T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1508
KARAR NO : 2025/468
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/06/2022
NUMARASI : 2021/487 E. 2022/496 K.
DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat
KARAR TARİHİ : 19.03.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 19.03.2025
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.06.2022 tarih 2021/487 E. 2022/496 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, ...'a ait ... plaka sayılı aracın 51418101 poliçe numarası ile, 17.04.2019/2020 tarihleri arasında davacı şirket nezdinde “Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi” ile sigortalı bulunduğunu, 14.06.2019 tarihinde sigortalı ... plakalı araç Bergama-Böblingen Caddesinde park halindeyken; aracın üzerine ... A.Ş.'ye ait direk devrilerek aracın hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, söz konusu olay neticesi davacı şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen hasarın tespiti için ekspertiz incelemesi yaptırılmış ve inceleme sonucunda 20.982,41-TL davacı sigorta şirketi tarafından 27.09.2019 tarihinde ödendiğini, T.T.K. 1472 md. gereğince ödeme tarihinden itibaren sigortalının haklarına davacı şirket halef olduğunu, sigortalıya ödenen bedelin tahsili için borçlu tarafa ihbar mektubu (ihbarname sureti) gönderilmişse de herhangi bir sonuç alınamadığını, işbu alacağın sağlanması için arabuluculuk bürosuna başvurulduğunu, görüşmeler neticesinde bir anlaşmaya varılamadığını, yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı şirket tarafından 27.09.2019 tarihinde ödenmiş olan 20.982,41 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesin talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, kabul anlamına gelmemek üzere; davaya konu alacak hakkında zamanaşımı definde bulunduğunu, davacı şirket, ünvan değişikliğine ilişkin bir evrak ibraz etmediğini, ödeme süreci ... ünvanı altında yapıldığını, davacının husumet durumunun resen araştırılmasını dava dilekçesi ekinde sunulan ya da sunulacağı belirtilen belgelerin incelenmesi neticesinde; meydana gelme tarihi ve oluş biçimi anlamında, hasarın sigorta poliçesi kapsamına girip girmediği, giriyor ise davacının rücu hakkının bulunup bulunmadığı, dava değeri kadar bir ödemenin yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise kime ve hangi tarihte yapıldığı, poliçe kapsamında davacının müvekkil şirkete rücu hakkının bulunup bulunmadığı, davalı şirketin hangi tarihte temerrüde düşürüldüğü, hususlarının resen incelenmesini, şayet yasal koşulları oluşmadıysa davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı taraf, hasarın davalı şirkete ait bir ahşap telefon direğinin davaya konu aracın üzerine devrilmesinden kaynaklandığını ispatlayamadığını, kabul anlamına gelmemek üzere; hasarın bir telefon direğinin devrilmesinden kaynaklandığı kabul edilecek olsa bile, hasarın meydana gelmesi ile davalı şirket arasında bir illiyet bağının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere; dosyada mevcut hasarlı araç fotoğrafları, servis faturasındaki malzeme kalemleri ve polis tutanağının incelemesinde; aracın arka bagaj kapağının üstünde bir ezilme olduğu, fakat aracın tavanında en ufak bir hasarın bulunmadığı, bu arada aracın sol arka stop lambasının hasarlandığı ve arka tamponunun sol tarafının hafifçe yerinden çıktığının anlaşıldığı, bu veriler birlikte değerlendirildiğinde; aracın üzerine bir direk devrilmesi değil de, bu aracın direğe geri manevra sırasında hızlıca çarptığı izlenimini uyandırdığını, şayet direk devrilmiş olsaydı, aracın tavanında bir hasar meydana gelmesi gerektiğini ve aracın arka tamponunda bir hasar oluşmayacağı, araçtaki hasarlı bölge ile iddia konusu olayın örtüşmediği, hiçbir etken olmadan aracın üzerine direk devrilmesi de zaten mümkün olmadığını, aracın direğe çarpmış olma ihtimali daha yüksek olduğunu, dava konusu edilen alacak tutarının tümüne itiraz ettiklerini, tüm malzeme ve işçilik kalemleri fahiş olduğunu, ayrıca değişen parçaların hurda değeri de düşülmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 14/06/2019 tarihinde davacı sigorta şirketi tarafından sigortalı ... plakalı aracın üzerine davalı ... A.Ş' ye ait direğin devrilmesi sonucunda araçta hasar meydana geldiği, davacı sigorta şirketi tarafından aldırılan ekspertiz raporuna göre araçtaki hasarın 20.980,41 TL olduğu, bu bedelin davacı sigorta şirketi tarafından araç sahibine 27/09/2019 tarihinde ödendiği, olay hakkında polis memurları tarafından düzenlenen tutanakta aracın üzerine davalı ... A.Ş' ye ait direğin devrildiğinin tespit edildiği, mahkemece trafik bilirkişisi ve otomotiv öğretim görevlisi teknik bilirkişiden oluşan heyetten kaza nedeni ile kusur durumu ve araçtaki hasarın belirlenmesine yönelik rapor düzenlenmesinin istenildiği, bilirkişi heyetince düzenlenen raporda kaldırım üzerinde bulunan ahşap direğin varlığı ile alakalı olarak risk analizi yapıp olası tehlikeleri önceden öngörüp gerekli periyodik bakım ve onarım önlemlerini alma yükümlülüğü bulunmasından sorumlu olduğundan, olay mahallinde bulunan ahşap direğin yol kenarında bulunan davacıya ait aracın üzerine devrilmesi ile araçta oluşan hasardan davacının sorumlu olduğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 13-c maddesinde yer alan zorunlu nedenlere meydana gelen arıza, engel ve benzerlerini en kısa zamanda ortadan kaldırarak kara yollarını kullananlara ve araçlara zarar vermeyecek duruma getirmek zorundadır hükmünü ihlal etmeleri nedeni ile davalı ... A.Ş. nin kazadan dolayı asli kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün araç park halinde bulunurken aracın üzerine direğin devrilebileceğini ön göremeyeceği dikkate alınarak olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı, toplanan delillere göre araç park halindeyken direğin aracın üzerine devrildiği, olayla araçtaki hasarın uyumlu olduğu, araçta meydana gelen hasarın KDV dahil 20.982,41 TL olduğu, davacının bu miktar bedeli sigorta poliçesi kapsamında dava dışı araç sahibine 27/09/2019 tarihinde ödediği,kaldırım üzerinde bulunan ahşap direğin varlığı ile alakalı olarak risk analizi yapıp olası tehlikeleri önceden öngörüp gerekli periyodik bakım ve onarım önlemlerini alma yükümlülüğü bulunmasından sorumlu olduğundan, olay mahallinde bulunan ahşap direğin yol kenarında bulunan davacıya ait aracın üzerine devrilmesi ile araçta oluşan hasardan davacının sorumlu olduğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 13-c maddesinde yer alan zorunlu nedenlere meydana gelen arıza, engel ve benzerlerini en kısa zamanda ortadan kaldırarak kara yollarını kullananlara ve araçlara zarar vermeyecek duruma getirmek zorundadır hükmünü ihlal etmeleri nedeni ile davalı ... A.Ş. nin kazadan dolayı asli kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün araç park halinde bulunurken aracın üzerine direğin devrilebileceğini ön göremeyeceği dikkate alınarak olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı, toplanan delillere göre araç park halindeyken direğin aracın üzerine devrildiği, olayla araçtaki hasarın uyumlu olduğu, araçta meydana gelen hasarın KDV dahil 20.982,41 TL olduğu, davacının bu miktar bedeli sigorta poliçesi kapsamında dava dışı araç sahibine 27/09/2019 tarihinde ödediği, davacının ödediği bu bedelden davalının sorumlu olduğu, Kara Yolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu haklarının 2 yılda zaman aşımına uğradığı, davanın ödeme tarihinden sonra 2 yıl geçmeden açıldığı, alacağın zaman aşımına uğramadığı, bu nedenle davalı tarafın zaman aşımı itirazın yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.982,41-TL'nin 27/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacının hasarın davalı şirkete ait telefon direğinin davaya konu aracın üzerine devrilmesinden kaynaklandığını ispatlayamadığını, dosyaya sunulan fotoğrafların hasar yerinde çekilmemiş olduğunu, hasarı ispatlar nitelikte olmadığını, fotoğrafların kapalı bir mekanda, muhtemelen servis hangarında çekildiğini, polis tutanağının tek başına olayı ispata yarar bir delil olmadığını, çünkü polisin olayın nasıl meydana geldiğini görmediğini, şayet bir direk devrilmesi durumu söz konusu olduysa, bunun nasıl meydana geldiğinin tutanakta yer almadığını, tutanağın tanık delili ile desteklenmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere; hasarın bir telefon direğinin devrilmesinden kaynaklandığı kabul edilecek olsa bile, hasarın meydana gelmesi ile davalı şirket arasında bir illiyet bağı bulunmadığını, toprağa gömülü vaziyette stabil bir ahşap telefon direğinin, toprağın altında yaklaşık 2 metrelik bir kısmı bulunduğu, direğin bir dış etken olmadan devrilmesinin mümkün olmadığı, bilirkişi raporunda ve yerel mahkeme kararında bu hususlar sorgulanmadığını, dosyada mevcut hasarlı araç fotoğrafları, servis faturasındaki malzeme kalemleri ve polis tutanağının incelemesinde; aracın arka bagaj kapağının üstünde bir ezilme olduğu, fakat aracın tavanında en ufak bir hasarın bulunmadığı, bu arada aracın sol arka stop lambasının hasarlandığı ve arka tamponunun sol tarafının hafifçe yerinden çıktığı, bu veriler birlikte değerlendirildiğinde; aracın üzerine bir direk devrilmesi değil de, bu aracın direğe geri manevra sırasında hızlıca çarptığı izlenimi uyandığı, araçtaki hasarlı bölge ile iddia konusu olayın örtüşmediğini, hükme alınan tazminat tutarına itiraz ettiklerini, malzeme ve işçilik kalemlerinin fahiş olduğunu, ayrıca değişen parçaların hurda değerinin de düşülmediğini, alacak tutarının tümüne itiraz ettiklerini, ayrıca; faiz talep edilmesine, faizin başlangıç tarihine de itiraz ettiklerini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan dava dışı sigortalıya ait aracın park halindeyken üzerine davalı şirket sorumluluğunda bulunan direğin devrilmesine dayalı olarak araç hasarı nedeniyle sigortalıya ödenen tutarın davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'na göre kasko poliçesi kapsamında sigortalının zararını karşılayan sigorta şirketi ödediği tazminat tutarınca sigortalıya halef olur ve ödediği bu tazminatı gerçek zarar miktarı üzerinden üçüncü kişinin kusur oranına isabet eden bedel nispetinde zarara neden olan ve sigortacısına rücu edebilir. Üçüncü kişinin sorumluluğu kusur esasına dayalıdır. Dolayısıyla davacının ileri sürdüğü zarardan davalının sorumlu tutulabilmesi için davalının kazanın oluşumunda kusurlu bir davranışının bulunması gerekir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 22/17. maddesi gereğince eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu açıktır. ( Yargıtay 4. HD'nin 14.04.2022 tarh ve 2021/10308 E. - 2022/7172 K.)
Rücu davaları gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir. Davalı, davacının ödediği miktardan değil, kaza nedeni ile ortaya çıkan gerçek zarardan kusuru oranında sorumludur.
Yerel mahkemece Bergama İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından tutulmuş tutanak ve ekspertiz raporu, araç ruhsat ve kimlik surtetleri, hasarlı araca ilişkin fotoğraflar, ödeme belgesi ve ibraname ile faturalar arabuluculuk tutanakları dosyaya kazandırılmak suretiyle dosya üzerinden otomotiv ve trafik alanında uzman bilirkişi heyetine tevdii ile rapor ve ek rapor aldırıldığı, işbu raporda mahallinde kaldırım üzerinde bulunan ahşap direğin varlığı ile alakalı olarak risk analizi yapıp olası tehlikeleri önceden öngörüp gerekli periyodik bakım ve onarım önlemlerini alma yükümlülüğü bulunmasından sorumlu olduğundan, olay mahallinde bulunan ahşap direğin yol kenarında bulunan davacıya ait aracın üzerine devrilmesi ile araçta oluşan hasardan davacının sorumlu olduğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 13-c maddesinde yer alan zorunlu nedenlere meydana gelen arıza, engel ve benzerlerini en kısa zamanda ortadan kaldırarak kara yollarını kullananlara ve araçlara zarar vermeyecek duruma getirmek zorundadır hükmünü ihlal etmeleri nedeni ile davalı ... A.Ş. nin kazadan dolayı asli kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün araç park halinde bulunurken aracın üzerine direğin devrilebileceğini ön göremeyeceği dikkate alınarak olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı, toplanan delillere göre araç park halindeyken direğin aracın üzerine devrildiği, olayla araçtaki hasarın uyumlu olduğu, araçta meydana gelen hasarın KDV dahil 20.982,41 TL olduğu, davacının bu miktar bedeli sigorta poliçesi kapsamında dava dışı araç sahibine 27/09/2019 tarihinde ödediği,kaldırım üzerinde bulunan ahşap direğin varlığı ile alakalı olarak risk analizi yapıp olası tehlikeleri önceden öngörüp gerekli periyodik bakım ve onarım önlemlerini alma yükümlülüğü bulunmasından sorumlu olduğundan, olay mahallinde bulunan ahşap direğin yol kenarında bulunan davacıya ait aracın üzerine devrilmesi ile araçta oluşan hasardan davacının sorumlu olduğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 13-c maddesinde yer alan zorunlu nedenlere meydana gelen arıza, engel ve benzerlerini en kısa zamanda ortadan kaldırarak kara yollarını kullananlara ve araçlara zarar vermeyecek duruma getirmek zorundadır hükmünü ihlal etmeleri nedeni ile davalı ... A.Ş. nin kazadan dolayı asli kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün araç park halinde bulunurken aracın üzerine direğin devrilebileceğini ön göremeyeceği dikkate alınarak olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı, araçta meydana gelen hasarın KDV dahil 20.982,41 TL olduğu, davacının bu miktar bedeli sigorta poliçesi kapsamında dava dışı araç sahibine 27/09/2019 tarihinde ödediği, davacının ödediği bu bedelden davalının sorumlu olduğu yönünde rapor tanzim edildiği görülmüştür.
Bu çerçevede, dosyaya kazandırılan bilirkişi rapor ve ek raporu ile de olaya ilişkin belirlenen maddi olgular esas alınarak, olayın oluş şekline uygun düşecek şekilde kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle, kusur ve hasar değerlendirilmesi yapılarak, olayın oluşumunda tarafların mevcut kusuru ile sigortalı araçta oluşan gerçek zarar ve meydana gelen hasar ile kazanın uyumlu olduğunun tespit edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.
Rücu alacaklısı olan davacı sigorta şirketinin dava konusu hasar nedeniyle üçüncü kişilere ödeme yaptığı tarih itibariyle rücu borçlusu olan davalı temerrüde düşmüş olup, faiz başlangıç tarihinin talep gibi ödeme tarihi olarak kabul edilmesi gerekir.( Yargıtay 17. HD'nın 20/06/2016 tarih ve 2016/5793 E. - 2016/7482 K.)
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusur ve hasarın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, davacının ödediği tazminatı gerçek zarar miktarı üzerinden kusur oranına isabet eden bedel nispetinde ve ödediği miktar ile sınırlı olmak üzere rücu edebilcek olmasına, asıl alacağa ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.433,30-TL'den peşin alınan 359,00-TL'nin mahsubu ile bakiye fazla yatan 1.074,30-TL'nin istek halinde davalıya iadesine,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.