T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/361
KARAR NO : 2025/1444
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15.12.2022
NUMARASI : 2020/537 E. - 2022/888 K.
DAVANIN KONUSU : Tespit
KARAR TARİHİ : 16.10.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 16.10.2025
İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.12.2022 tarih 2020/537 E. - 2022/888 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacılar vekili, davacı şirketlerin davalı şirket nezdinde toplam (%30,83) 92.495.635 adet paya sahip olduklarını, davalı şirketin 27/09/2016 tarihinde yapılan 2015 yılı olağan genel kurul toplantısında yönetim kuruluna verilen devralma yetkisi ile yönetim kurulunun 25/06/2019 tarihinde almış olduğu 19 sayılı karar doğrultusunda 100.000 adetin altında olan a ve b grubu pay sahiplerine ortaklardan tüm paylarını devretmek ve şirket ortaklığından ayrılma kaydı ile çağrıda bulunduğunu, bu kapsamda da pay sahiplerinden gelen talepler doğrultusunda 11.830 adet (A) grubu, 333.407 adet (B) grubu, nama yazılı pay iktisap edildiğini, davalı şirket tarafından iktisat edilen 11.830 adet (A) grubu payın bu konuda genel kurul tarafından bir karar verilmeden, yönetim kurulunda görüşülmeden, şirket yetkililerinin verdiği karar ile alelacele satıldığını, genel kurul tarafından şirket tarafından alınmış olan payların tekrardan satışı konusunda yönetim kuruluna verilmiş yetki bulunmadığını, satış işlemleri gerçekleştirildikten sonra 25/02/2020 tarihli toplantıda bu işlemlerin yönetim kurulunun bilgisine sunulduğunu, önce satış işlemlerinin yapıldığını sonra geriye dönük bu işlemlere yönelik yok hükmündeki 05/02/2020 tarih ve 202/4 sayılı şirket yönetim kurulu kararının imzalandığını, alım işlemi bu şeklide gerçekleştirildiği için ters işlem etkisi gereği satış işleminin de aynı şekilde şirket genel kurulunu yönetim kuruluna verdiği yetkiye dayalı olarak gerçekleştirilmesinin gerektiğini, bu süreçlerin davalı şirketin menfaati gözetilmeden yönetim kurulu kararına dahi gerek duyulmadan yapıldığını, satış işlemlerinin hukuken sakat nitelikte ve yok hükmünde veya mutlak butlanla sakat olduğunu, bu karara dayalı işlemlerin iptalinin gerektiğini, şirketin menfaatlerine ve eşitlik ilkesine dayalı 05/02/2020 tarihinde 202/4 sayılı yönetim kurulu kararının batıl olduğunu, şirket yönetim kurulunun özen ve sadakat borcunun sadece imtiyazlı pay sahiplerine değil şirkete karşıda olduğunu, eşit işlem ilkesi gereğince aynı koşullar altında tüm pay sahiplerine eşit davranılması gerektiğini, davacılar davalı şirket ve yönetim kurulu üyelerine gönderilen ihtarname ile (A) grubu payların satışının iptali ve payların geri alınmasının talep edildiğini, belirterek; yok hükmünde olan davalı şirket tarafından iktisap edilen 11.830 adet (A) grubu payların satışına yönelik 05/02/2020 tarih ve 202/4 sayılı yönetim kurulu kararının mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti ile bu karara bağlı olarak yapılan tüm devir işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davacıların tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, yönetim kurulu kararlarının butlana ilişkin nedenlerin sınırlı sayıda olduğunu, esas sözleşmede (A) grubu payların sadece (A) grubu pay sahiplerine devredileceği şeklinde açıkça bir hüküm bulunmasa da esas sözleşmede (A) grubu payların devrine ilişkin kısıtlamalarının yer aldığını, esas sözleşme hükümlerinin gereğince iktisap edilen (A) grubu payların (A) grubu pay sahibi olmayan davacılar dahil üçüncü kişilere devrinin mümkün olmadığını, esas sözleşme hükümleri uyarınca (A) grubu pay sahibi olamayacak B grubu pay sahibi olan davacıların butlanının tespiti talep edilen yönetim kurulu kararıyla ihlal edilen bir hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, şirket esas sözleşmesi gereği (A) ve (B) grubu payların birbirinden bağımsız imtiyazlı paylar olduğunu, söz konusu payların kendi içlerinde iki ayrı imtiyazlı grup olup (A) grubu payların satışının (B) grubu payların sahip olduğu imtiyazlara herhangi bir etkisinin olmadığını, esas sözleşme ile (A) grubu payların yine (A) grubu payların uhdesinde kalmasının amaçlandığını, bahse konu düzenlemelerin şirketin menfaatleri açısından yönetimin yabancılaşmasının veya niteliklerini kaybetmesini önlemek amacıyla getirildiğini, esas sözleşme ile belirlenmiş sınırlamalar dahilinde (A) grubu payların (A) grubu paydaşlara satılmış olmasının eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil etmediğini, dava konusu 05.02.2020 tarihli ve 2020/04 Sayılı yönetim kurulu kararının butlanının karar tarihinden 9 ay geçtikten sonra talep edilmesinin iyi niyet ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, iptal davasının hak düşürücü süre içinde açılmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın davalı şirketin 05/02/2020 tarih 2020/4 sayılı davalı şirket tarafından iktisap edilen 11.830 adet A grubu payların satışına yönelik Yönetim Kurulu Kararının butlanla batıl olduğunun tespiti ile bu karara dayalı olarak yapılan tüm devir işlemlerinin iptaline yönelik olarak açıldığı, dava konusu Yönetim Kurulu kararı ile şirketin bünyesinde sahip olduğu her biri 1,00 TL nominal değerde 11.830 adet (A ) grubu nama yazılı payın beheri 45,00 TL bedel ile ( A) grubu pay sahiplerine pay sahipleri oranında tahsis edilmek şartı ile satılmasına, (A) grubu pay sahiplerine ilgili talep formlarının gönderilerek 14/02/2020 tarihine kadar taleplerin toplanmasına karar verildiği, 24/02/2020 tarihli 2020/6 sayılı Yönetim Kurulu kararıyla (A) grubu pay sahiplerinden gelen talepler doğrultusunda 11.830 adet (A) grubu payın kararda adı geçen pay sahiplerine devredilmesine ve yeniden ilmühaber düzenlenmesine, ilmühaberlerin ciro edilerek pay sahiplerine teslim edilmesine ve pay defterine kaydının yapılmasına karar verildiği, TTK'nun 360.maddesi kapsamında (A) grubu pay sahiplerinin Yönetim Kurulunda temsil edilme/aday gösterilme imtiyazının bulunduğu ancak söz konusu imtiyazın "özellik ve nitelikleri ile belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine" tanınmış bir imtiyaz olmadığı, davalı şirketin ana sözleşmesinde özellikle niteliklere ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle herhangi bir kişinin (A) grubu pay sahibi olmasında TTK'nun imtiyaz düzenlemeleri kapsamında bir engel bulunmadığı, davalı şirketin Ana sözleşmesinin 7.6 maddesinde TTK 493.madde kapsamındaki sebeplere ilişkin bir düzenleme bulunmadığı bu nedenle davaya konu Yönetim Kurulu Kararının TTK'nun 391-1/a maddesi kapsamında eşit işlem ilkesine aykırı olduğu, belirtilerek; davanın kısmen kabulü ile dava konusu 05/02/2020 tarihli 2020/4 sayılı Yönetim Kurulu Kararının TTK'nun 391.maddesi gereğince batıl olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin olan bu karara dayalı olarak yapılan devir işlemlerinin iptaline yönelik talebin 24/02/2020 tarihli 2020/6 no.lu kararında 11.830 adet (A) grubu payın kararda belirtilen pay sahiplerine devir edilerek adlarına ilmühaber düzenlenmesine karar verildiğinden ve adlarına ilmühaber düzenlenen pay sahipleri davada taraf olmadığından reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, A grubu nama yazılı paylar imtiyazlı pay grubunu oluşturduğu, Esas Sözleşme ile A grubu imtiyazlı paylara ilişkin getirilen düzenlemelerin tamamı usul ve yasaya uygun olduğunu, imtiyazın paya üstün özel haklar bahşedilebileceğini, A grubu paylara ilişkin tanınmış olan imtiyazın Şirket Esas Sözleşmesi ile belirlenip kabul edildiğini, A grubu paylara yönetim de imtiyaz hakkı tesis edildiğini, mahkemenin imtiyazlı pay grubuna yönelik olarak özellik ve nitelikleri itibariyle bir grup oluşturulmadığından bahisle A grubu payların imtiyazını değerlendirme dışı bırakmış olması usul ve yasaya aykırı olduğunu, A grubu paylarının devrine yönelik usul ve yasaya uygun bağlam hükümleri getirilerek, A grubu payların devri Yönetim Kurulu onayına tabi kılındığını, bağlam hükümlerinin hiç incelenmemesi hatalı bir sonuca varılmasına sebep olduğunu, anılan hükümler ile A grubu payların devri yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulunun onayına bağlandığını, önemli sebeplerin varlığı halinde pay devirlerinin reddedileceğini, herhangi bir gerekçe bildirilmeksizin devreden pay sahibine başvurma anındaki gerçek değeri ödenmek suretiyle (escape clause) onay isteminin reddedilebileceğini, Bir an için Mahkeme ilamı uyarına A grubu payların “nitelik ve özellikleri itibariyle belirli bir grubu oluşturmadığı” kabul edilse dahi payların devredilme anında gerçek değerinin ödenmesi suretiyle pay devrinin reddedilebileceğine ilişkin hüküm her şartta ve koşulda geçerli olacağını, pay sahiplerinin özellik ve nitelikleri ile bir grup oluşturmadığı kabul edilse dahi, kaçınma klozunun işletilmesi için bu yönde bir düzenlemeye ihtiyaç bulunmadığını, Şirket tarafından bugüne kadar A grubu payların A grubu pay sahibi olmayan üçüncü kişilere satışına onay verilmediğini, şirketin kendi hesabına aldığı bağlı payları sonradan elden çıkardığında bağlam kurallarının devreye gireceğinin göz ardı edildiğini, şirket mevcutta B grubu pay sahibi olsa dahi A grubu payların, şirket ortağı olan veya olmayan kişilere devrine onay vermekten imtina ettiğini, şirketin bu onayı vermemesinin dayanağını esas sözleşme olduğunu, esas sözleşmede A grubu payların yönetimsel açıdan imtiyazının korunması amaçlandığını, şirket tarafından gerek esas sözleşme hükmü ve gerekse yerleşik ve istisnasız uygulaması kapsamında, A grubu payların A grubu pay sahibi olmayan bir kişiye satışına onay verilmeyeceği aşikarken B grubu pay sahiplerine öneri götürülmesinin beklenmesi abesle iştigal olduğunu, B grubu pay sahiplerine götürülen önerinin kabulü varsayımında Şirket tekrar kaçış klozunu işletebileceğini, davacılar tarafından daha önce de A grubu payların devralınması hususunda başvuruda bulunulmuş ise de yönetim kurulu devir işlemine bahse konu Esas Sözleşme hükümlerine dayanarak onay vermediğini, Şirket Yönetim Kurulu Kararı eşit işlem ilkesine aykırılık içermediğini, esas sözleşme ile belirlenmiş olan sınırlamalar dahilinde A grubu payların A grubu paydaşlara satılmış olmasının eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil etmediğini, devir işlemleri kapsamında 11.02.2020 tarihli ve A grubu payların satışı konulu mektup e-posta yolu ile ayrım yapılmaksızın tüm A grubu pay sahiplerine gönderilerek söz konusu satış işlemi duyurulduğunu, ortaklığın varlığını iktisadi ve hukuki açıdan koruyan ve işletmenin varlığını devam ettirmesi için gerekli olan ve objektif olarak kabul edilen sebeplere örnek olarak ortaklığın yabancı kimselerin eline geçmesini engellemek, düşmanca devralmalardan korumak, genel kurul toplantısında ortaklığın karar yeter sayısının engellenmesi veya ağır zararlardan ortaklığın korunmasını temin etmenin gösterilebileceğini, davacıların tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, dava konusu 05.02.2020 tarihli ve 2020/04 sayılı yönetim kurulu kararının butlanın, karar tarihinden 9 ay geçtikten sonra talep edilmesinin iyi niyet ve dürüstlük kuralı ile de bağdaşmadığını, belirterek; kararın kaldrıılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, imtiyazlı pay satışına ilişkin şirket yönetim kurulu kararın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2.Toplanan tüm bu deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; yerleşik uygulamada belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, (A) ve (B) grubu payların sahiplerinin şirketin iktisap etmiş olduğu payların pay sahiplerine satılmak suretiyle elden çıkarılması noktasında eşit konumda bulunduklarının ve eşit işlem ilkesinden sapmayı gerektirecek herhangi bir sebebin de bulunmadığının tespit edilmesine, bu tespit muvacehesinde dava konusu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun anlaşılmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.