T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1841
KARAR NO : 2025/804
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21.04.2022
NUMARASI : 2021/874 E. - 2022/358 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 16.05.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 16.05.2025
İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.04.2022 tarih 2021/874 E. - 2022/358 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, dava konusu İzmir 4. İcra Dairesinin 2006/3981 Esas sayılı dosyasının müvekkili şirkete Beyoğlu 48. Noterliğinin 08.01.2019 tarih ve 3213 yevmiye nolu temlik sözleşmesi ile ... Bankası A.Ş. tarafından devir ve temlik edildiğini, İzmir 4. İcra Dairesinin 2006/3981 E. sayılı icra dosyası ile ilgili olarak İzmir 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/236 Esas sayılı dosyasında icranın geri bırakılmasına dair kesin karar verildiğini, bu mahkeme kararına göre İzmir 4. İcra Dairesinin 2006/3981 Esas sayılı icra dosyasından 09.12.2021 tarihinde tebliğ edilen ve 09.12.2021 tarihli muhtıra gereği olarak, İİK md. 33/a kapsamında icra takibinin zamanaşımına uğramadığına ilişkin dava açılmak üzere taraflarına verilen 7 günlük yasal süre içerisinde davayı ikame ettiklerini belirterek, İzmir 8. İcra Hukuk Mahkemesi 2020/236 Esas 2020/370 Karar sayılı dosyasında verilen İcranın Geri Bırakılması kararına istinaden, İİK md.33/a kapsamında İzmir 4. İcra Dairesinin 2006/3981 Esas sayılı takip dosyasındaki alacak için zamanaşımının vaki olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, 08.04.1997 vade tarihli bonoya dayanarak İzmir 4. İcra Dairesinin 1997/2395 Esas sayılı takip dosyası üzerinden 16.04.1997 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip talebinde bulunulduğunu, ödeme emrinin 29.04.1997 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, söz konusu takipten önce ise ihtiyati haciz yoluyla haciz işleminde bulunulduğunu, icra dosyasının takipsiz bırakıldığını, alacaklı ... Bankası tarafından 2001 yılında yenileme talebinde bulunulduğunu ve İzmir 4. İcra Dairesinin 2001/14160 Esas sayılı dosyası üzerinden takibin devam ettiğini, icra dosyasının tekrar takipsiz bırakıldığını, 2006 yılında ikinci yenileme talebinde bulunularak takip dosyasının 2006/3981 Esas numarasını aldığını, bu süreçte takip alacaklısı ... Bankası A.Ş.'nin 03.07.2011 tarihli ve 244451 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4684 sayılı Kanun ile tasfiye aşamasına girdiğini, ancak 2006 yılından 2016 yılına kadar takipsiz bırakılan dosya için yenileme talebinde bulunulmadan 01.02.2016 tarihinde alacaklı ... Bankası tarafından haciz talebinde bulunulduğunu, yenileme talebi olmadan yapılan haciz işlemine karşı şikayet yoluna başvurduklarını, bu talebin reddedildiğini, temyiz sınırının altında kaldığı için Yargıtay denetiminden geçmeden kesinleştiğini, ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 29.04.1997 tarihinden itibaren geçen üçüncü yılın tamamlanmasıyla birlikte 29.04.2000 tarihinde takip konusu bononun zamanaşımına uğradığını, İİK m. 71 ve bu maddenin yollama yaptığı İİK m. 33/a uyarınca takip tarihinden sonraki dönemde takip konusu bononun zamanaşımına uğraması sebebiyle icra takibinin geri bırakılması talebinde bulunduklarını, İzmir 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/236 Esas sayılı dosyasında kesin olarak icranın geri bırakılması kararı verildiğini, bononun zamanaşımına uğramasının alacaklı ... Bankası’nın tasfiyeye girmesinden önce gerçekleştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 814. maddesinde; ''Hamilin, cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Çek borçlularından birinin diğerine karşı sahip olduğu başvurma hakları, bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.'' düzenlemesini içerdiği, İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/154 Esas sayılı dosyasında, davalı ... tarafından kambiyo senedine dayalı alacağın zamanaşımı süresinin üç yıl olduğu, takibin devamına ilişkin son işlemin 10.07.1998 tarihli haciz talebi ve haciz işlemi olduğu, 10.07.2001 tarihinde davacı açısından bononun zamanaşımına uğradığından bahisle zamanaşımı nedeniyle takibin iptaline ve icranın geri bırakılmasına karar verilmesi talebiyle dava açıldığı, yargılama sonucunda geçmişe etkili olacağı 5411 sayılı Kanunda açıkça belirtilen lehe hükümler kapsamında takibe dayanak olan bonoların vade tarihi olan 08.04.1997 tarihi itibariyle ve takip tarihi olan 16.04.1997 tarihi itibariyle 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı ve henüz zamanaşımının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği; İzmir 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/236 Esas sayılı dosyasında, takibe konu bononun takipten sonraki dönemde zamanaşımına uğraması sebebiyle icranın geri bırakılması talebiyle dava açıldığı, davacının daha önce zamanaşımına ilişkin itirazı İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 02.05.2016 tarih 2016/154 E. 2016/349 K. sayılı kararı ile reddedildiğinden bu tarih öncesine ilişkin zamanaşımı itirazının usulen incelenmesinin mümkün olmadığı, bu karar sonrasında ise 23.02.2016 tarihinden itibaren 27.08.2019 tarihine kadar davacı borçlu hakkında 3 yılı aşkın süre işlem yapılmadığı, 3 yıllık sürede işlem yapılmaması ile TTK 749. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin davacı aval veren borçlu hakkında geçmiş olduğu gerekçesiyle itirazın kabulü ile davacı borçlu açısından icranın geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesin mahiyette olması sebebiyle verildiği tarih itibariyle kesinleştiği; İzmir 4. İcra Dairesinin 2006/3981 Esas sayılı dosyasında alacaklının ... Bankası A.Ş., borçluların ise .... Şti. ile .... olduğu, alacaklı vekilinin 08.04.1997 tarihli 3.842.000.000 TL bedelli senet ile 08.04.1997 tarihli 1.038.000.000-TL bedelli senetleri dayanak yapmak suretiyle toplamda 5.006.376.320-TL üzerinden icra takibi başlattığı, her ne kadar davacı vekili tarafından icra dosyasına alacaklı vekili Av. ... tarafından 02.07.2017 tarihinde talep gönderildiği, alacaklı vekili Av.... tarafından 05.10.2018 tarihinde yine borçlular ile ilgili olarak genel sorgu talebi gönderildiği, yine alacaklı vekili Av. ... tarafından 20.08.2019 tarihinde icra dosyasına talep evrakı gönderildiği, 05.11.2019 tarihinde ise alacaklı vekili Av. ... tarafından bakiye borç muhtırası talebi gönderilmesi talep edildiği iddia edilmiş ve buna ilişikin belge suretleri dava dilekçesi ekinde eldeki dava dosyasına sunulmuş ise de, İzmir 4. İcra Dairesinin 2006/3981 Esas sayılı dosyasının fiziken incelendiğinde bu belgelere ve içerdiği taleplere rastlanılamadığı, icra dosyasında yürütülen takip hakkında 23.02.2016 tarihinden itibaren 27.08.2019 tarihine kadar davacı borçlu hakkında 3 yılı aşkın süre işlem yapılmadığı, kaldı ki davacı vekili tarafından yapıldığı iddia edilen işlemlerden hiçbirisinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 750. maddesinde yer alan düzenlemede tahdidi olarak sayılan işlemlerden olmadığı, davacı tarafın iddialarının usulüne uygun ve somut deliller vasıtasıyla ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin Bankacılık Kanunu'nun 143. maddesi hükmü üzere kurulmuş bir Varlık Yönetim Şirketi olduğunu, şirketin %100 hissesinin ....'na ait olduğunu, İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2006/3981 Esas sayılı dosyasının müvekkili şirkete, Beyoğlu 48. Noterliği'nin 08.01.2019 tarih ve 3213 yevmiye nolu temlik sözleşmesi ile ... Bankası A.Ş. tarafından devir ve temlik edildiğini, icra dosyası ile ilgili olarak İzmir 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/236 E. sayılı dosyasında icranın geri bırakılmasına dair kesin karar verildiğini, bu yerel mahkeme kararına göre icra dosyasından 09.12.2021 tarihinde tebliğ edilen muhtıra gereği olarak, İİK md.33/a kapsamında icra takibinin zamanaşımına uğramadığına ilişkin dava açılmak üzere müvekkiline 7 günlük yasal süre verildiğini, bunun üzerine yasal süresi içerisinde eldeki davayı açtıklarını, ilk derece mahkemesince 23.02.2016 tarihinden itibaren 27.08.2019 tarihine kadar işlem yapılmadığı, yapılan işlemlerin de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 750. maddesinde yer alan düzenlemede tahdidi olarak sayılan işlemlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, 05.10.2018 tarihinde alacaklı vekili Av.... tarafından dosyaya UYAP sistemi üzerinden malvarlığı sorgusu ve haciz talebi gönderildiğini, talepte "kayıtlı araç bulunması halinde kaydına haciz konulmasına karar verilmesini" ifadesi ile haciz talep edildiğini, bu haczin İcra Müdürlüğünce uygulanıp uygulanmamış olmasının alacaklının TTK 750. maddesinde yer alan biçimde haciz talep edilmesi ile zamanaşımının kesildiği gerçeğini ortadan kaldırmadığını, ilgili talebin UYAP sistemi üzerinde 05.10.2018 tarihli olarak kayıtlı ve görünür vaziyette olduğunu, mahkemece delillerin eksik incelendiğini ve niteliğinde yanılgıya düşüldüğünü, yine vekil Av. ... tarafından 20.08.2019 tarihinde icra dosyasına talep evrakı gönderildiğini, 05.11.2019 tarihinde ise alacaklı vekili Av. .... tarafından bakiye borç miktarı talepleri gönderildiğini, bu evrakların tamamının UYAP sistemi üzerinde yer aldığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :Dava, İcra İflas Kanunu'nun 33/a. maddesi gereğince icra takip dosyasına konu alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK'nın 33/a-2 maddesi uyarınca açılmış bulunan alacağın zamanaşımına vaki olmadığı tespiti istemine ilişkindir. Bu düzenlemeye göre alacaklı icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin tebliğinden sonra zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde yerel mahkemelerden dava açılabileceği düzenlenmiştir. Buna göre eldeki davada alacağın zamanaşımı süresinin dolmadığının ispatı aranmaktadır. Dava konusu takibin kambiyo senetlerine dayalı olarak yapıldığı, takip borçlusunun İzmir 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/236 E. sayılı dosyasında takibe konu bonoların takipten sonraki dönemde zamanaşımına uğraması nedeniyle icranın geri bırakılması istemiyle açmış olduğu davanın kabulüne, zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına kesin olarak karar verildiği dava dilekçesinden ve dosya ekindeki icra takip dosyası ile karar suretlerinden sabittir. Takip dayanağı belgeler kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan, davaya konu olayda takip dayanağı senedin tanzim ve takip tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 661, 662. ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir. TTK'nun 661. maddesi uyarınca bonolar için 3 yıllık zamanaşımı öngörülmüştür. 6762 Sayılı TTK'nun 662. maddesinde dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi sebepleri ile zamanaşımının kesileceği belirtilmiştir. Haciz talebi de bir icra takip talebi olduğundan haciz talebinde bulunulması ile zamanaşımı kesilir (Yargıtay 12 HD 30.03.2015 tarih 2014/33789 E. 2015/7697 K. sayılı ilamı). TTK'nın 663/2. maddesine göre ise, zamanaşımının kesilmesi ile kesildiği tarihten itibaren yeni bir süre işlemeye başlar.
İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2006/3981 Esas sayılı dosyasında, alacaklı ... Bankası A.Ş. tarafından borçlular dava dışı ... Şti. ve ... ile davalı aleyhine 08.04.1997 tarihli 3.842.000.000 TL bedelli ve 08.04.1997 tarihli 1.038.000.000-TL bedelli senetlere dayalı olarak toplam 5.006.376.320 TL'nin (eski TL) tahsili amacıyla icra takibi başlatılmıştır. 01.01.2005 tarihinde Türk Lirasından 6 sıfır atılmış olup, takip çıkış tutarı 5.006,37 TL'ye karşılık gelmektedir. Ne var ki, eldeki dava takip sonrası zamanaşımı itirazına ilişkin olmakla takip çıkış miktarı değil, takibin geldiği aşama itibariyle ulaştığı borç miktarı nazara alınarak karara karşı istinaf ve temyiz kanun yollarının açık olup olmadığı hususlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince icra dairesinden dosya hesabı istenerek sonucuna göre karara karşı yargı oylunun açık olup olmadığının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 12. HD 14.12.2023 tarih 2023/1250 E. 2023/8818 K.)
Mahkemenin kabulüne göre de, somut olayda örnek 10 ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği ve takibin kesinleştiği; takibin kesinleşmesinden sonra alacaklı vekilince 05.10.2018 tarihli talep ile borçlular hakkında Takbis, Polnet, Posta Çeki sorgularının yaptırılması, kayıtlı araç bulunması halinde kaydına haciz konulmasının talep edildiği, bu belgenin UYAP sisteminde kayıtlı olduğu anlaşılmakla, bu dilekçenin tetkiki ile alacaklı vekilinin bir sonraki işlem tarihi olarak kabul edilen 27.08.2019 tarihine kadar 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu belgenin dosya kapsamında ve UYAP sisteminde mevcut olmadığı gerekçesiyle eksik araştırma ile karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. Davacı vekilinin istinaf itirazları yerindedir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli 2021/874 Esas 2022/358 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 16.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.