T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/168
KARAR NO : 2025/1456
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/12/2016
NUMARASI : 2014/1717 E. 2016/899 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
DAVA TARİHİ : 21/11/2014
KARAR TARİHİ : 17.10.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 17.10.2025
İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.12.2016 tarih 2014/1717 E - 2016/899 K sayılı kararı hakkında Dairemizce verilen 15.09.2017 tarih ve 2017/359 esas - 2017/879 karar sayılı kararı Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14.10.2020 tarih 2020/553 esas 2020/5640 karar sayılı bozma ilamı ile kararın bozulması üzerine HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, ... idaresindeki araçla meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu araç sürücüsünün vefat ettiğini, davacı ...'nin eşi, diğerlerinin de çocukları olduğunu, eş ve babalarını kaybeden davacıların destekten yoksun kaldıklarını, kazaya karışan aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı tarafından yapıldığını, davalının destek zararını ödemekle yükümlü olduğunu, kaza tarihinde poliçe limitinin ölüm başına 268.000,00 TL olduğunu ileri sürerek şimdilik 4.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili, mirasçıların müteveffanın kusurundan yararlanmasının hakkaniyete aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisinin, Soma Manisa’da faaliyet gösteren kömür sahasında “Işıklar 10 panosu Dekapaj, Kömür yükleme, Taşıma, Yükleme ve harmana dökülmesi işini üstlenen “.... ve ... İnş.Müh.ortak girişiminde hafriyat kamyonu şöförü olarak çalıştığı, kaza yapan aracın davalıya sigortalı olduğu, meydana gelen kazada kamyonun devrilmesi sonucu hayatını kaybettiği, bu şekilde meydana gelen trafik iş kazası olayının meydana gelmesinde sürücü müteveffa ...'nın %80 oranında, iş verenin ise % 20 oranında kusurlu olduğu, buna göre davacı ... için 118.831,78-TL, davacı ... için 12.686,74-TL, davacı ... için 22.673,06 TL, davacı ... için 32.115,60-TL tazminat talep edebileceği, bu miktarların toplamının 186.307,18 TL olduğu ve poliçe limiti olan 268.000 TL içersinde kaldığı, davacı tarafça bu miktarda bedel artırımında bulunulduğu, davalının bu tazminattan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
DAİREMİZİN 15.09.2017 TARİH VE 2017/359 ESAS - 2017/879 KARAR SAYILI KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : Dairemizce; soruşturma dosyasında tanzim edilen raporda sigortalı aracın lastiklerinin yol ve dekapaj şartlarının uygun olmadığı, araç üzerinde yüklenen yükün kontrolsüz olduğu, işveren olarak işçiye işin yapılması esnasında malzemeyi eksiksiz ve tam olarak vermesi gerektiğinden işverenlerin tali kusurlu, muris şoför ...'nın kamyon lastiği patladıktan sonra yol güvenliğini alıp amirlerine haber vermesi gerekirken eğimli yolda aracın damperini kaldırıp boşaltmaya çalışması bu esnasında başında baret bulunmaması sebebiyle kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu görüş olarak bildirildiği görülmüştür. Soma Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında tanzim ettirilen raporda da muris aynı sebeplerle asli kusurlu bulunmuş ise de tali kusurun işverenlere ait olmadığı görevlilere ait olduğu görüş olarak bildirilmiş olup mahkemece rapor esas alınarak işvrenler hakkında açılan kamu davasında beraat kararı verilmiş ve karar kesinleşmiştir.İlk derece mahkemesince görevlendirilen bilirkişi kurulu raporlarında yine 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanununa göre muris ve işverenlerin kusur değerlendirmesi yaparak, işyerinde hafriyat taşıma işinde işletilen kamyonun lastiklerinin patlamaması için hafriyat alınan saha ile döküm sahası arasındaki toprak yolun düzeltilmesi için gerekenleri yapmayan yükü kontrol altına almayan aşırı yükleme yapılmasını önlemeyen işverenin iş güvenliği mevzuatına göre % 20, murisin ise aracın lastikleri patladıktan sonra yetkililere haber vererek gelen ekibi beklemesi aracın içindeki yükü eğimli yolda damperi kaldırmaya kalkışmadan iş makinesi kepçesiyle boşaltılmasını beklemesi ve ayrıca damperli kamyonun tekerleklerinin patladığını fark ettiğinde aracı yaklaşık 500 mt ilerisindeki yolun düz kısmına indirdikten sonra yükü boşalması ve emniyetli bir şekilde aracın lastiklerini değiştirmesi ya da lastikçeye götürmesi gerekirken önce aracı durdurarak yükü boşaltmak üzere damperi kaldırmasıyla çok az miktarda hafriyatın boşalmasından sonra damper kaldırmaya devam ederek aracı bir miktar daha ileri alarak damperi kaldırdığnda aracın lastiğinin patlak ve yol eğiminin olması sebebiyle araç dengesinin bozulmasıyla damperi kaldıran piston bağlantılarının kırılması ve sonrasında damperin büyük bir hızla inerek aracın saşesine çarpmasının etkisiyle iyice dengesi bozulan kamyonun sol tarafa yatarak devrilmesinde % 80 oranında kusurlu olduğu görüş olarak bildirilmiş, soruşturma dosyasında bulunan Jandarmaca düzenlenen olay yeri genel krokisi, kaza mahallinin bulunduğu yere ait uydu ve harita görüntüleri, keşif tutanağı kazanın gerçekleştiği maden sahasının konumunu göstermekte olup yapılan incelemede maden sahasının karayoluyla bağlantısının bulunduğu karayoluna uzantısının olduğu, şantiye olması sebebiyle fazla araç giriş ve çıkışının da bulunacağı dikkate alındığında 2918 sayılı KYTK'nın 2. Md gereğince kazanın karayolu sayılan maden sahasında meydana geldiğinin ve damperli kamyondaki yükü boşaltmak için karayolu sayılan sahada motor çalıştırılarak damperin hareket ettirilmesi sonrasında kaza meydana gelmekle gerçekleşen kazanın oluş şekline göre karayolunda meydana gelen trafik kazası olduğu anlşılmakla istinaf eden davalı vekilinin davanın iş kazası olduğu ve poliçe teminat kapsamında bulunmadığı yönündeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı görülmüştür. Hukuk Genel Kurulu kararına göre, sigortalı aracın işletilmesi sırasında tek taraflı gerçekleşen kazada vefat eden sigortalı araç sürücüsünün mirasçıları yansıma yoluyla üçüncü kişi olmakla ZMMS sigortacısı vefat eden sürücünün kusuru oranında mirasçılarına karşı destek tazminatından sorumludur. Tanzim ettirilen raporlarda kusur belirlenirken açıkça karayolları mevzuatı belirtilmemiş ise de düzenlenen tüm rapor içeriklerinden olayın oluş şekli sürücü ve işverenlerin sorumlulukları açıkça anlaşıldığından hüküm kurmaya ve denetime elverişli olan bilirkişi raporunda muris için belirlenen % 80 oranındaki kusurun yasal mevzuata dosya kapsamına uygun olduğu, ayrıca hesap uzmanı bilirkişinin SGK'dan mirasçılara bağlanan tazminatların düşümünü yaparak yasal mevzuata ve yönetmeliğe uygun bir şekilde destek tazminatını hesaplamış olduğu, SGK'ya ileride talep üzerine ödeme yapılma ihtimali olarak belirtilen miktarın bu davanın konusu olmadığı gibi ödemenin yapılıp yapılmayacağının belirsiz olması sebebiyle düşüm yapılamayacağı anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin bilirkişi raporlarını esas alarak tazminata hükmetmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından istinaf eden davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olup, her bir davacının davası ayrı bir dava olduğundan her bir davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken toplam tazminat miktarı üzerinden tek vekalet ücreti taktir edilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde gerekçesiyle her bir davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı bulunduğundan, davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin vekalet ücretine ilişkin hükmünün kaldırılarak her bir davacı için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesine, istinaf eden davalı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ'NİN 14.10.2020 tarih 2020/553 ESAS 2020/5640 KARAR SAYILI BOZMA İLAMININ ÖZETİ : 6100 Sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 362/1.a maddesinde öngörülen kesinlik sınırının 6763 Sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK'ya eklenen EK-Madde 1'de öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2019 yılı için 58.800,00-TL olduğundan davacılar ..., ... ve ... yönünden temyize konu edilen hükmedilen tazminat miktarları kesin nitelikte olduğu, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1/6/1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin anılan davacılara ilişkin hükmün kesin olması nedeni ile reddine karar vermek gerektiği, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi, HMK'nun 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerektiği, dosya içerindeki bilgi ve belgelerde, meydana gelen trafik kazası sonucu SGK tarafından davacılara yapılan ödemenin Soma İş Mahkemesinin 2017/182 sayılı dosyasında davalılar ... ve ...'dan rücuen tahsili için dava açıldığı ve kesinleşmediğinin anlaşıldığı, davalı, trafik kazası nedeni ile oluşan gerçek zarar ile sorumludur. Davalının mükerrer ödeme ile karşı karşıya kalmaması için olayın meydana geliş şekli davalılar ile ilişki gözönüne alınarak Sosyal Güvenlik Kurumunca açılan rücu davası (Soma İş Mahkemesinin 2017/182 sayılı dosyası) sonucunun bekletici mesele yapılarak davaya etkisi üzerinde durulması hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin davacılar ..., ... ve ... yönünden temyiz dilekçesinin miktar yönünden kesin olması nedeniyle reddine, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay bozma ilamı ile duruşma günü taraflara tebliğ edilmiş ve duruşma açılmış, dairemizce, usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE : Dava, ZMMS poliçesi kapsamında trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
1. Davacılar murisi ...'nın kullandığı davalı sigorta şirketi nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı hafriyat kamyonun devrilmesi şeklinde gerçekleşen tek taraflı trafik kazası neticesinde vefat ettiği, olayın oluşumunda dava dışı iş verenin % 20, müteveffanın ise % 80 oranında kusurlu olduğu, mütevefanın ölümü nedeniyle davacıların destekden yoksun kalan üçüncü kişi sıfatı ile kaza tarihinde yürürlükte olan genel şartlar uyarınca desten kalma tazminatına hak kazandıkları, davalı sigorta şirketinin davacıların oluşan zararından poliçe limit ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu, aşamalardaki bozma ve kaldırma ilamları ile tüm kapsamına göre sabittir.
2. Bu çerçevede ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davacı ... için 118.831,78-TL, davacı ... için 12.686,74-TL, davacı ... için 22.673,06 TL, davacı ... için 32.115,60-TL olmak üzere toplam 186.307,18-TL destekten yoksun kalma tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Söz konusu karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusu üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde dairemizce davacının vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülerek yalnızca bu yönden kararın kaldırılması ile yeniden esas hakkında karar verilmiştir. Dairemiz kararına karşı bu kez sadece davalı şirket tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay tarafından davacılar ..., ... ve ... yönünden hükmedilen tazminat miktarları yönünden kararın kesin olduğu belirtilerek, meydana gelen trafik kazası sonucu SGK tarafından davacılara yapılan ödemenin işverenlerden rücuen tahsili için dava açıldığı ve kesinleşmediği belirtilip, davalının mükerrer ödeme ile karşı karşıya kalmaması için bu rücu davası sonucunun bekletici mesele yapılması ve davaya etkisi üzerinde durulması gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına, davalının sair temyiz itirazlarının ise reddine karar verilmiş olmasını mütekaip dairemizce bozma ilamına uyulmakla, artık bozma ilamında işaret edilen hususlar dışında taraflar yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine imkân bulunmadığından, bozma ilamı üzerine dairemizce yapılan yargılamada tarafların bozma ilamı kapsamı dışında kalan tüm itirazlarına yönelik inceleme talepleri yerinde görülmemiştir.
4. Olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, “İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, bekletici mesele yapılan dava dosyası kapsamı ile eldeki dosyadaki bilgi ve belgelerden maddi olaya konu trafik kazasının aynı zamanda iş kazası olması nedeniyle anılan kanuni düzenleme gereğince bozmaya konu davacı ... için eldeki dava dosyası kapsamında hesap edilen destekten yoksun kalam tazminatından rücuya tabi ilk peşin sermaye değerinin yarısının indirilmesiyle bu davacının hak kazanacağı destekten yoksun kalma tazminatın hesaplanması gerekecektir.
5. Her ne kadar bozma sonrası dairemizce bu hususta hesaplama yapmak üzere dosya hesap bilirkişisine verilmiş ise de bilirkişi tarafından düzenlen ek ve kök raporlar denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığından dairemizce hükme esas alınmaksızın kesinleşen rücu dava dosyası kapsamında yer alan SGK yazıları, anılan dosyada hükme gerekçe yapılan bilirkişi raporu ve kesinleşmiş ilam gereğince varılan kabul muvacehesinde dairemizce resen 5510 sayılı Kanunu’nun 21. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılarak, mahsup edilmesi gereken ( rücuya konu ilk peşin sermaye değeri ile cenaze defin giderinin yarısı olan) miktar toplam 57.172.15-TL olarak belirlenip, bozma kapsamına göre davacı ... için hesaplan 118.831,78-TL destekten yoksun kalma tazminatından bu miktarın mahsup edilmesi suretiyle davacı ...'nın hak kazanacağı bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 61.659,63-TL olduğu tespit edilerek bu miktar yönünden davalının sorumluluğu cihetine gidilmiştir.
6. Eldeki davada davacı ... dışındaki davacıların tazminat talepleri hakkında verilen karar bozma ilamı ile aşamalarda kesinleştiğinden bu davacılar yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
7. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının davasının davacılar ..., ... ve ... yönünden dairemiz önceki ilamı ile kesinleştiğinden bu davacılar hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... yönünden ise kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin talebin reddine, karar vermek gerektiği sonucuna varılarak oluşan vicadani kanaatle aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının davacılar ..., ... ve ... yönünden Dairemizin 15.09.2017 tarih ve 2017/359 E. 2017/879 K. Sayılı ilamı ile verilen kararın temyiz incelemesine müteakip Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 14.10.2020 tarih ve 2020/553 Esas 2020/5640 Karar sayılı ilamı ile kesin olduğunun belirtilmiş olması nedeniyle kesinleştiğinden bu davacılar hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
2-Davacının davasının davacı ... yönünden Kısmen Kabulü ile 61.659,63-TL destekten yoksun kalma tazminatının (poliçe limiti olan 250.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Davalı tarafından daha önce İzmir 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.12.2016 tarih ve 2014/1717 E. 2016/899 K. sayılı ilamına dayalı olarak yapılan takip kapsamında ödenen miktarın kararın infazı sırasında İcra Müdürlüğünce dikkate alınmasına,
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.211,96-TL den peşin alınan 25,20-TL harç ile ıslah harcı 623,00-TL toplamı olan 648,20 TL harcın mahsubu ile noksan 3.563,76-TL harcın davacılar ..., ... ve ... yönünden kesinleştiğinden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafça yatırılan 25,20-TL peşin harç ile 623,00-TL ıslah harcı toplamı olan 648,20 TL harcın davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 54,00 TL ilk dava gideri, 623,00 TL ıslah harcı, 1.329,50 TL yargılama sürecinde yapılan giderlerden ibaret toplam 1.906,50 TL yargılama giderinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesine, gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
Bozma sonrası davacı ... yönünden yapılan 99,50 TL tebligat ve posta masrafı ile 2.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.599,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 1.348,83TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine kalanın ... üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan 237,30 TL masrafın davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 123,11 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,
Davacı ... vekil ile temsil edildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp vekili yararına davacı ...'ya verilmesine,
Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 17/10/2025 tarihinde oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.