T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/87
KARAR NO : 2026/1225
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/09/2023
NUMARASI : 2021/871 ESAS 2023/633 KARAR
DAVANIN KONUSU : İstirdat
KARAR TARİHİ : 10.07.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 10.07.2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.09.2023 tarih 2021/871 Esas 2023/633 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye.... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankanın .... müşteri nolu müşterisi ...'in kullanacağı .... referans nolu 240.000,00 TL bedelli kredinin teminatı olarak maliki olduğu ....ili .... ilçesi .... mahallesi .... ada ... parselde kayıtlı gayrimenkulünün kaydına davalı banka lehine 14/02/2018 tarihinde ipotek tesis ettiğini, müvekkilinin söz konusu ipotek dışında davalı banka ile başkaca herhangi bir hukuki ve ticari bir ilişkisinin olmadığını, kredi borçlusu ...'in bu krediden kaynaklanan borçlarını ödeyememesi ve müvekkilinin de ödemesi gereken borçlarının olması, bu nedenle ipotek konmuş olan ilgili gayrimenkule uygun bir fiyat teklif eden alıcı bulmuş olması, alıcıya ipoteği kaldıracağını taahhüt etmiş olması nedenleriyle teminat verdiği kredi borcunu kendisi ödemek sureti ile söz konusu ipoteğin davalı banka tarafından ivedi olarak fekkini talep ettiğini, bu hususta 27/12/2018 tarihli dilekçeyi davalı bankanın ... Şubesi'ne sunduğunu ve ayrıca İzmir 32. Noterliğinin 27/12/2018 tarihli 22395 yevmiye nolu ihbarnamesini keşide ettiğini, ancak davalı bankanın müşterisi ...'in teminat verilmesinden sonra da aldığı ve ödemediği başkaca kredilerinin de bulunduğu, ayrıca ...'in bireysel kredi borcunun ve kredi kartları borcunun da bulunduğu ve bunları da ödemesi gerektiğini, aksi takdirde ipoteği kaldırmayacağını bildirdiğini, ilgili gayrimenkulün alıcısına ipoteği kaldıracağına dair taahhütte bulunan ve hatta ipoteği kaldırabilmek için alıcıdan satış bedelinin bir kısmını önceden tahsil eden, vadesi gelmiş borçları bulunan davacı müvekkilinin olumsuz cevap üzerine teminat verdiği kredi borcunun dışında borcunu ödemekten aciz olan ve adına kayıtlı herhangi bir mal varlığı bulunmayan asıl borçlu ...'in müvekkilinin onayı alınmadan kullandırılan kredi borcunu teminat dışı bireysel kredi ve kredi kartı borcunu da kapsayacak şekilde toplam 156.000,00 TL fazla ödeme yapmak zorunda kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 156.000,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, yetkisizlik itirazlarının bulunduğunu, davanın İstanbul Mahkemelerinde açılması gerektiğini, davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ticari uyuşmazlıkla ilgili dava şartı mevcut olup bu kapsamda dava açmadan önce arabulucuya zorunlu başvuru şartı davacı tarafından yerine getirilmediğini, davacının söz konusu ipoteğin sadece 14/02/2018 tarihinde dava dışı banka müşterisi ...'in kullandığı 240.000,00 TL bedelli ticari kredinin teminatı olduğunu iddia etmiş ise de tarafların özgür iradeleri ile akdedilen ipotek senedinin sözleşme şartlarına göre bu hususun gerçeği yansıtmadığını, davacının dava dışı ...'in müvekkili banka nezdinde kulladığı ve kullanacağı tüm krediler için davaya konu taşınmazı üzerine ipotek tesis ettiğini, hal böyle iken davacının verdiği teminatı işlevsiz bırakmaya yönelik iddia ve açıklamalarını kabul etmediklerini, ipotekle teminat altına alınan alacağın kısmen ödenmesi halinde alacaklının ipoteğin kısmen silinmesini sağlama ya da talep etme yükümlülüğünün bulunmadığını, alacağın tamamen ödenmeden alacaklının ipoteği terkin etmeye zorlanamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı ...'in davalı bankadan kullandığı kredinin teminatı olarak .... İli .... ilçesi ... Mah. .... Ada .... parselde kayıtlı gayrimenkulünü banka lehine ipotek verdiğini, banka ile hukuki ve ticari ilişkisinin bulunmadığını, dava dışı borçlunun davalı bankadan aldığı ve ödemediği başka krediler ve bireysel kredi borcunun ve kredi kartı borçlarının da bulunduğunu, bu borçların ödenmesinde davacının sorumlu olmadığını, ...'in müvekkilinin onayını alınmadan kullanılan kredilerin borcunun , teminat dışı bireysel kredi ve teminat kredi borcunu kapsayacak şekilde toplam 156.000 TL fazla ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin onay vermediği kredi borçlarını ödenmesinden sorumlu tutulmasını BK'nun madde 21,28,581 ve devamı maddelerine göre aykırı olduğunu belirterek fazladan yatırılan 156.000 TL'nin tahsilini talep edilmiş olduğunu, alınan bilirkişi raporuna göre dava dışı kredi borçlusu ...'in davalı banka ile genel kredi sözleşmesi kapsamında rotatif kredi kullandığı, kullanılan kredinin teminatı olarak davacı tarafından dava dilekçesinde belirttiği taşınmazını ipotek verdiği (üst sınır ipoteği) ayrıca ipotek sözleşmesinde davacının dava dışı ...'in davalı bankaya karşı mevcut kredi borcu haricinde doğmuş ve doğacak tüm borçları için ipotek verilmiş olduğu dolayısıyla ...'in borçlarından sorumlu olduğu, kredi borçlusunun 31/12/2018 tarihi itibariyle 1.699.000,46 TL borcunun bulunduğu, davacının ise ...'in borcu için yapmış olduğu ödemeler toplamının 354.970,00 TL olduğu, yapılan bu ödemede kredi borçlusu ...'in sorumlu olduğu, banka yönünden fazla ödemenin mevcut olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı banka tarafından dosyaya yalnızca Çeşme Tapu Müdürlüğü'nce düzenlenen 14.02.2018 tarihli üçüncü kişi lehine ipotek sözleşmesi ibraz edildiğini, davacının davalı banka ile imzaladığı başkaca bir sözleşme ve özellikle kefalet sözleşmesi bulunmadığını, davacının tacir olmadığını, davalı ve ipotek lehtarıyla ticari ilişkisi bulunmadığını, ipoteği ticari amacı ve menfaati bulunmaksızın verdiğini, bu nedenle uyuşmazlıkta ticari değil adi kefalete ilişkin Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerekirken yerinde olmayan bir görevsizlik kararıyla Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görüldüğünü, dosyaya sunulmuş Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2015/12990 E., 2016/3045 K. Sayılı kararında kefil yönünden uyuşmazlığın ticari nitelikte olmaması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verildiğini, 6098 sayılı TBK'nın kefalete ilişkin hükümleri arasında yer alan 583. Maddenin emredici nitelikte olduğunu, buna göre kefalet sözleşmesinin, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağını, kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin, müteselsil kefil olması durumunda buna dair ifadelerin kefilin kendi el yazısıyla belirtilmesi gerektiğini, Yargıtay'ın birçok kararında kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtilmemesi durumunda kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunun belirtildiğini, bu sebeple davalı bankanın dayandığı kefalete ilişkin sözleşme olan ipotek sözleşmesi ve kefalet ilişkisinin yasanın emredici hükmü gereğince geçersiz olduğunu, bu nedenle dahi davanın kabulü gerektiğini, mahkemece bu hususların gerekçede tartışılmaksızın iddianın neden kabul edilmediğinin belirtilmeksizin davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, gabin iddiasına dayalı olarak fazla ödendiği ileri sürülen kredi borcunun davacıya iadesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 23/2. maddesi, “Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar” hükmünü haiz olup, somut uyuşmazlıkta görevli mahkeme İzmir Bölge Adliye Mahkemesi17.Hukuk Dairesi'nce belirlendiğine göre; ilk derece mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'nce belirlenen görev kuralıyla bağlı olduğundan yargılamaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nde devam olunup esas hakkında karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Uyuşmazlık ipotek maliki tarafından ipotek lehtarı bankaya gabin(TBK) nedeniyle ipoteğin teminat altına aldığı kredi borcundan daha yüksek miktarda ödeme yapıldığı iddiasıyla açılmış fazla ödenen bedelin iadesine ilişkindir.
Taraflar akdin konusunu Kanunun getirdiği sınır dairesinde serbestçe tayin edebilirler. Türk Borçlar Kanunu’nun 26. maddesinde “Sözleşme özgürlüğü” başlığı altında bir sözleşmenin içeriğinin, bu sözleşmenin taraflarınca kanunda öngörülen sınırlar içerisinde özgürce belirlenebileceği düzenlemesi yer almaktadır. Ancak sözleşme yapma özgürlüğü de maddi ve hukuki yönden bazı sınırlamalara tabi tutulmuştur. Gabin de sözleşme yapma özgürlüğüne getirilen bir sınır olup kanun koyucu TBK 28. maddesi hükmünde öngörülen şartların oluşması hâlinde sözleşmede karşılıklı edimlerin kapsamının serbestçe tayin edilmesini sınırlamıştır. TBK 27. göre "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir." Görüldüğü gibi gabinin söz konusu olabilmesi için edimler arasında aşırı bir değer farkı olması, bu durumun diğer tarafın müzayaka (darda kalma) veya hiffetinden veya tecrübesizliğinden yararlanılarak meydana getirilmiş bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlığa gelindiğinde; Taraflar arasında düzenlenmiş kefalet sözleşmesi bulunmadığından ve uyuşmazlığın ipotek sözleşmesinden kaynaklanmış olması nedeniyle uyuşmazlıkta TBK'nın kefalet sözleşmesine ilişkin hükümlerinin uygulama yeri bulunmayacağı, dava konusu edilen, taraflar arasında akdedilen Çeşme Tapu Müdürlüğü'nün 14.02.2018 tarih 1442 yevmiye numaralı ipotek sözleşmesinde hak ve borçların ayrıntılı olarak düzenlendiği, resmi senedin 1.maddesinde "...'in banka'ya tevdi ettiği/edeceği her türlü kredi sözleşmesi, taahhütnamesi(konut kredisi sözleşmeler, tüketici kredisi sözleşmeleri ve türev işlem çerçeve sözleşmeleri de dahil olmak üzere) v.s. uyarınca veya üçüncü kişiler tarafından ... ile ilgili olarak Banka'ya tevdi edilmiş edilecek kefaletler uyarınca ...'ya Banka tarafından açılmış/ açılacak her türlü krediden ötürü ...'in Banka'ya karşı asaleten ve kefaleten doğmuş/doğacak tüm kredi borçlarının ve bunların faiz, komisyon, ücret, vergi, resim, harç, fon ve bunlara terettüp eden her türlü ceza, gecikme cezaları ve sair teferruatına şamil olmak üzere 1.500.000,00 TL(Birmilyonbeşyüzbin Türk Lirası) için maliki bulunduğum/bulunduğumuz yukarıda yazılı taşınmazım/taşınmazımız üzerinde Banka lehine 1.derecede ve boşalacak tüm serbest derecelerden devamlı istifade etmek ve fekki Bankaca bildirilinceye kadar devam etmek kaydıyla %90 değişken faiz oranıyla ipotek tesisini kabul ediyorum/ediyoruz." şeklinde 1.500.000,00-TL bedel ile ipotek tesis edildiği görülmektedir. Dosya kapsamına sunulan belgeler, aldırılan bilirkişi raporları, tarafların tüm iddia ve savunmaları bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı tarafından gabin hukuki sebebine dayanak kılınan sebepler ile İlk Derece Mahkemesince gerekçeye dayanak kılınan olguların gabinin (aşırı yararlanma) varlığına sebebiyet verecek nitelikte olmadığı, ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, ipoteğin asıl kredi borçlusu ...'in mevcut ve ileride kullanacağı kredileri teminat altına aldığı, davacının gerçekleştirdiği ödeme miktarının ipotek üst sınırını aşmadığı, bu haliyle gabin şartlarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Zira gabinden, yani, aşırı yararlanmadan bahsedebilmek için edimler arasındaki aşırı oransızlığın aşikar olması, işten anlayan herkesin gözüne çarpacak yükseklikte bulunması, bu oransızlığa, karşı yanın özel durumu, onun darda kalması (müzayakası), hafifliği (hiffeti) veya tecrübesizliğinin sebebiyet vermesi gerekir. Eldeki uyuşmazlıkta, edimler arasında aşırı oransızlık olmadığı, ödeme miktarının ipotekle güvence altına alınan üst sınır olan 1.500.000,00-TL'yi aşmadığı gibi davacının müzayaka altında sözleşme akdetme iddiaları da ispat edilmiş değildir. Bu çerçevede davacı tarafından ödemenin gabin altında gerçekleştirilmesine sebebiyet verecek olgular ispatlanamamış olup, davanın reddine karar verilmesinde bir hukuka aykırılık görülmediğinden aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/07/2026