T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/845
KARAR NO : 2025/7
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14.02.2023
NUMARASI : 2021/845 Esas 2023/112 Karar
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 08.01.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 08.01.2025
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.02.2023 tarih 2021/845 Esas 2023/112 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davacının mülkiyeti kendisine ait olan ...'ni yıllardır ailesi ile birlikte işlettiğini, davacının oteli 11.02.2020 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile ... Ltd.Şti.ne kiraladığını, yıllık kira bedelinin 600.000,00-TL olduğunu, kira sözleşmesi 5. maddesi uyarınca 200.000.TL peşin, 400.000 TL 2020 yılı şubat mart nisan mayıs ayları son günleri ödeme tarihli her biri 100.000TL' lik dört adet çek ile ödeneceğinin kararlaştırıldığını, keşideci kiracı ... Ltd.Şti. tarafından, muhatabı ... seri numaraları 8004404-8004405-8004406-8004407 28.02.2020, 31.03.2020, 30.04.2020 ve 31.05.2020 keşide tarihli her biri 100.000.TL lik dört adet çek kira bedeli ödenmek üzere davacıya teslim edildiğini, keşideci kiracı ... Şti. yetkilisi ...'ın kira bedelini covid 19 salgını ve pandemi ilanı nedeniyle otelin kapalı olduğu gerekçesi ile kira bedelini ödemek için keşide ettiği bu çekleri vadesinde ödemediğini, kira bedeli olarak verilen çeklerin parça parça davacıya ödenmesi konusunda anlaşıldığını, davacının bu dört çeki muhataba ibraz edip arkasına karşılıksız şerhi yazdırmadan ve ciro etmeden keşideci şirket yetkilisi olduğunu söyleyen ...'a iade ve teslim ettiğini, kira bedeli ödemesi amacıyla keşide edilen bu dört çekin muhataba ibraz edilmeden, davacı tarafından keşideciye iade ve teslim edilen kira bedellinin karşılığının bir kısmının davacı nakit olarak ödendiğini, takip konusu yapılan orjinal çekin, 8004405 seri numaralı 31.03.2020 tarihli, muhatabı ... olan 100.000- TL.lik iade olunan çek olduğunu, keşideci kiracı ... Şti. yetkilileri 2020 yılı haziran ayında hizmete açtıkları ...ni Eylül ayı ortasında habersizce terk ettiklerini, keşideci ... Şti. kira borcunu tüketilen elektrik ve su bedellerini, personel SGK ve vergi borçlarını da ödemediğini, abonelik sözleşmesi davacı adına olup ödenmeyen elektrik faturası nedeniyle otelin elektriği kesildiğinde kiralayan davacının borcunu ödediğini, ... Ltd.Şti. yetkilisi ..., ... ve yetkili olduğunu söyleyen ...'ın otelin anahtarlarını teslim etmeden ve bilgi vermeden personeli otelde bırakarak oteli terk ettiklerini, ücretlerini alamayan personelin, iki gün davacı tarafından otele ve içerideki eşyalara zarar verilmesin diye konuk edildiğini, olmayanlara yol parası verilerek ayrılmalarının sağlandığını, bu kişilerden birisinin keşideci kiracı ... Ltd. Şti. nin aşçısı olarak otelde çalışan kişi olduğunu, bu kişi kiracı şirket yetkililerinin taşınmazı terk etmesi ile iki üç gün otelde kaldığı ve sorumluluğundaki mutfaktan bir çok malzemeyi yağmalayarak otelden ayrıldığını, takibe konu çekin 10 günlük ibraz süresinde muhataba ibraz edilmeyen ve çek özelliğini yitiren çek üzerindeki keşide tarihi ile iki kez oynandığını, önce 20.06.2020 tarihi yazıldığını, sonra da 30.11.2020 olarak bankaya ibraz edildiğini, bu çekin bedelsiz olup davacının imzası taklit edilerek sahte imza ile davacının hukuki ilişkisi olmayan tanımadığı ... Ltd.Şti.ne cirolandığını, takibe konu çekin davacı/lehdar tarafından işlem yapılmadan keşideciye iadesi esnasında zaten ibraz süresinin geçtiğini ve çek kambiyo senedi niteliğini yitirdiğini, ayrıca bu çek için 70.000.TL ödendi şeklinde arka yüzde şerh bulunduğunu, davalının bankaya ve takibe çeki ibraz ederken bu ibareyi de karaladığını, bu tahrifatın çıplak gözle dahi görüldüğünü, esasen bu haliyle çekin gerek banka ve gerekse icra müdürlüğü tarafından işleme esas alınmaması gerektiğini, davalı alacaklı ve ciro silsilesindeki arkadaşları, özünde davacının alacaklısı/ lehdarı olduğu çekte sahtekarlık yaparak icra takibi başlattıklarını ve haksız kazanç sağlamak, davacının oteline çökme girişiminde bulunarak suç işlediklerini, takip konusu çekin arakasında sol alt köşesinde davacının çeke mahsuben 70.000.TL ödendiğine ilişkin el yazısı notu bulunduğunu, buna rağmen üzerinde birden fazla sahtecilik yapılan sahte çek icra takibine konu edildiğini, yazı ve adı altındaki imzanın davacıya ait olmadığını ve davacının ciro zincirinde yer alan borçlu ... Ltd.Şti'ni ve yetkilisini tanımadığı gibi hukuki ticari ilişkisi de bulunmadığını, bu nedenlerle borca, imzaya ve takip dayanağı belgenin kambiyo senedi olmayışına itiraz ettiklerini ve öncelikle takibin durdurulmasını talep ettiklerini, davacının keşideci şirketten kira, tazminat alacakları olduğu halde aynı kişiler resmi evrakta sahtecilik yaparak davacıyı borçlandırılmaya yönelik olarak dört çekten 8004405 seri nolu 100.000 TL lik 30.04.2020 tarihli çeki de daha önce İzmir 10. İcra Dairesi 2021/7285 sayılı icra takibine konu ettiklerini, bu dosyada da borca imzaya, itirazda bulunulduğunu ve alacaklı, keşideci yetkilileri ve borçlu şirket yetkilisi hakkında Ayvalık CBS 2021/2884 Sor. sayılı şikayette bulunduklarını ve derdest olduğunu, davacının keşideci ....Şti. nin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kendisine yönelen alacaklılara Bursa 2. İTM 2020/661E, 2021/259 E sayılı istihkak davalarını, 2020/598 E 2020/570E sayılı şikayetlerini, İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi 2021/ 144 E. Sayılı dosyalarının halen derdest olduğunu, davada imzaya yapılan itirazın gerekli incelemeler yapılarak sonuçlanana kadar yasa gereği takibin geçici olarak durdurulmasını, davacı hakkında açılan icra takibinde davacının tüm araç ve taşınmaz mallarının haczedildiğini ve mağdur edildiğini, davacının haczedilen mallarının değerinin yaklaşık 100.000.000,00 TL olduğunu, davacının bu cihetle icranın durdurulması için ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, alacak iddiasının yüzlerce katı değerde taşınmaz üzerine haciz konduğunu, ancak takibin geçici olarak durdurulmaması halinde davacının cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalacağı bedeli hiç bir mal varlığı olmadığını bildikleri davalıdan istirdat edebilmesi yolunda hiç bir imkanı bulunmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu, alacağın yüzlerce katı malın haczedilmiş olmasına karşın, davacının menkul mallarının da haczini istediğini, ticari itibarına verdiği önemi bir zafiyet gibi kullanmak istemiyle hareket ettiğini, açıklanan nedenlerle ve inceleme sonucu belirlenecek durumlar karşısında, İzmir 10. İcra Dairesi 2021/11405 Esas sayılı icra takibi dayanağı muhatabı ... olan (tahrifat sonrası) 30.11.2020 keşide tarihli 100.000,00TL'lik çekten dolayı davacının borçlu olmadığından borca ve imzaya, çek üzerinde birden çok tahrifat sonucu yapılan sahteciliğe itirazları nedeniyle öncelikle takibin durdurulmasına, davacının borçlu olmadığının tespiti ile ödeme emri ve takibin iptaline, davalı alacaklının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, takibe konu çek ile ilgili olarak İzmir 10.İcra Müdürlüğünün 2021/11405 Esas sayılı dosyası hakkında davacı tarafından 28/10/2021 tarihinde İzmir 12.İcra Hukuk mahkemesinin 2021/763 esas sayılı dosyası üzerinden borca itiraz davası açıldığı, yerel mahkemece yeterli belge bulunmadığı gerekçesi ile takibin durdurulması talebini reddettiğini, davanın bu sefer aynı gerekçelerle aynı takip hakkında Mahkemeye menfi tespit davası açtığını, mahkemece ihtiyati ihtiyati tedbir kararı verildiğini, bu ara kararı istinaf ettiklerini, davacının imza inkarına dayandığını, davanın İcra Hukuk Mahkemeleri tarafından incelenmesi gerektiğini, bu nedenle görevli mahkemenin İcra Hukuk mahkemeleri olduğunu, davacının takibe konu çek ile kısmi ödeme aldığını çekin 60.000 TL.lık kısmının bedelsiz olduğu yönünde iddia da bulunduğunu, bu iddiasını ispata yönelik bir evrak sunmadığını, senetle ispat yükümlülüğü bulunduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğu kambiyo senetlerine mahsus ödeme merine konu çekin iyiniyetli hamili olduğunu, çek bedelinin vadesinde ödenmediğinden bahisle süresi içinde takibe konulduğunu, çek keşidecisi ve cirantaları aleyhinde icra takibi başlattığını, çek keşidecisi ile davacı arasındaki ticari münasebetin davalının bilgisi dışında olduğunu, davalının çek keşidecisi ... Şti.'nde aşçı olarak çalıştığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının otel işletmecisi olduğunu iddia ettiğini, basiretli bir tacir olarak şirket imza sirkülerini kontrol etmeden teslim aldığı çekleri herhangi bir yazılı belge düzenlemeden iade etmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, söz konusu çekleri ciro ederek üçüncü bir şahsa teslim etmesinin davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, takibe konu yapılan çek üzerinde ödeme tarihinde yapılan paraflarla ilgili olarak davalının bilgisi bulunmadığını, keşideci firma ödeme tarihinde yaptığı paraflarla ilgili olarak herhangi bir şikayetinin ve davasının bulunmadığından yola çıkarak çek vasfının korunduğunu söylemenin yerinde olacağını belirterek öncelikle takibin durdurulmasına ilişkin ara kararından rücu edilmesini, derdestlik itirazı sebebiyle davanın usulden reddine, davacın haksız taleplerinin ret edilerek %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, davacının haksız ve kötüniyetli itirazlarının kaldırılarak ,takibin devamı yönünde karar verilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafça İzmir 12.İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/763 Esas ve 2022/385 Karar sayılı dosyasında verilen karar nedeniyle derdestlik itirazında bulunmuş ayrıca görevli mahkemenin icra hukuk mahkemesi olduğundan bahisle görev itirazında bulunulmuş ise de, icra mahkemesinin önüne gelen itiraz ve şikayetleri icra ve iflas kanununda düzenlenen özel usul kurallarını uygulayarak takip hukuku bakımından kesin hükme bağladığından anılan mahkemenin kararlarının kural olarak maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımadığı, bu nedenle borca veya imzaya itirazın incelenmesi sırasında sahtelik iddiasına dayalı olarak genel mahkemelerde açılan davaları bekletici mesele yapamayacağı gibi takibin durdurulmasına da karar veremeyeceği sadece İİK 169/a-2 maddesi uyarınca itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verilebileceği, icra mahkemesince takibe konu alacakla ilgili bir karar verilmiş olmasının aynı alacak hakkında genel mahkemelerde dava açılmasına engel oluşturmayacağından davalı vekilinin derdestlik itirazının yerinde görülmediği, yine davanın kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davası olduğundan görevli mahkemenin de asliye ticaret mahkemesi olduğundan davalı vekilinin görev itirazının da yerinde görülmediği, davacı tarafın dava dışı ... Şti. ile 11/02/2020 tarihinde kira sözleşmesi yapılarak ...nin dava dışı ... Ltd Şti.'ne kiralandığını, yıllık kira bedelinin 600.000 TL olduğu, sözleşmeye göre kira bedelinin 200.000 TL 'si peşin, kalanın ise 28/02/2020 tarihinde 100.000 TL, 31/03/2020 tarihinde 100.000 TL, 30/04/2020 tarihinde 100.000 TL ve 31/05/2020 tarihinde 100.000 TL 'lik 4 adet çek ile ödeneceğinin kararlaştırıldığını, dava dışı ... Şti. tarafından, muhatabı ... olan seri numaraları 8004404 -8004405 -8004406 -8004407 28.02.2020, 31.03.2020, 30.04.2020 ve 31.05.2020 keşide tarihli her biri 100.000.TL lik dört adet çekin kira bedeli karşılığında davacıya teslim edildiğini, daha sonra dava dışı kiracı ile kira bedelinin parça parça ödeneceği hususundaki anlaşmaları üzerine bu dört çekin davacı tarafından muhataba ibraz edilip arkasına karşılıksız şerhi yazdırılmadan ve ciro edilmeden keşideci şirket yetkilisi olduğunu söyleyen ...'a iade ve teslim edildiği, keşideciye iade edilen çeklerden 31/03/2020 keşide tarihli 8004405 seri nolu 100.000 TL 'lik dava konusu çekin keşide tarihinin önce 20/06/2020 tarihi olarak yazıldığı, sonradan 30/11/2020 olarak yazılıp bankaya ibraz edildiğini, bu çekin bedelsiz olup davacının yazısı ve imzasının taklit edilerek sahte imza ile davacının hukuki ilişkisi olmayan ... Şti 'ye cirolandığına, ardından bu çekin takip alacaklısı davalı tarafından İzmir 10 İcra Müdürlüğünün 2021/11405 Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğu, söz konusu çekteki davacı imza ve yazısının sahte olduğundan bahisle davalı hamile borçlu olmadığı iddiasıyla icra takibinden sonra iş bu menfi tespit davasının açıldığı, davalı taraf ise, davacının iddiasını senetle ispatlaması gerektiği, davalının dava konusu çekin iyiniyetli hamili olduğu, çek bedelinin vadesinde ödenmediğinden bahisle süresi içinde takibe konulduğu, çek keşidecisi ve cirantaları aleyhinde icra takibi başlatıldığı, çek keşidecisi ile davacı arasındaki ticari münasebetin davalının bilgisi dışında olduğu, davalının çek keşidecisi şirkette aşçı olarak çalıştığı iddiasının gerçek dışı olduğu, davacının otel işletmecisi olduğunu iddia ettiği, basiretli bir tacir olarak şirket imza sirkülerini kontrol etmeden teslim aldığı çekleri herhangi bir yazılı belge düzenlemeden iade etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, söz konusu çekleri ciro ederek üçüncü bir şahsa teslim etmesinin davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiği, takibe konu yapılan çek üzerinde ödeme tarihinde yapılan paraflarla ilgili olarak davalının bilgisi bulunmadığı, keşideci firmanın ödeme tarihinde yaptığı paraflarla ilgili olarak herhangi bir şikayetinin ve davasının bulunmadığından çekin kambiyo vasfının korunduğunu savunduğunun görüldüğü, davacı tarafça İzmir 10.İcra Müdürlüğünün 2021/11405 Esas sayılı dosyasında başlatılan takipteki takip dayanağı 30/11/2020 keşide tarihli 8004405 nolu 100.000 TL bedelli çekin dava dışı ... Şti tarafından davacı lehine keşide edildiği, sözkonusu çekin daha sonra davacı tarafından muhataba ibraz edilip arkasına karşılıksız şerhi yazdırılmadan ve ciro edilmeden keşideci şirket yetkilisi olduğunu söyleyen ...'a iade ve teslim edildiği, söz konusu bu çekin daha sonra keşide tarihinin değiştirilip davacının imza ve yazısı sahte olarak oluşturularak ciro edildiğini savunarak icra takibinden sonra iş bu menfi tespit davasının açıldığı; dava konusu çek üzerinde keşide tarihinin değiştirilerek davacının imza ve yazısının sahte olarak oluşturulup oluşturulmadığı hususunda İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 26/12/2022 tarihli raporda ; sözkonusu çekte yer alan keşide tarihi daha önce "31.03.2020" iken farklı fiziki evsafta bir kalem kullanılarak aylar hanesi birler basamağındaki "3" rakamının üstten gitme ve tamamlama suretiyle "6" okunur rakama dönüştürülmüş olduğu, söz konusu dönüştürme işleminde kullanılan kalemden optik ve spektreskopik olarak ayırt edilemeyen bir kalem ile keşide tarihi çizilerek üst kısma "20.06.2020" okunur tarih ibaresinin yazılarak tarih düzeltme imzasının atılmış olduğu, farklı fiziki evsafta 3. bir kalem kullanılarak "20.06.2020" ibaresinin üstü çizilerek alt kısma "30.11.2020" okunur tarih ibaresinin yazılmış olduğu söz konusu ibaredeki" 3,0,2" rakamları üzerinden gidilmiş olduğu, inceleme konusu çek arka yüzde yer alan "..." isim yazısı ve imzası ile ...'ün mukayese yazı ve imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu yazı ve imzanın davacının eli ürünü olduğunun rapor edildiği, dava konusu çekteki ciro silsilesinde şeklen bozukluk olmadığı, dava dışı keşidecinin SGK'dan temin edilen kayıtları ve ticaret sicil kayıtlarına göre davalının keşideci şirkette çalıştığı veya ortağı/yetkilisi olduğuna dair kayda rastlanmadığı, davacının dava konusu çeki muhataba ibraz etmeden ve ciro etmeden keşideci şirket yetkilisi olduğunu söyleyen ...'a iade ve teslim ettiği iddiasını ispatlayamadığı gibi davacının sözkonusu çekteki imzasının taklit edilerek ciro silsilesi kurularak örgüt halinde sahtecilik yapıldığından bahisle davalı ve dava dışı ...'ın da aralarında bulunduğu diğer şahıslar hakkında yaptığı şikayet üzerinde Ayvalık CBS tarafından yürütülen 2021/2884 Esas sayılı soruşturmanın halen derdest olduğu, sözkonusu çekteki keşide tarihlerinde yapılan değişikliklerle ilgili olarak keşideci tarafından yapılan bir şikayet veya açılmış dava bulunmadığı, bu kapsamda davalı hamilin iyi niyetli olduğu, davacı lehdarın dava dışı keşideci ile aralarında imzalanan kira sözleşmesi kapsamındaki hükümleri iyiniyetli hamil olan davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, davalının dava konusu çeki devraldığı sırada, davacı lehdar zararına hareket kastının bulunduğu davacı tarafından tüm dosya kapsamından ispat edilemediğinden davacının davasının reddi ile, davalının mahkemece verilmiş ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alacağına geç kavuşması söz konusu olduğundan takip konusu asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, açılan davanın menfi tespit davası olduğunu ve alacağın ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu bu hususta davalının dosyada mevcut çekten başka alacağını kanıtlayan belge bulunmadığının açık olduğunu, davalının davacı adına davacıyı cebri icra ve haciz baskısı altına alarak, ekonomik yönden zor durumda bırakmak amacıyla İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2021/11405 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı 30/11/2020 keşide tarihli 8004405 nolu 100.000,00 TL bedelli çekin, 70.000,00 TL tutarının ödendiğini, dava dışı ... Şti tarafından davacı lehine keşide edildiğini, söz konusu çekin daha sonra tarafından muhataba ibraz edilip arkasına karşılıksız şerhi yazdırılmadan ve ciro edilmeden keşideci şirket yetkilisi olduğunu söyleyen ...'a iade ve teslim edildiğini, söz konusu bu çekin daha sonra keşide tarihinin değiştirilip, davacının imza ve yazısının sahte olarak oluşturularak ciro edildiğini, dava konusu çek üzerinde 20.06.2020, 31.08.2020 ve 30.11.2020 tarihi bulunduğunu, bu karalamalar ve tarihlerde yalnızca 1 adet paraf imzasının bulunduğunu, Mahkemenin bu hususu değerlendirmediği gibi yalnızca davacının imzalarını tartıştığını, keşidecinin imzalarını tartışmadığını, burada mahkemece tartışılması gerekli hususun çek üzerinde böyle bir şekilde karalama ve değişiklikleri yalnızca keşidecinin yapabileceğinin açık olduğunu, Mahkemece 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 207. Maddesinin irdelenmesi gerektiğini, yapılan yargılamada yalnızca davacı tarafından talep edilen ve dosyaya delil olarak sunulan belgeler üzerinde Adli Tıp Kurumunda inceleme yaptırıldığını ve alınan rapora göre eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu, oysa ki Mahkeme tarafından dava konusu çekin kambiyo niteliğinin var olup olmadığı araştırılması gerekirken bu hususun değerlendirilmediğini, çekte düzenleme tarihinin bir diğer önemli unsurlardan olduğunu, ancak düzenleme tarihi belli ve mümkün olmalı ve çek üzerinde birden fazla veya çelişkili keşide tarihlerinin bulunmaması gerektiğini, aksi halde çekin geçersiz olacağını, senedin geçerliliği, ibraz sürelerinin saptanması, keşidecinin ehliyetinin saptanması ve keşidecinin tasarruf yetkisinin olup olmadığının keşide tarihi esas alınarak belirleneceğini, Yargıtay 11. H.D. 04.02.2021 tarih 2020/5300 Esas 2021/868 Karar sayılı ilamında bu hususa değinildiğini, Mahkeme tarafından İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine hazırlattırlan 26/12/2022 tarihli raporda; söz konusu çekte yer alan keşide tarihi daha önce "31.03.2020" iken farklı fiziki evsafta bir kalem kullanılarak aylar hanesi birler basamağındaki "3" rakamının üstten gitme ve tamamlama suretiyle "6" okunur rakama dönüştürülmüş olduğu, söz konusu dönüştürme işleminde kullanılan kalemden optik ve spektreskopik olarak ayırt edilemeyen bir kalem ile keşide tarihi çizilerek üst kısma "20.06.2020" okunur tarih ibaresinin yazılarak tarih düzeltme imzasının atılmış olduğu, Farklı fiziki evsafta 3. bir kalem kullanılarak "20.06.2020" ibaresinin üstü çizilerek alt kısma "30.11.2020" okunur tarih ibaresinin yazılmış olduğu söz konusu ibaredeki" 3,0,2" rakamları üzerinden gidilmiş olduğu, inceleme konusu çek arka yüzde yer alan "..." isim yazısı ve imzası ile ...'ün mukayese yazı ve imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu yazı ve imzanın davacının eli ürünü olduğu kanaatine varıldığının bildirildiğini, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 207. maddesinde: “Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkâr hâlinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir." hükmünün yer aldığını, yani senette mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkar halinde yok hükmünde olacağını, bu nedenle senet üzerinde yapılan değişikliklerin, geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerektiğini, bu şekilde yapılan imzaya veya paraf imzasına itiraz halinde, mahkemece, yöntemince imza incelemesinin yapılması gerektiğini, düzeltmenin onaylı olmaması veya imzanın keşideciye ait olmadığının anlaşılması halinde, düzeltme yok hükmünde olup, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılacağını, ayrıca çek üzerinde 3 adet tarih düzeltilmiş ancak tek bir paraf mevcut olduğunun açık olduğunu, dava konusu çekin yukarıda izah edildiği üzere TTK'nun 708/1.maddesi uyarınca çek niteliğini kaybetmiş bulunduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, dava konusu 30.11.2020 keşide tarihli ve 100.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davacı lehtar tarafından davalı hamile yönelik icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davaya dayanak teşkil eden İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2021/11405 Esas sayılı icra takip dosyasında, alacaklı ... tarafından borçlular ... Şti., ... Şti. ve ... aleyhine 30/11/2020 keşide tarihli 8004405 seri nolu 100.000,00 TL bedelli çeke dayalı olarak 100.000 TL asıl alacak, 14.771,76 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 114.771,76 TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçlu ... 'e 21/10/2021 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.
Davaya konu çek üzerinde Mahkemece grafolojik inceleme yaptırıldığı , bu kapsamda dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderilerek rapor alındığı, alınan 26/12/2022 tarihli raporda; inceleme konusu çekte yer alan keşide tarihi daha önce "31.03.2020" iken farklı fiziki evsafta bir kalem kullanılarak aylar hanesi birler basamağındaki "3" rakamının üstten gitme ve tamamlama suretiyle "6" okunur rakama dönüştürülmüş olduğu, söz konusu dönüştürme işleminde kullanılan kalemden optik ve spektreskopik olarak ayırt edilemeyen bir kalem ile keşide tarihi çizilerek üst kısma "20.06.2020" okunur tarih ibaresinin yazılarak tarih düzeltme imzasının atılmış olduğu, farklı fiziki evsafta 3. bir kalem kullanılarak "20.06.2020" ibaresinin üstü çizilerek alt kısma "30.11.2020" okunur tarih ibaresinin yazılmış olduğu söz konusu ibaredeki" 3,0,2" rakamları üzerinden gidilmiş olduğu, inceleme konusu çek arka yüzde yer alan "..." isim yazısı ve imzası ile ...'ün mukayese yazı ve imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu yazı ve imzanın davacı ...'ün eli ürünü olduğu rapor edilmiştir.
Taraflarca delil olarak dayanılan İzmir 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/763 Esas, 2023/252 Esas sayılı dosya içeriklerinin işbu dosya içerisine alındığı, dosya içeriğinde takip konusu çekin keşide tarihindeki paraf imzası ile keşideci imzasının karşılaştırılması ve tahrifat olup olmadığının tespiti bakımından bilirkişi tarafından alınan 15.03.2024 tarihli raporda; "....keşide tarihi hanesine ilk kez ve birinci kalemle 31.03.2020 tarih rakamlarının yazıldığı, bu tarih rakamlarının aylar hanesindeki 03 rakamlarından 3 rakamının üzerinden mükerrer olarak gidilerek 8 rakamına dönüştürüldüğü, bu işlem beğenilmeyip 31.08.2020 rakamlarının sağ alt kısmına keşideci adına bir adet imzanın atıldığı, daha sonra farklı bir kalemle ve farklı bir zemin üzerinde yukarıda belirtilen değişiklikleri onaylar şekilde atılmış imzadan faydalanılarak 20.06.2020 rakamlarının üzerine üç ayrı çizgi çizilerek iptal edildiği ve bahis konusu düzeltme imzasının sol yan kısmına tahrifen 30.11.2020 rakamlarının yazıldığı, ön yüzü sağ alt kısmına keşideci şirket adına atılmış bir adet imza ile yin eaynı çekin ön yüzü sağ üst kısmı keşide tarihi hanesinde yapılan değişiklikleri onaylar nitelikte atılmış bir adet imzanın aynı bir şahıs elinden çıktığı kanaatine varılmıştır." şeklinde düzenlendiği, hükme esas alınan söz konusu raporun son bölümünde belirtilen "aynı bir şahıs elinden çıktığı" ibaresinde "bir" kelimesinin maddi hata sonucu sehven fazladan yazıldığı, dolayısıyla imzanın aynı şahıs elinden çıktığının belirtildiği, aynı raporun birinci sayfasında yapılan karşılaştırma tespitlerinde de her iki imza (keşideci hanesi altındaki imza ile keşide tarihi kısmındaki imza) arasında "uyarlıklar" olduğunun belirtilmesi, ayrıca her iki imzanın fotoğraflı olarak yapılan karşılaştırmasında benzer yerlerinin açıkça gösterilmesi nedeniyle, raporun en son kısmındaki tespitin aynı şahıs elinden çıktığı şeklinde olduğunun anlaşılması gerektiği, sehven "bir" kelimesinin fazladan yazıldığı, dolayısıyla keşide tarihi kısmındaki tarih değişikliğinin keşideci tarafından onaylandığı, 30.11.2020 tarihine göre çekin süresinde bankaya ibraz edildiği, İzmir 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 10.09.2024 tarih 2023/252 Esas 2024/569 Karar sayılı davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan kambiyo şikayeti, imza ve borca itiraza yönelik davada verilen kabul kararının istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM 8. Hukuk Dairesi'nin 2024/2073 - 2772 E.K sayılı ilamı ile işbu kararın kaldırılarak davanın reddine yönelik kesin olmak üzere neticelenmiş olduğu görülmüştür.
İDM'ce inceleme konusu çek arka yüzde yer alan "..." isim yazısı ve imzası ile ...'ün mukayese yazı ve imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu yazı ve imzanın davacının eli ürünü olduğunun rapor edildiği, dava konusu çekteki ciro silsilesinde şeklen bozukluk olmadığı, dava dışı keşidecinin SGK'dan temin edilen kayıtları ve ticaret sicil kayıtlarına göre davalının keşideci şirkette çalıştığı veya ortağı/yetkilisi olduğuna dair kayda rastlanmadığı, davacının dava konusu çeki muhataba ibraz etmeden ve ciro etmeden keşideci şirket yetkilisi olduğunu söyleyen ...'a iade ve teslim ettiği iddiasını ispatlayamadığı gibi davacının sözkonusu çekteki imzasının taklit edilerek ciro silsilesi kurularak örgüt halinde sahtecilik yapıldığından bahisle davalı ve dava dışı ...'ın da aralarında bulunduğu diğer şahıslar hakkında yaptığı şikayet üzerinde Ayvalık CBS tarafından yürütülen 2021/2884 Esas sayılı soruşturmanın halen derdest olduğu, sözkonusu çekteki keşide tarihlerinde yapılan değişikliklerle ilgili olarak keşideci tarafından yapılan bir şikayet veya açılmış dava bulunmadığı, bu kapsamda davalı hamilin iyi niyetli olduğu, davacı lehdarın dava dışı keşideci ile aralarında imzalanan kira sözleşmesi kapsamındaki hükümleri iyiniyetli hamil olan davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, davalının dava konusu çeki devraldığı sırada, davacı lehdar zararına hareket kastının bulunduğu davacı tarafından ispat edilemediğinden dolayı verilen red kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 08.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.