T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/223
KARAR NO : 2026/1197
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31.10.2023
NUMARASI : 2021/923 E. - 2023/871 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 03.07.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 03.07.2026
İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.10.2023 tarih 2021/923 E. - 2023/871 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davalı tarafça davacı şirket hakkında 19.12.2018 düzenleme, 10.03.2019 ödeme tarihli 25.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak 18.04.2019 tarihinde İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2019/5611 E. sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin 22.04.2019 tarihinde muhtara bırakıldığını, davacı şirketin 18.09.2019 tarihinde ... tarafından devralındığını, ....'ın bu takipten 17.11.2021 tarihinde haberdar olduğunu, senet üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, senet üzerinde kefil bölümünde yer alan ....'nin imzası ile şirket yetkilisi imzasının aynı olduğunu, senedin düzenlendiği tarihte ... ...'nin şirket yetkilisi olmadığını, bu yüzden senet üzerinde şirket kaşesinin de bulunmadığını, davacı şirketin 03.05.2018 tarihli Genel Kurul kararı ve 04.05.2018 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile 03.05.2021 tarihine kadar şirket yetkilisi olarak ....'un seçildiğini, 28.05.2019 tarihli yönetim kurulu kararı ve genel kurul kararı ile ....'nin şirket yetkilisi olarak seçildiğini, bu kararın 10.07.2019 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, müvekkili şirketin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, ....'nin sahte imza ile müvekkili şirketi borçlandırdığını iddia ederek, icra dosyasının iptali ile davalıya borçlu olunmadığının tespitine, %20 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacının arabuluculuk ön şartını yerine getirmeden dava açtığından, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, senetteki imzanın şirket temsilcisine ait olmadığını davacının kanıtlaması gerektiğini, senede şirket adına imza atan ....'nin şirketle bağlantısı olmayan bir kişi olmadığını, bu kişinin uzun zamandır piyasada kendini şirket yetkilisi olarak tanıttığını ve şirket adına işlemler yaptığını, resmiyette sicilde şirket yetkilisi haline getirilmeden önce vekil ya da temsil yetkisinin de verilip verilmediğinin ticaret sicilden tespiti gerektiğini, senet üzerinde davacı şirketin kaşesinin bulunduğunu, müvekkili şirketin keşide ettiği 31.03.2019 tarihli ve 25.000,00 TL bedelli çeki yine davalı şirket adına aynı temsilcinin teslim aldığını, bu tarih aynı zamanda icra takibine konu senedin düzenleme tarihi olduğunu, bu durumun da davalı şirket adına temsilci olarak hareket ettiğini gösterdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; dava tarihi itibariyle TTK'nın 5/A maddesi uyarınca menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvurunun dava şartı olmadığı, takibe dayanak yapılan 10.03.2019 ödeme günlü bonoda davacının keşideci, dava dışı ....'nin aval veren, davalının lehtar olduğu, senet bedelinin 25.000,00 TL olduğu; İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'den alınan 21.09.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre senette atılı borçlu imzaları ile ....'un mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlik saptanmadığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ....'un eli ürünü olmadığının tespit edildiği; bononun keşide edildiği tarih itibari ile davacı şirkete temsile yetkili kişinin .... olduğu, dava dışı ....'nin davacı şirketi temsile yetkili olduğuna ilişkin alınmış bir karar veya vekaletin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile; davacının İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5611 Esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, 25.582,53 TL üzerinden %20 tazminat olan 5.116,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacı tarafın arabuluculuk ön şartını yerine getirmeden dava açtığını, öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ticaret sicilde yapılan incelemelerde takip konusu senette şirket adına imza atan....'nin vade tarihinde şirket yetkilisi haline getirildiğini, bu kişinin şirketle bağlantısı olmayan bir şahıs olmadığını, uzun zamandır piyasada kendini şirket yetkilisi olarak tanıtan şirket adına işlemler yapan bir kişi olduğunu, davacı taraf her ne kadar takibe konu olan senette şirket kaşesi yer almadığını öne sürse de, senet üzerinde davacı şirketin kaşesinin mevcut olduğunu, yetkisiz temsile dayalı menfi tespit isteminde, davacı şirketin, yetkisiz temsilcinin temsiline tahammül gösterip göstermediğinin araştırılması gerektiğini, müvekkili şirketin keşide ettiği ....Şubesi 8002779 çek numaralı 31.03.2019 tarih ve 25.000,00 TL bedelli çeki yine davalı şirket adına aynı temsilcinin 19.12.2018 tarihinde teslim aldığını, bu tarihin aynı zamanda icra takibine konu senedin düzenleme tarihi olmasının davalı şirket adına temsilci olarak hareket ettiğini açıkça gösterdiğini, müvekkili şirketin kötüniyetli olmadığını, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, bonoya dayalı icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait olup, alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği borçlu tarafından, aynı mahiyette bir belgeyle borçlu olunmadığının ispatlanması gerekmektedir.
Sahtelik iddiası yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilecek itiraz niteliğinde olup, mahkemenin davacı tarafından ileri sürülen sahtelik iddialarını HMK'nın 208 ve 211. ve devamı maddelerine göre tahkik etmesi ve imza inkarına ilişkin itirazın tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirleyip değerlendirmesi, elde edilecek sonucu tüm dosya münderecatı ile birlikte değerlendirerek bir karara bağlaması zorunludur. Dolayısıyla taraflar yargılamanın her aşamasında imza inkarında/sahtelik iddiasında bulunarak belgeye ilişkin sahtelik itirazında bulunabilirler. Takibe dayanak bonodaki imzanın davacı borçluya ait olduğu hususunda ispat yükü davalı alacaklı üzerindedir.
Somut olayda; davacı, davalı tarafça İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2019/5611 E. sayılı dosyasında icra takibine konu edilen 19.12.2018 düzenleme, 10.03.2019 ödeme tarihli 25.000,00 TL bedelli bono üzerindeki imzanın, düzenleme tarihi itibariyle davalı şirket temsilcisi olan ....'a olmadığı gerekçesiyle İİK'nun 72. maddesi gereğince menfi tespit talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'den alınan 21.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda senetteki imzanın davacı şirket temsilcisi ....'un eli ürünü olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, dava konusu bonoda borçlu bölümünde yer alan imzanın, keşide tarihindeki şirket yetkilisine ait olmadığının ATK Fizik İhtisas Dairesi raporu ile tespit edilmesine, mahkeme inceleme ve gerekçesinde isabetsizlik bulunmamasına, söz konusu tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, davalı alacaklının doğrudan bononun lehtarı olduğu da gözetildiğinde, icra takibine girişmekte kötüniyetli bulunduğunun kabulü ile davacı taraf yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin yerinde görülmesine, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.747,54 TL'den peşin alınan 436,89 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.310,65 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 03.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.