T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1944
KARAR NO : 2025/1104
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/06/2023
NUMARASI : 2019/288 Esas - 2023/458 Karar
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirketin Feshi, Olmadığı Takdirde Ortaklıktan Çıkarma
KARAR TARİHİ : 11/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/07/2025
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/06/2023 gün ve 18/10/2023 gün(Ek Karar) 2019/288 Esas - 2023/458 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ...... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacılar vekili, davalı şirketin 2007 yılında ... ve ...... tarafından ... Ltd. Şti adı ile kurulduğunu, davalı şirketin 2014 yılında unvan değiştirerek şu anki isimle faaliyetine devam ettiğini, şirkete 2015 yılına kadar iki kişiden başka ortağın dahil olmadığını, 2016 yılında şirketin pay devirlerinin yapıldığını, davacı ... ... ..'in %10, davacı ......'nun %10, dava dışı ...'nun %60 ve dava dışı ...'un %20 oranında pay sahibi olduklarını, davacıların şirketin büyük ortağı olan ...'nun çocukları olduğunu, babalarının şirkete aile dışından ortak katılmasını sağladığını, genel kurulun uzun süreden beri toplanmadığını, uzun süreden beri kar payı dağıtımı yapılmadığını, müvekkillerine bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığını, diğer ortakların müvekkillerinin ortak sıfatını kabul etmediklerini ve kötü yönetimleriyle ortaklığı zarara uğrattıklarını, ortaklar arasındaki şahsi ilişkiden kaynaklanan haller ve müvekkilleri ile diğer ortaklar arasında birçok davanın bulunduğunu, davacılar açısından davalı şirketin devamının beklenemez hale geldiğini ileri sürerek TTK 336/3 maddesi uyarınca haklı nedenle şirketin feshine, mahkemece bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde davacı müvekkillerinin ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmesini, ayrıca olası ayrılma payına ilişkin alacaklarının azaltılması ve tahsilinin imkanının ortadan kaldırılmasının önlenmesi amacıyla davalı şirket yöneticilerinin ... ve işlemlerinin denetlenmesi için kayyım atanması ve şirkete ait taşınmaz demirbaş ve araçlar üzerine tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, şirketin kuruluş aşamasında ve sonrasındaki bütün sermayelerinin ayni ve nakdi olarak hakim hissedar olan dava dışı ... tarafından ödendiğini, 2 ortaklı olarak devam eden şirkette 05.08.2016 tarihli hisse devir sözleşmeleri ile pay devirleri yapıldığını, ortaklar arasında herhangi bir ihtilaf olmadığını, davacıların iddialarının doğru olmadığını, davacıların toplam olarak müvekkili şirketin %20 payına sahip olduklarını, bu pay oranları dikkate alındığında feshinin mümkün olmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Torbalı Ticaret Sicil Müdürlüğünün 3175 sicilinde kayıtlı olduğu, şirket ortaklarının %10'ar pay ile davacılar ...... ve ... ... ...; %60 pay ile ... ve %20 pay ile ... olduğu; talimat yoluyla şirket taşınmazları ve işletmesi üzerinde keşif yapıldığı, şirketin reel öz varlığının hükme en yakın tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiği, bilirkişilerin 30.05.2023 tarihli ek raporlarında 31.03.2023 tarihli bilanço verilerine göre şirketin reel öz varlığının 33.003.175,65 TL olduğu, her bir davacının payının değerinin 3.300.317,57 TL olduğu, bu ek raporun hükme esas alındığı; davalı şirketin aile şirketi olup her bir davacının %10 paya sahip olduğu, şirket ortakları arasında ailevi nedenlerden kaynaklanan geçimsizlikler ve bundan kaynaklanan sorunların bulunduğu, bu durumun faaliyetini sürdüren ve ekonomiye katkı sağlayan ayrı bir tüzel kişiliğe sahip şirketin feshi konusunda haklı neden olarak kabul edilemeyeceği, asıl olanın yasal olarak faaliyetlerini sürdüren ve ayrı tüzel kişiliğe sahip şirket varlıklarının korunması olduğu; davacıların haklı nedenle şirketin feshi taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği; ancak şirket ortakları arasındaki geçimsizlik nedeniyle davacıların diğer şirket ortakları ile birlikte iş yapma arzusunu kaybettikleri, davacı ortaklarının payının gerçek değerinin ödenmesine ve şirketten çıkartılmasına karar verilmesinin olaya ve yasal düzenlemeye uygun olduğu gerekçesiyle, davacıların davalı şirketin haklı nedenlerle feshi talebinin reddine, davacıların şirket ortalığından çıkartılmaları talebinin kabulüne, davacı ...... ile ... ...'nun davalı şirket ortaklığından çıkartılmalarına, her bir davacı için payının gerçek değeri olarak ayrı ayrı 3.300.317,57 TL'nin ayrı ayrı davalıdan alınarak her bir davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında, davalı şirketin muhasebe evraklarında görünen, şirketin değerini neredeyse sıfırlayan ve gerekçesi davalı şirketçe açıklanmayan fiktif borç kayıtları hakkında herhangi bir değerlendirme yapılamadığını, 20.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda davalı şirketin aktif değerler toplamının 10.615.295,38 TL olduğu, borçlarının ise 8.518.752,82 TL olduğu, bu nedenle davalı şirketin öz varlığının 2.096.542,56 TL olduğunun tespit edildiğini, bu "ticari borçlar" kaleminin neden kaynaklandığı, bu borç kalemindeki takip edilen borcun uzun vadeli borç mu, kısa vadeli borç mu olduğu, 8.518.752,82 TL'lik borcun derdest işbu dava sırasında mı yaratıldığı hususlarının açıklanmadığını, yargılama sırasında daha sonra alınan ek bilirkişi raporlarında da bu husustaki itirazlarının bilirkişiler tarafından incelenmediğini, bu fiktif borç tutarlarının şirketin aktif değerine eklenmesi gerektiğini, davalı şirketin küçükbaş hayvancılık faaliyetlerini sürdürmekte olduğu çiftliğin ruhsat değeri ile davalı şirketin marka değerinin de bilirkişi raporlarında yasal mevzuata göre değerlendirilmediğini, bu hususun alanında uzman bilirkişiler tarafından değerlendirilerek şirket değerine bu aktif değerlerinde eklenmesi gerektiğini; mahkemece ortaklığın feshi yerine ortaklıktan çıkmaya karar verilirse, ortağa karar tarihine en yakın tarihteki şirket payının gerçek güncel değerinin ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin fiktif borç kayıtları hakkında ciddi olarak herhangi bir değerlendirme yapılmadan, bu fiktif tutarların borç adı altında şirket aktifinden düşülmesi şirketin gerçek değerinin olduğundan daha düşük hesaplanmasına neden olduğunu, müvekkillerinin ortaklık paylarının karar tarihindeki güncel değerinin yeniden hesaplanmak suretiyle karara bağlanması gerektiğini, mahkemece dava dosyasındaki haklı sebeplerin yeterince değerlendirilmediğini, şirketin faaliyet alanı hayvancılık olmasına rağmen, herhangi bir hayvan alımı yapmadığını, hayvanlarda sürekli kesime gidildiğini, şirkette hiçbir gerekçe belirtilmeksizin kar payı dağıtımı yapılmadığını, şirketin finansal durumu hakkında objektif, karşılaştırılabilir finansal tablolar sunulmadığını, şirket menfaatlerinin şahsi menfaatler uğruna göz ardı edildiğini savunarak kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, ilk derece mahkemesince maktu vekalet ücreti yerine çıkma payı üzerinden hesaplanan nisbi vekalet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğunu, öncelikli talebin ticari şirketin feshi olarak açılmış tespit mahiyetinde bir dava olduğunu, davacı tarafça terditli olarak feshe karar verilmediği takdirde ayrılma alacağının tespitinin talep edildiğini, her iki talebin de tespit mahiyetinde talep olduğunu, davada peşin harcın maktu olarak yatırıldığını, yargılama boyunca herhangi bir ıslah da yapılmadığını, müvekkili şirkete ait taşınmaz ve araçlar üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, davacıların hissedarı bulunduğu davalı limited şirketin haklı sebeple feshi, olmadığı takdirde şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kabulü ile davacıların davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, gerçek paylarının davalı şirketten tahsili ile davacılara ödenmesine, davacıların diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
492 sayılı Harçlar Yasası'nın 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nisbi esas üzerinden tahsil edileceği, Yasanın 28/a maddesinde karar ve ilam harçlarının dörtte birinin peşin alınacağı, Yasanın 30. maddesinde de, muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğunun anlaşılması durumunda yalnız o celse için muhakemeye devam olunacağı, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam edilmeyeceği, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulmasının noksan olan harcın ödenmesine bağlı olduğu düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, mahkemece hükmolunan çıkma payı, niteliği gereği nisbi harca tabi olmasına rağmen, mahkemece davacıya eksik peşin harcı ikmal etmek üzere Harçlar Yasası'nın 30. maddesi gereğince süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. .(Yargıtay 11. HD'nin 09.11.2015 tarih ve 2015/9601 E. 2015/11697 K., 11.06.2015 tarih ve 2015/2255 E. 2015/8166 K kararları, Dairemiz incelemesinden geçen nispi harç ve vekalet yönünden ayı yönde 06.05.2025 tarih ve 2024/4818 E. 2025/3103 K. sayılı onama ilamı)
Bu durumda, ilk derece mahkemesince verilen kararda, dava şartlarına aykırılık bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere tarihinde oy birliğiyle karar verildi.11/07/2025