T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/136
KARAR NO : 2025/1259
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24.10.2022
NUMARASI : 2019/614 Esas 2022/750 Karar
DAVANIN KONUSU : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15.03.2019
KARAR TARİHİ : 24.09.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 24.09.2025
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.10.2022 tarih 2019/614 Esas 2022/750 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ...Ş. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, .... Bankası A.Ş ..../MUĞLA şubesine ait, keşidecisi dava dışı ...., lehtarı dava dışı ... olan, 4775635 seri no'lu, 12.10.2018 keşide tarihli, 58.000,00 TL bedelli çekin, ciranta dava dışı .... . tarafından davacıya ciro edildiğini, davacının en son yasal hamil olduğunu, davacının rızası hilafına elinden çıkan çekin iptali için İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1111 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, ilgili bankanın cevabi yazısından çekin bankaya takas yoluyla ibraz edildiği, söz konusu çeki çaldığı anlaşılan davalı ... ve onun ciroladığı birlikte hareket eden davalı ... (.... Asansör) aleyhine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunduklarını, çek görüntüsünden dava dışı ciranta .... tarafından hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan davalı ......a tam ciro ile devredilmiş gibi göründüğünü, çeki ibraz eden diğer davalı ... . A.Ş.'nin de TTK'nın 18/2 maddesinde belirtildiği gibi basiretli tacir gibi davranmayarak meşru bir ciro silsilesi olup olmadığını araştırmadan çeki temlik aldığını, Finansal Kiralama, Factoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş Ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 22/2. maddesi hükümlerine aykırı davrandığını iddia ederek, dava konusu çekin haklı ve yasal hamilinin davacı ... olduğunun tespitine, öncelikli davacıya istirdatına, bunun mümkün olmaması ve çekin tahsil edilmesi halinde ise çek bedelinin ve çeke bağlı olarak tahsil edilen ferilerinin faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı ...AŞ. vekili, müvekkili şirket ile müşterisi davalı ... arasında faktoring sözleşmesi imzalandığını, doğmuş fatura alacaklarının müvekkili şirkete temlik edildiğini, bu temliğe istinaden dava konusu çekin müvekkili şirkete teslim edildiğini, müvekkili şirketin çekin yasal hamili konumunda olduğunu, davacı tarafın ağır kusurlu olduğunu ve bir tacirden beklenen önlem ve tedbirlerin alınmadığını, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İzmir C.Başsavcılığının 2019/318980 Srş sayılı dosyasında, şüpheli (eldeki davada davalı) ...'un müştekiyi tanımadığını, şüpheli ...'ı ise belirtilen tarihlerde birlikte iş yaptıklarından dolayı tanıdığını, ...'nin kendisine asansör revizyon işini getirdiğini ve kendisinin de bu çeki cirolayarak faktoring yaptığını, çekin çalınması ile ilgili herhangi bir bilgisinin olmadığını beyan ettiği; şüpheli (eldeki davada davalı) ...'ın alınan savunmasında ise (eldeki davada davacı) ... ile iş için anlaştıklarını, kendisinin bu iş karşılığında 58.000,00 TL'lik çeki kullanmak için verdiğini, ancak işi bitiremediğini, çeki çalmadığını, müştekinin zararını gidereceğini belirttiği; soruşturma dosyasında müşteki vekilinin olayın 26.09.2018 - 12.10.2018 tarihleri arasında gerçekleştirdiğini beyan etmesi, ancak başvuruyu 15.03.2019 tarihinde yapması dolayısiyle, şüphelilerin bahse konu eylemleri gerçekleştirdiklerine dair herhangi bir delile ulaşılamadığı,...ve ....'in beyanlarının birbiri ile tutarlı olduğu, hırsızlığın olduğu tarihlerde şüpheli ... ile müşteki arasında hukuki bir ilişkinin mevcut olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; İzmir 1. ATM 2018/1111 Esas sayılı dosyasında görülen çek iptali davasının yargılaması sırasında, dava konusu çekin takastan bankaya ibrazı üzerine davacıya istirdat davası açmak üzere süre verildiği, davacının eldeki istirdat davasını açmış olması nedeniyle, konusu kalmayan dava nedeniyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği; dava konusu çekin unsurlarında herhangi bir eksiklik olmadığı, çekin ciro silsilesinde davacı ...'in bulunmadığı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığında ve İzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesi kararlarındaki belirtilen ciro silsilesi içinde yer alan ciranta ...'ın alınan beyanında davacı ile iş için anlaştıklarını, kendisine bu iş karşılığında 58.000,00 TL'lik çeki verdiğini beyan ettiği, çekin ... tarafından davacıya gönderildiği, dava konusu çekin ...'a ciro ile devredilmesi gerektiği halde, cirosuz şekilde devir olduğu; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davalı ...'ın davacı ile ticari ilişkisinden dolayı davaya konu çeki aldığını beyan etmiş ise de, bu işle ilgili herhangi bir sözleşme ve benzeri bir belge sunulmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu çekin davacı ...’e ait olduğunun tespitine, dava konusu çekin mümkünse aynen iadesine, bu suretle istirdadına, tahsil edilmiş ise çek bedeli ve tahsil edilen ferilerinin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ...AŞ. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ...AŞ. vekili, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında da açıklandığı üzere daha önce davacı tarafından diğer davalılar ... ve ... hakkındaki şikayeti ile ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/318980 Srş sayılı dosyasında müşteki vekilinin 26.09.2018 - 12.10.2018 tarihleri arasında gerçekleştirdiğini beyan etmesi, ancak başvuruyu 15.03.2019 tarihinde yapması dolayısıyla şüphelilerin bahse konu eylemleri gerçekleştirdiklerine dair herhangi bir delile ulaşılamadığı, kaldı ki şüpheliler... ve ....'in beyanlarının birbiri ile tutarlı olduğu, ayrıca hırsızlığın olduğu tarihlerde şüpheli ... ile müşteki arasında hukuki bir ilişkinin mevcut olduğu'nun beyanlarla sabit olduğu, bu ilişki neticesinde müştekinin şüpheliye çek vermiş olabileceğinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, aksine ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin ve net bir delilin elde edilmediği gerekçesiyle, delillerin takdirinde isabetsizlik olmadığı ve takipsizlik kararındaki gerekçeye istinaden verilen kovuşturmaya yer olmadığında dair karar verildiği, yapılan itiraz üzerine İzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesince itirazın reddine karar verildiğinin belirtilmesine rağmen, davaya konu çekin çalınarak cirolandığı kanaatine varıldığını, müvekkili şirketin alacağın temeline dayalı belgeleri sunmadığı gerekçesiyle müvekkilinin basiretli davranmadığı kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkili şirketin 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında yetkili olarak faktoring hizmeti verdiğini, bu hizmet kapsamında müşterilerinin faturalı alacaklarını ve bu alacaklarına istinaden verilen kıymetli evrakları hizmet bedeli karşılığında temlik ve teslim alarak bedel ödemesi yaptığını, dava konusu olayda da takibe konu çekin müvekkili şirkete teslim edildiğini, usul ve yasaya uygun olarak icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin çekin yasal hamili konumunda olduğunu, çeki ilgili yasal düzenlemeler çerçevesinde faktoring sözleşmesi imzalayarak iktisap ettiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan işlemin kanun maddesi uyarınca yapılmış olduğunu, fatura ile tevsik edilmiş alacağın devir ve temlik alındığını, ilk derece mahkemesinin müvekkili şirket bakımından vardığı kanaatin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, çek istirdatı ve istirdatı istenen çek bedelleri tahsil edilmiş ise çek bedellerinin tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 792. maddesinde "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da, hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
6361 sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2. maddesinde ise ''Faktoring şirketi kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal ve hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez'' hükmünü içermektedir. Yasa metninden de anlaşılacağı üzere, faktoring şirketinin, faktoring işlemi ile devraldığı alacak, alacağın temliki hükümlerine tabidir. Nitekim, faktoring işlemlerinde alacağın temliki hükümlerinin uygulandığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.11.2010 tarih, 2010/19-488 E, 2010/557 K sayılı kararında da açıkça belirtilmiştir. Öte yandan aynı kararda faktoring işleminin müşteri (firma), faktoring şirketi (faktor) ve borçlu olmak üzere üç tarafının bulunduğu da açıklanmıştır. Faktoring işleminin bu tarafları arasındaki ilişkiler yönünden 6361 sayılı Yasa'nın 9/2 ve 6098 sayılı TBK'nın 188/1. maddesi hükümlerinin uygulanması gerekir. Buna göre borçlu, faktoring işlemini öğrendiği sırada önceki alacaklısına karşı sahip olduğu def'ileri alacağı faktoring sözleşmesine dayanarak devralmış olan faktoring şirketine karşı da ileri sürebilecektir. 6361 sayılı Yasa'nın 9/2. ve TBK'nın 188/1. maddesi karşısında faktoring işleminin tarafları arasındaki ilişkiler yönünden şahsi def'ilerin ileri sürülebilmesinde faktoring şirketinin iyiniyetli ya da kötüniyetli olmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır. 6361 sayılı Yasa'nın 9/3. maddesi, faktoring işleminin yukarıda belirtilen tarafları dışında kalan kambiyo borçluları bakımından uygulanabilecek bir hükümdür. Başka bir anlatımla, faktoring işleminin dışında bir kambiyo borçlusu varsa (keşideci, lehdar veya ciranta) onlar hakkında 6361 sayılı Yasa'nın 9/3. maddesi hükmü uygulanacaktır. (Yargıtay 11. HD 2022/1264 E. 2022/2680 K.)
6361 sayılı Yasa'nın 9/3. Maddesinde "Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Somut olayda, davacının faktoring sözleşmesinin tarafı olmadığı, faktoring şirketinin müşterisinin de doğrudan davacı ile iş ilişkisinin olmadığı, davalı ... şirketinin kambiyo senedini iktisap ederken bile bile davacı borçlunun zararına hareket ettiğinin kanıtlanamamış olduğu, davalı ... şirketinin müşterisinden dava konusu çekin iktisabına ilişkin olarak almış olduğu faturayı dosyaya sunduğu, faktoring işlemlerinin usulüne uygun olduğu, her ne kadar davacının çeki devraldığını iddia ettiği dava dışı ...soruşturma dosyasında çeki borcu karşılığında davacıya verdiğini beyan etmiş ise de, bu iddiayı destekleyen başkaca bir delil bulunmadığı, kaldı ki çek üzerindeki ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı, yine her ne kadar davalı ... soruşturma dosyasında çeki davacıdan iş karşılığı aldığını, ancak işi bitirmediğini beyan etmiş ise de, davacı yönünden şahsi defi niteliğinde olan bu husunun diğer cirantalar ve hamile karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Davalı ... vekilinin istinaf itirazları yerindedir.
Bu durumda, davalı ...AŞ. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.10.2022 tarih 2019/614 Esas 2022/750 Karar Sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;
Davanın REDDİNE,
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL karar harcından başlangıçta peşin olarak alınan 990,50-TL harcın mahsubu ile fazla yatan 375,10-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Davalı ...AŞ. Kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...AŞ.'ye verilmesine,
Davacı tarafından sarf olunan mahkeme masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına,
Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran davalı ...AŞ.'nin ödediği istinaf harcının istek halinde kendisine iadesine,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ..A.Ş. tarafından yapılan 220,70-TL istinaf yoluna başvuru harcından ibaret istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...AŞ.'ye verilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi