T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/296
KARAR NO : 2026/1126
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/12/2023
NUMARASI : 2021/783 Esas - 2023/900 Karar
DAVANIN KONUSU : Ticari Nitelikteki Banka Garanti Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar (Alacak)
KARAR TARİHİ : 26/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/06/2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/12/2023 tarih 2021/783 Esas 2023/900 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... A.Ş.'nin taşeron firması olarak ....'deki şantiye alanında faaliyet gösterdiğini, 11.02.2021 tarihinde gece saatlerinde bu şantiyede hırsızlık olayı meydana geldiğini, tel örgülerin kesilerek içeri girildiğini ve makaralara sarılı bakır kabloların çalındığını, şantiye içerisindeki malların davalı .... tarafından Montaj All Risks Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, hasar ihbarı üzerine davalı tarafça 26.04.2021 tarihinde 145.620,54 TL ödeme yapıldığını ancak bu tutarın gerçek zararın çok altında kaldığını, bakiye zararın bilirkişi incelemesiyle belirlenerek ıslah yoluyla artırılacağını belirterek, şimdilik 40.000 TL bakiye maddi zararın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 16.08.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 265.085,86 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, poliçede sigortalının dava dışı .... A.Ş. olup davacının dava açmakta aktif husumetinin bulunmadığını, davanın bu nedenle reddi gerektiğini, davanın ayrıca zamanaşımına uğradığını, hasarın eksper incelemesiyle 163.253,04 TL olarak tespit edilip 2.500 USD muafiyet sonrası 145.620,54 TL'nin davacıya ödenmiş olduğunu, bu ödeme ile sözleşme ve poliçe şartlarına göre tüm sorumluluğun yerine getirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yetki itirazının yerinde olmadığı, sigortalı .... A.Ş.'ye yazılan müzekkereye verilen cevapta davaya muvafakat bildirilmiş olması nedeniyle davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu, zamanaşımı definin de süresinde dava açılması nedeniyle yerinde olmadığı kabul edilerek işin esasına girilmiş; alınan bilirkişi kök ve ek raporları doğrultusunda, davacı şirketin güvenlik tedbirlerini layıkıyla yerine getirmediğinden olayda %50 oranında kusurlu olduğu, çalınan kabloların hırsızlık tarihi itibarıyla piyasa değerinin 784.914,29 TL olduğu, bu tutardan tedarikçi indirimi, davacı kusur oranı ve poliçe muafiyeti düşüldükten ve yapılan kısmi ödeme mahsup edildikten sonra bakiye 138.714,66 TL alacaklı olunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, bu tutarın 26.04.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi kök ve ek raporlarında ıslah edilen dava değeri olan 265.085,86 TL'nin bakiye alacak olarak tespit edildiğini, mahkemece hiçbir somut veriye dayanmaksızın takdiren %50 kusur oranı belirlenerek bilirkişi hesaplamasının aksine düşük miktarda hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılarak davanın ıslah edilen miktar üzerinden tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; poliçede sigortalının dava dışı...A.Ş. olduğunu, davacının aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ayrıca zeyilnameye göre....'nin rehinli alacaklı sıfatıyla yer aldığını ve hasar tazminatının ....'ye veya ....'nin izniyle ödenebileceğinin kararlaştırıldığını, kusur değerlendirmesinin bilirkişi tespitlerindeki özel güvenlik mevzuatına aykırılık bulgularına göre düşük takdir edildiğini, hasar miktarının hırsızlık tarihi yerine rapor tarihi esas alınarak fahiş biçimde hesaplandığını ve sözleşme şartlarının tam olarak uygulanmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, Montaj All Risks Sigorta Poliçesine dayalı maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Taraf sıfatı, dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi, kural olarak o hakkın sahibine aittir. (Aktif husumet) Subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi ise, o hakka yükümlü olan kişidir. (Pasif husumet) Bir davanın tarafları, o davada gerçekten taraf sıfatını haiz değil ise, mahkemece, dava konusunun esası hakkında inceleme yapılıp karar verilemez, davanın reddi gerekir. Sıfat yokluğu, bir def’i değil, 6100 sayılı HMK'nun 114. maddesine göre dava şartı olup, hakim bunu kendiliğinden gözetir.
Öte yandan, dava tarihi itibarı ile yürürlükte olan 22.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nu Ek 6/2 maddeye göre tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemez.
Poliçe tarihi ile talep tarihi itibariyle uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1454/1 maddesi uyarınca “Sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir.” yani adı geçen madde hükmüne göre aksine bir sözleşme yoksa sigorta tazminatını ancak sigortalı talep edebilir. Bu durumda sigorta ettiren davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti açısından sigorta poliçesi hükümleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1454. maddesinin değerlendirilerek bir sonuca varılması ve buna göre bir karar verilmesi gerekir.
Taraflar yargılama sırasında kendi menfaatine uygun olarak neyi ileri sürüp sürmeyecekleri hususunda serbest olmakla birlikte ileri sürdükleri beyan ve açıklamalarının doğru olması, hem kendilerine hem de karşı tarafa ilişkin olarak yaptıkları açıklamalarla mahkemeyi yanıltmamaları, iddia ve savunma haklarını dürüstlük kuralına uygun şekilde kullanmaları gerekir. Aksi hâlde, iddia ve savunma mahkemece dinlenilebilir bulunmaz. Çünkü taraflardan birinin dürüstlük kuralına aykırı işlem veya davranışla ortaya çıkardığı sonuçtan yararlanması düşünülemez. Bu nedenle dürüstlük kuralına aykırılık hâkim tarafından kendiliğinden gözetileceği gibi taraflarca da her zaman ileri sürülebilir (Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarihli, 2017/1-1243 Esas, 2021/113 Karar sayılı kararı).
Bu husus, temelini TMK'nın 2. maddesinden almakla beraber Kanun koyucu tarafların yargılamada dürüst davranması ve onun bir parçası olan gerçeği söyleme yükümlülüklerini usul hukukumuzda ayrıca düzenlemiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile birlikte ayrı ve özel bir düzenlemeye kavuşan "Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü" başlıklı 29. maddesi "(1) Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar.
(2) Taraflar, davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlüdürler. " şeklinde olup emredici şekilde taraflara gerçeği söyleme yükümlülüğü yükler.
Doğruyu söyleme yükümlülüğünün amacı ile mahkeme kararına temel teşkil eden vakıaların mümkün olduğu ölçüde gerçeğe uygun bir şekilde temini ve davada bilinçli yalanın yani usul hilesinin önlenmesidir (Ramazan Arslan, Medeni Usul Hukukunda Dürüstlük Kuralı, Ankara 1989, s.12- Atıf yapan Cenk Akil, "Avukatların Gerçeği Söyleme Yükümlülüğü", TAAD, Yıl:9, Sayı:35, Temmuz 2018).
Yargılama sırasında dürüstlük kuralına aykırılık oluşturacak davranış şekillerinden biri ise tarafın daha önce gerçekleştirdiği bir hukuki durumla çelişen usul işlemi yapmak istemesidir. Diğer bir anlatımla çelişkili davranış yasağıdır. Bu husus Mecelle’de “Her kim ki kendi tarafından tamam olan şeyi nakzetmeğe sa’y eder ise sa’yi merduddur” şeklinde düzenlenen kuralın günümüz karşılığı olup bir kimsenin kendi yaptığı/söylediği/tamamladığı şeyi bozmak, yok saymak istemesi hâlinde bu davranışının sonuç doğurmayacağını, dikkate alınamayacağını ifade eder.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.06.2025 tarih 2024/11-121 Esas 2025/390 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda, dava konusu Montaj All Risks Sigorta Poliçesinde sigorta ettirenin davacı ... . Şti., sigortalının ise dava dışı .... A.Ş. olduğu sabittir. Uyuşmazlık konusu 2876-M-117412768 nolu poliçeyle ilgili olarak düzenlenen 0-3 nolu "Beyan Değişiklik Primsiz" başlıklı zeyilnamede "....'nin bilgisi olmadan iptal, fesih ve ... aleyhine tadil edilemez...'ye veya ....'nin izniyle sigortalıya ödenir" kaydının yer aldığı, dava öncesi aşamada davalı sigorta şirketi tarafından sigorta ettirene hasar tazminatı olarak 26.04.2021 tarihli 145.620,54-TL tutarlı ödeme yapıldığı dikkate alındığında.... A.Ş.'nin esasen sigortalı olması nedeniyle poliçede yer alan ibarenin sigorta ettiren olarak anlaşılması gerektiği, nitekim dava öncesi sigorta ettirene ödeme gerçekleştiren sigorta şirketinin dava aşamasında husumet itirazında bulunmasının çelişkili davranma yasağını ihlâl eder nitelik taşıdığı dikkate alındığında dava dışı sigorta ettiren.... A.Ş.'nin muvafakatiyle sigorta bedelinin talep edilebileceği değerlendirilmekle aksi yöndeki davalı istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Tarafların kusur oranına ilişkin istinaf itirazları yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında, davacı şirketin şantiye sahasında alınması gereken özel güvenlik tedbirlerini tam olarak yerine getirmediği teknik ve somut bulgularla ortaya konulmuş, bu bulgular değerlendirilerek davacının olayda %50 oranında kusurlu olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Hakimin kusur oranının takdirine ilişkin bu değerlendirmesi bilirkişi raporundaki teknik tespitlere, dosya içeriğine ve hayatın olağan akışına uygun bulunmakla, 6100 sayılı HMK'nın 282.maddesinde "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmü düzenlenmiş olup, kusurun takdiri münhasıran hakime ait olduğu dikkate alındığında somut olayın özelliklerine göre zararın meydana gelmesinde taraf kusurlarının belirlenmesinde mahkemenin takdir hakkını dosya kapsamına uygun ve dengeli biçimde kullandığını gözetilerek aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin hasar miktarının hırsızlık tarihi yerine rapor tarihi esas alınarak fahiş biçimde hesaplandığı yönündeki istinaf itirazının incelenmesinde, bilirkişi kök ve ek raporlarında çalınan kabloların piyasa değerinin hırsızlık tarihi itibarıyla 784.914,29 TL olarak tespit edildiği, bu tutardan tedarikçi indirimi, davacının kusur oranı ve poliçe muafiyeti düşülmesi ve sonrasında yapılan kısmi ödeme mahsup edilerek bakiye alacak miktarının hesaplandığı, bu hesaplama yönteminin gerçek zarar ilkesine ve dosya kapsamındaki teknik verilere uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının netice itibariyle yerinde olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 9.475,60 TL'den peşin alınan 2.369,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.106,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 26/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.