T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1938
KARAR NO : 2025/833
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/09/2022
NUMARASI : 2019/1012 E. 2022/677 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 22.05.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 22.05.2025
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.09.2022 tarih 2019/1012 E. 2022/677 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, davalı ...'in ... AŞ.’nin %25 pay sahibi olduğunu, davalı ...'in ise, müvekkili şirketin pay sahibi ...’in yeğeni olup 14.07.2010-25.11.2016 tarihleri arasında davacı şirkette işveren vekili ve satış- pazarlama direktörü olarak çalıştığını, davalıların şirket müşterilerinden elde ettiği gelirleri kendi hesap ve menfaatlerine harcadıklarını ve müvekkilinin bu yolla zarara uğratıldığını, bu bağlamda dava dışı şirketlerden davalılara aktarılan alacakların tespiti ile müvekkili şirketin zararının tazmininin gerektiğini, öncelikle davalıların 01.01.2015 tarihinden bu yana hesap dökümlerinin başta ... Bankası ve ...bank olmak üzere Türkiye’de kurulu tüm bankalara yazılarak sorulmasını ve ilgili şirketlere müzekkere yazılarak ödemelerin nereye ve kime yapıldığının sorulmasını ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkemenin 17.02.2020 tarihli celse 3. nolu ara kararıyla davalı ... hakkında açılan davanın tefrik edilerek mahkemenin başka bir esasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
CEVAP :Davalı ... vekili; davacı şirketin 2001 yılında müvekkili tarafından bir aile şirketi olarak kurulduğunu, müvekkilinin halen davacı şirkette pay sahibi olduğunu, davada hangi hukuki sebebe dayanıldığının net olmadığını, zamanaşımı defiinde bulunduklarını, davacının açıklama ve somutlaştırma yükünü yerine getirdikten sonra bu konuda beyan ve itirazda bulunma haklarının saklı olduğunu, davacı tarafın müvekkilinin borçlulardan şirketin alacağını tahsil ettiğini dolayısıyla kendisine borçlu olduğunu ispat etmek zorunda olduğunu, davacı şirketin ne dava dilekçesinde adı geçen şirketlerin iddia edilen borçların müvekkiline ödediğini ne de müvekkilinin ve diğer davalıların bunları kendi hesap ve menfaatine kullandığını ispat edebilecek bir delil sunduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça; davacı şirketin ticari ilişki içerisinde olduğu şirketlerin borçlarının davalılara gönderildiği, söz konusu ödemelerin davalılar tarafından kendi hesap ve menfaatlerine harcandığı ve davacı şirketin bu yolla zarara uğratıldığından bahisle söz konusu zararın davalılardan tahsilinin talep edildiği, davalı ... hakkındaki davanın iş bu dosyadan tefrik edildiği, davalı ...'in davacı şirkette yönetim kurulu üyesi olarak 23.09.2008-05.07.2018 tarihlerinde görev yaptığı, davanın TTK 553 Madde kapsamında sorumluluk davası olduğu, TTK hükümleri arasında mülga TTK 341 . Maddesi gibi açık bir düzenleme olmadığı, ancak 6102 sayılı TTK 408/1 ve 479/3-A maddelerindeki düzenlemesi karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için şirket genel kurulunda bu yönde karar alınması gerektiğini, davacı tarafa söz konusu eksikliğin giderilmesi için HMK 54 . Maddesi uyarınca verilen süreye karşın, davacı tarafça genel kurul kararının ibraz edilmediği, TTK 553 ve 479/3 maddesi kapsamında iş bu davanın açılması için genel kurulda karar alınmasının dava şartı niteliğinde olduğu belirlenerek dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ :Davacı vekili, davalı ...'in müvekkili şirket nezdinde işçi sıfatına haiz olduğu mahkeme ilamı ile karara bağlandığını, kendisinin davalı şirket nezdinde ortak sıfatı bulunmaması sebebiyle aleyhine dava ikame edilebilmesi adına yönetim veya genel kurul tarafından karar alınmasına gerek bulunmadığını, seneler boyunca sorunsuz bir şekilde ticari ilişki yürütülen İsrailli şirketler’in davacı şirkete herhangi bir şekilde cari hesap borçlarının bulunmadığını belirtmeleri nedeniyle iş bu davanın ikame edildiğini, davalı ... yönünden ise ibra ve sorumluluk davaları açılması hususunda genel kurulun karar almasına gerek olmadığını, zira sorumluluk davalarında şirket adına yetkili organın yönetim kurul olduğunu, yönetim kurulu kararının dosyaya sunulduğunu, bankalara yazılan müzekkere cevaplarının somut olayı aydınlatmaya yeterli olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının kişisel sorumluluğuna dayalı tazminat istemine i ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda, davacı vekili müvekkili şirketin 2013 yılından beri sorunsuz şekilde dava dışı şirketlerle cari hesap ilişkilerini sürdürmesine rağmen, davalı ... ve hakkında açılan davanın tefrikine karar verilen ...’in şirketle ilişkilerini kesmesi akabinde dava dışı şirketler tarafından borçlarının bulunmadığının beyan edilmesi üzerine davacı şirketin uğradığı zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, TTK'nun 553 ve devamı maddeleri gereğince şirket yöneticisinin sorumluluğu iddiasıyla açılan davada genel kurul kararı alınmasının gerekli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
6762 sayılı Eski TTK’nın yürürlükte olduğu dönemde anılan kanunun 341. maddesi hükmü göz önünde bulundurularak, yöneticiler hakkında sorumluluk davasının genel kurul kararı üzerine denetim kurulu tarafından açılacağı konusunda doktrin ve uygulamada bir tereddüt bulunmamasına karşılık, özellikle 6102 sayılı TTK’nın 553. Maddesi ve 555. maddesinde, şirketin uğradığı zararın tazminini için genel kurul tarafından karar alınması yönünde açık bir yasal düzenleme bulunmadığı, ancak 6102 sayılı TTK’nın 408/1, 408/2-d ve 479/3-a maddesi hükümleri gözönüne alındığında yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin kararın genel kurula ait olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu kabulden hareketle, yargılama aşamasında sorumluluk davası açılmasına ilişkin bir genel kurul kararı sunulmaması halinde, bu eksikliğin sonradan tamamlanabilen usuli eksiklik niteliğinde olduğundan, bu durumda davanın hemen reddedilmemesi gerektiği, bu eksikliğin giderilmesi konusunda HMK'nun 54. Maddesi gereğince davacı tarafa uygun bir süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Esasen bu husus üzerinde mahkemece re’sen durulması zorunludur.
Bu bilgiler ışığında, dosya kapsamında davalı aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde genel kurulca alınmış bir karar bulunup bulunmadığının yerel mahkemece araştırılarak bu doğrultuda davacı vekiline genel kurul kararını sunması için süre verildiği, HMK'nun 52, 53 ve 54. maddeleri uyarınca davalı hakkında eylemin kişi, konu ve kapsamını somut olarak gösteren sorumluluk kararı alınmasına ya da işbu davaya muvafakat verilmesine ilişkin genel kurul kararının ibrazı için verilen makul süreye karşın, noksan olan usuli işlemlerin yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın açıklanan nedenlerle usul yönünden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiş, (aynı yönde Yargıtay 6. HD'sinin 2021/2939 E-2022/2929 K sayılı kararı) bu itibarla yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nun 353/11-b.1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.22.05.2025