T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/197
KARAR NO : 2025/1296
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/11/2022
NUMARASI : 2021/916 E. 2022/927 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 25.09.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 25.09.2025
İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.11.2022 tarih 2021/916 E. 2022/927 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ....afından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, 18.02.2021 tarihinde.... plakalı araç ve .....plakalı araçların çarpışmak suretiyle maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada müvekkiline ait aracın bir kusurunun bulunmadığını, karşı aracın tam kusurlu olduğu trafik kazası tespit tutanağı ve şirketler arasında mutabakatla oluşturulan SBM kayıtlarından sabit olduğunu, davalı .....'ün, ....... plaka sayılı aracın maliki olduğunu, ..... AŞ., müvekkili aracına çarpan ..... Plakalı aracın 4102020423188 poliçe numaralı trafik sigortacısı olduğunu, kaza sonrası müvekkiline ait araç servise çekildiğini, hasarın sigorta şirketine ihbar edildiğini ve sigorta nezdinde 4100857603/1 nolu hasar dosyası açıldığını, sigorta şirketinin eksper atamadığını, bu nedenle müvekkili tarafından eksper ataması yapıldığını, eksper raporunda hasarlanan her bir parça, parça kodları ile gösterilip gerçek zararın belirlendiğini, aracın eksper raporuna uygun olarak tamir edildiğini ve faturası kesilerek müvekkiline teslim edildiğini, aracın tamir edilme sürecinde sigorta şirketince bir sebep gösterilmeksizin ödeme yapıldığını, müvekkilinin aracının duvar sacı üç ayrı renkte boyanmış bir araç olduğunu, bu nedenle kaporta ve boya işçiliği mutad uygulamalardan olmadığını, sundukları eksper raporu, faturalar ve tamir fotoğraflarına rağmen, sigorta şirketi ödeme yapmama sebebine ilişkin taraflarına bir bildirimde bulunulmadığını, ancak genelde sigorta şirketleri haksız şekilde iskonto uygulamak, piyasa fiyatlarını değil kendi belirledikleri mesnedi olmayan fiyatları dikte etmek, eşdeğer veya yan sanayi parça fiyatından hesaplama yaparak ödeme yapmak, haksız şart kapsamındaki muafiyet klozlarını uygulamak vb. gibi hukuka aykırı uygulamalar yaparak tazminat miktarlarını düşürmeye çalıştıklarından, sigorta şirketinin her ne ad altında olursa olsun çeşitli indirim ve ıskontoları uygulayarak gerçek zarardan daha az ödeme yapmalarını kabul etmediklerini, müvekkilinin aracının kazada değer kaybına uğradığını, ödeme yapılmadığını, davalı sigorta şirketinin hiçbir iskonto yapmadan zararı aynen ödemesi gerektiğini ileri sürerek açıkladığı nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla aracın uğradığı hasar nedeniyle ödenmeyen bakiye hasar bedeli için şimdilik 100 TL'nin 05/03/2021 tarihinden avans faizi ile birlikte ödenmesini, aracın uğradığı değer kaybı için, şimdilik 100 TL'nin 05/03/2021 tarihinden avans faizi ile birlikte ödenmesini, 354 TL ekspertiz ücretinin yargılama gideri sayılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, Kazaya karıştığı beyan edilen .....plakalı aracın kaza tarihinde 43.000 TL poliçe limiti ile müvekkili şirkete sigorta ettirildiğini, kaza sonrası hasar dosyası açıldığını, ekspertiz incelemesi ile tespit edilen hasar bedelinin ödenmek istendiğini, davacının kötü niyetli olarak iban bilgilerini iletmediğini, kusur oranlarının tespiti gerektiğini, gerçek zararın tespiti gerektiğini, sorumluluklarının kusur oranı ve poliçe limiti dahilinde olduğunu, değer kaybı tespitinin ZMMS genel şarlar eki tazminat hesaplama yöntemi ile hesaplaması gerektiğini, davacının aldırdığı raporun fahiş olduğunu kabul edilemeyeceğini, iskonto uygulanmadığını, amortisman düşülmediğini, tek taraflı olduğunu, ekspertiz ücretini kabul etmediklerini, faizin yasal faiz olabileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, konu 18.02.2021 tarihli trafik kazasından kaynaklı tevdi neticesi kazandırılan 22.06.2022 tarihli rapor hükme esas alınmakla, kazanın oluşumuna davalı yana zmms li..... plakalı araç sürücüsü ...'in etken olduğu, davacılar miras bırakanı ...'nin ise kurallara aykırı bir davranışının olmadığı, bahse konu kaza neticesi davacılar miras bırakanına ait ..... plakalı aracın yedek parça, işçilik ve KDV dahil toplam 7.044,02 TL hasara uğradığı gibi aynı zamanda 4.500,00 TL tutarında değer kaybının oluştuğu yönünde değerlendirme neticesi davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ :Davalı vekili, davacı yanca davadan önce başvuru yapılmakla birlikte iban bilgisi kendisine verilmediğinden ödeme yapılamadığı, davacı yan yönünden hesaplanan zarardan iskonto uygulanması gerektiği gibi orjinal parça üzerinden değerlendirme yapılmasının gerekli olmadığı, bunun yanında fatura ibraz edilmediği için KDV dahil de hesaplama yapılamayacağı, ispat külfeti davacı yanca olmasına rağmen hasarın ispatlanamadığı, bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de, uzmanlık alanı dışında kanaat belirtildiği gibi tespitlerinde yerinde olmadığı, değer kaybına yönelik hesaplama yönteminin genel şartlara aykırı olduğu, bunun yanında davadan önceki bir başka kazada da aynı yerden hasar aldığından değer kaybının oluşmayacağı istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı hasar ile değer kaybına yönelik maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Her ne kadar davalı yanca hasara yönelik yapılan başvuruya istinaden davacı tarafça iban bilgisinin dosyaya bildirilmediği ve bu yüzden ödeme yapılmadığı belirtilmiş ise de, davalı yana 2021 yılı haziran ayında konu ile ilgili başvuru yapıldığı, davalı yança e-mail adresleri bildirilerek yeniden başvuru yapılmasının istenildiği, iş bu dava açılmadan önce ise davalı yanca belirtilen adrese e-mail aracılığı ile başvuru yapıldığı gibi gönderilen e-mailde hesap numarasının bildirildiği görülmekle bu yönden davalı istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır,
Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yide zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K. ) Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. ( Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K.) Somut olayda iskonto uygulanmasına dair yasal şartlar oluşmadığı gibi KDV dahil davacı zararının giderilmesi gerektiğinden davalı yanın bu yönden istinaf isteminin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K. sayılı ilamı) Açıklanan bu hususlar karşısında bu yönden hesaplamayı içeren şekilde kazandırılan rapor bu yönüyle yerinde olduğu gibi davacı aracının da bu kazadan dolayı değer kaybına uğradığı yönündeki değerlendirme içeriği yerinde görülmekle davalı yanın bu yönden istinaf isteminin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının aracında oluşan zarar dolayısıyla hasar tazminatına hak kazanmasınına, kusur ve hasarın olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olmasına, gerçek zarar ilkesi gereğince sigorta şirketinin aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorunda olmasına, zarar kalemlerinin anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, aracın tamir edildiği ..... Servisi ile davalı arasında anlaşma olmadığından iskonto yapılmasının gerekli olmadığına yönelik İDM tarafından yapılan değerlendirmeler yerinde görüldüğü gibi her ne kadar davalı yanca daha evvelden aynı yerden hasar aldığı belirtilmiş ise de önceki hasarın yan havalı kapı hasarı olduğu, mahkeme yargılamasına konu hasarın ise yine sağ yan kapı hasarı yanında sağ yan basamak, sağ sinyal değişimi ile sağ arka çamurluk dahil kaporta ve onarım, boya işlemine ilişkin olduğundan 2. defa aynı yer hasarlanmış ise de, sonraki hasarda daha fazla bir işlem yapılmasının yanı sıra başkaca yerlere yönelik de işlem yapıldığından davalı iddiasının aksine konu trafik kazasından dolayı araçta değer kaybının oluşacağı kabul edilmekle bu kapsamda yapılan değerlendirmenin de yerinde olduğu kabul edilerek hasar ve değer kaybına yönelik yapılan inceleme ve tespitler yerinde görülmekle birlikte davalı iddiasının aksine zarar tarihi itibariyle hasar bedeli yönünden hesaplama yapıldığı anlaşılan anılı rapor karşısında davalı istinaf istemi yerinde görülmediği anlaşılmıştır.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi mütalaa olunmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 788,57-TL'den peşin alınan 197,14-TL'nin mahsubu ile bakiye 591,43-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.