T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/201
KARAR NO : 2026/1131
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24.10.2023
NUMARASI : 2021/164 E. - 2023/93 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Maddi ve Manevi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ : 26.06.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 26.06.2026
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 24.10.2023 tarih 2021/164 Esas 2023/93 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yazarı ve hak sahibi olduğu "....", "...." ve "...." adlı kitaplarından davalı şirket tarafından intihal yapılarak ".....", "... ...." ve "....." adlı kitapların oluşturulduğunu, bu kitapların çoğaltılıp satıldığını, müvekkilinin mali ve manevi haklarının davalı tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek, FSEK'in 68. maddesi uyarınca telif ücretinin 3 katı tutarında, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden geriye dönük 10 yıllık hesaplanmasına, FSEK'in 70. maddesi uyarınca 5.000,00 TL manevi tazminata, ayrıca davalının elde ettiği kazancın da taraflarına verilmesine, taleplere hak ediş tarihinden itibaren faiz işletilmesine, intihallerin varlığı belirlendikten sonra davalıya ait kitapların basım ve dağıtımının tedbiren önlenmesine ve tecavüzün ref'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yargılama sırasında dava konusu alacağın %99'luk kısmının ....'ye temlik edildiği bildirilmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin yeterince açık olmadığını, hangi kitabın hangi kitapla intihal edildiğinin anlaşılamadığını, müvekkilinin "...." adıyla bir kitabının bulunmadığını, "....." kitaplarının ise basılmadığını, bu haliyle savunma hazırlanamadığını, ilk eğitim yılına ait kitabın sonraki eğitim yıllarındaki kitaplarla nasıl intihal teşkil ettiğinin anlaşılamadığını, intihal vakıasının somut ve açık olarak belirtilmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
DAİREMİZ KALDIRMA KARARI ÖNCESİ VERİLEN İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, "...." ve "...." adlı kitaplarda kısmi intihal bulunduğu, FSEK'in 68. maddesi uyarınca rayiç bedelin 1,20 katı oranında tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 1.000,00 TL maddi ve 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davacının usulüne uygun şekilde ıslah talebinde bulunmadığı gerekçesiyle ıslah talebinin değerlendirilmediğine, tecavüzlü nüshaların ref'i talebinin ise mevcut nüshaların artık piyasadan toplanmasının mümkün olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN 12.11.2021 TARİHLİ KALDIRMA KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 12.11.2021 tarih 2018/615 Esas 2021/1348 Karar sayılı kararı ile; davacı asil tarafından 14.01.2016 tarihli dilekçe ekinde sunulan ve maddi tazminat alacağının 250,00 TL'yi aşan kısmı ile ıslahla artırılacak kısmının dava dışı üçüncü kişiye temlik edildiğine ilişkin temliknamenin ilk derece mahkemesince incelenip değerlendirilmeden ve bu hususta davacı vekilinin beyanı alınmadan davanın esası hakkında karar verildiği, bu nedenle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının resen kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
DAİREMİZ KALDIRMA KARARI SONRASINDA VERİLEN İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Dairemizin kaldırma kararı sonrası mahkemece yapılan yargılama sonucunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, benimsenen bilirkişi raporlarında "...." ve "...." adlı kitaplarda kısmi intihal bulunduğunun ve toplam 2.125,68 TL tutarında telif tazminatı hesaplandığının, somut olayda intihal tespit edilen kısımların müfredat bağlantılı ve hususiyet derecesi düşük olması nedeniyle FSEK'in 68. maddesi uyarınca rayiç bedelin 3 katı yerine 1,20 katı oranında tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olacağının değerlendirildiği, davacının yargılama sırasındaki ıslah talebinin süresinde harçlandırılmadığından usulüne uygun kabul edilmediği, Dairemizin kaldırma kararında işaret edilen temliknameye göre davacının dava dilekçesindeki 1.000,00 TL maddi tazminat talebinin ancak 250,00 TL'lik kısmı yönünden hak sahibi ve davayı takip yetkisine sahip olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının "...." ve "...." adlı kitaplarda bilirkişi raporunda gösterilen kısımları kullanarak çoğaltma ve yayma yapmasının davacının haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve bundan böyle bu şekilde çoğaltma ve yaymanın önlenmesine, nüshaların ref'i talebinin reddine, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 250,00 TL maddi tazminat ile 1.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı ..., davacı ... ile davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı (alacağı kısmen temlik alan davacı ....) istinaf dilekçesinde özetle; ıslah işleminin Dairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemece verilen bir haftalık kesin süre içinde usulüne uygun şekilde yapıldığı halde mahkemece yok sayılmasının hukuka ve dosya gerçeklerine aykırı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin Yargıtay içtihatlarına göre dava tarihinden geriye doğru 10 yıllık hesaplanması gerektiği halde dava tarihinden itibaren işletilmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin kendisini bilirkişi heyetinin yerine koyarak, bilirkişi kök ve ek raporlarının aksine FSEK'in 68. maddesi uyarınca 3 kat yerine 1,20 kat tazminata hükmettiğini, manevi tazminatın da talep edilenin çok altında ve düşük takdir edildiğini, üç kat tazminata hükmedilmemiş olmasının temlike ilişkin hesap ve kararları da hatalı kıldığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını veya Dairemizce düzeltilerek yeniden karar verilmesini istemiştir.
Davacı (alacağı kısmen temlik eden davacı ....) istinaf dilekçesinde özetle; ıslah işleminin Dairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemece verilen bir haftalık kesin süre içinde usulüne uygun şekilde yapıldığı halde mahkemece yok sayılmasının hukuka ve dosya gerçeklerine aykırı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin Yargıtay içtihatlarına göre dava tarihinden geriye doğru 10 yıllık hesaplanması gerektiği halde dava tarihinden itibaren işletilmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin kendisini bilirkişi heyetinin yerine koyarak, bilirkişi kök ve ek raporlarının aksine FSEK'in 68. maddesi uyarınca 3 kat yerine 1,20 kat tazminata hükmettiğini, manevi tazminatın da talep edilenin çok altında ve düşük takdir edildiğini, üç kat tazminata hükmedilmemiş olmasının temlike ilişkin hesap ve kararları da hatalı kıldığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını veya Dairemizce düzeltilerek yeniden karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usul yönünden, mahkemece Dairemizin kaldırma kararının kapsamı dışına çıkıldığını, temlik hususunda davacı tarafa hiçbir aşamada kesin süre verilmeksizin yaklaşık iki yıl beklenildiğini, mahkemece dosyadan el çekildikten sonra "hüküm tamamlama" yoluna gidilerek gerekçeli kararın HMK'nın 306. maddesine aykırı şekilde, kendilerine tebliğ ve cevap hakkı verilmeden değiştirildiğini, ilk kararda davacı yararına iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş ve bu husus istinafa konu da edilmemiş olmasına rağmen yeniden verilen kararda davacı yararına üç ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, esasa ilişkin olarak da önceki istinaf dilekçelerini tekrarla, dava dilekçesi ile 24.05.2016 tarihli dilekçede bildirilen kitapların farklı olması nedeniyle HMK'nın 141. maddesindeki iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı şekilde inceleme yapıldığını, bilirkişi heyetinde görev alan bilirkişilerin eğitim yayıncılığı ve intihal konusunda uzman olmadığını, bilirkişi raporlarındaki çelişkilerin giderilmediğini, tespit edilen benzerliklerin Milli Eğitim Bakanlığı müfredatının zorunlu kıldığı ortak yöntem ve tekniklerden kaynaklandığını, evrensel "esaslı alıntı/kopyalama" ölçütünün gözetilmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, FSEK uyarınca tecavüzün ref'i, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca, bir eser korumasından yararlanabilmek için ortaya çıkan eserin mutlaka Kanun’da sayılan eser türlerinden birine girmesi gerektiği gibi, ortaya çıkan eserlerde ise korunan unsur, eserin arkasındaki duygu ve düşünce olmayıp, o düşüncenin ifade ediliş şeklidir. Her hangi bir ifadenin eser kapsamında korunabilmesi için de eserin tümü ya da koruma talep edilen parçasının FSEK m. 1/B-a uyarınca, sahibinin hususiyetini taşıması gerekmektedir. Bu çerçevede bilimsel gerçeklikler, tarihi olgu ve olaylar, özgünlük içermeyen matematiksel kavramlar, formüller, telif korumasında olmayan yöntemler genel olarak tüm insanlığa ait olup telif hakkı koruması kapsamında değildir.(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 17.07.2017 tarih 2016/9284 Esas 2017/4126 Karar sayılı ilamı)
Herkesçe bilinen ve yaygın olarak kullanılan tablo, eşleştirme, boşluk doldurma gibi çalışmaların fikri faaliyet ürünü olduğu tartışmasız olmakla birlikte, böyle bir yöntemin 5846 sayılı FSEK'nın 1/B ve 2. maddeleri anlamında korunması gereken bir eser olarak nitelendirilmesi için sahibinin hususiyetini yansıtan nitelikleri haiz olması gerekmektedir. Yenilik içermeyen, özgünlüğü bulunmayan ve genel olarak hususiyet unsuruna sahip olmayan faaliyetlerin eser olarak korunması mümkün değildir.(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 05.05.2014 tarih 2014/2084 Esas 2014/8486 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda, davalı tarafça yayımlanan inceleme konusu kitaplarda davacı tarafından daha önce yayımlanan çeşitli eserlerden doğrudan veya mealen izinsiz iktibas yoluyla intihal yapıldığı bilirkişi raporlarında belirtilmiş ise de, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, izinsiz iktibas içerdiği belirtilen noktaların, Milli Eğitim Bakanlığı'nca belirlenen müfredat gereğince geçmiş yıllardan beri yaygın şekilde kullanılan yöntem ve çalışma şekilleri olup olmadığı, kullanılan kelime ve kavramların çok yaygın olarak kullanılıp herkesçe ilk akla getirilip kullanılabilecek kelimelerden olup olmadığı hususları başta olmak üzere davacının hususiyetini yansıtıp yansıtmadığına dair özellikle davalı tarafça benzer içeriklerin çok uzun yıllardır farklı yayınlarda kullanıldığına dair itirazların somut gerekçelerle karşılanmaksızın yetersiz bilirkişi raporlarına dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerindedir.
Kabule göre de; FSEK'nin 68/1.fıkrasındaki eser sahibinin "uğradığı zararın, en çok üç kat fazlasını isteyebilir" şeklindeki düzenleme, eser sahibinin mali haklarına tecavüz halinde gerektiğinde rayiç bedelin üç katının mütecavizden istenilebilmesi hususunda eser sahibine tanınmış bir seçeneğin kullanılması yetkisidir. Bu bakımdan, Kanun'da eser sahibine tanınan rayiç bedelin üç katı fazlasına kadar isteyebilme seçeneklerinden herhangi birisini kullanma yetkisi eser sahibi olan davacıya aittir. Mahkeme seçilen talebi değiştiremez. O halde, davacının FSEK'nin 68/1 fıkrası uyarınca belirlenen rayiç bedelin üç katına hükmedilmesine ilişkin talebi gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçelerle 1,2 kat tazminata hükmedilmesi de hatalı olmuştur.(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 30.05.2017 tarih 2015/14042 Esas 20171973 Karar sayılı ilamı)
Diğer taraftan, ilk derece mahkemesince davacı tarafça gerçekleştirilen ıslahın yerinde olmadığı belirtilmiş isede, 6100 sayılı HMK'nın 176/1.maddesi uyarınca aynı davada tarafların bir kez ıslah yoluna başvurabileceği, 177/1. maddesinde ıslahın tahkikatın sona ermesien kadar yapılabileceği, 177/2. maddesinde ise bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince tahkikata ilişkin bir işlem yapılması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, Dairemizin kaldırma kararından önce davacı .... vekilinin 27.12.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 6.377,04-TL olarak ıslah etmiş ise de ıslah edilen dava değerine isabet eden harcın yatırılmadığı, Dairemizin kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince yargılamaya devam edilerek tahkikat işlemlerine başlandığı ve 02.03.2022 tarihli duruşmada davacı tarafa ıslah harcını yatırması için kesin süre verildiği, davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde 09.03.2022 tarihinde ıslah harcı yatırıldığı görülmüştür. Ancak dosya içeriğinde 10.01.2016 tarihli temliknameye göre davacı ...'nin dava konusu maddi tazminat istemlerinin %25'ini temlik alan davacı ....'ye temlik etmiş olduğu sabit olmakla davacı ....'ye temlik ettiği alacakla ilgili olarak ıslah tarihi 27.12.2017 itibariyle aktif husumet düşmediği dikkate alınarak ıslahla artırılan bu kısım yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilmesi, ıslah tarihi itibariyle davacı ....'nin uhdesinde bulunan 250,00-TL'nin üzerinde kalan miktar yönünden ise ıslahın geçerli olduğu dikkate alınarak 09.02.2022 tarihli temliknameye göre ıslahla artırılan dava değerinin temlik alan .... lehine hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması da yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karar yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davacılar ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 24.10.2023 tarih 2021/164 E. - 2023/93 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına
5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine,
6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 26.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.