T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1008
KARAR NO : 2025/136
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/03/2022
NUMARASI : 2021/280 E. 2022/252 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Banka Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklı )
KARAR TARİHİ : 30.01.2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 30.01.2025
İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.03.2022 tarih 2021/280 E. 2022/252 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, müvekkili şirketin, davalı bankanın Alsancak Şubesinden ticari müşteri olarak 2016-2020 yıllarında ... ve ... no.lu vadesiz hesaplarından birden çok ticari rotatif kredi kullandığını, kredi ödemeleri yapıldıktan sonra davalı banka tarafından fahiş miktarda fazla ödeme alındığının, habersiz bildirimsiz kısa süreli faiz değişikliği yapıldığının şirket yetkilisince fark edilmesi üzerine tüm kredi dökümlerinin faiz oranları ve tüm ayrıntılarıyla bankadan talep edilmesine rağmen müvekkiline bilgi verilmediğini, müvekkilinin bilgisi dışında tüm hesapların ... Montrö Şubesine devredildiğini, müvekkili tarafından davalı banka şubesinin ... ’ya şikayet edildiğini, 2 ayrı ihtar sonrası dökümlerin verildiğini, yapılan inceleme sonucunda müvekkili şirketten 74.000,00 TL'ye yakın fazladan faiz alındığının tespit edildiğini, rotatif kredilerde faizlerin dönemsel tahsil edildiğini, dönem sonu beklenmeden faiz tahsilatı yapıldığını, müvekkilinin bilgisi dışında 34'den fazla kredi hesabı açıldığını, davalı bankanın internet sitesinde dahi faiz oranlarının, komisyon ve masraf tutarlarının dahil ticari müşteriler için de tüm olması gereken bilgilerin gizli olduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla haksız tahsil edilen 73.000,00 TL’nin sebepsiz zenginleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 29.06.2021 tarihli celsede davanın yalnızca rotatif kredilerin kullandırılması ve ödenmesi aşamasında davalı banka tarafından fahiş oranda faiz tahsil edilmesi nedeniyle haksız olarak tahsil edilen faiz miktarına ilişkin olduğunu, rotatif krediler yönünden alınan komisyon ve masraflar yönünden bir taleplerinin bulunmadığını, bu konuda ayrı bir dava açtıklarını beyan etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, müvekkili bankanın uyguladığı faiz oranlarının ve tahsil ettiği faiz tutarlarının sözleşme hükümlerine ve yasal mevzuata uygun olduğunu, hukuka aykırılık bulunmadığını, kullanılan kredinin niteliği gereği cari hesap şeklinde kullanılan kredilerde değişen oranlarda faiz uygulandığını, tacir olan davacı şirketin de bu hususu bilerek ve isteyerek bu kredi türünü tercih ettiğini, ödeme yapıldıktan sonra huzurdaki davanın ikame edilmesinin iyi niyetle bağdaşmadığını, davacı ile müvekkili banka arasında 10.04.2017 tarihli 1.000.000,00 TL ve 09.10.2017 tarihli 1.500.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiğini, davacının belirttiği 16 adet rotatif kredinin, Alsancak Şubesinden kullandırılmış 11 adet rotatif kredi olduğunu, 75157377, 75157378, 75157379, 75157381, 75157380 no.lu kredilerin ayrı ve yeni kredi olmayıp Montrö Şubeye devir tarihi olan 16.11.2019 da riski kalmayıp faiz alacağı devam eden krediler olduğunu, söz konusu faiz oranlarının kredi kullanım tarihi itibariyle mevcut ve geçerli olan kredi faiz oranları olup cari hesap şeklinde işleyen rotatif kredilerin niteliği gereği dönemler içerisinde faiz oranlarının değişmekte olduğunu, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinin 2.7.4 maddesinde "cari hesap şeklinde işleyen kredilerde banka piyasa koşullarına göre müşteriye bildirim yapmaksızın faizi değiştirebilir" dendiğini, 2.7.12. maddesinde T.C.M.B veya diğer yetkili mercilerin bu kredi faizleri ve tahakkuk devreleri için alacakları yeni kararların da yürürlük tarihinden itibaren uygulanacağını müşteri kabul ve taahhüt eder" dendiğini, bu hükümlerin tarafları bağlayıcı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; davalı banka ile davacı şirket arasında 10.04.2017 düzenleme tarihli 1.500.000,00 TL ve 09.10.2017 düzenleme tarihli 1.000.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığı, bankacı bilirkişiden alınan 24.02.2022 tarihli raporda, genel kredi sözleşmelerine istinaden davacı şirkete BCH şeklinde çalışan krediler kullandırıldığı, davacıya kullandırılan kredilerin dayanağı Genel Kredi Sözleşmesinin 2.7.2,2.7.3 ve 2.7.4 maddelerinde kredilerle ilgili faiz oranları ile ilgili hükümlerin kabul ve taahhüt edildiği, davalı banka tarafından davacıya kullandırılan BCH şeklinde çalışan kredilere kredilerin nevi itibariyle sözleşme hükümleri doğrultusunda değişen faiz oranlarının uygulandığı ve bu oranlar üzerinden faizlerin tahsil edildiği, davalı bankanın kredilere uyguladığı faiz oranlarının diğer bankaların ve T.C. Merkez Bankasının bildirdiği bankaların uyguladığı ortalama faiz oranlarının üstünde olmadığı, istenebilir makul oranlar olduğu ve tespit edilen oranlar dahilinde faiz, komisyon ve gider vergisinin tahsil edildiği, bu nedenle davacı şirkete istirdat edilecek bir tutarın bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği; davacı bankanın krediler ile ilgili tahsil ettiği faiz, komisyon ve gider vergisi tutarlarında herhangi bir fazlalık bulunmadığı, davalı bankanın faiz oranlarını internet sitesinde yayınlayarak ilan ettiği, sözleşmenin 2.7.4. maddesi uyarınca cari hesap şeklinde işleyen kredilerde davalı bankanın piyasa koşullarına göre faizi değiştirebileceği, bu hususta müşteriye bildirim yapma yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin, davalı bankanın 2011 yılından bu yana ticari müşterisi olduğunu, o tarihte teminat olarak müvekkili şirket yetkilisi ... 'a ait İzmir İli, ... İlçesinde bulunan taşınmaz üzerine davalı banka lehine 19.10.2011 tarihinde 1.250.000,00 TL, 12.04.2013 tarihinde 2250.000,00 TL ilave bedel ile toplam 3.500.000,00 TL tutarında ipotek tesis edildiğini, bundan sonra ise davalı banka ile müvekkili şirket arasında gerek rotatif gerek KGF olmak üzere çok sayıda kredi sözleşmesi yapıldığını, müvekkili şirket yetkilisinin davalı bankadan "2015 - 2020 yılları arasındaki her aya ilişkin ... 'ya bildirilmiş olan kullandırılacak kredi faiz oranlarının" ne olduğunun bildirilmesi için talepte bulunduğunu, gelen bilgilere göre müvekkilinden tahsil edilen kredi faiz tutarlarının, anlaşma gereğince tahsil edilmesi gereken faiz tutarından fazla olduğunun tespit edildiğini, banka tarafından gönderilen ve taraflar arasında hazırlanıp, yapıldığı iddia edilen matbu sözleşme ana metnine bakıldığında ne müvekkili şirketin kaşesinin, ne de şirket yetkilisinin imzasının yer almadığının görülmekte olduğunu, oysa taraflar arasında hazırlanan ve müvekkili şirket tarafından kaşe vurulan ve şirket yetkilisi tarafından altı imzalanan sözleşmenin banka tarafından gönderilen sözleşme olmadığını, bankanın asıl sözleşme metnini mahkemeye sunmaktan imtina ettiğini, davalı banka tarafından eldeki davaya konu dosyaya taraflar arasında hazırlanan ve müvekkili şirket tarafından kaşe vurulan ve şirket yetkilisi tarafından altı imzalanan sözleşme yerine son sayfasında müteselsil kefilin imzasının yer aldığı, banka bünyesinde yüzlerce basılı nüshasının yer aldığı matbu - boş sözleşme örneği gönderdiğinden, sorumluların cezalandırılması talebiyle suç duyurusunda bulunduklarını, ancak bu soruşturma dosyasının eldeki davada bekletici mesele yapılmadığını, müvekkili şirket ile davalı banka arasında yapılan sözleşme metinlerinin, bilirkişi tarafından değerlendirilen ve mahkemece hükme esas alınan sözleşme metinlerinden farklı olduğunu, hükme esas alınan 24.02.2022 tarihli bilirkişi raporunun 4. sayfasının "11- Yapılan İncelemeler" üst başlıklı "b - Genel Kredi Sözleşmesi" başlıklı bölümünde; "tarafların serbest iradesi ile imzalandığı sözleşmenin ilgili maddeleri özetle şöyledir." denildiğini, ancak dosya arasında tarafların serbest iradeleriyle imzalanan bir sözleşme bulunmadığını, taraflar arasında imzalanmış olan asıl sözleşmede "Faiz oranları Merkez Bankası'nın "Bankalarca Açılan Kredilere Uygulanan Ağırlıklı Ortalama Faiz Oranlarına" 0,25 eklenerek bulunacak oran olarak" kabul edildiğini, asıl sözleşmede "Bankanın hiç bir surette masraf, komisyon, resim, harç vs. adı altında tahsilat yapamayacağı" "Bankanın her bir değişikliği en az iki gün öncesinden haber vereceği." "Banka'nın kredi sözleşmesini dijital ortamda saklayacağı" hususlarının düzenlendiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı banka tarafından fazladan tahsil edilen faiz tutarının iadesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 20. maddesinde, tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacirin münasip bir ücret isteyebileceği düzenlenmiştir. Davalı banka tacir olup, davacıya ticari işletmesiyle ilgili, ticari nitelikli genel kredi sözleşmeleri ile ticari kredi kullandırmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmelerde anılan hesaplardan yapılan işlerden tarafların sıfatı, işin niteliği ve mutad bankacılık uygulaması açısından ücret tahsil edebileceğinin kabulü gerekir.
6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden önce akdedilmiş olan sözleşmeler, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde düzenlenen ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca; 01.07.2012 tarihinden önce akdedilen sözleşmelerde, 818 sayılı BK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, bu sözleşmeler 6098 saylı TBK'da düzenlenen genel işlem şartlarına aykırılık yönünden değerlendirilme yapılamayacak olup, TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenen sözleşmelerde ise 6098 sayılı TBK'nın 21, 25. ve 26. maddeleri uyarınca hukuki denetim yapılacaktır.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu 144. maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden, Bakanlar Kurulunun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankasının çıkarmış olduğu 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 3. maddesinde, bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranlarının serbestçe belirleneceği, 4. maddesinde ise reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının, serbestçe belirleneceği kabul edilmiştir. Yine aynı Tebliğin 6/2. maddesine göre bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar. T.C. Merkez Bankası’na bu yönde bildirim yapmış ise bu miktarları geçmemek suretiyle, bildirilmemişse diğer bankaların mutat uygulaması doğrultusunda ücret tahsil edebilir. (Yargıtay 11. HD 02.06.2021 tarih ve 2020/6652 E. - 2021/4706 K. )
Bu çerçevede, eldeki davada ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı banka tarafından davcıya kullandırılan BCH şeklinde çalışan kredilere kredilerin nevi itibariyle sözleşme hükümleri doğrultusunda değişen faiz oranlarının uygulandığı ve bu oranlar üzerinden faizlerin tahsil edildiği, davalı bankanın kredilere uyguladığı faiz oranlarının diğer bankaların ve T.C. Merkez Bankasının bildirdiği bankaların uyguladığı ortalama faiz oranlarının üstünde olmadığı, istenebilir makul oranlar olduğu, tespit edilen oranlar dahilinde faiz, komisyon ve gider vergisinin tahsil edildiği, bu nedenle davacı şirkete istirdat edilecek bir tutarın bulunmadığı tespit edilmiştir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davalı bankanın kullandırdığı kredilerden tahsil ettiği faiz tutarının kredi sözleşmesine ve mutat bankacılık uygulamalarına uygun olmasına göre davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30.01.2025