T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/886
KARAR NO : 2024/2129
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13.01.2022
NUMARASI : 2021/337 Esas 2022/34 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 13.12.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 13.12.2024
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.01.2022 tarih 2021/337 Esas 2022/34 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davacı ile davalının dava dışı ... Anonim Şirketi'nin ortakları olup, davalının ve dava dışı şirketin borçlu olduğu senetten kaynaklı borcun davacı tarafından icra tehdidi altında ödenmesi üzerine, şirketin diğer ortağı davalı ... adına ödenen bedellerin davacıya iadesi amacıyla İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2021/1322 E. sayılı dosyasıyla ilamsız takip başlatıldığını ancak karşı tarafça takibe itiraz edilmesi nedeniyle icra takibinin durduğunu belirterek, borçlunun borca itirazının iptaline ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davacı ...'ın ... A.Ş.'nin, ... T.A.Ş.'ne olan borcunu ödemesi için ... ile ... A.Ş. arasında borcun iç üstlenilmesi sözleşmesi ,... ile ... T.A.Ş. arasında borcun dış üstlenilmesi sözleşmesi, ... ile ... T.A.Ş. arasında İzmir 12. İcra Dairesinin 2020/7738 E. sayılı icra takip dosyasına ilişkin alacağın temliki sözleşmesi,...'ın ... A.Ş.'nin ... T.A.Ş.'ne olduğu iddia olunan icra dosyasına konu yapılmış borcuna kefil olduğuna ilişkin kefalet taahhüdü, ...'ın ... A.Ş.'nin ... T.A.Ş.'ne olduğu iddia olunan icra dosyasına konu yapılmış borcuna katılmasına ilişkin (borca katılma) hukuki ilişkilerden birinin kurulmuş olması gerektiğini, eldeki davada ...'ın ... Tic. A.Ş.'nin ... T.A.Ş.'ne olan borcunu hangi hukuki ilişkiye dayanarak ödediği hususunda hiçbir açıklama bilgi ve belge bulunmadığını belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, takip konusu borcun davacı tarafça 09/10/2020, 12/11/2020, 11/12/2020, 15/01/2021 ve 25/01/2021 tarihlerinde ödendiği, davacı tarafça yapılan 12/11/2020 ve 11/12/2020 tarihli ödeme dekontlarda yapılan toplam 646.000,00 TL tutarındaki ödemelerle davalı ... borcuna istinaden yapıldığını, davalı tarafça söz konusu imzanın TBK nun 581 vd maddelerinde düzenlenen adi kefalet hükmünde olduğu belirtilmiş ise de söz konusu imzanın TTK 778/3 maddesi gereğince aval olarak kabulünün gerektiği, avalin poliçe, çek ve bonoya özgü bir kambiyo taahhüdü olduğu, aval ile poliçedeki bedelin ödenmesinin teminat altına alındığının belirtildiği, avalin 3. bir şahıs veya poliçeyi imzaya koyan diğer bir şahıs tarafından verilebileceği, aval beyanında kimin için verildiği belirtilmemişse TTK'nun 701/4 maddesi gereğince keşideci hesabına verildiğinin kabulünün gerektiği, aval veren kişinin kimin için taahhüt altına girmiş ise aynen onun gibi sorumlu olacağı, aval veren kişinin poliçe bedelini ödediği takdirde TTK 702/3 maddesi gereğince poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap edeceği ve ödemede bulunan avalistin ödediği meblağın tamamını lehine aval verdiği kimseden isteyebileceği, davalı ...'ın takip konusu senetteki avali dava dışı ... Ticaret AŞ. adına verdiği, dava dilekçesinde ve borçlu dava dışı şirket vekili tarafından icra dosyasına verilen 26/01/2021 tarihli dilekçesinde de belirtildiği üzere davacı tarafça icra takibine konu ödemenin davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dava dışı borçlu şirketin haciz işlemlerine maruz kalmaması amacıyla ve borçlu dava dışı şirket adına yapıldığı göz önüne alındığında TTK'nun 702/3 maddesi hükmü gereğince ödemenin avalist davalı ...'tan talep edilemeyeceği, zira davalı avalist ...'ın borcu ödediğinde asıl borçluya rücu hakkının bulunduğu, asıl borçluya rücu hakkı bulunan avaliste, avalist adına ödeme yapıldığından bahisle rücu edilemeyeceği, aval hükümleri göz önüne alındığında borcun davacı tarafça ödenmesi sebebiyle sebepsiz zenginleşenin dava dışı ... AŞ. olduğu, bu sebeple sebepsiz zenginleşme dolayısıyla da davalıdan talepte bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın ve kötü niyet tazminatı isteğinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalının aval veren konumunda olup, TTK'nun 702. maddesi uyarınca, "Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur." Lehine aval verilen kişiye başvurma hakkı doğduğunda avaliste de başvurma hakkı doğar. Avalistin, diğer senet borçlularıyla birlikte “müteselsilen” sorumlu olduğunu, aval ile kefaletin birbirlerinden farklı kavramlar olup avalin bağımsız bir kambiyo taahhüdü iken kefalet, fer’i borç olduğunu, avalistin senetteki borçtan aval verdiği kişi gibi sorumlu olduğunu, aval verme, bir teminat niteliğinde olduğundan lehine aval verilen kişi hangi şartlarda sorumluysa, avalist de o borçtan aynı şekilde sorumlu olduğunu, müvekkil tarafından söz konusu icra dosyasınayapılan ödemelerden yarısının davalı adına "... Borcuna İstinaden" açıklamasıyla yapıldığını, icra dosyasına yapılan tüm ödemelerin, müvekkili tarafından üstlenildiğini, davalının söz konusu ödemelerin tamamından avalist sıfatıyla müteselsil sorumluluğu bulunduğunu, ancak müvekkilinin ödenen bu bedellerden hissesi oranında davalı tarafa rücu ederek davalı adına ödediği 12.11.2020 ve 11.12.2020 tarihli dekontlardan kaynaklı İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2021/1322 E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, müvekkilinin her ne kadar senet üzerinde borçlu olarak gözükmemekteyse de ortağı ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduğu şirket tarafından düzenlenen bonodan kaynaklı dava dışı şirket ve aval verenler adına icra dosyasına ödemelerde bulunarak icra dosyasını kapattığını, müvekkilinin, ortağı olduğu şirketin menfaatini gözeterek icra tehdidi altında ve şirkete haciz gelmesini engellemek amacıyla davalı tarafın borçlu olduğu icra dosyasına ödemede bulunduğundan, aval veren sıfatıyla davalı tarafa kendi payı oranında rücu hakkı bulunduğunu, zira aval verenin asıl borçluyla aynı şekilde sorumlu olduğunu, müvekkilinin avaliste de rücu hakkı bulunduğunu, karşı tarafın sorumlu olduğu bir borcun üçüncü bir kişi olan müvekkil tarafından ödenmesi nedeniyle sebepsiz zenginleştiğinin kabulü gerektiğini, işbu dava kefile karşı doğrudan açılmış bir dava olmayıp avalist adına yapılan ödemenin davalı tarafa rücu edilmesinden kaynaklandığını, müvekkilin davalı tarafın müteselsil sorumlu olduğu bir senede ilişkin olarak payı oranında rücu hakkı bulunduğunu, borcun üstlenilmesi durumunda herhangi bir şekil şartı bulunmadığı gibi, müvekkilin söz konusu borcu ödemesi için ortağı olduğu ya da dava dışı alacaklı şirketle yazılı bir sözleşme yapma yükümlülüğü de bulunmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
GEREKÇE : Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereğince itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda, tarafların ortağı olduğu dava dışı ... AŞ. tarafından keşide edilen 1.112.764,13 TL bedelli, 03.12.2018 tanzim tarihli, 21.09.2020 vade tarihli bonodan kaynaklı olarak senet hamili ... T.A.Ş. tarafından İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7738 E. sayılı dosyasıyla dava dışı ... Anonim Şirketi, şirket ortaklarından ve senet avalistlerinden ... ile ... aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, söz konusu icra tamibinin kesinleşmesi ve haciz aşamasına geçilmesi üzerine davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dava dışı borçlu şirketin haciz işlemlerine maruz kalmaması amacıyla senet borcunun ödendiği ve davalı adına ödenen bedelin iadesi hususunda davalı hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.
İstinaf olunan yerel mahkeme kararında belirtilen gerekçeye ve özellikle davacının senet üzerinde borçlu veya aval veren olarak gözükmediği halde, ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu dava dışı şirket tarafından düzenlenen bonodan kaynaklı borcu dava dışı şirketin haciz tehdidine maruz kalmaması amacıyla aval verenler adına ödediğini iddia etmiş olmasına karşın, borcu üstlenen davacı ile alacaklı arasında yapılan borcun üstlenilmesine ilişkin herhangi bir sözleşmenin veya alacağın temliki işleminin bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 13.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.