025/1443
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/12/2022
NUMARASI : 2022/845 E. 2022/1039 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 16.10.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 16.10.2025
Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.07.2022 tarih 2022/845 E. 2022/1039 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davalı tarafından Muğla 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/3864 Esas sayılı dosyası kapsamında, davacı ve dava dışı ...'a aleyhine icra takibi başlattığını, ...'ın itirazı üzerine imzanın ...'ın ait olmadığı gerekçesiyle takibin ... yönünden durdurulmasına karar verildiğini ancak davacı aleyhine talebinin ve müteakip işlemlere devam edildiğini, davacıya ait taşınmazlar için satış talebinde bulunduğunu, kıymet takdiri yaptırıldığını, bunun üzerine davacı tarafından taşınmazının satılmaması için cebr-i icra tehdidi altında Muğla 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/3864 Esas sayılı dosya borcunun tamamını kapsayacak şekilde dosya borcuna mahsuben olmak üzere 175.000,00-TL haricen ödenmek zorunda kalındığını, icra dosyasının haricen tahsil ' ile kapatıldığını, senedi düzenleyen ...'ın imzasının geçersiz olması sebebiyle davacının aval şerhi geçersiz olması sebebiyle aval veren olarak sorumluluğu bulunmadığını, davacının dosya borcunu cebr-i icra tehdidi altında ödemiş olması sebebiyle ödenen bedelin istirdadının gerektiğini, belirterek; ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont avans faizi ile birlikte istirdadına, davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, dava konusu bonoyu düzenleyen dava dışı ... tarafından açılan imzaya itiraz davasının kabulüne karar verildiğini ancak istinaf kanun yoluna başvurduklarını ve dosyanın halen derdest olduğunu, aynı şekilde ceza soruşturmasının da halen devam ettiğini, davacının dava konusu bononun düzenleyeni olan dava dışı ...'ın iki imzasının yanına aval veren olarak iki imza attığını, imzaların kendisine ait olduğunu da kolluk ifadesinde belirttiğini, davacı borçlunun aval şerhini geçersiz kılan şekil eksikliği söz konusu olmayıp davacı borçlu, senedin düzenleyeni ile müteselsilen sorumlu olduğunu, belirterek; davanın reddine, karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu 15.02.2019 vade tarihli 100.000,00-TL bedelli senedin keşidecisinin ..., kefilin de davacı ... olduğu, senet mettinde keşideci ile kefil adına imzaların atılı olduğu, keşideci tarafından yapılan imza itirazı üzerine yapılan imza incelemesi sonunda keşideci kısmındaki imzanın ...'a ait olmadığına karar verildiği, davacı taraf da keşidecinin imzasının sahte olmasıyla kefilin de sorumluluğunun kalmayacağını belirterek iş bu davayı açmış ise de senette keşideci adına atılmış bir imzanın olduğu, yani şeklen bir imzanın bulunduğu, kefil olan davacının kendi imzasına itiraz etmediği, imzaların istiklali prensibi gereği aval veren davacının kendi imzası nedeniyle sorumlu olduğu, belirtilerek; davanın reddine karar verilmiştir
Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, Muğla 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/3864 E. sayılı dosyası kapsamında, davacı ve dava dışı ... aleyhine, düzenleyenin ... davacının ise avalist olduğu, 12.09.2017 tanzim ve 15.02.2019 vade Tarihli, 100.000,00 -TL bedelli bir adet bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığını,
ödeme emrinin tebliği akabinde dava dışı senedi düzenleyen olarak görülen ... tarafından imzaya itiraz davası dermeyan edildiğini, mahkemece vaki dosya kapsamında yapılan incelemede imzanın ...'a ait olmadığı tespit edilerek takibin ... yönünden durdurulmasına karar verildiğini, davacı yönünden takibe devam edilmesi üzerine davacı tarafından cebr-i icra tehdidi altında taşınmazının satılmaması maksadıyla dosya borcunun tamamına mahsuben olmak üzere 175.000,00-TL ödemek zorunda kalındığını, vaki icra dosyasının haricen tahsil ile kapatıldığını, senedi düzenleyen ...'ın imzasının geçersiz olması hasebiyle davacının sorumluluğu ortadan kaltığını, davacının aval şerhinin senedi tanzim eden olarak görünen olan borçlu ...'a verildiğini, düzenleyenin imzası şartının bulunmadığından belgenin bono niteliğini taşımadığını ve bu nedenle davacı tarafından verilmiş olan aval şerhinin geçersiz olduğu ve aval veren sorumluluğunun sona erdiği kabul edilmesi gerektiğini,belirterek; kararın kaldırlmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi ile davacının istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, bonoya dayalı takip dosyası kapsamında menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2.Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; senede karşı ileri sürülen her türlü iddia ve def'inin yazılı delille kanıtlanması zorunlu olup ispat külfeti üzerinde bulunan davacının senede karşı ileri sürdüğü iddiaların ancak yazılı delille ispatlanmasının gerekmesine, takibe konu senet altında keşidecinin imzasının yanına davacı tarafından atılan inkar edilmemiş imzanın bulunmasına, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için senedi tanzim edenin imzasını ihtiva etmesi zorunlu olup senet metninde imza eksiliği bulunmamasına, davaya konu bonoda herhangi bir şekli noksanlık bulunmamasına, keşideci imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imzanın aval şerhi sayılmasına, davacının takibe konu bonoda aval veren olmasına, aval verenin borcu bağımsız bir borç olup bir diğer ifade ile feri nitelikte olmamasına, aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile aval verenin sorumluluğu devam etmesine, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerli olmasına, lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile aval veren bu geçersizliği ileri süremeyecek olmasına, lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam edecek olmasına, aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilmesine ( Yargıtay İBK 20.04.2018 tarih ve 2017/4 E. - 2018/5 K.) 6102 sayılı TTK'nın 677. maddesinde düzenlenen imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesi gereğince de senede atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağlamasına ve geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen bononun geçerliliğini ortadan kaldırmayacak olmasına, geçerli imzaların sahiplerinin başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulmasının mümkün olmamasına, imzaların bağımsızlığı ilkesine göre senedin asıl borçlusu olan keşidecinin imzasının sahte olması halinin diğer imza sahiplerinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmamasına, bono üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterli olmasına, (Yargıtay 11. HD'nin 05.12.2014 tarih ve 2014/12338 E. - 2014/19089 K.) takibe dayanak bonolar şeklen de olsa TTK’nın 776. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca düzenleyenin imzasını içermekte olup, şekle ait noksanlık bulunmadığından aval vereninin taahhüdü geçerli olmasına, borcun ödendiğini gösterir herhangi bir yazılı delil sunulmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 16/10/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.