T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1809
KARAR NO : 2025/789
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/06/2022
NUMARASI : 2019/1174 E. 2022/500 K.
DAVANIN KONUSU : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ : 15.05.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 15.05.2025
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.06.2022 gün ve 2019/1174 E. 2022/500 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili, davalı ... Sigorta A.Ş vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davacının, davalıların işleteni ve ZMM sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazasında yaralanarak iş gücü kaybına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, davalıların zararı karşılama yükümlülüğü bulunduğunu, belirterek; belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik 100,00-TL sürekl, 100,00-TL geçici iş gücü kaybı, 100,00-TL tedavi ve 100,00-TL bakıcı gideri olmak üzere 400,00-TL maddi 50.000,00-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiş, yargılama sırasında değer artırım dilekçesi ile toplam dava değerini 426.157,53-TL olarak artırmıştır.
CEVAP : Davalı ... Sigorta Vekili, davalının sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve gerçek zarar tutarında poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini, tedavi ve geçici iş göremezlik zararının poliçe kapsamı dışında kaldığını, kusur ve zararın ispat edilmesi gerektiğini, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunu, dava tarihinden faiz yürütülebileceğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı ..., davalısürücü ...'un kazanın oluşumunda kusurlu olduğunu gösteren hiçbir tutanak ve raporun bulunmadığını, kazdaki kusur oranları ile ilgili yeterli inceleme ve değerlendirmelerin yapılmadığı, kaza sırasında davacının koruyucu tertibat kullanmadığını, davacı tarafından istenen tazminatın fahiş olup sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sevk ve idaresindeki motosiklet ile davalı ...'un yönetiminde bulunan plaka sayılı aracın çarpması neticesinde davacının % 7,9 oranında daimi maluliyetinin bulunduğu, söz konusu trafik kazasının oluşumunda davacının kazaya etki eden herhangi bir kusuru tespit edilemediği, Kazaya davalı ...'un tam ve asli kusurlu olduğu, davacının maluliyeti nedeniyle 426.457,53-TL maddi zarara uğradığı, bu zarardan davalı ... A.Ş'nin 390.000-TL poliçe teminatı ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, olay nedeni ile yaralanan davacı lehine 30.000,00-TL manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği, belirtilerek davacının maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının ise kısmen kabulüne fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
Karara karşı davacı ve davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davacının yaşamış olduğu kaza sebebiyle takdir edilen manevi tazmnatın oldukça yetersiz olduğunu, daha yüksek miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, kusur tespitinin yerinde olmadığını, davacının müterafik kusuru bulunduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmadığını, maluliyet oranı tespitini hatalı olduğunu, hükme esas alınan davacnın gelirinin gerçeği yansıtmadığını, yapılan tazminat hesabının fahiş olduğunu, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmadığını, manevi tazminatın fazla olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili, maluliyet raporunun gereği yansıtmadığını, ATK'dan rapor alınması gerektiğini, kusur tespitinin yerinde olmadığını, soruşturma aşamasında alınan kusur raporu ile mahkemece hükme esas alınan rapor arasında çelişki bulunduğunu, raporlar arsındaki oluşan çelişkinin giderilmediğini, itirazların karşılanmadığını, raporların hükme esas alınamayacağını, olayın oluşumunda davacının da kusuru bulunduğunu, heaplamanın TRH 2010 tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderleri poliçe kapsamında olmadığını, hükme esas alınan davacının gelirinin gerçeği yansıtmadığını, yapılan tazminat hesabının fahiş olduğunu, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmadığını,davalının temerrüte düşürülmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacı lehine faize hükmedilmesi durumunda davacının dava, ıslah ettiği kısım için ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülebileceğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, işletenin hukuki sorumluluğu ve ZMMS poliçesi kapsamında trafik kazası nedeni ile tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’unun 92. maddesinin (f) bendi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının gereği manevi tazminat poliçe kapsamı dışında olduğundan davalı sigorta şirketinin manevi tazminat talebi yönünden her hangi bir sorumluluğu söz konusu değildir. Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsü, sürücünün kusuru oranında sorumludur.
3. Dava konusu olaya ilişkin İzmir 22. ASCM'nin 2020/179 Esas sayılı dava dosyası kapsamında yapılan yargılamada, sigortalı araç sürücüsü sanık ...'un asli, davacının ise tali kusurlu olduğu kabul edilerek sanığın cezalandırılması cihetine gidildiği, kararın 12.11.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
4. Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesine etkisi Borçlar Kanununun 53. (TBK 74) maddesinde düzenlenmiş olup, Hukuk Hâkimi Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (Yargıtay HGK'nın 24/12/2014 tarih ve ve 2014/4-846 E. - 2014/1091 K.) Ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile belirlenen bu maddi olguların hukuk mahkemesi tarafından kabulü zorunludur. (Yargıtay 17. HD'nın 14/06/2016 tarih ve 2015/3502 E. - 2016/7282 K.)
5. Davalıların sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumunun tespiti önem arz eder. Bu kapsamda, dosyaya kazandırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ile davalı sürücünün asli ve tam kusurlu, davacının ise kusursuz olduğu şeklinde kusur tespiti yapılmış ise de ceza mahkemesi tarafından kabul edilen kusur tayini ile hükme esas alınan kusur raporu arasında açık çelişki bulunmaktadır. Ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ilişkin kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de hukuk hakimi maddi vakıa tespiti ile bağlıdır. İlk derece mahkmesi tarafından eldeki dava dosyası kapsamında alınan kusur raporuna üstünlük tanınmış ise de özelilike davacıya yönelik ceza mahkemesinde belirtilen kusur atfına ilişkin raporlar asındaki çelişkiyi giderecek, itirazları karşılayacak şekilde kararda yeterli gerekçeye yer verilmemiştir. Kusur dağılımına ilişkin çelişkinin giderilmesi zorunlu olduğundan kusurun tespiti hususunda yapılan değerlendirme yetersiz olup davalının sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırmada eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. ( Yargıtay 4. HD'nin 30.11.2022 tarih ve 2022/11182 E. - 2022/15899 K., 26.02.2025 tarih ve 2023/3465 E. 2025/3280 K., 19.12.2024 tarih ve 2022/14451 E. 2024/13350 K.,11.12.2024 tarih ve 2024/10467 E. 2024/12667 K. 24.10.2024 tarih ve 2022/12350 E. 2024/10203 K.)
6. Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Anılan bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır.
7. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından ceza dosyası ve olaya ilişkin maddi olgular dikkate alınmak sureti ile ATK Trafik İhtisas, İTÜ ya da Karayolları Fen Heyetinde görevli alanında uzman bilirkişilerden oluşacak bilirkişi kuruludan tarafların iddia savunmaları çerçevesinde kusur raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde olayın oluşumunda tarafların kusurlar oranlarını gösterir kusur bilirkişi raporu alınmak suretiyle ile tarafların kusur durumu tespit edilip varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu poliçe limitide belirlenmek suretiyle limiti aşmayacak biçimde, davalıların sorumlu olduğu faiz başlangıç tarihi ve türünü belirtilecek şekilde, yine davalı sigorta şirketinin yargılama gideleri vekalet ücretleri yönünden poliçe limiti nispetinde sorumlu olduğu da gözetilerek infaza elverişli bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.06.2022 gün ve 2019/1174 E. 2022/500 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde istinaf yoluna başvuranlara iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.