T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1830
KARAR NO : 2025/793
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/06/2022
NUMARASI : 2021/598 Esas - 2022/582 Karar
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket Feshi
KARAR TARİHİ : 15/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 15/05/2025
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10/06/2022 gün ve 2021/598 Esas - 2022/582 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davacının davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkan vekili olduğunu, davalı şirketin ortaklarının her birinin eşit hisseye sahip olduğunu, diğer yönetim kurulu üyelerinin şirketi müştereken temsile yetkili olduklarını davalı şirketin ... A.Ş. (...) ile çeşnili döner franchıse sözleşmesini imzaladığını, Buca-İzmir’de bir çeşnili döner şubesi işlettiğini, davalı şirketin diğer ortakları ile davacı arasında ortaklık ile ilgili yaşanan problemlerden dolayı güven ilişkisinin kalmadığını ve şirketin amacına ulaşmasının imkansız hale geldiğini, ortaklık ilişkisini birlikte devam ettiremeyeceklerini, bu nedenle şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı sebep oluştuğunu, belirterek, davalı şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesine, karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı şirket vekili, davalı şirketin davacı ..., ... ve ... tarafından her biri 20.000,00-TL üzerinden 200 adet eşit paya sahip olmak üzere toplam 60.000,00-TL nakdi sermaye ile kurulduğunu, tüm sermayesinin ödendiğini, davalı ile dava dışı .... A.Ş. arasında çeşnili döner franchıse sözleşmesinin düzenlendiğini, tarafların şirketi bu amaçla kurduklarını, söz konusu franchıse sözleşmesi çerçevesinde davalının restaurant ve paket servis şeklinde faaliyetlerine devam etmekte olduğunu, davacı dışındaki diğer şirket ortaklarının, şirketten herhangi bir huzur hakkı ve/veya maaş almaksızın aktif olarak şirkete maddi-manevi emeklerini koyarak şirketin bütünlüğünü korumak ve faaliyetlerine devamlılığını sağlamak amacıyla yoğun bir şekilde şirkete destek verdiklerini, şirketin organlarının tam ve şirket yönetiminin temsil yetkilerinin aktif olduğunu, şirketin tasfiyesini gerektirir bir durumun söz konusu olmadığını, davacının belirttiği nedenlerden hiçbirisinin şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı bir neden oluşturmadığını, şirket ortaklarının şirketin devamlılığı için sermaye artırım kararı da aldıklarını ve avans ödemesi yaptıklarını, bu hususta olağanüstü genel kurul hazırlıklarına da başladıklarını belirterek, davanın reddine karar verilesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirketteki payının şirket sermayesinin % 10'unun altında (% 4,45) kaldığı, davacının, TTK'nın 531. maddesi gereğince davalı şirketin feshini isteyebilmesi için davalı şirkette en % 10 payının bulunmasının gerektiği ancak bu koşulu taşımadığı, dolayısıyla eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığı, belirtilerek; davanın, taraf sıfatına ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, dava ikame edilirken tüm dava şartlarını taşımakla, usuli herhangi bir eksiklik bulunmadığını, davalı şirketin diğer ortakları tarafından işbu davanın devamı sırasında usulsüz şekilde aldıkları sermaye artırımı kararıyla, davacının şirketteki pay oranını düşürmek amaçlı, kötü niyetli olarak hareket ettiklerini, Hollanda'da ikamet eden ortak ... tarafından sermaye artırımına ilişkin atılan imzaların kendisine ait olmadığı beyan edildiğni, bu iddiaların soruşturulması için İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2022/131970 Soruşturma numarasıyla suç duyusurunda bulunulduğunu, yapılan sermaye artırımı genel kurulun toplanmasına ilişkin usul ve kurallara aykırı olduğunu, mahkeme tarafından sermaye artırımına ilişkin karar sorgulanmadığı gibi, dava ikame edilirken sağlanan dava şartı gözardı edildiğini, sadece ... , imzası ile alınan sermaye artırımına dair genel kurul kararı yokluk ile malul olup geçersiz olduğunu, yokluk ile malul olan sermaye artırımına dair genel kurul kararının geçersizliği için dava açılacağını bu davanın için bekletici mesele yapılmasına gerektiğini, belirterek; kararın kaldırlmasını talep etmiştir.
Davalı şirket vekili istinafa cevap dilekçesinde davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava; ticaret şirketinin fesihi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçeyle davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmiştir.
1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca haklı nedene dayalı olarak anonim şirketin feshi davası açılabilmesi için davayı açan pay sahibinin şirket sermayesinin en az % 10 payına sahip olması zorunlu olup bu koşul özel dava şartı oluğundan eldeki davaya konu somut olayda, dava tarihi itibariyle davacının şirketteki payının % 10'un üzerinde ise de dava açıldıktan sonra alınan sermaye arttırımı kararı ile davacının payının % 10'un altına düştüğünden TTK'nın 531. maddesi çerçevesinde anonim şirketin feshi davası açamayacağı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilince söz konusu sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali için dava açıldığı belirtilerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114.1-d bendinde açıkça düzenlendiği üzere, dava ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Dava ve taraf ehliyetine ilişkin dava şartlarının da, diğer dava şartları gibi davanın başlangıcından sonuna kadar bulunması gerekir. Eş deyişle dava açan ve davalı konumunda bulunan her gerçek ya da tüzel kişi, bu davanın devamı ve hüküm kesinleşinceye kadar bu ehliyetini korumuş olmalıdır. Kişinin taraf ehliyetinin bulunması, taraf olarak yer aldığı davasını yürütebilmesi için tek başına yeterli değildir; kişinin dava ehliyetine de sahip olması gerekir (Erişir, E.: Medeni Usul Hukukunda Taraf Ehliyeti, İzmir 2007, s.57). Davada taraf ehliyetinden maksat bir davada davacı veya davalı olarak yer alabilme ehliyetidir. Bu kavram medeni hukuktaki hak ehliyetinin medeni usul hukuku alanındaki uzantısını oluşturur (Tanrıver, S.: Medeni Usul Hukuku, c.I, Ankara 2016, s. 485). Bu husus dava şartı olup, görevi gereği mahkemeler ve temyiz hâlinde Yargıtay tarafından da kendiliğinden gözetilir.(Yargıtay HGK'nun 24/06/2021 tarih 2018/(22)-9-154 E. 2021/844 K.)
4. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan şartlar olup mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince kural olarak davanın esası hakkında inceleme yapamaz. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracak, taraflar da dava şartı noksanlığını yargılamanın her aşamasında ileri sürebilecektir. HMK'nın 115/2. Maddesi gereğince mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Anılan düzenleme gereğince eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise hâkim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir.
5. T.C. Anayasasının 36/1 maddesinde, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma haklarına sahip olduğu açıklanmış olup, mahkemeye erişim hakkı Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Usul hukuki biçimsellik (şekilcilik) esası üzerine kurulmuş olup, davalarda biçimsellik, tarafların yargılamanın sonucunu hesaplayabilmesi, yasa yolları ile bunu denetleyebilmesi, keyfilikten korunma, eşit davranılma gibi güvenceler sağlamakla birlikte sıkı sıkıya şekle bağlılık olarak görülmemeli, maddi gerçeği bulmak ve adaletli karar vermek adına hakkaniyete uygun olarak değerlendirilmelidir. Biçimselliğin, bu doğrultuda yorumlanmasında usul ekonomisi ilkesi devreye girmektedir. HMK'nın 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi. T. C. Anayasasının 141/4 maddesinde dayanağını bulan, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasıdır. Bu ilke boş yere dava açılmasını, yargılama sırasında gereksiz işlemlerin yapılmasını ve zor yöntemlerin seçilmesini önlemeye hizmet etmektedir. Bunun yanı sıra anılan ilke, yargılamada emekten, zamandan ve masraftan mümkün olduğu ölçüde tasarruf edilmesine yönelik bir işlevide yerine getirmektedir. Başka bir anlatımla yargılamanın kolaylaştırılmasını, yargılamada öngörülen zaman süresinin aşılmamasını ve gereksiz gider yapılmamasını amaçlamakta ve bunu hakime bir görev olarak yüklemektedir. (Yargıtay HGK'nun 15.09.2020 tarih ve 2017/10 -2695 E. - 2020/587 K.)
6. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 531. maddesi gereğince haklı nedene dayalı olarak fesih davası açılabilmesi aranan en az % 10 paya sahip olma koşulu anılan dava yönünden taraf ehliyetine ilişkin özel dava şartı niteliğindedir. Somut olayda, taraflar ve ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere dava tarihi itibariyle davacıda kanun gereğince aranan özel dava şartı mevcut iken yargılama sırasında davalı şirket genel kurulunca yapılan sermaye artımı neticesinde davacının davaya devam etmesi için kanun gereğince aranan pay oranına artık sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Bir başka ifadeyle davanın başında bulunan taraf ehliyetine ilişkin özel dava şartı, yapılan sermaye artırımı neticesinde ortadan kaldırılmıştır. Her ne kadar davacı sermaye artırımından sonra sahip olduğu mevcut pay oranı gereğince taraf ehliyetini yitirmiş ise de sermeye artımına ilişkin genel kurul kararının iptali yada yoklukla batıl olduğunun tespiti halinde kanun gereğince aranan özel dava şartına ilişkin yargılama sırasında oluşan bu eksiklik giderilerek yargılamaya devam edilmesi mümkün olduğundan, somut olayın özelliği de gözetilrek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 115/2 hükmü gereğince tamamlanabilir dava şartı olan bu hususta, davacıya sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali veya yoklukla batıl olduğunun tespiti hususunda dava açmak üzere kesin mehil verildikten sonra, kesin süre içerisinde dava açılması halinde bu davanın sonucu da beklenerek, sermaye artırtımının iptali ile davacının payının dava tarihindeki durumuna dönmesi halinde işin esasına girilerek karar verilmesi, kesin süre içerisinde dava açılmaması halinde ise davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, bu eksiklik giderilmeden ilk derece mahkemesince aksi yönde varılan hukuki kabulde isabet görülmemiştir.
7. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacı tarafından sermaye artırımına ilişkin davalı şirket genel kurul kararının iptali için açılan İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/129 E. Sayı dava dosyası bekletici mesele yapılarak, söz konusu dava dosyası kapsamında verilip kesinleşecek karara göre özel dava şartı değerledirilerek, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek, davanın esası hakkında tarafların tüm taleplerini karşılayacak şekilde bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bu itibarla; ilk derece mahkemesince dava şartı hakkında hatalı şekilde karar verilmiş olması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-izmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/06/2022 tarih 2021/598 Esas 2022/582 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere 15/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.