T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1494
KARAR NO : 2025/497
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/09/2022
NUMARASI : 2022/39 Esas - 2022/614 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 20/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 20/03/2025
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/09/2022 tarih 2022/39 Esas 2022/614 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili, davalılar ile davacı banka arasında maaş ödemeleri protokolü sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında davalıların yanların çalıştırmakta olduğu personelin yukarıda belirtilen ödemelerini davacı banka aracılığı ile yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, davalıların protokol kapsamında taahhüt ettikleri personel sayısını gerçekleştiremediğini, taahhütlerinin hiçbirini yerine getirmediklerini, bu durumun davalıların da kabulünde olduğunu, bu hsusta bankaya ihtarname kişide edildiğini, banka katarafından karşı ihtarname keşide edilerek sözleşmeden kaynaklı borcun ödenmesinin talep edildidğini, borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında takip başlatıldığını, davalının haksız yere takibe itiraz ettiğini belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalılar vekili, davalıların davacıya borcunun bulunmadığını, Ocak/2020 itibariyle banka ile olan tüm ticari ve bireysel bankacılık ilişkilerini sonlandırdıklarını, davacı banka ile olan çalışmalarına son verirken ve bankadaki tüm hesaplar kapatılırken bankanın herhangi bir talebinin olmadığını, k davacının iddia ettiği gibi bir eksiklik bulunduğu var sayılsa bile kalan kısım/kişi oranına göre iade talep edebileceğini, tüm uygulama usulsüz gibi bedelin tamamının iadesinin istenmesinin kabul edilebilir olmadığını, davacının faiz de talep edemeyeceğini, belirterek; davanın reddine, kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında şirket çalışanlarının maaş ödemeleri ile ilgili olarak 02.04.2018 düzenleme tarihli 16.02.2018 tarihinde başlayıp 16.02.2021 tarihine kadar yürürlükte olması kararlaştırılan maaş ödemeleri protokolü imzalandığı, protokol hükmü gereği davacı banka tarafından kuruluşların hesabına 21.06.2018 tarihinde 8.000-TL ödeme yapıldığı, bu tutarın ödenmesi sonrası protokolün olağan bitim tarihinden önce davalıar tarafından ihlali nedeni ile kısmen dahi olsa fiilen sona ermesi halinde tutarın tamamının ödendiği tarihe kadar merkez bankası reeskont faiz oranı üzerinden belirlenecek faizi ile birlikte bankanın ilk yazılı talebinde her hangi bir itiraz ileri sürmeksizin derhal bankaya ödemekle yükümlü olduğu, belirtilerek; tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2021/10044 E. Sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacak likit olarak belirli olduğundan asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalılar vekili, davalıların Ocak 2020 itibariyle, davacı banka ile olan tüm, ticari ve bireysel bankacılık ilişkilerini sonlandırdığını, sonlandırma işlemleri sırasında, tarafların birbirlerinden herhangi bir talebi olmadığını, raporun hükme esas alınamayacağını, eksik inceleme yapıldığını, rapora itirazların karşılanmadığını, hem bilirkişi raporunda hem de gerekçeli kararda taraflar arasındaki protokolde yürürlülük süresi içinde her yıl Mart ayında sayının geriye dönük olarak 12 ay boyunca en az 23 kişi olacağı ve her yıl Mart ayında geriye dönük olarak 12 aylık ortalama personel sayısında bir önceki yıla göre net %10 oranında azalış olması halinde, kuruluşlarca ödenecek tutarın KDV dahil 8.000.-TL olacağı maddesi ile yine protokolün, olağan bitim tarihinden önce Kuruluşlar tarafından ihlali nedeni ile kısmen dahi olsa fiilen sona ermesi halinde tutarın tamamının, ödendiği tarihe kadar merkez bankası reeskont faiz oranı üzerinden belirlenecek faizi ile birlikte bankaya ödeneceği maddesi belirtilerek yapılan ihlallerden kaynaklı olarak davalıların sorumlu tutulduğunu, oysaki davalıların Ocak 2020 itibariyle davacı banka ile olan tüm ilişkisini sonlandırdığını, sözleşme sona erdiği için davacı bankaya herhangi bir ödemeyapılmadığını, eksikliğin var olduğu düşünülse bile, kesinti eksik kalan kadar olabilecek ve eksik kalan kısım/kişi oranına göre iade talep edilebileceğini, bedelin tamamının iadesinin istenmesi doğru olmadığını, icra inkar tazminatı koşulların oluşmadığını, haksız bir itiraz söz konusu olmadığını, personelin işvereni olan kurum asıl borçlu, diğerleri de kefil olduğunu, önce asıl sorumlu kabul edilen kuruma başvurulması gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, maaş ödemeleri protokolü sözleşmesinde kaynaklı alacağın tahsili amacıyla yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, borçlu davalılar ile alacaklı davacı banka arasındaki temel ilişkinin varlığının ispatlanmasına, davacı bankanın maaş ödemeleri protokolü dayalı takibe konu alacağının sözleşme hükümlerine uygun olarak tespit edilmesine, tespit edilen borcunun ödendiğini gösteren her hangi bir delil sunulmamasına, ihtara rağmen borcun ödenmemiş olmasına, alacağın davalı kefilin sorumlu olduğu miktar, takip talebi ve kefalet limiti ile sınırlı olarak hüküm altına alınmasına, ihtarnamenin tebliğini müteakip ihtarnamede belirilen atıfiyet süresininde sonra davalıların temerrüte düşecek olmasına, bu tarihten itibaren asıl alacağa faiz yürütülerek takibe konu asıl alacak ile işlemiş faizin takip talebindeki miktarı geçmeyecek şekilde hüküm altına alınmasına, davalı borçlunun takibe itirazında haksız olup takibe konu alacağın takip tarihi itibariyle hesaplanabilir ( likit ) olması nedeniyle icra inkar tazminatı koşullarının oluşmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalıların istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalılar yönünden istinaf karar harcı olan 873,82-TL'den peşin alınan 218,45-TL'nin mahsubu ile bakiye 655,37-TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 20/03/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.