T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/194
KARAR NO : 2025/1299
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/11/2022
NUMARASI : 2020/189 Esas - 2022/781 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 19/03/2020
KARAR TARİHİ : 25/09/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/09/2025
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/11/2022 tarih 2020/189 Esas 2022/781 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :Davacı vekili 27/08/2016 tarihinde ...İlçesi ... Mahallesi ....Caddesi No:.... mevkinde saat 02:45 sıralarında, .... sevk ve idaresindeki ....plakalı aracın yaya konumunda olan müvekkili ....'e çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, fiziksel ve ruhsal maluliyeti doğduğunu, söz konusu kazada asli ve tam kusurlu olan ..... plakalı aracın sürücüsü .... olduğunu, kaza sebebiyle açılan İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi 2018/968 Esas 2019/746 Karar sayılı dosya kapsamında sürücü ......'in asli ve tam kusurlu olduğu saptandığı, yine aynı dosya kapsamında İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi 2018/968 Esas 2019/746 Karar sayılı Kararı ile ......'e taksirle yaralama suçundan ceza verildiğini, anılan kazaya neden olan ..... plakalı araç davalı .....Şirketi nezdinde ZMMS ile sigortalı olduğunu, Bu nedenle 30/01/2017 tarihinde sigorta şirketine kazadan doğan zararların giderilmesi talebi ile başvuru yaptıklarını, bu başvuru üzerine şirket nezdinde 116520 numaralı hasar dosyası açıldığını, ancak başvuru olumlu netice vermediğini, bu nedenle arabuluculuya başvuru yapılmış ancak yine zararların giderilmesi konusunda anlaşma sağlanamadığını, kaza sebebiyle müvekkilinin vücudunda çeşitli hasarlar meydana gelmiş yüzünde ve sağ kolunda yapılan operasyonların dikiş izleri kalmış, bunun yanında sağ gözünde görme kaybı meydana geldiğini, kaza nedeniyle müvekkilinde aşırı unutkanlık başlamış olup ciddi derecede anksiyete bozukluğuda beraberinde geldiğini, Kilis Devlet Hastanesi 26/02/2019 tarih ve 679 numaralı sağlık kurulu raporuyla %31 oranında maluliyet olarak tespit edildiğini, müvekkilinin kaza nedeniyle ağır bir maluliyeti olduğunu, bunun yanı sıra müvekkilinin maluliyeti git gide arttığını, yargılama sırasında ilgili Yönetmeliklere göre alınacak sağlık kurulu raporlarında müvekkilinin maluliyet oranı daha da net şekilde açıklığa kavuşacağını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50,00 TL geçici maluliyetten kaynaklı tazminat ve 50,00 TL sürekli maluliyetten kaynaklı tazminat 50,00 TL bakıcı giderlerinden kaynaklı maddi tazminatın davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsili ile davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, dava konusu, sigortalı.....'e ait, .....plakalı araç için; müvekkili şirketçe, 02.06.2016- 02.06.2017 tarihleri arasında, 2552047 no’lu poliçe numarası ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi düzenlendiğini, müvekkili şirketin sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, poliçe üzerinde Ölüm/Sakatlık halleri için kişi başına teminat limiti ile azami 310.000-TL olarak sınırlandırıldığını, müvekkili şirketin asıl sorumluluğu gerçek zarar üzerinden belirleneceğini, trafik sigortası bir meblağ sigortası olmayıp bir zarar sigortası olduğunu, söz konusu teminat limitinin tamamının defaten ödenmesi söz konusu olmayıp, zarar görenlerin kaza nedeniyle uğradığı gerçek maddi zararın tespiti ve sigortalının kusur oranında bu gerçek zararın tazmini esas olduğunu, bu nedenle dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığının ve kusur oranının belirlenmesi önem taşıdığını, bu bağlamda davacının kaza sonucu ağır şekilde yaralandığı, sürekli sakatlığa maruz kaldığı iddiası, davacı tarafından ispata muhtaç bir iddia olduğunu, ayrıca geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı gideri talepleri Genel Şartlar Hükümleri uyarınca SGK sorumluluğunda olup mezkur taleplerin reddi gerekli olduğunu, müvekkilinin temerrüdünden bahsedilemeyeceği için olay tarihinden itibaren faiz talep edilmesi mümkün olmadığını, özellikle maluliyet iddiasına ilişkin olarak .....’in trafik kazası geçirdigi tarihten günümüze degin geçen süreç içerisinde “sag temporal görme alanı kaybı” baglamında yapılmıs olması lazım gelen takip-tetkik ve tedavilerine iliskin tıbbi belgeler/raporlar ile geçirdigi trafik kazasından sonra yapılan ilk ve acil tedavisinin bitmesinin ardından taburcu edilmesinden günümüze degin geçen süreç içerisinde “anksiete bozuklugu” bağlamında yapılmış olması lazım gelen takip-tetkik ve tedavilerine ilişkin poliklinik kayıt ve raporları ile sürekli ilaç kullanım raporları/reçeteler talep edilmişse de bu yöndeki eksik evraklar müvekkili sigorta şirketine iletilmediğini, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte davada hükmedilmesi gerekenin yasal faiz olduğu belirtilerek sair hususlar hakkında cevap ve itiraz haklarımız saklı kalmak kaydıyla, cevaplarının kabulü ile, haksız ve mesnetsiz açılan davanın usulden ve esastan tamamen reddine, masraf, faiz ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 27/08/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı açılan geçici, kalıcı iş göremezlik ve bakıcı ihtiyacından kaynaklı tazminat davası yargılamasında adli trafik bilirkişisi raporu ile davalı yana ZMMS'li araç sürücüsü .....'ın %25 oranda, yaya haldeki davacının ise % 75 oranda kusurlu olduğu kanaatiyle aldırılan aktüer raporu kapsamında talep konusu miktarlar yönünden kusur karşılığı olmak üzere davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulduğu görülmüştür.
Karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili tarafından sunulan 05/01/2023 tarihli dilekçe ile kusura yönelik 19/08/2020 tarihli rapor hükme esas alınmış ise de raporun eksik ve hatalı olduğu, kusura etki edecek hususların karşılanmadığı, yol durumuna yönelik bir değerlendirme yapılmamakla birlikte davalı yan yönünden sürücünün alkol durumunun değerlendirme dahi alınmadığı gibi aracın hızı yönünden de raporda bir değerlendirme yapılmadığı bu hali ile raporun hatalarla dolu olduğu, bilirkişi tarafından belirlenen kusur durumunun gerçeği yansıtmadığı belirtilerek kubur yönünden ayrıntılı ve açıklayıcı şekilde rapor alınması talebine yönelik hususlar istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan 09/01/2023 tarihli dilekçe ile davalı yanın geçici iş göremezlik yönünden poliçe kapsamında bir sorumluluğunun bulunmadığı, davadan evvel yapılan başvuru sırasında ibraz edildiği belirtilen raporun uygun yönetmelik kapsamında olmadığı, aktüer hesabında ise TRH 2010 tablosu kullanılarak ve teknik faiz oranın baz alınması gerektiğine yönelik hususlar istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :Dava, trafik kazasından kaynaklı geçici, kalıcı iş göremezlik yanında bakıcı ihtiyacı sebebiyle tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/3042 E.- 2021/1562 K. sayılı içtihatı). Somut olayda, KTK'nın 97. Maddesi uyarınca davacı tarafından davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce yapılan başvuruda Özürlülük Ölçütü, sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamındaki yönetmelik kapsamında alınacak raporun ibrazının gerektiği ancak bu yönden rapor alınmadan yapılan başvurunun yasa kapsamında korunmayacağı belirtilerek dava şartı noksanlığı olduğu ileri sürülmüş ise de kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş kesin ve sürekli maluliyet oranına ilişkin sağlık kurulu raporunnu davacı tarafça kısa sürede alınıp tamamlanamayacağından, davalı sigorta şirketinin bu istemi davacının haklarının sürüncemede kalmasına yol açacaktır. Yargılama aşamasında kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınarak eksiklik tamamlanabileceğinden, davacının başvurusunun sonuçsuz kaldığı, anılan maddede düzenlenen başvuru dava şartının gerçekleştiği kabul edilerek, davalı vekilinin dava şartının gerçekleşmediğine ve bu kapsamda temerrüde düşülmediği yönündeki davalı yanın istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Her ne kadar sigorta şirketi tarafından yapılan savunmada istem konusu edilen geçici iş göremezlik talebine ilişkin sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmekte ise de 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve .....nın sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ve çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; bakıcı giderleri, çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) ve sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. Dolayısı ile Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. Bu halde davalı sigorta şirketi vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının ve yargılama aşamasında davalı aleyhine hükmedilen bakıcı giderinin müvekkilinden tahsil edilemeyeceği, talebin teminat dışı olduğuna yönelik itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmakla yukarıda açıklandığı üzere geçici işgöremezlik talebi yönünden sigorta şirketinin sorumluluğu devam ettiğinden mahkemece gecici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından (Yargıtay 4. H.D'nin 13.09.2021 tarih 2021/3454E, 2021/4465K sayılı kararı) bu yönden de davalı yanın istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Bu kapsamda tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. H.D. 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. H.D. 23.03.2021 tarih 2020/ 6173 E. - 2021/ 3121 K. Sayılı ilamları) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HDB'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. 20121/1848 K. Sayılı ilamı) Hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda bilinmeyen devredeki gelir hesabı yönünden %10 artırılıp %10 iskonto yönteminin uygulanması yerinde olduğundan bu yönden de davalı yanın istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Haksız fiil temelinde açılan iş bu davada davalının sıfatı göz önüne alındığında davalı yan yönünden sorumluluk atfedilebilmesi için davalı yana ZMMS'li araç sürücüsü ......'ın olayda kusurunun bulunması gerektiği bu kapsama hükme esas alınan 19/08/2020 tarihli raporda adı geçenin % 25 oranda kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirilmekle kusura yönelik inceleme ve değerlendirmelerin eksik yapıldığı belirtilmiş ise de dava konusu olay sebebiyle başlatılan soruşturmada kazandırılan 30/12/2016 tarihli raporda davacı .....'in asli kusurlu, dava dışı ....'ın ise tali kusurlu olduğu yönündeki değerlendirmenin kovuşturma aşamasında kesinleşen İzmir 22 ASCM'nin 2020/685 esas (eski 2018/968) ve 2021/172 karar sayılı ilamına dayanak alındığı, söz konusu raporlarda kazaya etkenlik yönündeki davranış değerlendirmelerinin aynı doğrultuda olduğu gibi her iki değerlendirmede de yasal sınır üzerinde adı geçenin alkollü olmasının sonuç üzerindeki etkisi yönünden kanaat belirtildiği anlaşılmakla birlikte bu kapsamda ileri sürülen istinaf nedenleri gözönüne alındığında esasen inceleme taleplerinin mevcut dosyaya kazandırılan raporda değerlendirildiği görülmekle, kusur raporuna yönelik eksik inceleme yapıldığı yönündeki talep yerinde görülmediği gibi eksik değerlendirmeden de söz edilemeyeceğinden bu yönden davacı yan istinafının yerinde olmadığı kabul edilmekle birlikte davacı yanın istinaf istem içeriği gözönüne alındığında mahkemece kusur oranına göre her ne kadar sürekli iş göremezlik tazminatının 37.233,30 TL olarak, geçici iş göremezlik tazminatının ise 756,20 TL olarak tespiti ile bu tutarlar yönünden hüküm kurulmuş ise de aktüer bilirkişisi tarafından davacı yan kusur oranı göz önüne alınarak sürekli iş göremezlik tazminatının 49.644,40 TL, geçici iş göremezlik tazminatının ise 1.008,27 TL olarak tespitinin yapıldığı anlaşılmakla mahkemece aktüer bilirkişisi tarafından belirlenen tutarlar üzerinden mükerrer olacak şekilde yeniden kusur indirimi yapılması doğru görülmeyerek verilen kararın belirtilen yönlerden yerinde olmadığı tespit edilmiştir.
Bu durumda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kusur karşılığı tazminat yönünden kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının sürekli ve geçici iş göremezlik tazminat bedeli yönünden kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi mütalaa olunur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/11/2022 tarih 2020/189 Esas 2022/781 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
3-Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
- 1.008,27 TL geçici iş göremezlik, 49.644,40 TL sürekli iş göremezlik ve 411,75 TL bakıcı giderinden oluşan toplam 51.064,42 TL'nin 15.02.2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebi reddine,
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.488,21 TL harçtan başlangıçta peşin olarak alınan 54,40 TL ve 530,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 584,40 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 2.038,78-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından peşin yatırılan 54,40 TL başvuru harcı, 54,40 TL peşin harç, 530,00 TL tamamlama harcı toplamı 638,80 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca kabul tutarı üzerinden hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca ret tutarı üzerinden hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 38,00 TL tebligat gideri, 74,50 TL e-tebligat masrafı, 230,70 TL posta masrafı, 1.300,00 TL bilirkişi ücreti, 1,80 TL KEP ücreti toplamı 1.645,00 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesaplanan 546,86 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
4-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 2.623,18 TL'den peşin alınan 655,80 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.967,38 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
7-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 492,00-TL istinaf yoluna başvurma harcı ve 9,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 510,00-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 25/09/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.