T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/912
KARAR NO : 2026/1177
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12.12.2023
NUMARASI : 2021/867 Esas - 2023/1024 Karar
BİRLEŞEN İZMİR 7.ATM'NİN 2021/869 ESAS SAYILI DOSYASINDA;
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 03.07.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 03.07.2026
İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.12.2023 tarih 2021/867 Esas - 2023/1024 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi asıl dosya davalısı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların müteveffa ...'ın anne babası olduğunu, 27.07.2021 tarihinde ...'ın da içinde bulunduğu ... yönetimindeki ... plakalı araç ile ... yönetimindeki... yurtdışı plakalı aracın karıştığı trafik kazası meydana geldiğini, davalı ...'na yaptıkları başvurunun sonuçsuz kaldığını, gerçek zarar ortaya çıktıktan sonra artırım yapma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı olarak 69.000,00 TL, ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı olarak 84.000,00 TL olmak üzere toplam 153.000,00 TL maddi tazminatın, 13.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça ileri sürülen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, davaya bakmakta yetkili mahkemelerin İstanbul mahkemeleri olduğunu, davalının sorumluluğunun poliçe limitleri ve yalnızca sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu, tarafların kusur durumlarının tespit edilmesi gerektiğini, dava konusu olayda dava dışı ... plakalı araç sürücünün ve müteveffanın dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak trafik kuralı ihlaline sebebiyet verdiğini ve dava konusu kazanın meydana geldiğini, bu durumda meydana gelen kazanın oluşumunda davalı müvekkili şirketin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, yapılaca kusur incelemesinde müteveffanın kazaya karışan araçta yolcu olduğunun dikkate alınarak mütefarik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacı tarafından müvekkili davalı büroya usulüne uygun başvuru yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN İZMİR 7.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2021/869 ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların müteveffa ...'ın anne babası olduğunu, 27.07.2021 tarihinde ...'ın da içinde bulunduğu ... yönetimindeki ... plakalı araç ile ... yönetimindeki .... yurtdışı plakalı aracın karıştığı trafik kazası meydana geldiğini, davalı sigorta şirketine yaptıkları başvurunun sonuçsuz kaldığını, gerçek zarar ortaya çıktıktan sonra artırım yapma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı olarak 23.000,00 TL, ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı olarak 28.000,00 TL olmak üzere toplam 51.000,00 TL maddi tazminatın, 13.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Birleşen dosya davalısı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece poliçe ve teminat limitinin belirlenmesi, kusur durumunun tespiti, destekten yoksun kalma tazminatı isteminin Kanuna ve Yargıtay Kararlarına uygun şekilde değerlendirilmesi gerektiği, müterafık kusur durumunun dikkate alınması gerektiği, hatır taşımacılığı indirimi yapılması gerektiği hususlarının belirtildiği ve davanın reddine karar verilmesinin istendiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu kazaya ilişkin İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesi 2022/422 Esas sayılı dosyası ile yargılamaya başlandığı ve davanın devam ettiği, davacıların murisinin dava konusu kazada yolcu konumunda olması nedeniyle yargılamanın seyrine herhangi bir etkisi olmayacak istemde bulunulması nedeniyle davanın sonucunun beklenmesine gerek olmadığı, davalı sigorta şirketinin mahkeme yargı çevresinde bölge müdürlüğü bulunduğundan mahkemenin yetkisine yönelik itirazın yerinde olmadığı, yargılama devam ederken davacılar vekili tarafından 10.10.2022 havale tarihli dilekçe ile birleşen davadan feragat beyanında bulunulduğu, davacılar vekilinin davadan feragat yetkisinin bulunduğu, davalı ..... Şirketi vekili tarafından verilen 02.11.2022 tarihli dilekçe ile de birleşen dava yönünden davacıdan vekalet ücreti veya yargılama gideri talebinin olmadığı yönünde beyanda bulunduğu, meydana gelen kazada davacıların murisinin yolcu olarak bulunduğu araç ile karşı taraf aracın kusur durumlarının tespiti için İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 17/02/2023 tarihli raporda davacıların ortak çocukları müteveffa ...'ın yolcu olarak bulunduğu ... plakalı motorsiklet sürücüsü ...'ın kazanın meydana gelmesinde idaresindeki motorsiklet ile seyir halinde iken hızını mahal şartlarına göre ayarlaması, ön ilerisinde hareket alınana doğru manevra yapan otomobile karşı yol içerisindeki varlığını niteler şekilde ikazda bulunup zamanında etkin tedbir alması gerekirken anılan bu hususa riayet etmeksizin seyrettiği ve meydana gelen olayda %15 oranında kusurlu olduğu, kazaya karışan ..... plakalı araç sürücüsü ...'un idaresindeki otomobil ile olay mahalli mevkide sola dönüş manevrasının gerisinden gelen araçların hız ve yakınlığının dikkate alarak ve motorsikletin emniyetli bir şekilde geçişini bekledikten sonra dikkatli ve kontrollü bir şekilde gerçekleştirmesi gerekirken anılan bu hususa riayet etmeksizin manevrasını hatalı bir şekilde gerçekleştirmek istediği sırada gerisinden gelen motorsikletin seyir durumunu bozduğu ve yönünü kapatarak sebep olduğu olayda %85 oranında kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirildiği, davacıların meydana gelen ölüm nedeni ile destekten yoksun kalma zararlarının doğup doğmadığı, doğmuş ise miktarları, bu zararın ne kadar kısmının hangi davalıdan hangi hukuki sebeplere göre istenebileceği hususlarının tespiti için 1 aktüer ve 1 sigorta bilirkişisinden oluşturulan heyetçe düzenlenen 09/10/2023 tarihli raporda davacıların murisi ...'ın yakınlarına veya yakın ilişkide olduğu diğer kişilere sürekli ve düzenli şekilde yardım eden gerçek destek veya farazi destek olduğu, kaza tarihinde bekar olarak vefat ettiği ve davacı anne babanın desteği olduğu, TRH 2010 Erkek Yaşam Tablosu gözetilerek hesaplama yapıldığı, SGK hizmet döküm cetveline göre aylık kazancının asgari ücret seviyesinde olduğu, 2022 yılına kadar bekar AGİ DAHİL net asgari ücretler esas alınarak tazminat hesabının yapıldığı, 2022 yılı itibari ile AGİ'nin uygulanmadığı ve pasif dönem tazminat hesabında AGİ'nin yansıtılmadığı ve net asgari ücretlerin esas alındığı, davacılara rücuya tabi olan ve indirimi gereken ölüm geliri bağlandığına ilişkin herhangi bir bilginin bulunmadığı, bu nedenle de indirim yapılmadığı, 27.07.2021 tarihli trafik kazası sonucu hayatını kaybeden ...'ın, davacı annesi ... için 584.569,89 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, davacı babası ... için 463.135,05 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığına,..... Şirketi tarafından davacılara ödenen tazminatın, her bir davacının payına isabet eden kısmı ayrı ayrı bildirilmediğinden, sigorta şirketi ödemesinin hesaplanan tazminatlardan mahsup edilemediği, davalı ...'nun, ....nun Çalışma Esas ve Usulleri Hakkındaki Yönetmelik gereğince, kazaya karışan ve kazaya sebebiyet verdiği öne sürülen .... plakalı yabancı plakalı aracın Türkiye'de karıştığı kaza nedeniyle yeşil kart sigortası bulunması nedeniyle kaza tarihi itibariyle geçerli trafik poliçesi teminat limitleri ve trafik poliçesi genel şartları dahilinde zarar gören 3. Şahıslara karşı yeşil kart sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve uğranılan gerçek zarar miktarından herhalükarda geçerli poliçe teminat limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla sorumlu olduğu, davaya konu 27.07.2021 kaza tarihi itibariyle poliçe teminat üst limiti 430.000TL olduğu, hükmedilecek tazminata temerrüt tarihi olarak belirlenen 19.10.2021 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanabileceği, hesaplanan tazminat miktarı üzerinden kusur müterafik kusur indirimi yapılıp yapılmayacağı ile yapılacak olduğunun kabulü halinde ne oranda indirim yapılacağının mahkemenin takdiri olduğu yönünde kanaat bildirildiği, dosyada yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacıların murisi ortak çocukları ...'ın yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araç ile davalı .... tarafından yeşilkart sigortası düzenlenen .... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacıların ortak çocuğu hayatını kaybettiği, bu kazanın
meydana gelmesinde ... Plakalı araç sürücüsü ...'ın %15 oranında kusurlu olduğu, yabancı plakalı olan .... plakalı araç sürücüsünün ise %85 oranında kusurlu olduğu görülmüştür. Kusura ilişkin İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporun dosyadaki verilere uygun ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, davacıların murisinin kaza sırasında ölümüne neden olan yaralanmasının gerekli güvenlik önlemlerini almasına bağlı yaralanmalar olmadığı ve davalı tarafça davacıların murisinin zararın çoğalmasında etkili olacak herhangi bir tedbirsizliğinin varlığına ilişkin delil ileri sürmediği görülmekle, müterafık kusur olarak nitelendirilebilecek herhangi bir durumun tespit edilemediği, birleşen davada davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme üzerine davacı tarafça davadan feragat beyanında bulunulduğu, ödeme miktarının 120.000,00 TL olduğunun beyan edildiği görülmekle, hesaplanacak zarardan bu bedelin güncellenerek mahsubu sonrası kusur durumları da göz önüne alınmak suretiyle davalı ....nun sorumlu olduğu bedelin belirlenmesi gerektiği, davalı ....na yapılan başvuru tarihi göz önüne alındığında 19/10/2021 tarihi itibari ile temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği, davacı ...'ın destekten yoksun kalma zararının 584.569,89 TL olduğu, davacı ...'ın ise 463.135,05 TL olduğu yönünde hesaplamanın düzenlenen bilirkişi raporu ile yapıldığı ve düzenlenen raporun dosyadaki verilere uygun ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, davacılar vekili tarafından verilen dilekçede davacıların murisinin yolcu olarak bulunduğu araç sigortacısı birleşen davalı ..... Şirketinden toplam 120.000,00 TL bedel üzerinden sulh olunduğu, bu bedelin 65.880,00 TL 'sinin ..., 54.120,00 TL'sinin de ... için alındığını beyan ettiği, davacılar için yapılan ödemenin güncellenmesi halinde dahi, davalı .....nun kusur indiriminden sonrasında da sorumlu olduğu bedelin azalmasına etki etmeyeceği, zarar miktarının bu bedelden daha fazla hesaplandığı, davacı tarafça her ne kadar istem sonucunun artırılması dilekçesi verilmek suretiyle davacı ... için 496,884,41 TL , davacı ... için 393.664,80 TL tazminat isteminde bulunulmuş ise de , davalı .....nun düzenlenen yeşil kart poliçesi uyarınca kaza tarihi itibariyle 430.000,00 TL kişi başı teminat limiti olduğu gözetildiğinde istemin kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacılar için garameten tazminatın belirlenerek limit aşılmamak koşulu ile tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, buna göre davacı ... için 239.919,69 TL, ... için ise 190.080,30 TL tazminatın davalı büro tarafından ödenmesine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle asıl dava yönünden kısmen kabulüne, birleşen dava yönünden feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı asıl dosya davalısı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Asıl dosya davalısı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece eksik incelemeyle davanın kabulüne karar verildiğini, tarafların kusur oranlarının tespitinde çelişkileri giderici herhangi bir rapor alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan kusur raporunda yabancı plakalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranının fahiş olduğunu ve kaza tespit tutanağıyla çeliştiğini, çelişkinin giderilmesi gerektiğini, kaza tespit tutanağında yabancı plakalı araç sürücüsüne kusur atfedilmediğini, kusur oranlarının tespiti yönünden keşif yapılması ve tanık dinlenmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müteveffanın yolcu olarak bulunduğu motosiklet sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsü ...'un trafik kurallarına uyarak sürüşünü gerçekleştirdiğini, kazanın meydana gelmesine karşı alabileceği etken bir tedbir bulunmadığını, kusur raporu dışında ayrıca hesap raporunun da hatalı olduğunu, davalı büronun yalnızca sigortalı aracın kusur oranına göre sorumlu tutulabileceğini, diğer davalı şirketin gerçekleştirdiği ödemelerin mahsup edilmemiş olmasının da hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda asgari ücretin varsayımsal olarak artırılarak hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğunu, yapılan hesaplamanın ZMMS genel şartları ve ekinde yer alan hesaplama yöntemine göre yapılması gerektiğini, müteveffanın yolcu olarak taşınması nedeniyle hatır taşıması indirimi ve ayrıca müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, müteveffanın kask ve emniyet kemeri takıp takmadığının araştırılmadığını, hatır taşıması yönünden indirim uygulanmamasının hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava ve birleşen davalar trafik kazası sonucu desteğin vefatı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Destekten yoksun kalma zararı TBK’nın 53. maddesinde yer almaktadır. Yasal düzenlemede "Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:
1. Cenaze giderleri.
2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.” denilmek suretiyle destek zararları sayılırken “özellikle şunlardır” demekle madde metninde sayılan zararlar ile sınırlandırılmamıştır. Madde de çok dar kapsamlı sayılan zararların ne tanımı ne de şartları yer almıştır. Desteğin ölümünden önce kurulmuş olan veya destek yaşasaydı, kurulması muhtemel olan bir bakım ilişkisinin tespit edilmesi, ardından bu bakım ilişkisinin destek yaşasaydı gelecekte göstereceği değişim neticesinde, destekten yoksun kalanın uğradığı zarar miktarının ve ödenecek tazminat miktarının tespit edilmesi, tahminlere ve varsayımlara dayalıdır.
TBK’nın 53. [818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 45/II.] maddesinin öngörmüş olduğu hâl, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna “destekten yoksun kalma tazminatı” denir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, bir şahıs öldüğünde, ölenin sağlığında destek olduğu veya ileride destek olacağı kimseleri korumayı, desteklerinin ölümünden önceki sosyal ve ekonomik durumlarına uygun hayat sürdürebilmeleri için, ölüm sebebiyle mahrum kaldıkları yardımı, ölüme sebebiyet verenden tazmin edebilmelerini amaçlayan bir tazminat türüdür. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Davalı destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir. Bunun yanında amaç zarar görenin mal varlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların da zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi hâlde zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur. Buradaki amaç zarar görenin mal varlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme imkânı tanımaktır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.03.1978 tarihli ve 1/3 sayılı kararında destekten yoksun kalma tazminatı; "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminattır” şeklinde tanımlanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.11.2005 tarihli ve 2005/4-648 E., 2005/691 K. sayılı kararında da aynı esaslar benimsenmiştir.
İlke olarak destekten yoksun kalma zarara dayalı yapılan hesaplamalar farazi olup gerçek durumun varlığı halinde bilinen gerçek duruma göre hesaplama yapılması gerekir. Dolayısıyla, bilinen gerçeklik varken varsayıma gidilemez.(Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 28.03.2019 tarih ve 2016/8879 Esas 2019/3815 Karar)
Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre; desteğin çocuğu yok ise gelirini eşi ile eşit paylaşacağı kabul edilerek gelirden destek ile eşin %50’şer pay alacağı; desteğin çocuğu var ise destek ile eşin 2’şer, her bir çocuğun 1’er pay alacağı; desteğin eşi, çocuğu, ana ve babası var ise destek ile eşin 2’şer, çocuklar ile ana ve babanın 1’er pay alacağı kabul edilmektedir. Türk aile yapısıyla da uyumlu olan bu sistemde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri (özellikle çocuklar) arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, azaldıkça gelirden alınacak pay artmaktadır.
Yukarıda açıklanan hukuki ve maddi vakıalar kapsamında somut olayın incelenmesinde, 21 yaşında vefat eden erkek müteveffanın bekar ve çocuksuz olarak vefat ettiği, bilirkişi raporunda müteveffanın 28 yaşında evleneceği ve ikişer yıl arayla 2 çocuk sahibi olacağı varsayımına dayalı olarak farazi bir hesaplama yapılmış olup, yapılan hesaplamanın Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamalarıyla uyumlu olduğu, davacıların desteğin anne ve babası olması nedeniyle müteveffanın davacılara destek olduğunun karine olarak kabulü gerektiği, Türk aile yapısı içerisinde çocuğun anne ve babaya destek olduğu kabul edildiğinden aksini ispat külfetinin davalı üzerinde olduğu, dosya kapsamına göre müteveffa ile davacılar arasında desteklik ilişkisi bulunmadığına yönelik somut bir delil gösterilmediği anlaşıldığından mahkemece destekliğin kabulüyle hesaplama yaptırılıp davacılar lehine tazminata hükmedilmiş olmasında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davalı vekilinin kusur dağılımına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; Dava konusu kaza sonrasında trafik ekiplerince düzenlenen kaza tespit tutanağında yalnızca ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın KTK'nın 52/1-c'de yer alan trafik kuralını ihlal etmesi nedeniyle kazanın meydana geldiği belirtilmiş ise de, dava konusu kazayla ilgili olarak İzmir 19.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/422 Esas sayılı dava dosyasında hükme esas alınan 15.09.2021 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda "A) Şüpheli sürücü ... idaresindeki otomobil ile seyri sırasında gereken dikkat ve özeni yola vermesi, sola manevrası öncesi manevra alanını kontrol ederek geçişini uygun bir anda kontrollü gerçekleştirmesi, sol gerisinden düz seyirle yaklaşmakta olan motosiklete ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek sol gerisinden yaklaşmakta olan motosiklete rağmen sola manevraya geçmesi sonucu gerçekleşen olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli kusurludur.
B) Şüpheli sürücü ... idaresindeki motosiklet ile seyri sırasında gereken dikkat ve özeni yola vermesi, hızını mahal şartlarını dikkate alarak uygun seviyeye düşürmesi, ön ilerisindeki aracın solundan geçmeden önce varlığını belli edecek şekilde ikazda bulunması, sola manevraya geçen araç nedeniyle zamanında etkin fren direksiyon tedbiri alması gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek mevcut seyri ile geldiği olay mahallinde sola manevraya geçen araçla çarpıştığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile tali kusurludur." şeklinde değerlendirmede bulunulduğu, ceza yargılaması sonucunda .... plakalı yabancı araç sürücüsü ...'un asli kusurlu bulunarak teşdiden 3 yıl 4 ay hapis cezasına mahkum edildiği, ... plaka sayılı araç sürücüsünün ise tali kusurlu olduğunun kabul edildiği, kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14.Ceza Dairesi'nin 2023/944 Esas 2023/995 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine kararıyla istinaf denetiminden geçerek kesinleştiği, görülmekte olan davada ise ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 17.02.2023 tarihli kusur raporunda sürücü ...'ın %15 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'un %85 oranında kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür. Bu durumda her ne kadar kaza tespit tutanağında davalının sigortalısı araç sürücüsü ...'a yönelik bir kural ihlali tespiti yapılmamış ise de kesinleşmiş ceza mahkemesi kararıyla sürücünün asli kusurlu kabul edildiği ve hukuk mahkemesince alınan kusur raporunda da sigortalı araç sürücüsünün %85 oranında kusurlu bulunduğu, kaza oluş şekline yönelik olarak davalı tarafça kaza tespit tutanağında anlatımı yapılan dışında farklı bir kaza oluşu tariflenip iddia edilmediğinden kaza mahallinde keşif yapılmasının gerekmediği, mevcut bilgi, belge ve dosya kapsamında yer alan diğer delillere göre benimsenen kusur oranlarının dosya kapsamı ve kaza oluş şekline uyumlu olduğu anlaşılmakla kusur dağılımına yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davalı vekili, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Trafik kaza tespit tutanağında davacının kaza sırasında kaskının takılı olup olmadığı "6-Kask takılı değil" şeklinde işaretlenmiş olduğu görülmüştür. Ne var ki, müteveffaya ait adli muayene evrakları ile otopsi raporu içeriğinde ölümün "genel beden travmasına bağlı, klavikula ve seri kosta kırıkları ile birlikte beyin kanaması (subaraknoid kanama), iç organ (akciğer, karaciğer) yaralanması ve iç kanama (hemotoraks, hemoperitoneum)" meydana gelmiş olduğu dikkate alındığında, kask takılmış olsaydı dahi ölümün meydana geleceği anlaşılmaktadır. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/1-a bendi gereğince motosiklet yolcularının koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi iken, dizlik veya başkaca koruyucu elbise takılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir zorunluluk öngörülmemiştir. Müteveffanın mevcut ölüm nedeninin kafa travması dışında genel beden travmasına bağlı olmasına göre somut olayda tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmamış olmasında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 4. HD 20.09.2022 tarih ve 2022/5575 E - 2022/10706 K.)
Hatır taşıması, bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup, süresinde verilecek cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Hatır taşıması, sigorta teminatı kapsamında ise de, hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nin 51.maddesi (818 sayılı BK. 43. maddesi) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır taşımasının varlığı halinde ancak hatırı taşıması yapan lehine tazminattan indirim söz konusu olabilir. ( Yargıtay 17. HD'nin 01/12/2020 tarih ve 2019/3044 E. 2020/7926 K. Sayılı ilamı) Somut olayda davacıların desteği müteveffa davalı .....'nun sigortalısı sayılan .... plakalı araçta değil, ... plakalı araçta yolcu olarak bulunmaktadır. Hatır taşıması defini ancak taşımanın gerçekleştirildiği taraf ve sigortacısı ileri sürebilecek olup davalı .... yönünden hatır taşıması indirimi uygulanması şartları mevcut olmadığından bu yönde bir indirim uygulanmamış olması yerindedir.
Davalı vekilinin, davalının sigortalısının kusuru oranında tazminattan sorumlu tutulması gerektiğine dair istinaf itirazlarının incelenmesinde, dava ve olay tarihinde yürürlükte olan Türk Borçlar Kanununun 61 ve 62. maddelerinde düzenlenen müteselsil sorumluluk esaslarına göre; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, TBK'nın 162 ve 163. maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanunun 167. maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur. Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türüdür. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği zarar gören zararın tamamını isterse sorumluların tamamından, isterse bir kısmından isteyebilir. Davacılar açıkça davalıların kusur oranında sorumlu tutulmasını istemediğine göre, müteselsil sorumluluğu bulunan davalının zararın tamamından sorumlu tutulması yerinde olduğundan aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.(Yargıtay 4. HD 22.06.2023 tarihli 2023/2782 E. 2023/8400 K. Sayılı ilamı)
Davalı tarafça birleşen dosya davalısı tarafından gerçekleştirilen ödemelerin zarardan mahsup edilmesi gerektiği istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamında yapılan aktüerya hesaplaması sonucu davacı ...'ın 584.569,89-TL, davacı ....'ın 463.135,05-TL destek zararı hesaplandığı, davalının poliçe limiti nedeniyle toplam zarardan yalnızca 430.000,00-TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulduğu, davalı, dış ilişkide zarar görenlere karşı zararın tamamından sorumlu olmakla birlikte kusur indirimi uygulanmış olsa ve birleşen dosya davalısı .... Şirketi'nin gerçekleştirdiği 120.000,00-TL tutarlı ödeme zarardan mahsup edilmiş olsa dahi bakiye zararın 430.000,00-TL'nin çok üzerinde kalacağı, bu haliyle bu yöndeki istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı değerlendirildiğinden aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran asıl dosya davalısı vekilinin dilekçesinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl dosya davalısı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Asıl dosya davalısı ... yönünden istinaf karar harcı olan 29.373,30 TL'den peşin alınan 7.343,33 TL'nin mahsubu ile bakiye 22.029,97 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 03.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.