T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/326
KARAR NO : 2026/1120
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/11/2023
NUMARAS I : 2023/47 Esas - 2023/815 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 26/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/06/2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/11/2023 tarih 2023/47 Esas 2023/815 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait .... plakalı aracın 27/05/2022 tarihinde saat 15.45 sıralarında.... ilçesi ... Kavşağı'nda seyir halinde iken, davalı.....Şirketi'nin maliki olduğu ve davalı ....'nin sevk ve idaresinde bulunan ..... plakalı aracın arkadan çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda tüm kusurun davalı sürücüye ait olduğunu, dava açılmadan önce 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca davalı sigorta şirketine 14/10/2022 tarihinde hasar başvurusunda bulunulduğunu, başvurunun davalı sigorta şirketine 17/10/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, sigorta şirketince herhangi bir dönüş yapılmaması üzerine 08/11/2022 tarihinde sigorta şirketi yönünden dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinin başlatıldığını ve sürecin anlaşamama ile sonuçlandığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu, davalı araç sürücüsünün asli kusurlu olması nedeniyle müvekkilinin aracında oluşan zararı tazmin etmekle yükümlü bulunduğunu, kazaya sebebiyet veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı .... A.Ş.'nin de 2918 sayılı Kanun'un 97. ve 99. maddeleri uyarınca poliçe limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla sorumlu bulunduğunu, müvekkilinin Almanya'da ikamet ettiğini ve araçtaki hasarın tespiti için ikamet ettiği ülkede ekspertiz raporu aldırdığını, bu rapora göre araçta KDV dahil toplam 12.705,31 Euro hasar bedeli ile 50,00 Euro değer kaybı meydana geldiğini belirterek; fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla, 12.705,31 Euro hasar bedelinin davalı....A.Ş. yönünden hasar başvurusunun tebliğ tarihine 8 işgünü eklenmek suretiyle bulunacak tarihten, davalılar .... ve ..... Şti. yönünden ise kaza tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işletilecek faiziyle birlikte, değer kaybı yönünden HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak talep edilen 50,00 Euro değer kaybının davalı araç sürücüsü ve maliki yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte, aynen ya da mümkün olmaması halinde fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca ödediği 1.685,64 Euro ekspertiz ücretinin de yargılama giderleri kapsamında değerlendirilerek davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuğa başvurulmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, Trafik Sigortası Genel Şartları B.2 maddesi uyarınca müvekkili şirketin yalnızca anlaşmalı servislerde uygulanan tedarik, onarım ve işçilik bedellerinden sorumlu olduğunu, davacı tarafça fatura sunulmadığından KDV'den sorumluluklarının bulunmadığını, tazminat hesabında haksız fiilin gerçekleştiği tarihteki kurun esas alınması gerektiğini, aracın Türkiye'de anlaşmalı servislerde onarılması mümkün olduğundan onarım bedelinin Almanya piyasasına göre hesaplanmasının hatalı olduğunu, ekspertiz ücretinin davacı tarafça ödendiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığını belirterek, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar .... ve ..... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı tarafça talep edilen işçilik bedellerinin piyasa gerçeklerinin üzerinde olduğunu, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, müvekkillerine atfedilecek kusur ile davacının zararı arasındaki illiyet bağının ispatlanması gerektiğini, tespit edilecek herhangi bir zarardan davalı sigorta şirketinin teminat limiti dahilinde sorumlu olduğunu belirterek, davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalılar vekillerinin zamanaşımı def'inin, kaza tarihi ile dava tarihi arasında 2918 sayılı Kanun'da öngörülen 2 yıllık sürenin dolmamış olması nedeniyle reddine karar verildiği, taraflar arasında düzenlenen kaza tespit tutanağı ile otomotiv bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ve ek raporun değerlendirilmesinde, davalı ....'nin sevk ve idaresindeki aracın önünde aynı yön ve istikamette seyreden davacının aracına arkadan çarparak kazaya sebebiyet verdiği, davalı sürücünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 56/1-c maddesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 107. maddesinde düzenlenen kurallara aykırı davranarak kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu bulunduğu, davacı sürücünün ise herhangi bir kural ihlali bulunmadığından kusursuz olduğu, davalı sigorta şirketinin kaza tarihi itibariyle ZMSS poliçe teminat limiti kapsamında işleten ve sürücü ile birlikte hasar bedeli ve değer kaybından sorumlu olduğu, davacının Almanya'da ikamet etmesi nedeniyle yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre zararını ikamet ettiği ülkenin para birimi üzerinden talep edebileceği, bilirkişi raporlarına göre aracın hasarının kazadan önceki ikinci el piyasa rayiç değerinin %50'sini aşmadığından tamirinin ekonomik olduğu, araçta KDV dahil 12.705,31 Euro hasar bedeli ile 1.500,00 Euro değer kaybı meydana geldiği, dava açılmadan önce aldırılan ekspertiz raporu için ödenen 1.685,64 Euro'nun makul yargılama gideri niteliğinde olduğu gerekçeleriyle; davanın KABULÜNE, 12.705,31 Euro hasar bedelinin davalı .... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 28/10/2022 tarihinden, davalılar ....ve ..... Şti. yönünden ise kaza tarihi olan 27/05/2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işletilecek faiziyle birlikte, 1.500,00 Euro değer kaybının davalılar .... ve ... .. Şti.'den kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak (davalı .... A.Ş.'nin poliçe teminat limiti olan 50.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 1.685,64 Euro ekspertiz ücretinin yargılama gideri olarak davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı.... A.Ş. vekili ile davalılar .... ve .... Şti. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ :Davalılar .... ve .... Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur oranının tespiti bakımından dosyanın öncelikle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerekirken trafik ihtisası bulunmayan teknik bilirkişi raporuna itibar edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya sunulan kaza fotoğraflarında araçta yalnızca arka tampon hasarı bulunduğunun görüldüğünü, bilirkişi raporunda tespit edilen hasarla kaza arasında illiyet bağı kurulamayacağını, tazminat hesabında haksız fiilin gerçekleştiği tarihteki kurun esas alınması gerekirken fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, aracın Türkiye'de anlaşmalı servislerde onarılması mümkün olduğundan onarım bedelinin Almanya piyasası esas alınarak hesaplanmasının yasaya ve içtihatlara aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle, kararın kaldırılarak davanın reddine, bu talebin kabul görmemesi halinde ise kararın kaldırılarak dosyanın yeniden inceleme yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı .... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuğa başvurulmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin yalnızca anlaşmalı servislerde uygulanacak tedarik, onarım ve işçilik bedelleri ile sorumlu olduğunu, araç onarım faturası sunulmadığından KDV'den sorumluluklarının bulunmadığını, tazminat hesabında haksız fiilin gerçekleştiği tarihteki kurun esas alınması gerektiğini, onarım bedelinin Türkiye piyasasına göre hesaplanması gerekirken Almanya piyasasına göre hesaplanmasının hatalı olduğunu, davacı tarafça ekspertiz ücretinin ödendiğinin ispatlanamadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle, kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi hasar bedeli ile değer kaybının zarar veren aracın sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacının Almanya'da ikamet edip, geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının trafik kazası sonucunda hasara uğradığı anlaşılmakta olup, davacı aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamaz. Aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olup, araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.06.2015 tarih 2014/17-28 Esas 2015/1745 Kararı)
Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yide zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K. ) Hasar bedeli araç rayicini % 50'si aştığı durumlarda aracın tamirinin ekonomik olmadığı açıktır. Bu durumda, araç pert total kabul edilerek aracın sovtaj bedeli de belirlenmek sureti ile hasarsız piyasa rayici ile sovtaj bedeli arasındaki farkın hasar miktarı olarak belirlenmesi gerekir. ( Yargıtay 17. HD'nın 18.05.2016 tarih ve 2016/3196 E. - 2016/6047 K. ) Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. ( Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K.)
Davalı ..... A.Ş. vekilinin dava şartı arabuluculuğa başvurulmadığı yönündeki usule ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun “Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı” başlıklı 97. maddesi uyarınca zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 18. fıkrasında özel kanunlarda alternatif bir uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğu öngörülmüş olan hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağının düzenlendiği, bu özel düzenleme karşısında KTK'nın 97. maddesi kapsamındaki doğrudan talep hakkına dayalı eldeki davada dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanma yeri bulunmadığı; kaldı ki dava dilekçesi içeriğinden davacı tarafça davalı sigorta şirketine 14.10.2022 tarihinde KTK'nın 97. maddesi kapsamında yazılı başvuruda bulunulduğu, başvurunun 17.10.2022 tarihinde davalı sigorta şirketine tebliğ edildiği, davacı yanca ayrıca 08.11.2022 tarihinde sigorta şirketi yönünden zorunlu arabuluculuk sürecinin de başlatılarak anlaşamama ile sonuçlandırıldığı anlaşılmakla, davalı..... A.Ş. vekilinin dava şartı yokluğuna ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Davalılar.... ve .... Şti. vekilinin kusur tespitinin Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınacak rapor ile yapılması gerektiği yönündeki istinaf itirazının incelenmesinde; taraflarca birlikte düzenlenen kaza tespit tutanağına göre kazanın davalı tarafa ait aracın davacıya ait aracın arka kısmına çarpması suretiyle meydana geldiği, davalılar vekilince cevap süresi içerisinde kaza tespit tutanağında yer alan kaza oluş şeklinden farklı bir anlatımda bulunulmadığı, arkadan çarpma şeklinde gerçekleşen kazalarda kusurun asli olarak çarpan araç sürücüsünde bulunduğu, bu hususun KTK'nın asli kusurlarından sayıldığı, kaza tespit tutanağı ve mahkeme değerlendirmesi arasında bir çelişki bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece yapılan kusur değerlendirmesinde bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, kusur değerlendirmesinin dosya kapsamı ve kaza oluş şekline uygun olduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.
Davalılar.... ve .... Şti. vekilinin kaza fotoğrafları ile hükme esas alınan hasar bedeli arasında illiyet bağı bulunmadığı yönündeki istinaf itirazının incelenmesinde; davacıya ait araçta meydana gelen hasarın, aracın marka, model ve segmentine uygun orijinal yedek parça kullanılması esasına göre düzenlenen otomotiv bilirkişisi raporu ve ek raporu ile somut olarak tespit edildiği, davalı tarafça hasarın kaza ile uyumsuz olduğu ileri sürülmüş ise de bilirkişi raporunda yer alan tespit ve değerlendirmelerin kaza sonrası hasar gören kısımlarla uyumlu olduğunun anlaşılması karşısında bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir.
Davalılar vekillerinin tazminat hesabında haksız fiilin gerçekleştiği tarihteki kurun esas alınması gerektiği yönündeki istinaf itirazlarının incelenmesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi hükmüne göre yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklının, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebileceği, davacının zararının yabancı para birimi üzerinden meydana gelmiş olması nedeniyle bu seçimlik hakkını fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden kullanmasında ve mahkemece bu doğrultuda hüküm kurulmasında bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.
Davalılar vekillerinin aracın onarım bedelinin Türkiye piyasasına göre değil Almanya piyasasına göre hesaplanmasının hatalı olduğu yönündeki istinaf itirazlarının incelenmesinde; davacının Almanya'da ikamet edip aracını geçici olarak Türkiye'ye getirdiği, davacının aracının onarımını Türkiye'de yaptırmaya zorlanamayacağı, aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olduğu, davacının bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerektiği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2015 tarih ve 2014/17-28 E. - 2015/1745 K. sayılı kararı), kaldı ki bilirkişi raporlarında tespit edilen 12.705,31 Euro hasar bedelinin aracın kazadan önceki ikinci el piyasa rayiç değeri olan 40.000,00 Euro'nun %50'sini aşmadığı, dolayısıyla aracın tamirinin ekonomik olduğu ve pert-total değerlendirmesine konu edilecek bir durumun bulunmadığı anlaşıldığından davalılar vekillerinin bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.
Davalı .... A.Ş. vekilinin KDV'den sorumlu olmadığı yönündeki istinaf itirazının incelenmesinde; sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğu, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura sunulsun ya da sunulmasın, hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'nin de zarar görene ödenmesi gerektiği gözetildiğinde bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 17. HD'nin 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K. sayılı kararı)
Davalı ....A.Ş. vekilinin Trafik Sigortası Genel Şartları B.2 maddesi kapsamındaki anlaşmalı servis sınırlamasına dayalı istinaf itirazının incelenmesinde; gerçek zarar ilkesi gereğince hasar bedeli tespit edilirken sigortacı ile servis arasında yapılan anlaşma nedeniyle yedek parça ve işçilik bedellerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zararın giderilmesi gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplama ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olduğu, hasar bedelinin fahiş olarak belirlendiği yönündeki itirazın somut bir dayanağı bulunmadığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.
Davalı .... A.Ş. vekilinin ekspertiz ücretinin ödendiğinin ispatlanamadığı yönündeki istinaf itirazının incelenmesinde; dava açılmadan önce yaptırılan ekspertiz masrafının, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre delil tespitine yönelik bir yargılama gideri niteliğinde olduğu, bu giderin davanın esasına etkili bir tazminat kalemi olarak değil yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davanın tamamen kabul edilmiş olması karşısında bu giderin de davalılara yükletilmesinde bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusur değerlendirmesinin kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamıyla uyumlu olmasına, davacının gerçek zararının ikamet ettiği ülkedeki piyasa rayiçlerine göre belirlenmesinde ve yabancı para alacağının fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığı üzerinden hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine göre, istinaf yoluna başvuran taraf vekillerinin dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçeler ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı .... A.Ş. vekili ile davalılar .... ve ....Şti. vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı .... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 3.415,50 TL'den peşin alınan 5.376,60 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 1.960,50 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde bu davalıya iadesine,
3-Davalılar .... ve ....Şti. yönünden istinaf karar harcı olan 19.795,53 TL'den peşin alınan 4.949,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 14.846,53 TL harcın bu davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 26/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.