T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1985
KARAR NO : 2025/906
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06.10.2022
NUMARASI : 2020/571 Esas 2022/640 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 12.06.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 12.06.2025
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.10.2022 tarih 2020/571 Esas 2022/640 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davalının ZMM sigortacısı olduğu aracın karıştığı kaza neticesinde davacının yaralanarak maddi zarara uğradığını, kusurun davalı tarafından sigortalı araç sürücünde olduğunu, zararın davalı tarafından karşılanması gerektiğini, davalılara yapılan başvuruya rağmen zararın karşılanmadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00-TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, kazaya karışan aracın kaza tarihinde davalı nezdinde zorunlu mali mesuliyet trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limitler ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu, kazaya karışan tarafların kusur durumlarının tespit edilmesi gerektiğini, kaza tespit tutanağında açıkça sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı belirtildiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, kazada kusuru bulunmayan taraftan tazminat talep edilemeyeceğini, davalının gerçek zararın tespiti halinde kusura göre poliçe limitleri dahilinde sorumlu olabileceğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın oluşumunda davacının % 100 oranında asli ve kusurlu, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğu, belirtilerek; davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, kazaya neden olan aracın ağır vasıta özelliği dikkate alınmadığını, keşif yapılmaksızın belge üzerinden düzenlenen kusur raporlarının denetime ve karar vermeye elverişli olmadığını, rapora itirazların karşılanmadığını, raporların varsayıma dayalı olduğunu, kurallara riayet etmeyen mikser sürücüsünün asli ve davacının olsa olsa takip mesafesini korumadığından bahisle tali kusurlu olduğunu, itiraz üzerine alının ATK kusur raporunda da itirazlar hakkında kapsamında yeterli bir inceleme yapılmaksızın davacının asli ve tam kusurlu olduğu sonucun varıldığını, eksik inceleme yapıldığını, dava değeri 100,00-TL. olmasına rağmen hüküm kısmında yanılgılı değerlendirme sonucu davalı lehinde 1.000,00-TL vekalet ücretine hükmedildiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir
GEREKÇE : Dava, ZMMS poliçesi kapsamında trafik kazası nedeni ile tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının cismani zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.)
3. Davalıların sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder. Bu çerçvevede, dosyaya kazandırılan açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli, kaza tespit tutanağı ile uyumlu kusur bilirkişi raporu ve bu rapora itiraz üzerine düzenlenen ATK kusur rapouyla olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde, oluş şekline uygun düşecek biçimde, taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle, kusur değerlendirilmesi yapılarak, olayın oluşumunda davacının % 100 oranında asli ve tam kusurlu, davalı sürücüsünün ise kusursuz olduğunun tespitinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
4. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların kusur durumun anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün atfı kabil kusuru bulunmaması nedeniyle tazminat koşullarının oluşmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
5. 6100 sayılı HMK'nın 323/1-ğ. maddesi gereğince vekille takip edilen davalarda hükmedilecek vekalet ücreti yargılama giderleri kapsamında kaldığı aynı kanunun 326. maddesi gereğince de yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirmiş olup, mahkemece davacının maddi tazminat tümden davasının reddine karar verilmiş olması karşısında 6100 sayılı HMK'nın 323, 326/1. ile AAÜT 13/2 ve 4. maddesi maddesi gereğince dava değerini geçmeyecek şekilde davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, aksi şekilde verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden istinaf başvurusu yerindedir.
Bu durumda, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının ise reddine, karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurularının KISMEN KABULÜ ile Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.10.2022 tarih 2020/571 Esas 2022/640 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-İstinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;
Davacının davasının REDDİNE,
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harçtan başlangıçta peşin olarak alınan 54,40-TL'nin mahsubu ile bakiye eksik kalan 561,00-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan gider bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına,
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran tarafa iadesine,
3-Davacının yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının ise REDDİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
5-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 220,70-TL başvurma harcı ve 88,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 308,70-TL yargılama giderinin istinaftaki haklılık durumuna göre 154,35-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilemesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 13.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.