T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/333
KARAR NO : 2026/1230
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/11/2023
NUMARASI : 2022/679 Esas 2023/691 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 10.07.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 10.07.2026
Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.11.2023 tarih 2022/679 Esas 2023/691 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı araç ile 25.11.2021 tarihinde .... İlçesi .... Mahallesi yolunda seyir halinde iken dava dışı .... sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın müvekkilinin aracına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kolluk ekiplerince düzenlenen kaza tespit tutanağında müvekkilinin kusursuz olduğunun tespit edildiğini, çarpan aracın davalı ....A.Ş. nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketinin hasar dosyasından sonuç alınamadığını ve arabuluculuk sürecinin de anlaşmama ile sonuçlandığını belirterek 20.000,00 TL hasar bedelinin (parça-işçilik), 2.000,00 TL tamir süresince ikame araç bedelinin, 2.000,00 TL araç değer kaybının ve 1.630,00 TL tespit giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız fiile dayandığını ve mutlak ticari dava niteliğinde olmadığını, bu nedenle görevsizlik kararı verilerek dosyanın asliye hukuk mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete KTK'nın 97. maddesi uyarınca usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, tespit yaptırılmış olmasına rağmen davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, müvekkili şirketin poliçe limiti kapsamında ve yalnızca sigortalısının kusuru oranında gerçek zarardan sorumlu olduğunu, ikame araç bedeli ve tespit giderinin dolaylı zarar niteliğinde olup teminat kapsamı dışında kaldığını, talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu ve branşında uzman eksper marifetiyle araç üzerinde inceleme yapılarak hasarın tespiti gerektiğini, kusur durumunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınacak raporla belirlenmesinin zorunlu olduğunu, fatura ibraz edilmedikçe KDV'li ödeme yapılamayacağını, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini ve talep edilen faiz ile faiz oranının hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 25.11.2021 günü .... sevk ve idaresindeki ....plakalı ticari taksinin ... karayolu üzerinde seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı şeride geçtiği ve karşı istikametten kendi şeridinde gelmekte olan davacı ..... idaresindeki .... plakalı araca çarptığı, kazanın oluşumunda ....plakalı araç sürücüsünün şeride tecavüz etme kuralını ihlali nedeniyle %100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücünün kusurunun bulunmadığı, dava konusu aracın 24 yaşında olması, geçmişinin ve gerçek kilometresinin bilinmemesi nedeniyle araçta değer kaybı oluşmayacağı, ikame araç bedelinin ZMSS Genel Şartlarının A.6/k maddesi uyarınca dolaylı zarar niteliğinde olup teminat kapsamı dışında kaldığı, hasar bedeli yönünden Salihli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/1 D.İş sayılı dosyasında alınan raporda hasarın 25.650,00 TL, yargılama sırasında alınan 22.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda ise 18.825,00 TL olarak hesaplandığı, alınan 30.01.2023 tarihli ek raporla iki rapor arasındaki farkın parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanmasından kaynaklandığının açıklandığı, yerleşik Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları gereği yedek parça ve işçilik ücretlerine iskonto uygulanamayacağından davacının gerçek zararının 25.650,00 TL olduğu gerekçeleriyle ikame araç bedeli ve değer kaybı taleplerinin reddine, hasar bedeli talebinin taleple bağlı kalınarak kabulü ile 20.000,00 TL hasar bedelinin davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden 8 iş günü sonrasından başlayacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunun elverişli olmadığını, gerçek kusur oranlarının tespiti için ceza dosyası da celbedilerek Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi, İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden rapor alınmasının zorunlu olduğunu, sigortalıya atfedilen %100 kusur oranının kabul edilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen hasar bedelinin dayanağının ve araştırma evrakının dosyada bulunmadığını, hesaplamaların fahiş olduğunu, kaza tarihi ve onarım tarihi itibariyle parça bedellerinin incelenmesi ve branşında uzman bağımsız eksper tarafından araç üzerinde ekspertiz yapılarak hasarın tespiti gerektiğini, müvekkilinin poliçe limiti kapsamında yalnızca gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğunu, yapılan ödemenin mükerrerlik arz etmemesi ve sebepsiz zenginleşmeye yol açmaması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen hasar bedeli, ikame araç bedeli ve değer kaybının ZMSS poliçesi kapsamında davalı trafik sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. (Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 22.2.2012 tarih ve 2011/17-787 E. - 2012/92 K., Yargıtay 17. HD'nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. sayılı ilamları) Dolayısıyla, trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan zarardan davalı sigorta şirketinin, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir. Zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunda ispat külfeti davalı sigorta şirketi üzerinde olup, sigorta şirketinin zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını somut deliller ile ispat etmesi gerekir.
Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK'nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. (6102 sayılı TTK'nın 1427 vd) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. (Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K.)
Kusura yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; taraflarca aksi yönde somut bir delil sunulmayan kaza tespit tutanağına ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu kazanın, davalının sigortalısı....plakalı ticari taksi sürücüsü ....'nın .... karayolunda seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek bir gidiş bir geliş olan yolda karşı şeride geçmesi ve kendi şeridinde kurallara uygun biçimde ilerleyen davacı idaresindeki .... plakalı araca çarpması suretiyle meydana geldiği, sigortalı araç sürücüsünün şeride tecavüz etme kural ihlali nedeniyle kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu, davacı sürücünün ise kusursuz olduğu yönündeki bilirkişi tespitinin kaza tespit tutanağı ve olayın oluş şekliyle uyum içinde bulunduğu, hükme esas alınan kusur raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, dosya kapsamında bu tespitle çelişen başkaca bir kusur raporu veya delil de bulunmadığı anlaşılmakla, raporlar arasında giderilmesi gereken bir çelişki söz konusu olmadığından salt davalı tarafın soyut itirazı üzerine Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden yeniden rapor alınmasına gerek bulunmadığı değerlendirilmekle davalı vekilinin kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Hasar bedeline yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; dava öncesinde Salihli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/1 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda hasar bedelinin 13.100,00 TL parça ve 12.550,00 TL işçilik olmak üzere toplam 25.650,00 TL, yargılama sırasında alınan 22.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda ise 18.825,00 TL olarak hesaplandığı, mahkemece iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan 30.01.2023 tarihli ek raporda 6.825,00 TL tutarındaki farkın yargılama sırasında alınan raporda parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanmış olmasından kaynaklandığının açıklandığı, yukarıda yer verilen yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca gerçek zararın belirlenmesinde yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanması mümkün olmadığından mahkemece iskontosuz bedeller üzerinden davacının gerçek zararının 25.650,00 TL olarak belirlenmesinde ve taleple bağlı kalınarak 20.000,00 TL hasar bedeline hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, hasar hesabının kaza tarihindeki rayiç bedeller esas alınarak dosyadaki fotoğraflar, hasar dosyası ve tespit raporu ile uyumlu biçimde yapıldığı, hükmedilen bedelin davacının gerçek zararının dahi altında kaldığı gözetildiğinde mükerrer ödemeden veya sebepsiz zenginleşmeden söz edilemeyeceği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.
Tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar birlikte değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusur ve hasar tespitinin olayın oluş şekli ve dosya kapsamıyla uyumlu bulunmasına, davacının gerçek zararının kaza tarihindeki rayiç değerlere göre iskontosuz olarak doğru biçimde belirlenmesine, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde ve sigortalısının kusuru oranında sorumlu tutulmasına, tazminata davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasından başlamak üzere yasal faiz yürütülmesine, her ne kadar kararda temerrüt tarihinin açıkça gösterilmiş olması gerekmekte ise de bu husustaki eksikliğin ilk derece mahkemesince kararın infazına kadar tavzih yoluyla giderilebilecek olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine göre, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçeler ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.366,20-TL'den peşin alınan 341,55-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.024,65-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10.07.2026